KHK’lı hakim Eyüp Sarı: Termik santral ve maden kararlarımız iktidarın hoşuna gitmedi, ihraç edilip tutuklandık

KHK’lı hakim Eyüp Sarı: Termik santral ve maden kararlarımız iktidarın hoşuna gitmedi, ihraç edilip tutuklandık

SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724

Türkiye’de çobanlık, kimi zaman gurur duyulan bir geçmiş, kimi zaman da aşağılama malzemesi olabiliyor. Çocukluğunda çobanlık yapan Süleyman Demirel, yıllarca “Çoban Sülü” lakabıyla anıldı, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yaptı. 2008’de NTV’de yayımlanan bir programda manken Aysun Kayacı’nın “Benim oyumla çobanın oyu bir mi?” sözleri ise büyük tepki çekti. Kayacı, çobanları aşağıladığı gerekçesiyle ağır eleştirilere maruz kaldı, ülkeyi bile terk etti. Peki, bugün ne değişti? Söz konusu bir KHK’lı olunca çobanlık neden aşağılanacak bir mesleğe dönüşüyor? 

KHK ile mesleğinden ihraç edilen genç hâkim Eyüp Sarı, günlerdir sosyal medyada köyde büyümesi, çobanlık ve çiftçilik yapması üzerinden küçümseniyor. Üniversite sınavını, hakimlik sınavını kazanmasının mümkün olmadığı dikte ediliyor. Sınav sorularını çalmakla suçlanıyor. Bir köy çocuğunun kendi emeğiyle hâkimlik sınavını kazanamayacağı öne sürülüyor. Oysa Türkiye, dağda koyun güderken ders çalışan, zor şartlarda okuyup üniversite kazanan gençlerin başarı hikâyeleriyle dolu. Eyüp Sarı da onlardan biri.

Yörük çadırında dünyaya gelen, koyun güderken matematik testleri çözen, babasının çapa motoruyla okula gidip gelen Sarı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek hâkim oldu. Ancak 15 Temmuz sonrasında ihraç edildi, tutuklandı ve cezaevinden çıktıktan sonra yeniden çiftçiliğe döndü.

Üç yıl önce Almanya’ya göç eden Eyüp Sarı ile hem kendisine yöneltilen suçlamaları hem de hâkimlik yaptığı dönemde verdiği kararları, ihraç ve tutukluluk sürecini konuştuk. Özellikle Çanakkale’deki termik santraller, maden ocakları ve dershanelerin kapatılması sürecinde verdiği kararlar dikkate değer.

Ne zaman, hangi sınavlara girdiniz?

2007 yılında ÖSS’de 2600. oldum ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. 2008 KPSS’de 89,9 gibi bir puan aldım. 90 puan diyebiliriz. 2010 önlisans/ortaöğretim KPSS’de yine 91,7 puan aldım. 2012 KPSS’de ilk 500’deydim. 90 puanın üzerindeydim. 2012 idari hâkimlik sınavında 503.’cü oldum. 81 puan aldım. 2012 adli hâkimlik sınavında da 80 küsür puanla ilk 500’deydim. Bundan sonra hakimlik mülakatı oldu. Sözlü mülakatı da geçince Mayıs 2013’te hakim olarak göreve başladım.

Kaç gündür sizi sosyal medyada ‘soruları çalmakla’ itham ediyorlar. Köyünüzde çiftçilik-çobanlık yaptığınız için aşağılıyorlar. Bir çobanın sınav kazanmasının mümkün olmadığını söylüyorlar. Üstelik bunu yapanlardan biri de bir avukat. Oysa Google çobanken ders çalışıp başarı kazananların hikayeleriyle dolu. Ve bu haberleri yapanlar da iktidar medyası. Siz bu sınavların hepsini kendi emeğinizle mi kazandınız? Bu konuda vicdanınız rahat mı?

Tabi ki vicdanım çok rahat. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Allah’a çok şükür vicdanım rahat. 10 ay sınava çalıştım. Benim yargılamamda itirafçı olan biri vardı. Duruşmaya da geldi bu kişi. Onun ifadelerinde bile şu geçiyor. ‘Bize soru verilmedi.’ İtirafçı bile böyle bir şey olmadığını kendi diliyle beyan ediyor. Buna rağmen bana atılan birçok iftira var. Durum öyle bir noktaya geldi ki, sınava girmemiş insana bile ‘soru çaldın’ diyorlar. Diyelim bu iddia doğru -Allah korusun- bir sınavda başarılı olursun, diğerinde teklersin. Ben 2007, 2008, 2010, 2012’deki sınavların hepsini alnımın teriyle kazandım. Başarısız olduğum tek alan var, o da yabancı dil. Yabancı dil puanlarımın hepsi düşük. Bana soru veriliyorsa dil sorusu da verilseydi de dil sınavından da geçseydim, niye o kadar düşük aldım. İftira atmak bu kadar kolay olmamalı.

“ANNEM BENİ YÖRÜK ÇADIRINDA DÜNYAYA GETİRMİŞ”

Köydeki hayatınızı merak ettim. Nerede doğdunuz, büyüdünüz, babanız mı çiftçiydi?

1989 yılında Mersin’in Mut ilçesi Aydınoğlu köyünde doğdum. Hatta ilçeden 50-60 metre uzakta bir dağ başında dünyaya geldim. Annem çadırda doğum yapmış. Bizim orada kara çadırlar vardır. Yörük çadırları. O yüzden doğum tarihimi gün olarak bilmiyorum. Annem yayla ekin zamanı olduğunu söylerdi. Ağustos olabilir. İlkokulu köyde okudum. Ortaokul ve liseyi ilçede bitirdim. Hatırlarsanız 28 Şubat sürecinden sonra ortaokul zorunlu olmuştu. Köyde ortaokul olmadığı için mecburen biz Mut Pansiyonlu İlköğretim Okulu’na gittik. Ama ilk önce kapasitemiz dolu dediler, yatacak yer yoktu. O dönemde imam hatipler boştu. Bizi oranın yurduna gönderdiler. Biz geceleri imam hatipin yurdunda kaldık, gündüz diğer okulda eğitim gördük.

Köyden ilçeye nasıl gidip geldiniz?

Babam ‘pat-pat’la götürdü. 8-10 köy çocuğunu her pazartesi çapa motorunun kasasına doldurur, okula bırakır, cuma günü de alırdı. Köyden diğer çocuklar okumaya çok hevesli olmadığı için babaları ilçeye götürmezdi. Bir tek benim babam özenle götürür getirirdi. Kışın çok soğuk olurdu. Bir gün imam hatibin müdürü babama ‘Bu havada çocuklar üşümüyor mu?’ diye sormuştu. Babam ‘Ben de üşüyorum ama elimizde başka imkan yok’ demişti. Böyle şartlarda mücadele ederek okudum. İnsanların bu kadar kolay iftira atmasını anlayamıyorum. Bu kadar emeğimi görmezden gelip kolayca iftira atabilmeleri garip. Babam hala çiftçilik yapıyor. Annem ev hanımı. Sekiz kardeşiz. Ben üçüncüyüm. Çocukluğum hep köyde geçti.

Sınava nasıl hazırlandınız?

Yurtta kalırken dershaneye gidiyordum, hafta sonları da köyde işler vardı. Yazın koyun güderken matematik testleri çözüyordum. Liseye başlayınca matematikten ilk sınavım 90’dı. Lise 1’den itibaren sınava yönelik soru çözmeye başladığım için sınavı kazanmak zor olmadı benim için. Lise son sınıftayken bir kız arkadaşım vardı. Hem de okulun futbol takımındaydım. Hocamız böyle sınavı kazanamazsın demişti ama ben zaten üç yıldır hazırlandığım için kendimden emindim. Lise 1’deyken, lise 3’lerin girdiği denemelere giriyordum. Üniversite son sınıftayken de hakimlik sınavının deneme sorularını çözmeye başlamıştım. Sürekli soru çözdüm. Ben üniversiteyi kazandığımda babam köyde yemek verdi. İlçedeki arkadaşlarımı da pat patla yemeğe ben getirip götürdüm.

Hakimlik sınavını ne zaman kazandınız?

2012’de kazandım. Mayıs 2013’te Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde göreve başladım. 2014’te de kura çektim, Çanakkale İdare Mahkemesi’ne atandım. Orada 20 ay görev yapabildim.

Hangi dosyalara baktınız?


Çanakkale’nin Karabiga bölgesinde Alarko, Cengiz İnşaat ve Kalyon gibi büyük şirketlerin termik santral dosyaları vardı. Bir de Kaz Dağları’ndaki maden ocaklarıyla ilgili dosyalar vardı. Biz bu dosyaların çoğunda iptal kararı verdik. Büyük şirketlerin termik santral kurup işletebilmeleri için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararı almaları gerekiyor. Ancak bazı şirketler, ÇED kararı almamak için projeleri parçalara bölüyorlardı. Beş dönümün altındaki alanlar için “ÇED gerekli değildir” kararı çıkartıyorlardı. Oysa 500 dönümlük bir alan için ruhsat alıyor, ÇED değerlendirmesini ise yalnızca beş dönümlük alan üzerinden yaptırıyorlardı. Yani 500 dönüme ruhsat alıyor, 5 dönüm üzerinden ÇED kararı çıkarıyorlardı. Hükümetle anlaştıkları için bunu yapabiliyorlardı. Biz bu kararların hepsini iptal ettik. Bu projeler için ÇED sürecinin işletilmesi ve çevresel etkilerinin incelenmesi gerektiğine karar verdik. Termik santral kurulacaksa ancak gerekli incelemeler yapıldıktan sonra kurulabileceğini söyledik. İdare mahkemesinde görev yaptığım için verdiğimiz kararlar devletin lehine ya da aleyhine olabiliyordu. Termik santral ve maden dosyalarında verdiğimiz iptal kararları, hem iktidar yanlısı büyük şirketlerin hem de iktidarın hoşuna gitmedi. Bu nedenle ihraç listelerine konulduk, ardından da tutuklandık.

Sadece bu nedenle mi tutuklandınız?

Aslında bu sebeplerle oldu. Yoksa benim dosyama ByLock tutuklandıktan beş ay sonra girdi. Şubat 2017’de. Bizi önce yargıladılar, astılar, sonra delil topladılar. Farklı tanık ifadelerinden eklemeler yaptılar. Mesela dershaneler kapatılırken bir dosya geldi önüme. Bir dershanenin merdiveni kısa-dar olduğu için olduğu kapatma kararını onayladık. Yasaya uygun olamadığı için bu kararı aldık.

Ayrıca 17-25 Aralık’tan sonra emniyet müdürlerinin hepsini görevden aldılar, çocuk şubeye, çevik kuvvete verdiler. Bu kararları da iptal ettik. Çünkü keyfi uygulamalardı. Yıllarca terörde tecrübe kazanmış bir yönetici, valiliğin keyfi kararıyla çocuk şubeye verilmişti. Kanunen bu doğru değildi. Böyle olunca İçişleri Bakanlığı ben dahil yüz hakimi HSYK’ya şikayet etti. ‘Bizim kararlarımızı bozuyorlar, atamalarımızı iptal ediyorlar’ diye. Ben aslında bu sebeplerle tutuklandım.

İhraç süreciniz nasıl oldu?

Çanakkale’de iki yıl çalışabildim, sonra ihraç oldum. 12 Ağustos 2016’da açığa alındım. İlk grupta 2700 hakim savcı alındı, ondan sonra 500 kişinin açığa alındığını öğrendik. Ben ikinci gruptaydım.

Ne zaman gözaltına alındınız?

Açığa alındıktan sonra eve gittim, evde beklemeye başladım. Hatta ben o ara ev değiştirmiştim. Savcı eski eve gitmiş. Beni telefonla aradı. “Eyüp Bey, sizi evde bulamadık.” dedi. Ben de “Evin adresi burası, buraya gelin.” dedim. Savcı Bey, yanında üç dört polisle arama yapmaya geldi. Mahkemeye gittik. Orada işlemler yapıldı, bilgisayarlarımıza el koydular. Akşam emniyete götürdüler. O gece emniyette kaldık. Sabah mahkemeye çıkardılar. Cuma günüydü. Mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bıraktılar bizi. O gün alınan hâkim ve savcılar olarak on kişiydik. Yedi kişi mahkemeye çıktı. Üçümüz aynı mahkemeye çıktık. Bizim çıktığımız mahkeme nöbetçi mahkeme olduğu için hakkımızda adli kontrol kararı verdi.

Normalde tüm hakim ve savcıları tutukladılar. Sizi hangi gerekçeyle bıraktılar?

Aslında bir hafta sonra hakkımda yakalama kararı çıkmış ama sanırım sisteme düşmemiş. 35 gün sonra öğrendik. Ben adliyeye kendim gittim. Çanakkale’de normalde bir tane sulh ceza hâkimliği vardı. O gün iki oldu. Nöbetçi olan ikinci mahkemeye de bir ağır ceza mahkemesi üyesi bakıyordu. Kendisi sulh ceza hâkimi değildi. Yaşı da 55-60 civarında bir hakimdi. Onu da sonra Diyarbakır’a sürgün ettiler.

Ne zaman tutuklandınız?

16 Eylül 2016’da tutuklandım. Silifke Cezaevine konuldum. Burada 17 gün kaldım. Hayatımın en zor günleriydi. 8 kişilik koğuşta tek başıma kaldım. Kuralları bilmiyorsun. Kimseden bilgi alamıyorum. Saatim yok. Diş ağrısı başladı. 17 günde bir diş çektirdim. Bir ağrı kesici istedim. Veremeyiz dediler. 2-3 gün diş ağrısı çektim. Pazartesi revir açılınca direkt gidip çektirdim. Doktor kanal tedavisi yapmak istedi. Ben ne zaman, nerede, doktora gideceğimi bilemediğim için istemedim, çektirdim. 17 gün boyunca bir çay bile içemedik, çok severdim. Ondan sonra İzmir Menemen Cezaevine götürdüler. 24 ay Menemen’de kaldım. 12 Eylül 2018’de, 6 yıl 8 ay ceza verilerek tahliye edildim. Gerekçe; öğrenci evinde kalmak ve içeriği olmayan ByLock. Hakkımdaki itirafçılar ‘birlikte kaldık’ demişler. Sınava beraber hazırlandık diyen var. Birini duruşmaya getirdiler.

ÜÇ KEZ AİHM’E BAŞVURDUM, BİR İHLAL KARARI ÇIKTI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdunuz mu?

Üç kez başvurdum. Biri 2023’te sonuçlandı. Mahkeme haksız yere tutuklandığıma hükmetti. 5 bin euro tazminat verdi. Şu an iki davam halen AİHM önünde. Biri meslekten ihraç dosyası, diğeri 6 yıl 8 ay ceza dosyası. Hakimlikten ihraç edilebilmek için önce soruşturma açılması gerekiyordu, onsan sonra disiplin cezası verilmeliydi. Ama bunların hiçbiri yapılmadan bizi direkt ihraç ettiler, usul hatası var. Bu yüzden AİHM’e başvurdum.

Tahliye olduktan sonra ne yaptınız?

12 Eylül 2018’de tahliye oldum. Köye döndüm. Babam çiftçi olduğu için çiftçiliğe devam ettim. Zeytin bahçelerimiz var. Kayısı bahçeleri yaptık. Ayrıca sebze yetiştiyoruz. 2-3 bin dikili kayısı ağacım var. Pazarcılık da yaptım. Salatalık, domates, patlıcan sattım. Geçmişte çiftçi olduğum için zorlandığım bir şey değildi. Bedenen yoruluyorsunuz biraz ama zevkli, toprakla uğraşmayı seviyorum. Çok kazanmıyoruz ama hamd olsun, babam 8 çocuğu yetiştirdi. Çiftçilik ve pazarcılıktan sonra bir yıl da A101’de kasiyerlik yaptım. Ben hiçbir zaman yaptığım işten utanmadım. A101’de çalışırken de, pazarcılık yaparken de paylaşım yaptım. Ailemden de utanacak biri değilim. Bizim daha beş yıl öne bir arabamız oldu. O zamana kadar yoktu. Hakimken bile annem pazarda kornişon salatalık satardı, ona yardıma giderdim. Ben ne isem oyum.

Türkiye’den ne zaman ayrıldınız?

Ekim 2023’te ayrıldım. Yanımda bir tek meslek kimliğimi ve cüzdanımı getirdim. Cezaevinde günlük yazmıştım. Temize çekemeden Almanya’ya geldim. Ben aslında dosya bozulur diye bekledim, beklemekten ve o stresi yaşamaktan çok yoruldum. Baktım adalet yerini bulmayacak, çıkmaya karar verdim.

Geldiğiniz memnun musunuz?

İlk 2-3 yıl çok zor geçti. Bu kadar zorlanacağımı bilseydim çıkmazdım. Ben biraz ailesine bağlı biriyim. O yüzden de zorlandım. Şu an burada çalışıyorum, oturumum ama var ama çok zor geçti. Oturum almadan önce “heim” denilen yerlerde yaşamak çok zordu. Her türlü insanla karşılaşıyorsunuz.

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

GÜNÜN MANŞETLERİ

Yorum Yap