Enes Kanter’in “Demokratlara oy veren Müslüman olamaz” çıkışına Hizmet çevrelerinden tepki
Eski NBA oyuncusu Enes Kanter Freedom’ın Demokrat Parti’ye oy verenlerin Müslüman olamayacağını savunması, Hizmet Hareketi’ne yakınlığıyla bilinen isimlerin de tepkisini çekti. Açıklamalar, siyasi tercihlerin dinî kimlik üzerinden yargılanması, inancın siyasi sadakat testine dönüştürülmesi ve dinî değerlerin siyasi hesaplara alet edilmesi yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.

Eski NBA oyuncusu Enes Kanter Freedom’ın ABD’de Demokrat Parti’ye oy veren Müslümanlara yönelik sözleri tartışma oluşturdu. Kanter, mevcut Demokrat Parti’ye oy vermekle Müslüman olmanın bağdaşmayacağını ileri sürerek seçmenlerin dinî kimliklerini siyasi tercihleri üzerinden sorguladı.
İnsan hakları savunuculuğuyla tanınan ve Hizmet Hareketi’ne yakınlığıyla bilinen Kanter’in açıklamalarına, Hareket’le ilişkili gazeteci, yazar ve ilahiyatçı çevrelerden de itirazlar yükseldi.
Tepkilerde, hiçbir kişinin bir başkasının siyasi görüşlerinden hareketle onun Müslüman olup olmadığına karar verme yetkisine sahip olmadığı vurgulandı.
Özellikle Kanter’in dinî referanslarla kendi siyasi yaklaşımını meşrulaştırmaya çalışması eleştirildi. “Allah bunu istemez” diyerek kişisel siyasi kanaatlere ilahi otorite kazandırılmasının, dini siyasi hesapların aracı hâline getirmek anlamına geldiği ifade edildi.
Eleştirilerde, bir siyasetçinin görüşlerinin, politikalarının ve geçmişteki tutumlarının sorgulanabileceği ancak farklı kimliklere ve inançlara sahip insanlarla yan yana gelmesinin dinî samimiyetsizlik olarak yorumlanamayacağı belirtildi.
Siyasi tercihler üzerinden insanların imanını sorgulamanın, inancı bir tür siyasi sadakat testine dönüştürdüğüne dikkat çekildi.
Tepkilerde ayrıca hiçbir siyasi partinin İslam üzerinde tekel sahibi olmadığı ve inancın bireysel vicdan alanına ait olduğu vurgulandı.
Demokratik bir toplumda farklı siyasi görüşlere, dinî yorumlara ve yaşam biçimlerine sahip insanların bir arada bulunabilmesinin temel bir ilke olduğu hatırlatıldı.
İnsan hakları söylemiyle çelişki eleştirisi
Tartışmanın bir diğer boyutunu ise Kanter’in uzun yıllardır kamuoyunda savunduğu insan hakları, dinler arası diyalog ve birlikte yaşama ilkeleri oluşturdu.
Eleştirilerde, insan hakları savunuculuğuyla tanınan bir kişinin dinî gerekçelere başvurarak farklı siyasi tercihlere sahip insanları dışlamasının, daha önce savunduğu evrensel ilkelerle çeliştiği görüşü dile getirildi.
Siyasi hırsların ve belirli çevrelerden kabul görme arayışının, bireyleri geçmişte savundukları değerlerden uzaklaştırabileceğine dikkat çekilirken, başkalarının inançlarını sorgulamanın siyasi meşruiyet kazanmanın aracı hâline getirilmemesi gerektiği belirtildi.
Hizmet Hareketi’nin temel değerleriyle bağdaşıyor mu?
Kanter’in açıklamaları, yakınlığıyla bilindiği Hizmet Hareketi’nin uzun yıllardır öne çıkardığı diyalog, hoşgörü, çoğulculuk ve farklılıklarla bir arada yaşama anlayışı bakımından da tartışma konusu oldu.
Hareketin kamuoyuna yönelik söyleminde dinî ve kültürel farklılıkların bir çatışma gerekçesi değil, karşılıklı anlayış ve toplumsal uzlaşı zemini olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bu çerçevede Kanter’in siyasi tercihler üzerinden Müslümanlık tanımı yapması, söz konusu ilkelerle ne ölçüde bağdaştığı sorusunu gündeme getirdi.
Kanter’e yöneltilen eleştiriler, Cumhuriyetçi ya da Demokrat politikaların tartışılmasından çok, siyasi görüş ayrılıklarının insanların dinî kimliklerini geçersiz saymak için kullanılmasına odaklandı.
Tartışmanın merkezinde ise temel bir itiraz yer aldı: Hiç kimsenin, hangi siyasi görüşü benimsediği ya da hangi partiye oy verdiği gerekçesiyle bir başkasının imanına hükmetme yetkisi bulunmuyor.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

















