Devlet Bahçeli’den gençlere gözdağı: “Fransa’ya heveslenmeyin!”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Fransa’daki gençlik ve sokak protestolarını örnek göstererek Türkiye’deki gençlere “Fransa’ya heveslenmeyin!” çağrısı yaptı. “Batı emperyalizmine kapılmayın!” diyen Bahçeli’nin sözleri, benzer protesto hareketlerine yönelmemeleri için gençlere verilen siyasi bir gözdağı olarak kayda geçti.

Devlet Bahçeli’den gençlere gözdağı: “Fransa’ya heveslenmeyin!”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında iç ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, “Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan’ın savunmasına mümkün olan her türlü askerî desteğin verilmesi sağlanmalıdır.” dedi.

Devlet Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle;

Terörsüz Türkiye, birlikle ve dirlikle yaşama iradesi, gönül ve kültür coğrafyamızla beraber insanlığa adaletli bir nizam vaaz eden, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasının şuurudur. Peşinen söylemeliyim, Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geri dönmeyecektir. Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek, en kısa zamanda nihayete erdirilecektir.

İSRAİL’E TEPKİ

Aynı zamanda Terörsüz Bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ise İsrail’in bölgeye dönük saldırganlıkları, yaklaşan seçimlerde bahane edilerek devam etmekte, kışkırtıcılık seviyesi artmaktadır. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonlar, İsrail barbarlığının geldiği seviyeyi göstermektedir. Diğer yandan kutsal topraklara yönelik husus saldırıları, bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin aynı amaca hizmet eden farklı bir unsurudur. Söylenenler farklı olsa da hizmet ettikleri şey farksızdır.

ARABİSTAN’A ‘ASKERİ DESTEK SAĞLANSIN’ ÇAĞRISI

Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya ne kıblemiz Kâbe’ye ne de Hazreti Resulullah’ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız. Sessiz kalamayız. Tahammül göstermeyiz. Kutsal topraklarımız başka bir egemen devletin sınırları içerisinde olsa da kutlu ceddimizin buralardaki mütecaviz eylemleri püskürtmek için başlattığı seferler, tarihin hafıza kayıtlarında saklıdır.

Türk milletinin tarihinde, kültüründe, inancında, imanında ve devlet geleneğinde mahfuz bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız. Ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkânları yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır.

Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan’ın savunmasına mümkün olan her türlü askerî desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkân sağlanmalıdır. Bilindiği gibi dost ve müttefikimiz olan Suudi Arabistan’a yönelik artan husus saldırıları ağır sivil kayıplara yol açmıştır.

“HUSİLER SALDIRILARA SON VERMELİ”

Temennimiz, Husilerin saldırılarına derhal son vermesi, Yemen’de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir. Bölgedeki herkes itidal içerisinde hareket etmeli, akl-ıselimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kanı akmamalı, tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidir.

‘HİÇBİR YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜK HUKUK ÖNÜNDE KORUMA GÖRMEMELİDİR’

“Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda, hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı, Türkiye her bakımdan gayrihukuki ve gayriahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır.

Hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, nitekim görmemektedir. Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış. Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz.

Bununla birlikte dikkatlerinizi çekmek isteriz isteriz ki, bu süreçte özellikle muhalefet çevresinde elmayla armut aynı kefede tartılmaya kalkışılmakta kalkmakta, kamuoyu yanıltılmak, yönlendirilmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu mallarına el uzatmış, milletimizin üzerine çökmüş, belediyelerdeki ahlaksızlar güruhunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır.

Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşısında fon rövanşizminin politik antitezi sentezi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte, bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pürmelalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir.

Dolayısıyla ahlaki standartlar; partizanlar, tutumlar ve iktidar-muhalefet dikotomisine bağlı olarak görecel eştirilmektedir. Nitekim muhalefet yönetimindeki belediyelere yönelik rüşvet, yolsuzluk ve diğer ahlaka mugayir eylemler karşısında fon krizini bir kaçış rampası olarak görmekte, ahlaki zafiyetlerinin üstünü örtmeye yönelik bir fırsata dönüştürmek çabasına girmektedir.

Devletimizin ilgili kurumları olan biteni, çalanı, talan edeni kamuoyuna açıklamalı, doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır. Somutlaşmış mahkeme kararları, netleşmiş, hukuk önünde belirli hale gelmiş konular milletimizle behemehal paylaşılmalı, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır.

Haksızı, doğruyla yanlışı fark etmeyi mümkün kılacak etkili bir iletişim stratejisiyle toplumsal kafa karışıklığı önlenmelidir.

YATIRIMCI ALGISI VE FİNANSAL İSTİKRAR UYARISI

Unutulmasın, kurumlara yönelik güvenin aşındırılması ve toplumsal fay hatlarının belirginleştirilmesi Türkiye’nin demokratik, ekonomik ve güvenlik bağlamındaki kazanımları karşısında büyük bir bühtan, siyasetin sağlıklı işleyişi açısından ciddi riskler doğurabilecek büyük bir ihanet olacaktır.

Böylesi bir atmosferin Türkiye’yi yalnızca siyasal ve toplumsal açıdan değil, ekonomik açıdan da olumsuz etkileyebileceği; yatırımcı algısından finansal istikrara, ülke risk priminden uluslararası itibarına kadar geniş bir alanda Türkiye’nin güvenilirliği üzerinde baskı oluşturulabileceği açıktır.

“YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜKLE HUKUKA UYGUN MÜCADELE EDİLMELİ”

Türkiye’nin dirlik ve düzeni her şeyin üstünde, her türlü siyasi mülahazanın önceliğindedir. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunların gerçekliğini inkâr etmeden, vatandaşlarımızın sosyoekonomik beklentilerini dikkate alan, bununla birlikte yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşmayla etkin ve hukuka uygun biçimde mücadele edildiğine ilişkin kamuoyunun ikna olacağı bir yaklaşımı hep birlikte sergilemek durumundayız.

Hatırlatmak isterim, Türkiye eski Türkiye değildir. Güçlü kurumlara, büyük bir ekonomik kapasiteye, etkili bir diplomasiye ve caydırıcı bir savunma sanayine sahiptir. Sistemsel arızalarını gidermiş, milli birlik ve kardeşliğini tesis etmiş, Türk ve Türkiye Yüzyılını inşa etmeye odaklanmış, gıptayla bakılan bir Türkiye hamdolsun egemendir.

Kimseye oyun kurdurmayız. İstikrarımıza, güvenliğimize, huzurumuza ve kardeşliğimize kastetmek isteyenlere fırsat vermeyiz. Milletimiz emin olsun, milli birliğimizi kuvvetlendirecek yeni Türk asırlarına yelken açacağız.

‘FRANSA’DAKİ EYLEMLER AVRUPA’YA YAYILABİLİR’

Fransa’da yaşanan öğrenci eylemleri, Avrupa’nın toplumsal huzur ve istikrar bakımından karşı karşıya bulunduğu sorunları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Okulların fiziki şartlarının iyileştirilmesi, öğretmen açığının giderilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması talebiyle sokaklara inen gençler, esasen geleceklerinden kaygı duyduklarını ortaya koymaktadır.

‘FRANSA’YA HEVESLENMEYİN!’

Büyük ozanımız merhum Âşık Veysel’in deyişiyle diyorum ki; ‘Son verelim iftiraya, bühtana, Kardeşane sevişelim can cana, El birlikte çalışalım vatana, Çok okul, fabrika kuralım gardaş!’

Sayın ve muhterem misafirlerimizi bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her birinizi Allah’a emanet ediyorum. Gençlerimize de sesleniyorum; Fransa’ya heveslenmeyin! Batı emperyalizmine kapılmayın! Türkiye’ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun!”

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

GÜNÜN MANŞETLERİ

Yorum Yap