İNCELEME | Bakü ‘mesajını’ verdi; Erdoğan’ın eli kolu bağlı!
Bakü, başörtüsü yasağı ve İsrail’le ilişkiler üzerinden Ankara’ya açık mesaj verdi. Aliyev, Erdoğan’a Türk dünyasının ‘tartışmasız patronu’ olmadığını gösterdi. Erdoğan ise fon vurgunu, aile bağlantıları ve ekonomik bağımlılık yüzünden Bakü’ye karşı tek söz söyleyemedi. İki ülke ilişkileri kopmayacak ama abi-kardeş söylemi artık gerçeği anlatmıyor.

ARİF ASALIOĞLU | HABER İNCELEME
Son yaşanan gelişmelerle Bakü, bazı konularda Ankara’dan farklı düşüncelere sahip olduğunu göstermiş oldu. İlham Aliyev, Recep Tayyip Erdoğan’a sert bir jeopolitik gerçekliği açtı. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile uluslararası bir zirveye katıldı ve hatta kendi uçağını kullandırarak, ilişkilerini aynen devam ettireceği niyetini ortaya koydu.
Bakü, okullarda başörtüsü yasağını uygulamaya koyarak Erdoğan’ın temel ideolojik yaklaşımına doğrudan bir darbe vurdu. Bu konuda Azerbaycan halkının refleksleri ile Türkiye’nin refleksleri farklılık arz eder ki bu ayrı bir konu. Ankara, Washington’a diplomatik bir zafer kazandırmak için Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmeye çalışırken, Bakü ‘Orta Koridor’ konusunda ayak sürüyor ve Erdoğan’ın tutumunu desteklemiyor.
Bakü bu tutumuyla, AKP propagandasının tüm anlatımlarına göre, Erdoğan’ın Türk dünyasının tartışmasız “patriği” olduğu yaklaşımına çizik attı. Başdanışman Oktay Saral’ı görevden aldırdı, 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına giriş yasağı getirdi. Ve Erdoğan, Bakü’ye karşı tek bir aykırı söz bile söyleyemedi.
Özetle, krizin görünen yüzü kılık-kıyafet yönetmeliği olsa da, arka planında jeopolitik konumlanmalar, dış politika tercihleri ve seküler-dini otorite çatışmaları yatmaktadır.
Azerbaycan, İran’ın dini/siyasi nüfuzundan ve radikal dini akımların laik devlet yapısını tehdit etmesinden uzun süredir endişe duymaktadır. Eğitimdeki bu hamle, Bakü tarafından bir “milli güvenlik ve laikliği koruma” refleksi olarak okunmaktadır. Ancak Ankara’dan eleştiri gelince aynı refleks patlaması Türkiye’ye karşı da ortaya çıkmıştır. İlham Aliyev, dışarıdan gelen müdahaleleri sert bir dille eleştirirken, Aliyev’in partisi (YAP) Azerbaycan’ın anayasal olarak laik bir devlet olduğunu hatırlatmıştır. Yani AKP rejiminin “Siyasal İslam” anlayışına sınır koymuştur.
Erdoğan, Bakü’nün ricalarını kabul etmek zorunda
Türkiye’de fon, borsa ve bankacılık skandalları patlak vermiş; İstanbul yine altyapı sorunuyla felç olmuş; Bakü ile yakın çevresinin onlarca ikili ilişkisi tehlikeye girmiş; bir açıdan hazine tamamen Hazar Denizi’nden enerji taşımacılığına bağımlı duruma düşmüş ve bu arada Bakü ile güven tartışması başlamış. Yani Erdoğan tam manasıyla offsayta düşmüş pozisyonda yakalandı. Fon dolandırıcılığı gibi beklemediği başka bir yerden darbe almış oldu.
Aliyev ise siyasi bir hamle yaparak, İsrail savunma teknolojisi satın almaya devam ediyor; İran’a karşı sınırı güçlendiriyor; ülke içinde bir laiklik uyguluyor ve Ankara’ya pragmatik yaklaşım sergileyerek ticari bir boru hattı gibi davranıyor.
Bir konuşmasında Aliyev, “Çifte standartlar, birisi size nasıl yaşamanız gerektiğini öğretmeye çalıştığında da kendini gösterir. Böyle bir adım atmadan önce, kişi aynaya bakmalı ve kendine sormalıdır: Birine ders verme, onu eğitme, bağımsız bir ülkeye nasıl yaşayacağını, ne yapacağını ve ne yapmayacağını açıklama konusunda ahlaki hakkınız var mı? Biz bunu asla yapmayız…” dedi.
Türkiye’de piyasa güveninin oldukça kırılgan olduğu bir dönemde Ankara, Türkiye’deki en büyük doğrudan yabancı yatırımcı konumunda olan Azerbaycan ile bir gerilimi göze alamaz. Ayrıca Erdoğan’a yakın aile fertleri ve yakın çevre o kadar ticari iş birliği içindeler ki bunlardan artık vazgeçmek mümkün değil. Kamuya yansıyan ve belki yansımayan Ankara’nın tavizlerinin arkasında Erdoğan’ın aile ilişkileri ve AKP’nin fon kriziyle girdiği ekonomik ve sosyal kriz yatıyor yani!
Gerilim daha da büyümez!
Erdoğan’ın yeğeni, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ailesiyle bağlantılı bir şirkette bir iş adamıyla evli; oğlu ve diğer akrabaları ise Azerbaycanlı bir denizcilik deviyle açık deniz tanker işleri yapıyorlar; damadı Azerbaycan’a savaş dronları sattı ve şimdi orada üretime girdi. Erdoğan’ın “kasası” olarak tanımlanan iş adamları Azerbaycan’da kârlı altyapı sözleşmeleri imzaladı. Yani siyasi bağlantılar, ekonomik çıkarlarla iç içe girdi.
Fon vurgunu AKP’yi ekonomik olarak sarstı. Parti ilk defa bu kadar ağır bir deprem yaşıyor desek yanlış olmaz. Bu deprem, partiye Güneydoğu Anadolu depreminden daha fazla zarar verdi. Bütün bunlardan dolayı Erdoğan, Bakü’nün ricasını kabul etti.
Azerbaycan sermayeli yaklaşık 2.000 şirket faaliyet göstermektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR), Türkiye’deki yatırımlarının 19,5 milyar dolara ulaştığını belirtmektedir. Şirketin portföyünde STAR petrol rafinerisi, petrokimya şirketi Petkim ve Hazar bölgesi hidrokarbonlarını uluslararası pazarlara taşıyan enerji altyapıları bulunmaktadır.
Savunma sanayisinde, 2020 savaşında Azerbaycan’a yardımcı olan Baykar şirketinin sahibi olan damat Selçuk Bayraktar, “Bayraktar TB2” ve “Akıncı” dronlarının satışından sonra şirket, ortak araştırma ve üretim anlaşmaları imzaladı. Azerbaycan’daki iştiraki, sözleşme değerleri açıklanmasa da, 2025 yılında Sumgayit Sanayi Parkı’nda yerel dron üretimine başladı.
Sonuç olarak; Karabağ zaferinden sonra siyasi pozisyonunu tahkim eden ve Batı (ABD/AB) ile ilişkilerini dengeleyen Aliyev yönetimi, Ankara’ya “iç işlerimde asimetrik bir ortak değil, tamamen bağımsız bir aktörüm” mesajı vermektedir. Erdoğan’ın ailevi iş bağlantıları ise gün itibarıyla Azerbaycan anlaşmazlığını karmaşıklaştırıyor.
Buna ilaveten 17 Ekim 2026’da Azerbaycan’ın yarı resmi haber sitesi Qafqazinfo’nun Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı hedef alan “darbe” iddiaları yayınlayıp daha sonra silmesiyle gerilim yeniden ortaya çıktı. Makale, Türkiye’yi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile bağlantılı olduğu iddia edilen kuruluşlar aracılığıyla ülke iç işlerine müdahale etmekle suçladı. Bazı İslamcı Türk vakıflarını ve yardım kuruluşlarını istihbarat toplama ve siyasi nüfuz için aracı olarak göstererek darbe planlaması ve istikrarsızlaştırma iddialarını gündeme getirdi.
Fakat Bakü ile Ankara arasındaki gerilim daha da büyümez. Zira Aliyev mesajını artık çok iyi vermiş oldu. Çünkü iki ülke arasındaki askeri entegrasyon (500 milyon doları aşan yeni jet ve savunma anlaşmaları), enerji hatları (TANAP, BTC) ve Zengezur Koridoru gibi jeopolitik projeler, bu krizin ilişkileri kopma noktasına getirmesine izin vermeyecek kadar büyüktür.
Ayrıca Erdoğan’ın Batılı partnerleri şu aşamada gerilimin artmasını istemezler. İlişkiler rasyonel hatlara çekilerek normalleşme eğilimine girer. İki tarafın da buna ihtiyacı var çünkü.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.
