Garrincha: Çarpık bacaklı bir futbol dehası 

Manuel Francisco dos Santos ismi pek çok kişiye bir şey ifade etmeyebilir. Ancak “Garrincha” denildiğinde futbol tarihinin en renkli karakterlerinden biri akla gelir.

Garrincha: Çarpık bacaklı bir futbol dehası 

HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE

“Küçük Kuş” lakaplı Manuel “Mané” Garrincha, 1933 yılında Brezilya’nın Pau Grande köyünde dünyaya geldi. Futbolcu olmak için doğuştan pek avantajlı değildi. Bir bacağı diğerinden 6 santimetre kısaydı. Bacakları çarpık, dizleri içe dönüktü. Üstelik küçük ve narin bir yapıya sahipti. Kısacası, bir sporcuda aranan fiziksel özelliklerden oldukça uzaktı. 

Yoksul, sosyal sorunların ve alkolün gölgesindeki bir ailede büyüdü. Okulda başarılı değildi; henüz 20 yaşına gelmeden evlenip çocuk sahibi oldu. Futbolu çok sevmesine rağmen büyük hedefleri ve hırsları yoktu. 

Bütün bunlara rağmen olağanüstü bir yetenek olarak ortaya çıktı. Çarpık bacaklarıyla yaptığı hareketler, rakiplerinin çalımlarını tahmin etmesini ve onu durdurmasını zorlaştırıyordu. Top tekniği ve sürati olağanüstüydü. Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen Garrincha, futbol tarihinin en iyi ve en eğlenceli çalım ustalarından biri, belki de izlenmesi en keyifli oyuncusu olarak anılıyor. 

Yılmayan “sakat çocuk” 

Botafogo, Mané’yi 1953 yılında amatör düzeyde futbol oynarken keşfetti ve profesyonel sözleşme imzaladı. Çocukken köy doktorunun “sakat” olarak nitelendirdiği genç, kısa sürede taraftarların sevgilisi oldu. 

Garrincha, sahalarda adeta uçuyor; futbol topuyla oynamanın basit zevkini çocuksu bir neşeyle birleştiriyordu. Bu oyun anlayışı Botafogo taraftarlarını büyülerken rakiplerini çaresizlikle hayranlık arasında bırakıyordu. 

Taktiksel açıdan bir deha değildi. Ancak top ayağına geldiğinde mutlaka bir şeyler olurdu. Sert müdahalelerle yere düşürüldüğünde bile gülümseyerek ayağa kalkar, çalımlarıyla rakiplerine meydan okumaya devam ederdi. Futbolu tamamen sezgileriyle oynayan, doğuştan gelen yeteneğini özgürce sahaya yansıtan gerçek bir futbolcuydu. 

Ginga mı, sonuç odaklı futbol mu? 

Garrincha, 1954 yılında öylesine popülerdi ki birçok kişi onun İsviçre’de düzenlenecek Dünya Kupası kadrosuna alınmasını istiyordu. Ancak Brezilya Millî Takımı Teknik Direktörü Zezé Moreira, narin yapılı oyuncunun kendi oyun planına uygun olmadığını düşünüyordu. 

O dönemde Brezilya futbolunda iki farklı anlayış rekabet ediyordu. İlki, teknik beceriye, yaratıcılığa ve estetiğe dayanan “Ginga” ya da “Jogo Bonito” anlayışıydı. Diğeri ise daha disiplinli, taktiksel ve organize, Avrupa futboluna yakın bir sistemdi. Moreira ikinci yaklaşımı tercih ederek Garrincha’yı kadroya almadı. 

Brezilya, çeyrek finalde dönemin güçlü Macaristan’a elendi. Yenilgiyi hazmedemeyen futbolcular ve yöneticiler, maçın ardından soyunma odasında büyük bir kavgaya tutuştu. Brezilyalılar ülkelerine başları önde dönerken dört yıl önce kendi sahalarında yaşadıkları Dünya Kupası finali yenilgisinin acısını çıkarma fırsatını da kaçırmış oldu. 

Ancak bu başarısızlık Garrincha’nın önünü açtı. 1955’te millî formayla ilk maçına çıktı. Teknik direktör Vicente Feola, onun en üst düzey turnuvalarda başarılı olup olamayacağından emin değildi. Buna rağmen Garrincha, 1958 Dünya Kupası kadrosuna alındı. 

Dünya şampiyonlukları 

İsveç’teki turnuvaya etkisiz başlayan Brezilya’da Feola, taktiksel kısıtlamaları gevşeterek Garrincha’ya Sovyetler Birliği karşısında forma verdi. Küçük Kuş, futbol dünyasını büyüledi. Henüz 17 yaşındaki Pelé ile kurduğu uyum, Brezilya’nın hücum gücünü bambaşka bir seviyeye taşıdı. 

Brezilya, yarı finalde Kopa ve Fontaine gibi yıldızlara sahip Fransa’yı Pelé’nin hat-trick yaptığı maçta 5-2 mağlup etti. Finalde ev sahibi İsveç’i de aynı skorla geçerek dünya şampiyonu oldu. 

Teknik ve estetik futboluyla herkesi kendisine hayran bırakan Brezilya, “Ginga” anlayışının zaferini ilan etmişti. Herkes Pelé’den söz ediyordu ancak Garrincha da takımın en etkileyici oyuncularından biriydi. 

Küçük Kuş’un kanatları kırılıyor 

Garrincha, 1962 Dünya Kupası’nda bir kez daha parladı. Pelé’nin turnuvanın başlarında sakatlanmasıyla Brezilya’nın en büyük yıldızı haline geldi. Sert futbolun öne çıktığı şampiyonada Brezilya her zamanki kadar etkileyici değildi. Buna rağmen şampiyonluğunu koruyarak Jules Rimet Kupası’nı yeniden kazandı. 

Ancak bu zafer, Garrincha’nın kariyerindeki zirve oldu. Peş peşe yaşadığı sakatlıklar, onu eski formundan uzaklaştırdı. 1966 Dünya Kupası’na hazır değildi. Buna rağmen millî takımın uğurlu tılsımı olarak görülüyordu. Çünkü Brezilya, Garrincha’nın oynadığı ilk 48 millî maçta hiç yenilmemişti. 

İngiltere’deki turnuvada Pelé, Bulgaristan maçında sert müdahaleler sonucu sakatlandı. Garrincha’nın 50. millî maçında ise Macaristan, Brezilya’yı 3-1 mağlup etti. Garrincha da sakatlanınca Brezilya turnuvaya veda etti. 

Bundan sonra düşüş hızlandı. Yaş ve sakatlıklar Mané’yi yakalamış, özel hayatı da kontrolden çıkmıştı. Sekiz çocuğunun annesi olan çocukluk aşkından ayrılarak bir samba şarkıcısıyla evlendi. 1958 Dünya Kupası sırasında İsveç’te de bir çocuğunun dünyaya geldiği biliniyordu. Toplam 14 çocuğu olduğu tahmin ediliyordu. 

Yoksulluk ve alkol içinde gelen ölüm 

Futbol kariyeri sona yaklaşırken Garrincha, sahalardan uzaklaşmanın boşluğunu yoğun alkol tüketimiyle doldurmaya başladı. İkinci evliliği de sona erdi, banka hesabı boşaldı. Saf ve kaygısız kişiliği nedeniyle geleceğini düşünmemiş, birikim yapmamıştı. 

Botafogo ile imzaladığı sözleşmeler de ona büyük bir servet kazandırmamıştı. Üstelik kulüp, çok daha fazla para kazanabileceği Avrupa’ya transfer olmasına izin vermemişti. 

Mané Garrincha, 1983 yılında henüz 49 yaşındayken karaciğer sirozundan hayatını kaybetti. Son yıllarını yoksulluk ve alkol bağımlılığı içinde geçirmiş, futbol dünyası tarafından büyük ölçüde unutulmuştu. 

Bir zamanlar sahalarda özgürce uçan, rakiplerini çalımlarıyla büyüleyen Küçük Kuş, artık bir daha kanat çırpmayacaktı. 

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

Yorum Yap