İsrail’in yeni ‘en önemli’ seçimi

İsrail 27 Ekim Salı günü yeniden sandık başına gidiyor ve bu defa hakikaten İsrail’in en önemli seçimi ile karşı karşıya olabiliriz. Tabi İsrail’liler kaçtır yaptıkları hatayı tekrarlayıp Binyamin Netanyahu’yu yeniden iktidara taşırlarsa veya iki bloktan herhangi biri iktidar olabilecek sandalye sayısına ulaşamazsa değişen bir şey olmayacak.

İsrail’in yeni ‘en önemli’ seçimi

KERİM BALCI | YORUM 

İsrail-Filistin siyasetini takip ettiğim otuz yıl içinde, “Bu defaki İsrail’in en önemli seçimi!” dediğim ondan fazla seçim olmuştur. Bu biraz da. “İşler bundan daha kötüye gidemez herhalde!” zannımda yanılıyor olmamla alakalı sanırım. 

Her seçim döneminde işler biraz daha kötüye gidiyor ve her seçim bir öncekine göre daha hayati oluyor İsrail ve Filistin için. İsrail 27 Ekim Salı günü yeniden sandık başına gidiyor ve bu defa hakikaten İsrail’in en önemli seçimi ile karşı karşıya olabiliriz. Tabi İsrail’liler kaçtır yaptıkları hatayı tekrarlayıp Binyamin Netanyahu’yu yeniden iktidara taşırlarsa veya iki bloktan herhangi biri iktidar olabilecek sandalye sayısına ulaşamazsa değişen bir şey olmayacak. 

Bizler de en önemli seçim için bir sonraki seçimi bekleyeceğiz. 

Algoritmalar artık herkesi kendi küçük dünyalarına hapsediyor ve büyük dünyanın meselelerinden kopuyoruz. Bu sebeple İsrail’in seçim ve koalisyon sistemi hakkında kısa bir hatırlatma yerinde olur zannediyorum. 

İsrail genel seçimlerinde ülke parlamentosunun (Knesset) 120 sandalyesinin tamamı oylanır. Ülkenin tamamı tek seçim bölgesidir ve sandalyeler büyük oranda partilerin aldıkları oyla orantılı olarak dağıtılırlar. İsrail toplumu aşırı politize ve aşırı polarize bir toplum olduğundan seçimlere onlarca parti girer ve hiçbir parti hiçbir zaman iktidar olabilecek 61 sandalyeyi elde edemez. 

Bu da İsrail siyasetini bir koalisyonlar siyaseti yapıyor. Üstelik koalisyon pazarlıkları, hangi partinin hangi partiyle aynı blokta yer alabileceği veya asla birlikte olmayacakları yönündeki açıklamalar seçim öncesinde yapılıyor ve seçmen sandığa giderken biraz da bu açıklamaları dikkate alıyor. 

İsrail’in seçim barajı yüzde 3. Bu düşük oranın etkisi oldukça büyük. Çünkü bu barajı aşamayacağını düşünen partiler yarıştan çekiliyor veya diğer partilerle seçim koalisyonu yapıyorlar ve bu da bloklararası geçişlere, seçmen kaymasına yol açabiliyor. 

Seçimlerde hiçbir parti bariz bir üstünlük sağlayamadığından seçim sonrasında hükümet kurma görevini ülke cumhurbaşkanı gerekli 61 sandalyeli koalisyonu kurma şansı en yüksek olan kişiye veriyor. Yani en büyük parti olmak hükümet kurma görevini almayı garanti etmiyor. 

Bu kısa girişten sonra gelelim 27 Ekim günü seçmenin karşısına çıkacak olan partilere. Seçimde üç blok var: Netanyahu Kampı, Yahudi Muhalefet ve Arap Muhalefet Kampları. Netanyahu’nun kampında kendi partisi Likud’un yanısıra İtamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) ve Dindar Siyonizm partileri bu radikal sağ bloktalar. Ayrıca aslen Dindar Siyonizm partisinden olan finans bakanı Bezalel Smotrich, Moshe Feiglin’in Zehut partisiyle seçim koalisyonu yapmış durumda ve seçim barajını aşabilirlerse Netanyahu bloğuna destek verecekleri kesin. 

Başında Gadi Eisenkot’un bulunduğu Yaşar (Doğru) partisinin etrafında örgülenmiş olan Yahudi muhalefetinde ise İsrail Evimiz (Yisrael Beiteinu), Birlikte Partisi, ve Demokrat Parti bulunuyor. Bu bloğun temel sorunu Yaşar, İsrail Evimiz ve Birlikte partilerinin hali hazırda Arapların içinde bulunacakları bir koalisyonda yer almayacaklarını açıklamış olmaları. Araplar olmaksızın bu bloğun iktidar olmasının tek yolu var: en çok sandalye ve bütçe ayıran bloğa katılmak konusunda sorunu olmayan Haredi partileriyle koalisyon yapmak. 

Arapların Birleşik Liste ve Ra’am adında iki partisi var ve birlikte 14 sandalye almaları bekleniyor. 120 sandalyeli Knesset’te bu sayı Arap partilerini iktidarın kim olacağını belirleyebilecek bir konuma getirebilir. İlginç olan Netanyahu bloğunun olanca radikal sağ söylemine karşı Arapların desteğini almaktan çekinmemesine karşın muhalefetin Arap desteğiyle iktidar olmaya sıcak bakmaması. Araplarla koalisyona açık olan, hatta bunun bir gereklilik olduğunu söyleyen tek parti Demokrat Parti.

Kamuoyu yoklamaları ne diyor?

Son bir haftada yapılan 7 ayrı anketin ortalaması her iki Yahudi bloğunun da 51 milletvekili çıkarabileceğini gösteriyor. Bu durumda Arap partileri hangi bloğu desteklerlerse iktidar o olacak. Bu destek dışardan bir azınlık hükümetini desteklemek, veya içinde yer almak şeklinde olabilir. Tabi ülkeyi seçime götürmek üzere bir milli birlik hükümetinin kurulması veya seçimlerin sonuçsuz kalarak yenilenmeleri de mümkün. 

Bloklardan bağımsız olarak Eisenkot’un Yaşar partisinin 22 veya 23 milletvekili kazanarak en büyük parti olacağı, bunu 21 sandalyeyle Netanyahu’nun Likud’unun izleyeceği bekleniyor. Seçime kadar bu dağılımın değişmesi pekala mümkün. Bunu da eşik altında kalacağı kesin görülen partilerin seçimlerden çekilip çekilmeyecekleri belirleyecek. Eski Genel Kurmay Başkanı Benny Gantz’ın Mavi ve Beyaz Partisi geçen hafta başında seçimden çekildi mesela. Partisinin seçmenlerinin büyük oranda muhalefet bloğuna kayması bekleniyor. 

Benzer bir şekilde bu yıl Ağustos ayında emekli generallerden Ofer Winter’in kurduğu ve kendini sağda konuşlayan Amcha Israel (Senin Milletin İsrail) partisinin de baraj altında kalması bekleniyor. İlk kurulduğunda Netanyahu’ya karşı olan sağ seçmen için bir ümit olarak görülen parti stratejik bir hata yaparak seçim sonrasında Netanyahu’nun başbakanlığını destekleyeceğini ilan etti. Parti seçimden önce çekilirse seçmeninin Netanyahu’ya kayması beklenir; seçimlere katılır da baraj altında kalırsa bundan muhalif partiler yararlanacak. Sürpriz bir şekilde barajı geçmesi durumunda Ofer Winter’ın talihi gülebilir ve bu seçimde olmasa da bir sonraki seçimlerde sağın liderliğine oynayabilir. 

Seçim kampanyasının başat konuları neler?

Seçim kampanyasına ABD başkanının Netanyahu yararına yaptığı “bütün ve tam destek” açıklamasının anketlerde iktidar partisinin beklediği etkiyi yapmadığını da kaydedelim. Bunun bir sebebi İran savaşının ve İsrail’in uluslararası siyasetteki yerinin seçimin gündemlerinden biri bile olmaması. Güvenlik, Gazze Soykırımı, benzer bir saldırının Batı Şeria’ya da yapılabileceği gibi konular elbette seçim kampanyasında konuşuluyor. Ancak bunların hiçbirinde Netanyahu Bloku ile Yahudi Muhalefet Bloku arasında anlamlı bir fark yok. Zaten iki blokta bulunan siyasi liderler de birbirlerinden çok farklı değiller. 

Muhalefetteki Naftali Bennett Filistin ve güvenlik konularında askeri çözüme inanıyor ve Netanyahu’dan çok da farklı düşünmüyor. Yisrael Beiteinu’yu kurduğu 1999 yılından bu yana yöneten Avigdor Lieberman Gazze’ye atom bombası atmaktan yana olan biriydi ve Filistinliler söz konusu olduğunda görüşleri değişmiş değil. İki blok arasındaki temel fark dindarlık sekülerlik farkı. Bu da seçim kampanyasının dünyanın hiç de ilgisini çekmeyen dindarların askerlik sorumlulukları ve vergi muafiyetleri gibi konular ekseninde yürümesine yol açtı. 

Seçimlerin ikinci büyük gündemi Finans Bakanı Bezalel Smotrich’in başını çektiği yargıyı yeniden dizayn etme yasasıydı. Birazcık İsrail siyaseti takip edenler yargının geleneksel olarak sol ve liberal çizgide olduğunu, Netanyahu’nun bu yapıyı değiştirebilmek için yıllardır çabaladığını bilirler. Netanyahu’nun kendisiyle alakalı bir dizi dosyanın yargının önünde olduğu düşünüldüğünde seçimlerin bu konuya yoğunlaşması şaşırtıcı değil. 

Üçüncü baskın konu Arap partilerinin seçimlere katılma hakkı ve Arap partileriyle koalisyon kurulup kurulamayacağı yönündeki dışlayıcı söylem. Eylül ayı sonlarında başkanı dışındaki tüm üyelerinin siyasetçilerden oluştuğu Yüksek Seçim Kurulu bütün Arap partilerinin ve bağımsız Arap adayların seçimlere katılmasını yasaklama kararı aldı. Ancak Ra’am ve Birleşik Liste’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları itiraz 2 Ekim günü lehlerine sonuçlandı. Tabi bu süreçte Arap partiler, İsrail’in Arap vatandaşları ve Arap partilerle koalisyon kuranlar şeytanlaştırıldılar. Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen, daha önce kurduğu hükümette Arap partilerine yer vermiş olan Bennett bile iktidar olurlarsa Arapların bulunduğu bir koalisyonda yer almayacaklarını açıklamak durumunda kaldı. Elbette bunda 7 Ekim 2023’te yaşanmış Hamas füze saldırısının bıraktığı travmanın da bir payı var. 

Dindarlar ve Arapların siyaset ve yönetimdeki yerleri İsrail Devleti kuruldu kurulalı tartışılan ve çözüme kavuşması mümkün olmayan konular. Seçimin kampanyası imkansıza endekslenince sonucunun anlamlı bir dönüşüm olması da imkansız görünüyor. 

Peki kim seçilirse seçilsin Filistinlilere bakan yönüyle sonuç değişmeyecekse neden en önemli seçim bu? Öyle, çünkü yine her iki kampta da savunucuları bulunan bir başka konusu daha var seçimlerin: Netanyahu’dan kurtulmak. 

Bir defa seçimlerin en demokrat partisi Demokrat Parti’nin tek gündemi bu. Onlara göre her alternatif Netanyahu’dan iyidir. Hatta daha radikal bir hükümet bile Netanyahu’dan iyidir, çünkü onlardan kurtulabilirsin, ama Netanyahu koltuğu bırakmıyor. Avigdor Lieberman sırf Netanyahu’ya biat ederek girdiği siyasette yıllarca aşağılandığı ve dindarlar konusundaki çekinceleri dikkate alınmadığı için muhalif çizgiye kaydı. Mavi ve Beyaz’ın Ofer Winter’i de, artık seçime katılmayacağı kesinleşmiş olsa da siyasette ağırlığı hep hissedilecek olan Eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz da ülkenin artık Netanyahu’dan kurtulması gerektiğini düşünüyorlar. 

Tabi bu muhalefet henüz Netanyahu’yu siyasetin dışına itecek ve mahkeme sandalyelerine oturtacak iktidarın meşruiyetini Arap Partilerinin desteğine borçlu olmasını kabullenmeye hazır değiller… 

28 Ekim sabahı İsrail’in gündemi şu soruya kilitlenebilir: Netanyahu’dan kurtulmak mı daha önemli ve Araplara kota uygulamak mı? 

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

Yorum Yap