İktidarın seçim planında üç kritik hesap

Araştırmacı ve yazar Bekir Ağırdır, T24’te yayımlanan yazısında, Türkiye’nin 2026-2027 siyasi gündemini ve iktidarın seçim stratejisini analiz etti. Ekonomik gelişmelerden anayasa tartışmalarına, Kürt meselesinden muhalefete yönelik siyasi hamlelere kadar birçok başlığı değerlendiren Ağırdır, iktidarın önümüzdeki dönemde üç temel hedef doğrultusunda hareket edebileceğini belirtti.
Ağırdır’a göre iktidarın öncelikleri, kaybettiği toplumsal desteği yeniden kazanmak veya oy kaybını durdurmak, Meclis’teki ittifak ve destek alanını genişletmek, muhalefetin ortak bir siyasi alternatif oluşturma kapasitesini sınırlandırmak olacak.
Erdoğan’ın adaylığı için 2028 formülü
Ağırdır’ın analizinde en dikkat çekici başlıklardan biri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve seçim takvimi oldu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un daha önce 2027 sonbaharında seçim ihtimalini düşük gördüğünü hatırlatan Ağırdır, Uçum’un Meclis’in seçimleri yenileme kararı alması durumunda 16 Nisan 2028 tarihini uygun bulduğuna dikkat çekti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de Erdoğan’ın yeniden adaylığını desteklediğini ve seçimlerin 2028 yılında yapılmasını istediğini hatırlatan Ağırdır, bu açıklamaların iktidarın seçim takvimine ilişkin tercihlerini ortaya koyduğunu belirtti.
Ağırdır’a göre iktidar, Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açacak Meclis kararını mümkün olduğunca geç bir tarihte yapılacak seçim için kullanmayı tercih ediyor.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için TBMM’de seçimlerin yenilenmesine yetecek çoğunluğun sağlanması gerekiyor. Ağırdır, iktidarın anayasa değişikliği ve seçimlerin yenilenmesi gibi farklı kararlar için farklı Meclis çoğunlukları arayabileceğine işaret etti.
Milliyetçi ve muhafazakâr partilerle yeni işbirliği
Ağırdır, iktidarın Meclis’teki sayısal gücünü artırmak için yalnızca resmî ittifaklara ihtiyaç duymayabileceğini belirtti.
Milliyetçi ve muhafazakâr partilerin ayrı siyasi kimliklerini koruyarak belirli konularda iktidarla ortak hareket edebileceğini değerlendiren Ağırdır, özellikle güvenlik, millî birlik, aile ve toplumsal değerler üzerinden kurulabilecek yakınlaşmalara dikkat çekti.
Bu çerçevede bazı partilerin Erdoğan’ı eleştirmeyi sürdürürken belirli anayasa değişikliklerinde, yasal düzenlemelerde veya seçimlerin yenilenmesi kararında iktidara destek verebileceğini ifade etti.
Ağırdır, bu ihtimali kalıcı bir siyasi ittifaktan ziyade belirli konularda oluşabilecek esnek bir işbirliği olarak değerlendirdi.
Muhalefetin ortaklaşmasını engelleme hesabı
Ağırdır’a göre iktidarın üçüncü hedefi, muhalefetin ortak bir siyasi alternatif oluşturma kapasitesini azaltmak.
Muhalefet belediyelerine, parti örgütlerine ve siyasi aktörlere yönelik soruşturma ve diğer işlemlerin muhalefetin zamanını ve kaynaklarını savunmaya ayırmasına yol açabileceğini belirten Ağırdır, bunun iktidara siyasi avantaj sağlayabileceğini değerlendirdi.
Ancak Ağırdır, bu tür baskıların her zaman iktidarın istediği sonucu üretmeyeceğine de dikkat çekti. Muhalefetin örgütlenme imkânlarının daralmasının, farklı siyasi kesimler arasındaki dayanışmayı artırabileceğini ifade etti.
Ekonomide seçici iyileştirme hamleleri
Ağırdır, iktidarın toplumsal desteğini artırmak için ekonomide atacağı adımların da seçim stratejisinin önemli bir parçası olacağını belirtti.
Hayat pahalılığı, kira, faturalar ve borç yükünün seçmen davranışında belirleyici olduğunu vurgulayan Ağırdır, enflasyondaki düşüşün tek başına vatandaşın ekonomik koşullarının iyileştiği anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Bu nedenle 2027 bütçesinde asgari ücret, emekli maaşları, sosyal yardımlar, vergi ve prim borçlarının yapılandırılması gibi alanlarda düzenlemeler yapılabileceğini değerlendirdi.
Ancak kapsamlı bir ekonomik rahatlama paketinin enflasyonla mücadele ve bütçe dengeleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Ağırdır, belirli toplumsal kesimleri hedefleyen seçici düzenlemeleri daha olası gördü.
Ağırdır ayrıca finansal yatırım fonlarına ilişkin soruşturmaların ekonomik güven açısından önem taşıdığını belirtti. Soruşturmalarda para hareketlerinin, sorumlulukların ve olası siyasi bağlantıların şeffaf biçimde ortaya çıkarılmasının yatırımcı güveni bakımından belirleyici olacağını ifade etti.
DEM Parti ve çözüm sürecinin seçim hesabındaki yeri
Ağırdır, iktidarın seçim stratejisinde “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin de önemli bir yer tutacağını değerlendirdi.
PKK’nın feshi ve silahlı çatışmanın sona erdirilmesine yönelik gelişmelerin demokratikleşme açısından ayrıca ele alınması gerektiğini belirten Ağırdır, iktidarın Kürt siyasetiyle belirli konularda müzakere yürütürken diğer alanlarda sert siyasi rekabeti sürdürebileceğini ifade etti.
DEM Parti’nin süreç kapsamında iktidarla görüşmesinin, partinin diğer muhalefet aktörleriyle ilişkilerini sona erdireceği anlamına gelmediğini vurguladı.
Ağırdır ayrıca Kürt seçmenin desteğinin, DEM Parti ile iktidar arasındaki temaslar nedeniyle doğrudan iktidara yöneleceğinin varsayılamayacağını belirtti.
Ağırdır’dan dört seçim senaryosu
Bekir Ağırdır, önümüzdeki döneme ilişkin dört olası senaryo ortaya koydu.
İlk senaryoda iktidarın ekonomik destekler, anayasa tartışmaları ve siyasi hamleleri birlikte yürüterek seçim için uygun koşulların oluşmasını beklemesi öngörülüyor.
İkinci senaryoda milliyetçi ve muhafazakâr siyasi aktörlerle belirli konularda işbirliği geliştirilerek Meclis’te gerekli çoğunlukların oluşturulması öne çıkıyor.
Üçüncü senaryo, ekonomik iyileşmenin vatandaşın günlük yaşamında hissedilir hale gelmesi ve bunun iktidar tarafından seçim fırsatına dönüştürülmesi üzerine kuruluyor. Ağırdır’a göre bu durumda 2027 sonbaharında seçim ihtimali yeniden güçlenebilir.
Dördüncü senaryoda ise ekonomik veya bölgesel bir kriz nedeniyle siyasi rekabetin sertleşmesi ve seçim takviminin daha belirsiz hale gelmesi ihtimali bulunuyor.
Ağırdır, mevcut koşullarda ilk iki senaryonun birlikte hayata geçirilmesinin daha olası olduğu görüşünü dile getirdi.
Erken seçim ihtimali giderek zayıflıyor
Ağırdır’ın değerlendirmesine göre mevcut ekonomik ve siyasi koşullar, iktidarı 2027 yılında erken seçime gitmeye zorlayacak düzeyde bir baskı oluşturmuyor.
Bu nedenle Erdoğan’ın yeniden adaylığı için TBMM’nin seçimleri yenileme kararı alması, ancak sandığın 2028 yılında kurulması seçeneği ağırlık kazanıyor.
Bununla birlikte Ağırdır, 2028 takviminin benimsenmesinin Meclis’te gerekli çoğunluğun şimdiden sağlandığı anlamına gelmediğini vurguladı. İktidarın önümüzdeki dönemde kuracağı siyasi ilişkiler ve geliştireceği işbirlikleri, seçim kararının alınabilmesi açısından belirleyici olacak.
Ağırdır’a göre 2026-2027 döneminin siyasi seyrini yalnızca seçim tarihi değil, iktidarın Meclis’teki destek arayışları, ekonomik gelişmeler ve muhalefetin ortak bir alternatif oluşturma kapasitesi belirleyecek.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















