ANALİZ | Şamil Tayyar yazdı sildi ama itirafı kayda geçti: “Koridor devleti!”
Ülkenin geldiğin nokta tam olarak bu; 'koridor devleti!' Şamil Tayyar’ın sildiği paylaşımı, iktidar içinden bir itiraf olarak karar mekanizmasındaki “dev boşluğu” gözler önüne sermekle kalmadı; devletin kurumlarla değil, Cumhurbaşkanını “kıyıda köşede yakalayan” kayıt dışı aktörlerle yönetildiğini de gözler önüne serdi. Kurumlar varsa koridor olmaz; koridor varsa kurumlar aslında yoktur!

AKP eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar’ın X hesabından paylaştığı ve kısa süre sonra sildiği paylaşım, sadece iktidar içi bir klik çatışmasının dışa vurumu değil; aynı zamanda Türkiye’deki mevcut yönetim modelinin karşı karşıya olduğu yapısal tıkanıklığın en yetkili ve içeriden figürlerce yapılmış açık bir itirafı niteliğinde…
Tayyar’ın Berat Albayrak’a “özel bir rol” verilmesi önerisi üzerinden kurduğu bu analiz, devletin en üst karar alma mekanizmasındaki boşlukları, denetimsizliği ve kurumların işlevsizleşmesini net bir şekilde ortaya koyuyor.
‘Dev bir boşluk’ ve yönetilememe sorunu
Şamil Tayyar’ın analizindeki en çarpıcı ifade, “Karar mekanizmasında dev bir boşluk var!” tespiti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, tüm yetkileri tek bir merkezde toplayarak hızlı ve etkili kararlar alınacağı teziyle kurgulanmıştı. Türkiye ‘şaha’ kalkacaktı… Ancak öyle olmadı. Ekonomi çakıldı, devletin bütün kurumları çöktü! Sistem tamamen çürüdü…
Şamil Tayyar’ın bu itirafı da, sistemin Erdoğan’ın söylediklerinin aksine tam tersi bir etki yarattığını gösteriyor. Gücün ve kararın tek bir kişide yani Erdoğan’da toplanması, alt kademelerdeki kurumları ve bürokrasiyi işlevsizleştirdi; en yukarıda ise taşınması imkansız bir iş ve gündem yükü yarattı. Karar mekanizmasındaki bu boşluk, ülkenin rasyonel ve kurumsal ilkelerle yönetilemediğinin kurumsal bir delili niteliğinde.


Şamil Tayyar sıradan bir isim değil… AKP’nin kuruluş döneminde yer almış, milletvekilliği yapmış, partinin yayın organlarında görev almış bir isim. İktidarın karar mekanizmasının çalışmadığını yazıyor. Bu, muhalefetin yıllardır söylediği şeyin iktidar içinden doğrulanması. Muhalefet “Saray yönetemiyor!” dediğinde bu bir iddiadır. Tayyar yazdığında bu artık bir tespittir, tutanaktır.
Kurumsallığın tasfiyesi ve “kıyı köşe” siyaseti
Metinde geçen “Yolda yolakta, kıyıda köşede, orada burada cumhurbaşkanımızı yakalayıp etkilemek isteyenler birbiriyle yarışıyor” ifadesi, devlet yönetiminin ciddiyetini ve kurumsal ciddiyetini nereye geldiğini gösteren vahim bir tablo.
Devlet kararlarının anayasal kurumlar, bakanlıklar, kurullar veya liyakatli bürokrasi eliyle değil; lideri “kıyıda köşede yakalayan” kayıt dışı aktörlerin lobicilik faaliyetleriyle belirlendiği itiraf ediliyor. Bu durum, devlet yönetiminde şeffaflığın, kurumsallığın ve hesap verebilirliğin ortadan kalktığının net bir göstergesi.
Bu ifade kurumsal kanalların çalışmadığını; erişimin koridorlarda, ayaküstü karşılaşmalarda arandığını anlatıyor. Kurum varsa koridor olmaz. Koridor varsa kurum yoktur! Türkiye ikincisini yaşıyor…
Bu cümleden ayrıca Erdoğan’ın karar sürecinin öznesi değil nesnesi haline geldiğini anlıyoruz. Etkilenmesi gereken, ‘yakalanması’ gereken bir hedef!
İstismar çarkı ve kayıt dışı güç odakları
Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı’nın yorgunluğunu fırsat bilen bazı odakların “kendi özel hesabını gördüğünü” ve “gücünü istismar edip kirli emeller peşinde koştuğunu” açıkça yazıyor. Bu zaten kamuoyunda bilinen ve dile getirilen bir şeydi ama bunu içeriden bir isim açık ve net olarak itiraf ediyor.
Bu ifadeler, devlet gücünün kamu yararı için değil, iktidar çevresine çöreklenmiş belirli kliklerin şahsi ve maddi çıkarları için kullanıldığının içeriden bir ifşası. Metinde geçen “fon krizi” vurgusu da bu kirli emellerin ve ekonomik rant kavgalarının devlet yönetimini nasıl felç ettiğine dair somut bir örnek olarak sunuluyor. Yani ‘fon vurgunu’ durduk yere olmadı! Bu çürümüş yapının doğal bir sonucu…
Çelişkili kararlar ve yönetim zafiyeti
Analizde yer alan “Çelişkili kararlar alınıyor, kamuoyu algısı bozuluyor… Reformlar gecikiyor, radikal kararlar alınamıyor” tespitleri, yönetimdeki koordinasyonsuzluğu ve felci doğruluyor. Kurumların bağımsızlığını yitirdiği, bakanların dahi irade gösteremediği ve her şeye ‘tek adamın’ karar verdiği bir yapıda, yukarıdan gelecek tek bir talimata kilitlenen sistem durma noktasına geldi.
Statükoyu ve kendi kişisel pozisyonunu korumak isteyen kliklerin direnişi yüzünden devletin temel sorunlarına çözüm üretilemediği açıkça kabul ediliyor.
Bir ülkenin yönetilemediğinin en kesin göstergesi, kötü kararlar alması değil. Kötü karar, en azından bir karardır. Gösterge şu: Kararların birbirini tutmaması, alınan kararların geri alınması, kimin neye karar verdiğinin bilinmemesi ve karar verilmesi için cumhurbaşkanının “yakalanması” gerektiği bir düzen.
Tayyar’ın tarif ettiği tam olarak bu. Ve bu tarif, muhalefetin “ekonomi kötü” ya da “yargı bağımsız değil” eleştirilerinden farklı bir yere işaret ediyor: Merkezde karar üretebilen bir mekanizma yok!
Çözüm arayışındaki çaresizlik: “Ara istasyon” modeli
Şamil Tayyar’ın bu “yönetilememe” krizine getirdiği çözüm önerisi ise en az krizin kendisi kadar düşündürücü. Tayyar, kurumsal devlete, liyakate veya demokratik denetim mekanizmalarına dönüşü önermek yerine; Cumhurbaşkanı ile bu klikler arasına yerleştirilecek “emin bir el” (Berat Albayrak veya bir başkası) ve bir “ara istasyon” modeli öneriyor.
Bu öneri, sistemin kendi iç mekanizmalarıyla düzelemeyeceğinin, kurumsal mekanizmaların tamamen çöktüğünün ve çareyi yine “kişilere dayalı” kayıt dışı regülasyonlarda arayan bir çaresizliğin itirafı.
Şamil Tayyar’ın bu paylaşımı yapması ve ardından gelen baskıyla (veya farkındalıkla) hemen silmesi, itirafın vahametini azaltmıyor; aksine artıyor. Bu metin; devlet mimarisinin felç olduğunu, kararların kurumsal değil kişisel ilişkilerle alındığını, güç istismarının zirve yaptığını ve ülkenin rasyonel bir şekilde yönetilemediğini iktidar mahallesinin tam göbeğinden haykıran tarihi bir belge.
İstediği kadar silsin; kayda girdi…
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















