Aliyev Erdoğan’ın gölgesinden çıkıyor

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yıllardır “iki devlet, tek millet” sloganıyla anılıyor. Ancak Aliyev, artık Erdoğan’ın siyasi gölgesinden çıkıyor. Azerbaycan’ı Orta Asya’nın yeni diplomatik yapısına dahil ediyor, Avrupa’nın enerji güvenliğinde daha önemli bir konuma taşıyor, Washington’la doğrudan ilişkilerini güçlendiriyor. Erdoğan ise nüfuzunu korumaya çalışıyor. Asıl mesele Azerbaycan’ın Türkiye’den uzaklaşması değil; Aliyev’in Erdoğan’la birlikte anılmanın siyasi maliyetini giderek daha fazla hesaplaması.

Aliyev Erdoğan’ın gölgesinden çıkıyor

AYDOĞAN VATANDAŞ | YORUM 

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yıllardır “iki devlet, tek millet” sloganıyla tanımlanıyor. Erdoğan ve Aliyev’in siyasi ortaklığı da bu tarihsel yakınlığın en güçlü sembolü olarak sunuluyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, iki liderin çıkarlarının artık eskisi kadar örtüşmediğini gösteriyor.

Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkileri ve ülkedeki laiklik uygulamaları üzerinden Ankara’dan yükselen eleştirilere Bakü’nün verdiği sert cevap, aslında çok daha büyük bir jeopolitik dönüşümün işareti. Aliyev, Türkiye’den uzaklaşmıyor; Erdoğan’ın siyasi gölgesinden çıkıyor. Üstelik bunu yalnızca Ankara’ya meydan okuyarak değil, Azerbaycan’ın uluslararası sistemdeki ağırlığını artıracak somut diplomatik ve ekonomik adımlarla gerçekleştiriyor.

Aliyev küresel sistemin mesajını doğru okuyor

Dünya siyasetinde yeni bir dönem yaşanıyor. Rusya’nın Ukrayna savaşı, Çin ile Batı arasındaki rekabet, enerji güvenliği ve uluslararası ticaret yollarının yeniden şekillenmesi, özellikle Güney Kafkasya ve Orta Asya’nın stratejik önemini artırıyor. Bu yeni dönemde küçük ve orta ölçekli devletlerin uluslararası ağırlığını yalnızca askerî güçleri değil, büyük güçler arasında kurdukları ilişkiler ve kontrol ettikleri stratejik güzergâhlar belirliyor. Aliyev’in avantajı burada ortaya çıkıyor.

Azerbaycan, Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan ulaşım ve enerji hatlarının merkezinde bulunuyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Güney Gaz Koridoru ve Orta Koridor projeleri, Azerbaycan’ı Avrupa’nın enerji ve ticaret güvenliği açısından giderek daha önemli hale getiriyor.

Aliyev, ülkesinin bu stratejik konumunu diplomatik güce dönüştürmeye çalışıyor.

Erdoğan ise aynı dönemde dış politikada ideolojik söylemlerle pragmatik çıkarlar arasında gidip gelen, Batı’yla ilişkilerinde güven sorunları yaşayan ve içeride ekonomik sıkıntılarla mücadele eden bir lider görüntüsü veriyor. İki liderin uluslararası sistemi okuma biçimleri arasındaki fark giderek belirginleşiyor.

Azerbaycan artık Orta Asya’nın yeni aktörü

Bu dönüşümün en önemli göstergelerinden biri Azerbaycan’ın Orta Asya ülkeleriyle geliştirdiği kurumsal ilişkiler. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan’dan oluşan beşli istişare mekanizmasına Azerbaycan’ın da katılmasıyla altı ülkeli yeni bir diplomatik çerçeve oluştu. Kasım 2025’te alınan tam katılım kararı, Azerbaycan’ın artık yalnızca Güney Kafkasya’nın değil, Orta Asya’nın geleceğini şekillendiren diplomatik süreçlerin de parçası olduğunu gösteriyor.

Bu gelişmenin Türkiye açısından da önemli sonuçları var. Ankara uzun yıllar Orta Asya’yla ilişkilerini Türk dünyası söylemi üzerinden geliştirmeye çalıştı. Ancak bölge ülkeleri artık Türkiye’nin siyasi öncülüğüne ihtiyaç duymadan kendi aralarında ve küresel güçlerle doğrudan ilişkiler kuruyor. 

Azerbaycan da bu yeni yapının önemli aktörlerinden biri haline geliyor. Aliyev’in Kazak ve Türkmen petrolünün daha büyük miktarlarda Azerbaycan üzerinden dünya pazarlarına taşınmasını istemesi, bu stratejinin ekonomik boyutunu oluşturuyor.

Bakü yalnızca petrol ve doğalgaz satan bir başkent olmak istemiyor. Orta Asya’nın Avrupa’ya açılan kapısını kontrol eden, ticaret ve enerji güzergâhlarında söz sahibi olan bir bölgesel merkez haline gelmeye çalışıyor. Bu yeni konum, Aliyev’in Erdoğan karşısındaki pazarlık gücünü de artırıyor.

Batı, Erdoğan’dan bağımsız bir Aliyev’le çalışıyor

Azerbaycan’ın uluslararası ağırlığındaki artışın bir başka göstergesi Avrupa’yla gelişen ilişkileri. Bakü’nün 2028 yılında Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesine ev sahipliği yapacak olması, bu açıdan son derece anlamlı.

Avrupa ülkeleri, demokratik standartlar ve insan hakları konusunda ciddi eleştiriler yönelttikleri Aliyev yönetimiyle enerji güvenliği ve bölgesel istikrar nedeniyle yakın ilişkiler geliştirmeye devam ediyor. Bu durum, Batı’nın Azerbaycan’daki otoriter yönetimi demokratik açıdan meşru gördüğü anlamına gelmiyor. Ancak Bakü’nün jeopolitik değerinin arttığını gösteriyor.

Washington’ın Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesine ilgisi ve Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası (TRIPP) olarak adlandırılan ulaşım projesi de aynı çerçevede değerlendirilmeli. Aliyev artık Washington ve Brüksel’le ilişkilerini Erdoğan üzerinden yürütmek zorunda değil. Azerbaycan kendi stratejik değerini doğrudan küresel aktörlere sunabiliyor.

Bu gelişme Erdoğan açısından önemli bir nüfuz kaybı anlamına geliyor. Çünkü Ankara’nın Bakü üzerindeki etkisinin kaynaklarından biri, Türkiye’nin Azerbaycan için vazgeçilmez uluslararası destekçi olarak görülmesiydi. Aliyev şimdi bu bağımlılığı azaltıyor.

Rusya kartı: Erdoğan’a verilen dolaylı mesaj

Bakü’nün Rusya’yla ilişkilerinde attığı son adımlar da dikkat çekici. SOCAR Başkan Yardımcısı Elşad Nasirov’un 16 Ekim’de Moskova’daki Rusya Enerji Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın Gazprom’dan yeniden doğalgaz satın almakla ilgilendiğini belirtmesi önemliydi.

Bu açıklamanın ekonomik gerekçeleri bulunuyor. Azerbaycan, iç tüketimini ithal gazla destekleyerek kendi üretiminden daha fazla miktarı Avrupa pazarlarına yönlendirebilir. Ancak böyle bir düzenlemenin ticari koşulları ve miktarları henüz kesinleşmiş değil.

Bununla birlikte açıklamanın siyasi anlamı da göz ardı edilemez. Aliyev, Türkiye’yle ilişkilerinde sorun yaşarken Moskova’yla ekonomik iş birliği kanallarını açık tutabileceğini gösteriyor. Azerbaycan aynı zamanda İran’la diplomatik temaslarını sürdürüyor, İsrail’le stratejik ortaklığını koruyor ve Batı’yla ilişkilerini geliştiriyor. Bu, çok yönlü bir dış politika.

Aliyev’in Erdoğan’a verdiği dolaylı mesaj şöyle özetlenebilir: Türkiye bizim stratejik ortağımızdır, ancak Azerbaycan’ın dış politikasını Ankara belirleyemez. 

Karabağ zaferinden sonra değişen güç dengesi 

Aliyev’in özgüvenindeki artışı Karabağ’daki gelişmelerden bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

Azerbaycan’ın Karabağ üzerinde kontrol sağlaması, Bakü’nün Türkiye’ye duyduğu stratejik ihtiyacın niteliğini değiştirdi. Erdoğan yönetimi savaş sırasında sağladığı askerî ve diplomatik desteği sık sık hatırlatıyor. Ancak Aliyev, zaferin Azerbaycan ordusuna ve devletine ait olduğunu özellikle vurguluyor.

Burada iki lider arasında örtülü bir siyasi rekabet bulunuyor. Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel liderliğini öne çıkarırken Aliyev, Azerbaycan’ın bağımsız bir güç olarak tanınmasını istiyor.

Karabağ zaferi Aliyev’in iç politikadaki konumunu güçlendirdiği gibi uluslararası alanda da daha iddialı davranmasına imkân sağladı.

Artık Erdoğan’la açık görüş ayrılıkları yaşamanın maliyetini geçmişe kıyasla daha düşük görüyor olabilir. 

Erdoğan’ın siyasi yükünü taşımak istemiyor

Bütün bu gelişmelerin merkezinde daha önemli bir siyasi hesap bulunuyor. Aliyev, Erdoğan’ın siyasi geleceğiyle Azerbaycan’ın uluslararası geleceğini birbirinden ayırmaya çalışıyor. Erdoğan’ın uzun iktidar döneminin yarattığı siyasi yıpranma, ekonomik sorunlar ve Batı’yla yaşadığı gerilimler, Bakü açısından yeni riskler oluşturuyor.

Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkileri üzerinden yaşanan son tartışma bunun somut örneği. Erdoğan’a yakın isimler Bakü’yü eleştirirken Azerbaycan’ın iktidar partisi, Türkiye’den gelen açıklamalara karşı ülkenin egemenliğini ve laik yapısını savunan sert bir tutum benimsedi. Bu tepki yalnızca İsrail’le ilişkileri koruma refleksi değildi.

Aynı zamanda Erdoğan’ın ideolojik önceliklerinin Azerbaycan’ın dış politikasını belirlemesine izin verilmeyeceğinin ilanıydı. Aliyev, Erdoğan’ın Türkiye’deki siyasi konumunun zayıfladığını ve Ankara’nın Azerbaycan’la ciddi bir krizi göze almakta zorlanacağını hesaplıyor olabilir. Ancak bu durum, Aliyev’in Erdoğan’ın yakın zamanda iktidardan ayrılacağını bildiği veya böyle bir beklentiyle hareket ettiği anlamına gelmiyor.

Daha güçlü açıklama, Bakü’nün Türkiye’yle ilişkilerini tek bir liderin siyasi geleceğine bağımlı olmaktan çıkarmak istemesi. Aliyev için Türkiye vazgeçilmez bir ortak olabilir. Ancak Erdoğan artık aynı ölçüde vazgeçilmez değil.

Sonuç: Erdoğan nüfuz kaybederken Aliyev seçeneklerini çoğaltıyor 

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki son gelişmeler, iki ülke arasındaki tarihsel ve stratejik ortaklığın sona erdiğini göstermiyor. Enerji hatları, savunma iş birliği, ticaret ve toplumsal yakınlık iki ülkeyi birbirine bağlamaya devam edecek.

Ancak bu ortaklığın siyasi dengesi değişiyor. Aliyev, Azerbaycan’ı Orta Asya’nın yeni diplomatik yapısına dahil ediyor, Avrupa’nın enerji güvenliğinde daha önemli bir konuma taşıyor, Washington’la doğrudan ilişkilerini güçlendiriyor ve Rusya ile İran’la ilişkilerinde manevra alanını koruyor.

Erdoğan ise Türkiye’nin tarihsel ve kültürel ağırlığını kullanarak Bakü üzerindeki siyasi etkisini sürdürmeye çalışıyor. Ortaya çıkan tablo, iki lider arasındaki stratejik yaklaşım farkını gösteriyor. Aliyev, değişen küresel sistemin sunduğu fırsatları kullanarak ülkesinin uluslararası seçeneklerini çoğaltıyor.

Erdoğan’ın siyasi nüfuzu ise aynı dönemde çeşitli baskılarla karşı karşıya. Asıl mesele Azerbaycan’ın Türkiye’den uzaklaşması değil, Aliyev’in Erdoğan’la birlikte anılmanın siyasi maliyetini giderek daha fazla hesaba katmasıdır. 

Bakü artık dünyaya Erdoğan’ın en yakın müttefiki olarak değil, kendi stratejik ağırlığı bulunan bağımsız bir aktör olarak görünmek istiyor.

Ve belki de Erdoğan-Aliyev ilişkilerindeki değişimin en önemli anlamı burada yatıyor:

Erdoğan eski nüfuzunu korumaya çalışırken Aliyev, Erdoğan sonrasını da hesaba katan yeni bir jeopolitik konum inşa ediyor.

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

Yorum Yap