“Alevi annem ve Sünni babam her zaman arkamdaydı”

“Alevi annem ve Sünni babam her zaman arkamdaydı”

Türkiye’de 15 Temmuz sonrası yaşanan baskılar nedeniyle üç çocuğuyla birlikte İsveç’e göç etmek zorunda kalan çevre mühendisi Kısmet Altınsaray, bütün zorluklara rağmen hayatını yeniden kurmayı başardı.

Tutananlar adlı Youtube kanalında konuşan Altınsaray, 36 yaşında İsveççe öğrenmeye başladı. Aldığı eğitimin ardından matematik ve teknik öğretmeni oldu. Alevi bir anne ve Sünni bir babanın çocuğu olarak büyüyen Altınsaray, en zor günlerinde ailesinden gördüğü desteği anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı.

1980 yılında Sivas’ta doğan Kısmet Altınsaray, hayatının büyük bölümünü İstanbul’da geçirdi. Anne ve babası öğretmen olan Altınsaray, Üsküdar’da lise eğitimini tamamladıktan sonra Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu.

Meslek hayatına Bakırköy’de bir inşaat firmasında başlayan Altınsaray, daha sonra plastik geri dönüşüm sektöründe çalıştı. Ancak insanlarla daha fazla iletişim kurabileceği ve başkalarına yardımcı olabileceği bir iş yapmak istiyordu. Evlendikten sonra öğrencilerin eğitimine destek veren bir dernekte çalışmaya başladı.

15 TEMMUZ SONRASI HAYATLARI DEĞİŞTİ

15 Temmuz 2016 sonrasında eşinin çalıştığı kolej ile kendisinin görev yaptığı derneğin kapatılması, Altınsaray ailesinin hayatında bir dönüm noktası oldu. Aynı kurumlarda çalıştıkları arkadaşlarının gözaltına alınması ve evlerine baskınlar düzenlenmesi üzerine kendilerinin de benzer uygulamalarla karşılaşabileceğinden endişe etmeye başladılar.

Altınsaray, bu süreçte annesinin yanına gittiğini ve ailesinden büyük destek gördüğünü anlattı. Alevi bir anne ve Sünni bir babanın çocuğu olduğunu belirten Altınsaray, iki farklı kültürün içinde büyümesini bir zenginlik olarak değerlendirdi.

Anne ve babasının öğretmen oldukları okulda tanıştığını anlatan Altınsaray, anneannesinin başlangıçta bu evliliğe karşı çıktığını söyledi. Ancak ailesindeki farklı inançlara rağmen sevgi ve anlayışın hâkim olduğunu vurguladı.

Özellikle 15 Temmuz sonrasında yaşadığı korku ve belirsizlik karşısında Alevi akrabalarının kendisini çok iyi anladığını belirten Altınsaray, ailesinden gördüğü desteği anlatırken duygulandı:

“Çok anladılar yani şu süreçte beni en çok anlayanlar. Hatta sadece beni değil benim gibi arkadaşlarımı da anlayanlar. Hani gerçekten ben o konuda çok mutluyum.”

Altınsaray, Sivas’ta öğretmenlik yapan dedesinin, Alevi kimliğinin anlaşılmaması için Ramazan ayında sahura kalkıp evin ışıklarını yaktığını da anlattı. Ailesinin geçmişte yaşadığı ayrımcılığın, kendi karşılaştığı baskıları anlamalarında etkili olduğunu söyledi.

EŞİ VE ÇOCUKLARIYLA İSVEÇ’E SIĞINDI

Kısmet Altınsaray, Ekim 2016’da üç çocuğuyla birlikte İsveç’e geldi. Ancak yeni bir ülkede hayat kurmak kolay olmadı.

İsveç makamlarının iltica başvurusuna ilişkin kararını iki yıl bekleyen Altınsaray, ilk aşamada ret kararıyla karşılaştı. Kendisine üç çocuğuyla birlikte Türkiye’ye dönebileceği bildirildi.

Avukat aracılığıyla yürütülen hukuki sürecin ardından dosyaları yeniden değerlendirildi ve oturum izni aldı.

Bu süreçte yaşadığı zorluklara rağmen eğitimine devam etmekten vazgeçmedi.

36 YAŞINDA İSVEÇÇE ÖĞRENCİ, MATEMATİK ÖĞRETMENİ OLDU

İsveç’te çevre mühendisliği alanında yüksek lisans eğitimine kabul edilen Altınsaray, programın ilk yılını tamamladı. Ancak daha sonra mühendislik yerine öğretmenliği tercih etti.

İsveç’te mühendislik mezunlarına öğretmen olma imkânı sağlayan sistemden yararlanarak Stockholm’deki Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nde bir buçuk yıllık pedagojik formasyon eğitimine başladı.

İsveççe yürütülen eğitimi başarıyla tamamlayan Altınsaray, öğretmenlik yetkisini aldı. Önce dört yıl ortaokulda çalıştı, ardından lisede matematik, teknik ve programlama dersleri vermeye başladı.

İsveççeyi 35-36 yaşlarında öğrenmeye başladığını anlatan Altınsaray, yabancı bir dilde ders vermenin özellikle ilk yıllarda kendisini zorladığını söyledi.

Öğretmenliğinin ilk yılında okul müdürünün sınıfta sorduğu bir soruyu yanlış anlayarak farklı bir cevap verdiğini, bütün öğrencilerin gülmeye başladığını anlatan Altınsaray, bu olayı bugün gülümseyerek hatırladığını belirtti.

Ancak her deneyimi bu kadar kolay olmadı.

ÖĞRENCİSİ “GO HOME” YAZDI

Altınsaray, öğretmenliğinin ilk yılında bir öğrencisinin sınıfın ortak dijital platformuna “Go home” (Evine dön) yazdığını anlattı.

Başlangıçta bu olayı büyütmek istemediğini belirten Altınsaray, bir meslektaşının uyarısıyla harekete geçtiğini söyledi.

Meslektaşının, sınıftaki diğer göçmen çocuğu düşünerek bu davranışı görmezden gelmemesi gerektiğini söylemesi üzerine konuyu okul yönetimine taşıdı. Öğrencinin ailesiyle görüşüldü ve benzer bir olay bir daha yaşanmadı.

Altınsaray, yaşadığı dil ve uyum sorunlarına rağmen kendisini yetersiz görmediğini vurguladı:

“Benim bu ülkeye katacağım çok şey var. Ben onlara onu öğreteceğim. Burada yaşarken de dilimi geliştireceğim. Yani karşılıklı aslında öğreniyoruz. Onlar da öğreniyorlar, ben de öğreniyorum.”

Başörtülü bir öğretmen olarak İsveç’te kendi kimliğiyle var olabilmenin de kendisi için önemli olduğunu belirten Altınsaray, 300 kişinin katıldığı bir toplantıda tek başörtülü kadın olduğunu ve bundan gurur duyduğunu söyledi.

“BAŞKA BİR HAYAT MÜMKÜNMÜŞ”

Göçün kendisine öğrettiği en önemli şeyin hayatı yeniden kurabilme gücü olduğunu anlatan Altınsaray, şöyle konuştu:

“Kendime sıfırdan bir hayat daha kurabilirim. Şu an bunu görebiliyorum kendimde. İkinci olarak da güzel insanlar sadece bizim ülkemizde yokmuş. Her yerde olduğunu öğrendim. Her yerde kendimizi arkadaş bulabiliyoruz ve her yerde güzel ilişkiler kurabiliyoruz. Çocuklar başka çocuklarla arkadaş olabiliyor. Başka bir hayat mümkünmüş.”

“İYİ Kİ GECELER BOYU ÇALIŞMIŞIM”

Altınsaray’ın İsveç’te öğretmen olmasının en önemli nedenlerinden biri de Türkiye’den göç etmek zorunda kalan çocuklara destek olabilmekti.

Bir gün kendisi gibi Türkiye’den gelen çocukları okul koridorlarında karşılamayı hayal ettiğini anlatan Altınsaray, bugün bu hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.

Çalıştığı okulda iki Türk öğrencinin bulunduğunu, sonraki yıl dört öğrencinin daha geleceğini belirten Altınsaray, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Değmiş diyorum. Hani iyi ki eee iyi ki geceler boyu çalışmışım. İyi ki o zor sınavları vermişim.”

Türkiye’den yeni gelen çocuklara kendi dillerinde seslenebilmenin önemini vurgulayan Altınsaray, sözlerini şöyle tamamladı:

“Keşke gönül ister ki Türkiye’den daha fazla arkadaşımızın çocuğu çıkabilse ve buraya geldiklerinde, İsveç’e geldiklerinde şu koridorlarda böyle onlara daha fazla kucak açabilsem, daha fazlasını kucaklayabilsem ve böyle hani kendilerini güvende hissettirsem, hangi yönleri eksikse o konuda onlara yardım edebilsem.”

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

GÜNÜN MANŞETLERİ

Yorum Yap