FON SOYGUNU | Fatura kabarıyor: MSCI, Türkiye endekslerinde artışları durdurdu
Küresel yatırımcıların yakından takip ettiği endeksleri hazırlayan MSCI, Türkiye sermaye piyasalarına yönelik sert bir karar aldı. Kurum, bazı küçük şirketlerle bağlantılı fonlar üzerinden “koordineli işlemler” yapılabileceğine ilişkin kurumsal yatırımcıların ciddi kaygıları bulunduğunu belirterek Türkiye endekslerinde yeni hisse girişlerini, pay artışlarını ve yukarı yönlü revizyonları dondurdu.

Türkiye’de fon skandalının sermaye piyasalarındaki etkileri uluslararası boyuta taşındı. Dünya genelinde büyük yatırım fonları ve kurumsal yatırımcılar tarafından referans alınan endeksleri hazırlayan MSCI, Türkiye hisselerine ilişkin bazı endeks değişikliklerini derhal ve ikinci bir duyuruya kadar dondurdu.
MSCI, ülkeleri ve şirketleri farklı piyasa kategorileri altında sınıflandıran dünyanın en önemli endeks sağlayıcılarından biri. Türkiye halen MSCI tarafından “Emerging Market”, yani “Gelişen Piyasa” kategorisinde değerlendiriliyor. Bu nedenle MSCI’nın aldığı karar yalnızca teknik bir endeks değişikliği anlamına gelmiyor; Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenilirliği açısından da önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
MSCI’nın açıklamasında özellikle bazı küçük halka açık şirketlerle yakın bağlantılı fonlar üzerinden yapılan işlemlere dikkat çekildi. Açıklamanın en kritik bölümlerinden biri şöyle: “MSCI 2026 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi kapsamında, kurumsal yatırımcıların bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakından bağlantılı fon varlıkları üzerinden olası koordineli işlemlere ilişkin dile getirdiği ciddi kaygılara dikkat çekmiştir. Bu durum, halka açıklık tahminlerinin güvenilirliğini ve piyasa bütünlüğünü zedelemektedir.”
Bu ifade, MSCI’nın Türkiye piyasasında yalnızca bazı fonların zarar etmesinden değil, bazı hisselerde fonlar üzerinden koordineli işlem yapılıp yapılmadığından ve görünen halka açıklık oranlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığından endişe ettiğini ortaya koyuyor.
MSCI ne istiyor?
MSCI, Türkiye’den üç temel alanda somut ilerleme beklediğini açıkladı: Gerçek faydalanıcıların açık ve zamanında ortaya konulması, koordineli işlemlere karşı etkili gözetim ve yaptırım uygulanması ve yapısal olarak bozulmuş halka açıklık oranlarının belirlenebilmesi için şeffaf kurallar oluşturulması. MSCI bu beklentisini şöyle ifade etti: “MSCI; gerçek faydalanıcıların ayrıntılı ve zamanında açıklanması, koordineli işlem davranışlarına karşı güçlü gözetim ve yaptırım uygulanması ve yapısal olarak bozulmuş halka açıklık oranına sahip menkul kıymetlerin belirlenmesi ve ele alınmasına yönelik şeffaf, kurallara dayalı bir çerçeve dahil olmak üzere somut ve güvenilir ilerleme arayacağını belirtmiştir.”
Türkiye’nin attığı adımlar yeterli bulunmadı
MSCI, Türk yetkililerin fonların elindeki bazı payların halka açıklık hesabından çıkarılmasına yönelik yeni bir düzenleme yaptığını da kaydetti. Ancak kuruluş bu düzenlemeleri yeterli görmedi ve açıkça, “Bunlar başlangıç niteliğinde önlemlerdir.” ifadesini kullandı. Açıklamada devamla şöyle denildi: “Kurumsal yatırımcıların koordineli işlemlere karşı güvenilir ve sürdürülebilir yaptırım uygulandığını ve Türk menkul kıymetlerinin halka açıklık oranının bağımsız olarak doğrulanmasına imkan sağlayacak açıklama standartlarının bulunduğunu görmesi gerekecektir. Her ikisinin de piyasanın tamamında tutarlı biçimde uygulanması gerekmektedir.”

Yani MSCI açısından yeni düzenlemelerin çıkarılmış olması tek başına yeterli değil. Kuruluş, kuralların gerçekten uygulanmasını, koordineli işlem yapanlara yaptırım getirilmesini ve yatırımcıların Türkiye piyasasındaki halka açıklık oranlarını bağımsız biçimde doğrulayabilmesini istiyor.
Türkiye endekslerinde artışlar donduruldu
MSCI aldığı kararı hemen yürürlüğe koydu. Açıklamada, “MSCI, Türk hisse senetleri için belirli endeks değişikliklerine ilişkin geçici bir dondurma uygulamasını derhal ve ikinci bir duyuruya kadar yürürlüğe koyacaktır.” denildi.
Buna göre Türkiye hisselerinde yabancı yatırımcıya açık kabul edilen pay oranlarını ifade eden Foreign Inclusion Factor’da artış yapılmayacak. Endekste dikkate alınan hisse sayısındaki yukarı yönlü değişiklikler uygulanmayacak. MSCI Turkey Investable Market Index’e yeni şirket girişleri yapılmayacak. Şirketlerin küçük ölçekli endekslerden daha üst kategorilere yükseltilmesi de dondurulacak.
Bunun pratik anlamı şu: Normal şartlarda MSCI endekslerinde ağırlığı artabilecek ya da endekse yeni girebilecek Türk şirketleri şimdilik bu avantajdan yararlanamayacak.
Haziran 2027’ye kadar süre
MSCI’nın açıklamasındaki en ciddi uyarı ise Türkiye’nin piyasa sınıflandırmasına ilişkin oldu. Kuruluş şöyle dedi: “Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme görülmemesi halinde MSCI, MSCI Türkiye Endekslerinin Gelişen Piyasa statüsünden Sınır Piyasası veya Bağımsız Piyasa statüsüne olası yeniden sınıflandırılmasına ilişkin bir istişare sürecini de içeren ek önlemleri değerlendirecektir.”
Türkiye halen gelişen piyasalar kategorisinde bulunuyor. MSCI’nın uyarısı gerçekleşir ve Türkiye “Frontier Market” yani “Sınır Piyasası” ya da “Standalone Market” statüsüne düşürülürse, Türkiye’yi gelişen piyasalar endeksleri üzerinden takip eden uluslararası yatırımcıların yatırım tercihlerinin de etkilenmesi gündeme gelebilir.
Fon skandalının uluslararası sonucu
MSCI’nın açıklamasındaki kullanılan kavramlar dikkat çekici: “Koordineli işlem”, “piyasa bütünlüğü”, “gerçek faydalanıcı”, “halka açıklık oranlarının güvenilirliği”, “güçlü gözetim” ve “yaptırım”.
Bu ifadeler, Türkiye’de aylardır tartışılan fon skandalının yalnızca belirli fonların tasfiyesi veya yüz binlerce yatırımcının mağduriyetiyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. MSCI artık doğrudan Türkiye sermaye piyasasının işleyişinin uluslararası yatırımcı açısından güvenilir olup olmadığını sorguluyor.
İris Cibre: “MSCI oldukça sert bir uyarıda bulundu”
Finans piyasaları uzmanı İris Cibre de MSCI’nın kararını değerlendirirken açıklamanın ağırlığına dikkat çekti. Cibre’nin işaret ettiği temel nokta şu: MSCI yalnızca Türkiye’yi uyarmadı; yeni hisse girişlerini, pay artırımlarını ve yukarı yönlü endeks değişikliklerini fiilen durdurdu. Bunun bir sonraki aşamasında ise Türkiye’nin gelişen piyasa statüsünün tartışmaya açılması ihtimali bulunuyor.
Cibre ayrıca Türkiye sermaye piyasalarında yıllardır biriken manipülasyon ve denetim sorunlarının bugün uluslararası bir sonuç doğurduğunu savunuyor. Buna karşılık Haziran 2027’ye kadar süre tanınmasını, Türkiye açısından sorunun çözülmesi için ek zaman olarak değerlendiriyor.
İşte İris Cibre’nin açıklamasının tamamı:
“MSCI oldukça sert bir uyarıda bulundu.
Türkiye endekslerindeki yeni hisse girişlerini, pay artırımlarını ve yukarı yönlü tüm revizyonları dondurduğunu açıkladı.
Haziran’a kadar yeterli şeffaflık ve denetim adımları atılmazsa EM statüsünden düşürülebileceği uyarısında bulundu.
Bu piyasada özellikle 2020’den beri biriken ve görmezden gelinen bu kirli düzenin sonuçları olacaktı elbet;
Finans merkezi olacağız iddiasıyla Milyar USD’lar harcadığımız binalar yasta…
Bu manipülasyon işlerini organize eden manipülatörden göz yuman denetleyici ve düzenleyiciye kadar tamamı, eksiksiz!! en sert cezaları almalı.
Ama, Kasıma kadar verilen süre Hazirana uzatılmış, yani bu açıdan bakmaya çalışalım…”
MSCI’nın kararı, fon skandalının artık Türkiye sınırları içinde kalan bir denetim ve yatırımcı mağduriyeti meselesi olmadığını gösteriyor. Türkiye sermaye piyasasının şeffaflığı ve güvenilirliği uluslararası yatırımcıların ve dünyanın en önemli endeks sağlayıcılarından birinin doğrudan gündemine girmiş durumda.
Üstelik MSCI bu kez yalnızca uyarıda bulunmadı; Türkiye hisselerine yönelik yukarı yönlü endeks değişikliklerini fiilen dondurdu. Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme görülmezse sıradaki tartışma Türkiye’nin “Gelişen Piyasa” statüsünü kaybedip kaybetmeyeceği olacak.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.














