FON VURGUNU | Kapı birileri için açık bırakılmış; 16 günde 401 milyar çekiliyor
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, fon vurgununda yeni bir “açık kapı” bırakıldığını öne sürdü. TERA’nın son günlere kadar Takasbank ve Borsa İstanbul para piyasalarından likidite kullandığını hatırlatan Usta, “Bizim paramızla bizi dolandırışlar.” dedi. Usta ayrıca 16 günde gerçekleştiği belirtilen 401 milyar TL’lik para hareketini MASAK’ın görememesine tepkiliydi: “O zaman siz niye varsınız?”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, fon vurgununa ilişkin düzenlediği basın toplantısında şimdiye kadar gündeme getirmediği yeni bulguları açıkladı. Usta’nın konuşmasının merkezinde SPK’nın 28 Ağustos düzenlemesindeki kamu şirketleri istisnası, TERA’nın krizden hemen öncesine kadar Takasbank ve Borsa İstanbul üzerinden likidite kullanması ve MASAK’ın yüz milyarlarca liralık para hareketlerini neden göremediği vardı. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerin daha önce dile getirdiği bazı iddiaları doğruladığını savundu. “Bir yandan bir fon soygunu var, büyük bir vurgun var. Ama bir taraftan da siz bir kısım insanları koruyorsunuz.” dedi.
SPK düzenlemesinde kamu şirketlerine istisna: “Kimi koruyorsunuz?”
Usta’nın ilk ve en önemli çıkışı, SPK’nın 28 Ağustos’ta fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını engellemek için yaptığı düzenlemeye kamu şirketleri için getirilen istisna oldu. Dünyadaki örneklerde kamu borçlanma araçları için benzer istisnalar görülebildiğini ancak Türkiye’de istisnanın hisse senetlerini de kapsayacak şekilde “sermaye piyasası araçları” olarak düzenlendiğini söyledi. Ziraat GYO’nun yüzde 16,90’ının Ziraat Portföy tarafından yönetilen üç fonda bulunduğunu, normal yatırımcıların elindeki fiili payın yaklaşık yüzde 2 olduğunu belirtti. Düzenlemenin bu pozisyonları korumak için hazırlanmış olabileceğini savundu. “450 bin kişi mağdurken korumaya çalıştığınız 400 kişi kim ve bu kapıyı niye açık bırakıyorsunuz?” diye sordu.
TERA son günlere kadar likidite kullandı!
Erhan Usta’nın ikinci kritik başlığı TERA’nın Takasbank ve Borsa İstanbul para piyasalarından sağladığı likidite oldu. Meclis’te Takasbank ve Borsa İstanbul yöneticilerine bu konuyu sorduğunu belirten Usta, TERA bağlantılı yapıların krizden hemen önceye kadar gecelik ve haftalık borçlanmayla sistemden para kullanmaya devam ettiğini söyledi. TERA Yatırım Menkul Değerler’in 30 Haziran bilançosunda Borsa Para Piyasası’na 115 milyar TL’ye yakın kısa vadeli ticari borç göründüğünü aktaran Usta, bu kaynağın manipülasyonları finanse ettiğini savundu. “Milletin parasıyla manipülasyon yapmışlar. Devletin kurumları da bu işe izin vermiş.” dedi.
401 milyar TL’lik hareketi MASAK görememiş
Usta’nın üçüncü önemli çıkışı MASAK’a yönelik oldu. 1-16 Eylül arasında 440 kişinin 401 milyar TL’lik satış yaptığına ilişkin bilgileri hatırlatarak, böylesine büyük ve kısa sürede yoğunlaşmış bir para hareketinin nasıl görülmediğini sordu. MASAK Başkanı’nın, işlemlerin banka şüpheli işlem bildirimleri ve farklı kanallar üzerinden takip edildiğini, bazı hareketlerin görülemeyebileceğini söylediğini aktaran Usta, bu açıklamaya sert tepki gösterdi. “Milletin 100 bin lirasının peşine düşen kurumlar 401 milyarı göremiyor. Siz o zaman niye varsınız?” dedi.
İşte Erhan Usta’nın açıklamasının tamamı:
450 bin kişi mağdurken nasıl birilerini koruduklarını anlatacağım
- Mağduriyetlerin giderilmesine yönelik olarak bir kanun teklifi görüşüldü. Vaktim kalırsa oraya ilişkin değerlendirmelerimi de yapacağım. Ancak bugün bu konuyla ilgili bugüne kadar hiç gündeme getirmediğim bir hususu gündeme taşımak istiyorum.
- Aslında bu durumda bile yaklaşık 450 bin kişinin mağdur olduğu, ekonomiyi çok olumsuz etkileyecek bir durumda bile nasıl birilerini korumaya çalıştıklarını ve hatta nasıl soyguna devam etmeye çalıştıklarını size açıklayacağım.
- Şimdi Sermaye Piyasası Kurulu hepimizin bildiği gibi 28 Ağustos 2026 tarihinde bir düzenleme yapıyor ve bu düzenlemenin temel amacı da serbest fonların belirli hisselerde yoğunlaşmasını önlemek. Çünkü biz biliyoruz ki bütün bu manipülasyonlar, şu andaki vurgunlar özellikle serbest fonların belli hisselerde yoğunlaşarak o hisselerin fiyatlarını uçurması suretiyle ortaya çıkmıştı. Bunu engellemek için bir rehber düzenlemesi yapılıyor.
- Bunu yaparken fakat bir tane istisna getiriyor. Kritik bir istisna getiriyor Sermaye Piyasası Kurulu. Buna göre Hazine, Merkez Bankası, Varlık Fonu, kamu kurum ve kuruluşları ve bunların iştirakleri, bağlı ortakları ve yönetim hakimiyetindeki şirketlerin ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarını bu sınırlamalardan muaf tutuyor.
- Yani özel sektörün hiçbir şirketi herhangi bir yerde, herhangi bir hisse senedinde yoğunlaşamayacak. Ancak bu bir kamu iştiraki olursa onun yoğunlaşmasına istisna getiriyor.
- Şimdi dünyadaki örneklere baktığımızda kamu kurum ve kuruluşlarının borçlanma araçlarına, bakın sadece borçlanma araçlarına, benzer istisnaların getirildiğini görüyoruz. Bu normal. Bu olabilir. Ancak SPK düzenlemesine baktığımızda borçlanma araçları yerine ‘sermaye piyasası araçları’ ifadesinin kullanılması ve hisse senetlerine de bir muafiyet getirilmiş olması dünyada hiçbir örneği olmayan bir uygulama.
- Peki SPK bu muafiyeti niye kamu şirketlerinin hisse senetlerine genişletti?
- Kamu şirketlerinin hisse senetlerinde likidite ve fiyat oluşumu riski yok mu? Var. Nitekim geçmişte 2022 yılında kamu bankalarının hisselerinin de içinde bulunduğu büyük banka manipülasyonu olayı oldu. Bu olayda SPK 10 gerçek kişi hakkında suç duyurusunda bulundu ve kamu bankaları da vardı bunun içerisinde.
- Yine benzer olay Emlak Konut GYO’da ve THY hisselerinde oldu. Aynı manipülasyonlar fonlar üzerinden de yapılabilirdi. Dolayısıyla kamu hissesi demek manipülasyon olmayacak demek anlamına gelmez.
- Şimdi gelişmiş ülkelerdeki düzenlemelere baktığımızda bu kapsamda genel bir kamu hissesi muafiyetinin olmadığını tespit ediyoruz.”
Ziraat GYO detayı: “Sadece yüzde 2’si dolaşımda”
- Şimdi doğal olarak başka ülkede yok. Türkiye’de böyle bir şey yapılmış. Niye yapılmış? Bu kimi etkiliyor diye incelediğimizde bir şüpheli durum dikkati çekiyor.
- Bu sorunun cevabını araştırmak için baktığımızda THY var, Emlak Konut GYO, Halkbank, VakıfBank, Türkiye Sigorta ve diğer kamu bağlantılı şirketlerinin fon sahipliklerini karşılaştırdık. Yani buralarda kimlerin ne kadar hissesi var, bir yoğunlaşma var mı diye bunları inceledik.
- Erişebildiğimiz verilerde bir kamu şirketi dışında ciddi bir fon yoğunlaşmasının olmadığını tespit ettik. Bu şirket Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı.
- Değerli arkadaşlar, Ziraat GYO’nun açıklanan ortaklık tablosu şu şekilde: Yüzde 81’i Ziraat Bankası’nın, yüzde 16,90’ı —burası kritik— Ziraat Portföy tarafından yönetilen üç tane fona ait. Yüzde 2’si de normal vatandaş.
- Yani Ziraat Bankası ve Ziraat Portföy’ün toplamı yüzde 98’e geliyor. Ama Ziraat GYO’nun ne kadarı halka açık diye sorduğunuzda yüzde 19 diyorlar ama bunun yüzde 17’si Ziraat Portföy’e ait. Sadece yüzde 2’si dolaşımdaki hisse senedi.
- Şimdi bu bulgular, istisnanın özellikle Ziraat GYO’daki Ziraat Portföy pozisyonlarını korumak amacıyla hazırlanmış olduğu kanaatini bizde oluşturdu.
- Dolayısıyla Ziraat GYO’daki fiyat hareketlerine mesela baktık. Orada da ne gördük? 2 Eylül 2024-12 Mayıs 2025 tarihi arası sekiz aylık bir dönemde fiyatın 6 lira 26 kuruştan 29,5 liraya çıktığını, yani 4,7 katına çıktığını tespit ettik sekiz ay içerisinde değerli arkadaşlar.”
“Bir kapıyı açık mı bırakmak istediniz?”
- Şimdi dolayısıyla SPK’ya şu soruları soruyoruz ve bu soruların Sermaye Piyasası Kurulu tarafından cevaplanmasını bekliyoruz:
- İstisnayı kim önerdi? Yani hazırlık sürecinde Ziraat Bankası veya Ziraat Portföy’den talep ya da görüş alındı mı?
- Neden hisse senetleri de muaf tutuldu? İstisna neden kamu kurum ve kuruluşlarının borçlanma araçlarıyla sınırlandırılmadı? Hisse senetlerinin genişletilmesinin ekonomik gerekçesi nedir?
- Bir kapıyı açık mı bırakmak istediniz diye buradan kendilerine soruyorum.
- Ziraat GYO pozisyonları dikkate alındı mı? Ziraat Portföy’ün yaklaşık 793 milyon lotluk sahipliği düzenlemenin etki analizinde yer aldı mı?
- Eğer bu istisna yapılmasaydı, yani SPK’nın 28 Ağustos’ta yaptığı düzenlemedeki istisna olmasaydı ne değişecekti? Bunu bize söylemeleri lazım.
- Geçiş hükümleri ve fon türleri dikkate alındığında Ziraat Portföy fonlarının kaç milyon lotluk pozisyonu yeni sınırlara tabi olacaktı? Yani ne kadarını Ziraat Portföy elinden çıkarmak durumunda kalacaktı?
- Başka kimler yararlanıyor? İstisnadan yararlanan kamu şirketlerinin ve fonların listesiyle sahiplik miktarlarını da biz Sermaye Piyasası Kurulu’ndan talep ediyoruz.
- Ziraat GYO’nun gerçek fiili dolaşımı nedir? Şimdi az önce de ifade ettim. Üç fonun elindeki yüzde 16,90’lık payın ne kadarı MSCI endeksi veya MSCI metodolojisi bakımından serbest dolaşımda sayılır?
- Değerli arkadaşlar, sadece yüzde 2’si serbest dolaşımda.”
“Vurgunu buradan devam ettirecekler”
- “Şimdi burada ciddi bir yoğunlaşmayı da söyleyeceğim. Ziraat GYO’ya yatırım yapıyor. Mesela ZJB fonu yapıyor, Ziraat Portföy’ün bir fonu. Hani üç tane fonu Ziraat GYO’nun hisse senetlerini tutuyor dedik ya.
- ZCB fonunun varlıklarının yüzde 80’i Ziraat GYO’da. Düşünebiliyor musunuz? Yani kaynağın yüzde 80’ini Ziraat GYO’nun hisse senetlerine yatırmış. Dolayısıyla buradaki hissedar sayısı ne kadar biliyor musunuz? Sahiplik sayısı sadece 222 kişi. Mesela ZJI fonunda da 164 kişi var.
- Yani böyle bir 400 kişilik… Bu geçen haftanın rakamı tabii, şimdi buraya bir üşüşme olacak. Buraya gelecek. Burada bir açık kapı bırakıldı. Yani vurgunu buradan devam ettirecekler. Çok net bir şekilde biz bunu görüyoruz ve bunu deşifre etmek için de bu basın toplantısını düzenledim.
- Şimdi asıl soru şu: Bir yandan yapılan yeni düzenlemelerle fon yoğunlaşmaları engellenirken öte yandan yapılan muafiyet düzenlemeleriyle eski düzenin kamu şirketleri üzerinden devamı mı sağlanmaya çalışılıyor?
Yani soygun için bir açık kapı mı bırakmaya çalışıyorsunuz?
- Muafiyet düzenlemesi yapılırken borçlanma araçları yerine sermaye piyasası araçları denilerek ve böylece kamu şirketlerinin hisseleri de muafiyet kapsamına alınarak genel ifadeler kullanılırken aslında Ziraat Portföy’ün bazı fonları için özel bir düzenleme mi yapılıyor?
- Bu fonların yatırımcıları kimlerdir? Ziraat Portföy’ün üç tane fonu var dedik. Sınırlı sayıda kişi var burada. Bunların yatırımcıları kimler? Yani kimleri koruyorsunuz?
- Çünkü bu istisna getirilmeseydi, düzenlemeye tabi olmuş olsaydı bir defa bu fonlar Ziraat GYO’daki hisselerini satacaklardı. Satmaları zaten bir fiyat düşüşü anlamına gelecekti veya başka bir sürü gelir kaybına uğrayacaklardı. Ama burada ne yapılıyor? Bu istisna tutuluyor.
- Yani bir kamu şirketinin hisse senedi üzerinden manipülasyon yapılmaz diye bir şey yok ki. Nitekim de yapılıyor. Bütün dünyada da yapılabilir bu. Bütün dünyada bunu engellemeye çalışırlar.
- Nasıl özel sektördeki yoğunlaşmayı engelliyorsanız kamu şirketinin hisselerindeki yoğunlaşmanın da önlenmesi lazım. Yani bütün uluslararası uygulamalara aykırı, MSCI metodolojilerine aykırı bir şekilde burada bir düzenleme yapılıyor.”
“450 bin kişi mağdurken korumaya çalıştığınız 400 kişi kim?”
- “Düzenleme çok net bir şekilde belli insanları… Bir iki tane altını çizecek konu var burada. Bir: Şu anda orada hangi yatırımcılar var, bunu bize söylemek durumundalar. Kimi koruyorsunuz buradan?
- Yani 450 bin kişi mağdurken, onun dışında diğer fon yatırımcıları mağdurken, bunun etkisiyle 6,5 milyon borsada parası olan insan, borsa yatırımcıları mağdurken bu korumaya çalıştığınız 400 kişi kim ve bu kapıyı niye açık bırakıyorsunuz?
- Ya bu ülkenin buradan çektiği sıkıntı çok net bir şekilde ortadayken bu kapı niye açık bırakılıyor? Bu kişilerin siyasi bağlantıları nelerdir? Bunların özellikleri nelerdir?
- Piyasalar yangın yerine dönmüşken, insanlar intihar ederken hâlâ arka kapıdan bazı imtiyazlar, muafiyetler ile özel koruma altına mı alınmaktadır?
- Bu soruların cevabını biz hem Hazine’ye —SPK oraya bağlı olduğu için— hem Hazine ve Maliye Bakanı’ndan hem de SPK Başkanı’ndan, hatta bilgisi vardır yoktur bilemem, Cevdet Yılmaz’dan bu sorulara net bir şekilde cevap bekliyoruz. Kamuoyu aydınlatılmak durumundadır.
- Özet şudur söylediğimiz şeylerin, biraz teknik oldu farkındayım. Özeti şudur: Bir yandan bir fon soygunu var, büyük bir vurgun var. Ama bir taraftan da siz bir kısım insanları koruyorsunuz.
- İki; aynı soygunu bir süre sonra devam ettirebilmeleri için de bir açık kapı bırakıyorsunuz.
- Bunu hiçbir şekilde ne ekonomik olarak, ne iktisadi anlamda, ne finansal anlamda ne de ahlaken bir açıklaması vardır. Bunun açıklaması yoktur.
- Ama biz yine de bu sorularımızın cevaplarını kendilerinden bekliyoruz. İleriki vakitlerde bununla ilgili bir gelişme olursa onları da sizlerle paylaşacağım.”
“Kurumlar, bürokratlar dökülüyor”
- “Şimdi dün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kanun teklifini görüştük dedik arkadaşlar.
- Gerçekten kurumlar, bürokratlar dökülüyor. Zaten kurumsal çürümeyi çok sık gündeme getiriyoruz. İnsanın içi acıdı.
- Çünkü o sıralarda yıllarca bulunmuş bir bürokrat olarak kurumlarımızın durumunu, bürokratların durumunu, konuşmaktan korktuklarını, daha doğrusu birçok şeyi de bilmediklerini, meseleleri takip edemediklerini… Orada çelişkili ifadeleri vardı.
- Herkes birbirini suçladı bakarsanız. Hiçbir kurumun suçu yok. Ortada bu kadar büyük bir soygun var.
- Dünya tarihindeki kendi sınıfındaki en büyük soygun bu. Madoff krizi milli gelire oranına baktığında ikinci sıraya düşüyor, Madoff skandalı.
- Ama bu kadar büyük bir soygun varken aslında soygun olmamış gibi davranan bir kurumsal yapı, bir bürokratik yapı… Siyaset, AK Partili siyasetçiler, komisyondakiler zaten öyle de bürokratlarda benzer bir durumu gördük.
- Şimdi tabii bu 2021’den sonra bu fon meseleleri oldu. Niye oldu? Esasında insanların bu kadar çok buraya rağbet etmelerinin, manipülasyon yapanlar açısından demiyorum, buraya yatırımcının gelmesinin temel nedeni de yüksek enflasyon.
- İnsanlar elindeki üç kuruşun kıymeti ölmesin diye, parası erimesin diye böyle bir yüksek enflasyon ortamında burası için çok uygun bir zemin hazırlanmış oldu.
- Bu da dolayısıyla bu işin, hiçbir şekilde iktidar tarafları işin içerisinde olmasa bile —ki öyle bir şey mümkün değil— başından itibaren söylüyoruz, bu işin üç tane ayağı var:
- Siyasi ayağı AK Partililer. Bürokrat ayağı var, onlar da AK Partili bürokratlar. Bu işin özel sektör ayağı var. Onlar da AK Parti’de bir şekilde sağından solundan bulaşıp siyaset yapmış kişiler. Özel sektör ayağı AK Parti. Tamamen AK Partililerin olduğu bir yapı zaten.
- Ama bu olmamış olsa bile sadece bunların yanlış politikalarının yarattığı enflasyonist ortam nedeniyle böyle bir kriz için uygun bir zemin hazırlandı.
- Dün bürokratlardan rakamlar istedik. Bize hiçbir rakam veremediler veya vermediler. Bilmiyoruz. Yani rakam yoksa çok kötü. Rakam var da Meclis’e verilmiyorsa o da daha kötü belki.
- Dolayısıyla bu rakam olmadan bu işleri nasıl yapıyorlar onu da anlamak mümkün değil.”
Reel sektör uyarısı: “Büyük yatırımcı suçlu değildir”
- “Şimdi birkaç tane konuda da özellikle kendilerini, tabii birçok konuda değerlendirme yaptık ama iki üç tane konuda özellikle de kendilerini ikaz ettiğimizi buradan ifade etmek istiyorum.
- Bunlardan bir tanesi reel sektör firmaları. Bakın, ihracatçı firma, üretici firma. Bunların kısa dönem ellerinde nakitler oluyor. İşte onu birkaç gün sonra bir yere ödeyecek. Personel ücret ödemesi olabilir, başka şekillerde olabilir.
- Bu insanlar da risksiz olan bu fonlara birkaç günlüğüne hiç olmazsa parasını değerlendirmek için yatırmış ve bugün bunlar büyük yatırımcı olarak hatta bu mağduriyetten en fazla etkilenen kesim ama hiç kimsenin de görmediği, bakmadığı bir kesim.
- Şimdi bu insanlara böyle bir suçlu pozisyonu da yapılıyor. Suçlu durumuna sokuluyor. Büyük yatırımcı suçlu.
- Niye suçlu olsun? Bunlar bir manipülasyona karıştıysa, suça karışırsa onlar ayrı. Onları zaten ayırıyorum.
- Ama onun dışında bu ülkenin ihracatçı firmaları var. Yüksek enflasyon var. İki günde parası eriyor. O iki gün için orada risksiz olan, devletine güvenmiş, fona para yatırmış. Ertesi gün ödemesi var.
- Şimdi bu insanlara bir kuruş devlet para vermek gibi bir durumun içerisinde de böyle bir şey olamaz.
- Birçok firmanın, eğer buralara bir kolaylık getirilmezse —dün özellikle bunu söyledik— bir avans şeklinde ödeme yapılmazsa birçok firma iflasla karşı karşıya kalacaktır veya likidite sıkıntısıyla karşı karşıya kalacaktır.”
“Artık kimse Türkiye’de takas güvencesi var diyemez”
- “Şimdi tabii yanlış birtakım şeyler yapıldı. Dün bunları uyardık. Bir tanesi şu: Artık bundan sonra kimse Türkiye’de takas güvencesi var diyemez.
- Dün bunu orada değiştirmeye çalıştık, maalesef değiştiremedik. Takasa girmiş, fiyatı belli olmuş, alacaklı hale gelmiş insanların bile parasını alamadığı bir ortamda artık kimse takas güvencesinden Türkiye’de bahsedemez.
- Bundan sonra bu ülkeye hiçbir tane doğru düzgün yatırımcı gelemez. Bu birinci husus.
- Bu konuda kendilerini çok uyarmamıza rağmen maalesef adım atılmadı. Tamamen bir popülizm üzerinden bir şey yapıldı.
- Diğer husus da tamam, küçük yatırımcı korunsun. Biz de küçük yatırımcının korunmasını istiyoruz.
- Ama diğer taraftan da helalinden parasını oraya yatırmış, kimisi hatta evini satmış, yatırmış veya işinin bir kısmını, parasını yatırmış insanlara da eğer siz onların parası üzerinden bir başkalarını fonluyorsanız onların rızasını aramanız gerekir.
- Yani şimdi ben 500 bin lira yatırdım veya ben 1 milyon lira yatırdım diyelim, 1 milyon liramı alacağım. Öbür taraftaki 100 milyon lira yatırdı, o da 1 milyon lira alacak.
- Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu hukuki de değil, adil de değil. Buna da bir çözüm bulunması gerekir diye kendilerini uyardık.”
“TERA’nın fonu TEFAS’a hukuksuz şekilde alındı”
- “Şimdi benim daha önce gündeme getirdiğim birkaç tane husus vardı. Maalesef dün onların da teyidini almış olduk. Skandal mahiyetli meselelerdi bunlar.
- Bu işte kurumsal çürüme vardı demiştik. Mesela bir örnek verdim o kurumsal çürümeye ve bu soygunun içerisinde devletin kurumları var demiştim. Bunu Meclis konuşmasında birkaç defa gündeme getirdim.
- Hatta geçen hafta basın toplantısında gündeme getirdim. Dün hem SPK hem de Takasbank ikisi de oradayken onlara da sorduk. Onların tutanakları da var.
- Açıklamalarına bakarsanız dediğim iddia tamamen dün orada kanıtlanmış oldu.
- Mesele neydi? TERA’nın en büyük fonu, en son Ağustos’un sonunda 268 milyar lira olan TERA’nın en büyük fonunun TEFAS’a, yani devletin elektronik sistemine hukuksuz bir şekilde alındığını, bu alımı Takasbank’ın yaptığını, SPK’nın görmesi gerektiğini, SPK’nın da 11 ay gözlerini kapatıp bunu görmediğini, orada yatırımcı sayısının 161’den 111 bine çıkmasına hiç kimsenin engel olmadığını, peşkeş çektiğini, zemin hazırladığını, iki tane kurumun suçüstü yakalandığını söylemiştim.
- Bu iddialarım vardı. Bunları söylerken de yüreğim sızlaya sızlaya söyledik. Devletin kurumlarıydı çünkü bunlar.
- Fakat dün orada çok net bir şekilde ortaya çıktı ki iddialarımızın tamamı doğru.
- Takasbank usulsüz bir şekilde TERA’nın o en büyük fonunu TEFAS’a alıyor. Binlerce insanın oralara yatırım yapması sağlanıyor ve o insanların hepsi şimdi dolandırıldı ve buna da SPK göz yumuyor.
- SPK konuşması gereken yerde hiçbir şekilde konuşmuyor, ikaz etmiyor.
- İş bitmiş. 11 ay sonra yük 268 milyar lira, orada millete kazık atılırken kestiği ceza 4 milyon lira. Sadece 4 milyon 400 bin lira. Bu rezalet dün orada netleşmiş oldu.”
“Bizim paramızla bizi dolandırmışlar”
- Diğer bir olay Emre Tezmen değil mi? Şu anda en büyük tutuklu, en büyük sanık, en büyük dolandırıcı pozisyonundaki insan. Şunu sordum: Emre Tezmen’in TERA Yatırım Menkul Değerler ve bağlı ortaklıklarını Takasbank ve Borsa İstanbul para piyasalarından fonladınız mı diye sordum.
- Hem Takasbank Genel Müdürü’ne hem de Borsa İstanbul Genel Müdürü’ne sorduk. İşte şöyle dediler, böyle dediler, söylememeye çalıştılar. En sonunda çok net bir şekilde ortaya çıktı ki daha son güne kadar bunlar manipülasyon yapsın, bunlar milleti dolandırsın diye sistemin parasını kullanmışlar.
- Takasbank Genel Müdürü son günü kabul etmedi ama tarih vermedi. Ama bizdeki bilgi son güne kadar bu. Eylül ayının ilk haftasında da fonladık dedi. Şunu söylemeye çalışıyorum arkadaşlar: Şimdi burada manipülasyon var diyoruz değil mi? Bir de kaynak lazım. Tabii bütün bu işleri yapmak için paraya ihtiyacınız var.
- Parayı nereden temin ediyorlar? Borsa İstanbul’daki ve Takasbank para piyasası var. Orada gecelik veya haftalık borçlanmayla parayı da bizim paralarımızla veya sistemin parasıyla, yatırımcıların parasını kullanarak yatırımcıları dolandırdılar.
- Ve bunun aracısı da Borsa İstanbul ve Takasbank. Niye durdurmadılar? Niye bu paralar verildi? Verilmeyebilirdi. Rakamını sorduk. Rakamın ne olduğunu bize söylemediler ama bizim arkadaşlarımızın araştırmasına göre mesela bu 30 Haziran itibarıyla bulabildik bilançolar olduğu için elimizde.
- Borsadan mesela şu TERA Yatırım Menkul Kıymetler’in kendi dokümanıdır. Buradaki bilgiye göre Borsa Para Piyasası’na olan kısa vadeli ticari borcu 114 milyar 959 milyon. Yani 30 Haziran itibarıyla 115 milyar lira borç stoku gözüküyor. Yani oradan kullandığı para çok daha fazla ama borcu o kadar, 115 milyar lira.
- Yani bizim paramızla bizi dolandırmışlar. Bizim paramızla manipülasyon yapmışlar. Milletin parasıyla manipülasyon yapmışlar. Ve devletin kurumları da bu işe rıza göstermiş, peşkeş çekmiş, izin vermiş, para vermişler. Bir de üstelik bizleri daha iyi dolandırsın diye.”
Erişah Arıcan ve Halkbank iddiası
- “Dün orada Varlık Fonu yoktu. Varlık Fonu halbuki burada önemli bir unsurdur. Varlık Fonu’nun biliyorsunuz Başkanı Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanımız, ama Başkan Vekili Erişah Arıcan diye bir hanımefendi. Bu hanımefendi aynı zamanda Borsa İstanbul’da Yönetim Kurulu Başkanı. Bu mimaride çok önemli bir kişi.
- Fakat bizi kale almadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kale almadı ve oraya hiçbir şekilde Erişah Hanım Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla da gelmedi, Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili sıfatıyla da gelmedi.
- Ama bunun gelmemesi tabii kendisiyle ilgili, ailesiyle ilgili, oğluyla ilgili iddiaları da gündemden kaldırmıyor. 2022 yılında çocuğu araç şarj istasyonu kurduğuna ilişkin… Gelseydi şu soruyu soracaktım. Şimdi buradan kendisine bu soruyu soruyorum: 2022 yılında bir şirket kuruyor. Şarj istasyonu şirketi, Magic diye.
- Biliyorsunuz şarj istasyonlarında en büyük sorun şarj istasyonunun kurulacağı yerdir. Yer sıkıntısı vardır. Çünkü aracın bir süre orada beklemesi gerekiyor.
- Şimdi bütün Halkbank şubelerinde, Türkiye’nin her yerindeki Halkbank şubelerinde, hatta Halkbank Genel Müdürlüğü’nde yani İstanbul Finans Merkezi’ndeki o binanın önünde de bu şirkete bir ayrıcalık tanınarak yer tahsis edildiği iddiası var.
- Bunun görüntüleri de var. Bununla ilgili bilgiler, belgeler de ortada. Şimdi olabilir. Bir şirket anlaşma yapmıştır. Halkbank’la böyle bir anlaşma çerçevesinde bu olabilir diye düşünebiliriz. Ama biz biliyoruz ki Halkbank Türkiye Varlık Fonu’nun altındaki bir bankadır. Bir kamu bankasıdır ve buranın en üst yöneticisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı saymazsak Erişah Arıcan’dır.
- Bu böyle bir şey olabilir mi? Bu ahlaki midir? Bu doğru mudur? Bu iddiaya yönelik olarak kendisinden de cevap bekliyoruz. Başka hususlar da vardı ama benim vaktim de doldu. Kalanları başka bir zamanda ifade edebiliriz. Sorular varsa değerli basın mensupları, sorularınızı alabilirim.”
“SPK satış emirlerini yok sayıyor”
- “Hiç kimse takas güvencesi olduğunu söyleyemez dediniz. SPK Başkan Yardımcısının bugünkü cevaplarından aslında böyle bir sonuç çıktı ortaya. Yani emir verilmiş, o emir artık kesinleşmiş. Evet. Fakat SPK Başkanı geriye dönük de bu emirleri gözden geçireceğini söyledi, buna istinaden.
- Şimdi şunu söylediler: ‘Efendim ya fiyat oluşmamıştır.’
- Bu PBLK durumu dediğimiz kişiler var ya, 14, 15, 16 Eylül tarihleri arasında satış emri vermiş. Hatta T+0 olanlar da var burada, aynı gün içerisinde olanlar da var.
- Satış emri verilmiş. Fiyat da oluşmuş. Fiyatı var. Alacaklı pozisyonuna geçmiş bu insanlar. Şimdi bunları, bu işlemlerin hiçbirisi olmamış gibi o fonun hissedarı pozisyonuna sokuyor.
- SPK bugünkü söylemiyle o emirleri yok sayıyor. Oluşan fiyatı yok sayıyor. Yani siz artık, şimdi bakın, satmadığı zaman orada bir hissedar pozisyonundasınız. Sizin bir fonunuz var. Bin tane fon var, bir tanesi sizin, binde bir orada fonda payınız olur. Ama siz satmışsınız. Fiyat oluşmuş. Şirket daha temerrüde de düşmemiş. Sonra temerrüde düştü. Şirket temerrüde de düşmemiş. Bu durumda olan insanlar var.
- Artık bunlar alacaklı pozisyonuna geçmiş insanlar. 17’sinde temerrüde düşüyor. Dolayısıyla temerrüde de düşmemiş ama sanki bunların hiçbirisi yokmuş gibi davranıldı. Böyle bir ifade kullanıldı. Dolayısıyla Takasbank bir güvencedir. Tamam, ben sattım, senin paran buradadır güvencesidir. Takasbank herkesin orada ortak bir yediemini gibi bir şeydir.
- Şimdi bunu yok saydığınız zaman, bu olaya mahsus bir şekilde yok saydığınız zaman, bundan sonra bu ülkede hiç kimse Takasbank’a güvenmez. Takas güvencesine güvenmez. Bu sisteme verilebilecek en büyük zarardır.
- Türkiye’de bundan sonra kimse sermaye piyasalarını geliştirme yönünde adım atamaz. Eğer bu iş düzeltilmezse biz o yüzden işi önemsedik. Ha efendim diyorlar ki burada satış verenler, satış emri verenler haber almış, insider information olabilir. Kardeşim onlar zaten suçlu. Onları ayır. Biz onlara bir şey demiyoruz.
- Ama sen bir sistem kurmuşsun. Sistem çalışmış, fiyat oluşmuş, şirket ortada. Bu takasa girmiş, her şey kesinleşmiş. Şimdi bunun parasını ödemiyorsun. Böyle bir şey olmaz.
- Yani dediğim gibi içeriden bilgi alarak bunu yaptıysa zaten onların parasını vermediğin gibi onlar suçlu pozisyonunda. Ama burada kimseye ödeme yapılmıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil.”
401 milyar TL ve MASAK: “Siz o zaman niye varsınız?”
- Elbette mümkün. Ya burada işte kurumlar dökülüyor derken mesela bir tanesi de MASAK. Biz MASAK… Dün bize ne dedi biliyor musunuz arkadaşlar? Bu çok acı bir şeydir. Vallahi biz hiçbir şey tespit edemeyiz. Hiçbir şey de engelleyemeyiz. İş olur biter. En sonunda biz belki görürüz belki görmeyiz.
- Dün bize MASAK Başkanı’nın söylediği şey net olarak bu: Biz bunu göremeyiz. Yani şunu sorduk: 400 milyar lira. Bunu hatta muhalif medya da değil, iktidara yakın medya söylüyor. 1-16 Eylül tarihleri arasında 440 kişi 401 milyar liralık satış yapmış. Ve bu paraların da önemli ölçüde yurt dışına çıkartıldığına ilişkin iddialar var. 401 milyar arkadaşlar. Eski parayla 401 katrilyon.
- Artık bunun daire bilmem ne hesabı yapmak bile zor. O kadar büyük paralar ki bunlar yani. Bu kadar para hareketi oluyor. Siz bunu nasıl görmüyorsunuz diye sorduk. MASAK Başkanı ‘Biz bunu göremeyiz’ dedi. Soğuk cüzdan.
- Soğuk cüzdan ya soğuk cüzdan falan da değil. Banka bunu görecekmiş. Banka şüpheli işlem bildirimi yapacakmış. Zaten bizim şüpheli işlem bildirimimizde yıllık şu kadar şüpheli işlem bildirimi oluyor. Bunların doğru şüpheli işlem bildirimiyle yanlışını da ayırt edecek durumda olmadıklarını falan ifade ettiler.
- Yani milletin 100 bin lirasının peşine düşen kurumlar, orada milyarlarca, 400 milyarı… Bir de 16 gün içerisinde ciddi şekilde yoğunlaşmış para trafiği var. Bunu göremiyorlar ve bunu göremediklerini hiçbir çekinmeden ifade ettiler dün.
- Hiç kimse de demedi ki bizim dışımızda, iktidar çevresi de bunu demesi lazım. İktidar milletvekillerinin demesi lazım: Kardeşim nasıl olur? Niye göremezsiniz bunu? Siz o zaman niye varsınız?
- O zaman bu durumda bürokratlar ‘Biz bunu çalışalım’ cevabı verdiler. Sorular aslında… Rakam var da mı vermiyorlar, yoksa rakam hiç mi ellerinde yok? Bunu hiç mi analiz edemediler? Onu ben bilemiyorum ama rakamın olmuş olacağını tahmin ediyorum. Olmalı. Daha doğrusu sistem, MKK var. Çünkü burada Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda bütün bu bilgiler tutuluyor.
- Ama tabii bunlar belli, çok büyük giriş çıkışların olduğu bir şey. Bunların analiz etme kapasitesinin olması lazım. Oradaki şu andaki yöneticilerin ne kadar öyle bir kapasitesi var onu ben bilmiyorum. Çünkü çok da yüksek bir kapasitede olmadıkları da belli zaten. Ama ne olursa olsun yine de bir analiz yapabilirler. Bir rakam vardır ama bürokratlar ‘Bir rakam veririm de benim başım belaya girer’ korkusuyla rakam vermiyorlar.
- Halbuki burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Ama tabii Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sahip çıkmazsa, buranın onuruna sahip çıkmazsa normal bürokrat da artık kimseyi takmıyor. Takmadı da dün bizi.
- Yani hiçbir tane rakam vermeden oradan gelip gittiler. Gitsinler bakalım Amerikan Senatosu’nda bir tane bürokrat, bir siyasetçi böyle koca koca yalanları bırak, bir gram, şu kadarcık bir yalan söyleyebilir mi? Böyle bir yalan söylerse başına neler gelir, onlar hep orada bilinir.
- Ama Türkiye’de maalesef Meclis’in bir saygınlığı kalmadığı için bürokrat da çok rahat bir şekilde elinde olan rakamı da vermedi. ‘Çalışacağız’ dediler. ‘Siz bunları çalışmış olmalıydınız bugüne kadar’ diye itiraz eden milletvekili arkadaşlarımız oldu muhalefetten. Orada da pişkin pişkin güldüler.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.














