Fetö: Lakap olarak başladı, iktidar soykırımın anahtarına dönüştürdü

Fetö: Lakap olarak başladı, iktidar soykırımın anahtarına dönüştürdü

HASAN CÜCÜK / HABER ANALİZ

Hizmet Hareketi’ne (Gülen Cemaati) yönelik kullanılan nefret ve soykırım ifadesi “FETÖ”, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden yaklaşık bir buçuk yıl önce devletin resmî söylemine girmişti. Dijital arşivler, sosyal medya paylaşımları ve gazete kayıtlarını inceleyen bir araştırma, kelimenin internet sözlüklerindeki ilk örneklerinden siyasi söylemin merkezine uzanan yolculuğunu ortaya koyuyor. Araştırma, bir kavramın kimler tarafından üretildiğinden çok, nasıl yaygınlaştırıldığına ve zaman içinde hangi siyasi işlevleri üstlendiğine odaklanıyor.  

Bir kelime bazen yalnızca bir şeyi tanımlamaz; o şeyin toplum tarafından nasıl algılanacağını da belirler. Türkiye’de Hizmet Hareketini (Fethullah Gülen Cemaatini) hedef yapmak için iktidarın rejim diskuru olarak kullandığı “FETÖ” ifadesinin hikâyesi, bu açıdan yalnızca bir sözcüğün geçmişi değil, siyasi dilin nasıl değiştiğinin de hikâyesi.  

Araştırmanın ortaya koyduğu kronolojiye göre kelimenin izleri 2003’e, “fetö” biçiminin ilk tespit edilebilen örneği ise 2009’a uzanıyor. Ancak ifadenin geniş kitlelerce benimsenmesi ve resmî bir örgüt tanımlamasına dönüşmesi daha sonraki yıllarda gerçekleşti. Bu ayrım önemli: Bir kelimenin ilk kez kullanılmasıyla siyasi ve kurumsal güç kazanması aynı şey değil.  

İnternet sözlüklerinden siyasi söyleme  

Araştırmaya göre, Ekşi Sözlük’te 2003’te açılan “fetocu” ve “feto” başlıkları, kavramın erken dönem izleri arasında. 2009’da aynı platformda “fetö” biçiminin kullanıldığı bir kayıt bulunuyor. Sonraki yıllarda ifade, ulusalcı internet sitelerinde, bloglarda ve sosyal medya hesaplarında görülmeye başladı.  

Bu dönemin dikkat çekici yanı, kelimenin henüz tek bir siyasi çevrenin tekelinde olmamasıydı. Araştırmacının 2012-13 dönemine ilişkin incelemesinde, siyasi aidiyeti belirlenebilen 25 paylaşımın 17’sinin muhalif hesaplardan geldiği belirtiliyor.  

Bu bulgu, “FETÖ” kavramının başından itibaren iktidarın ürettiği ve kullandığı bir tanım olduğu yönündeki basit anlatıyı sorgulatıyor. Bununla birlikte, sosyal medya kayıtları kelimenin toplumdaki bütün kullanımını temsil etmiyor. Veriler, incelenen dijital alanlarda hangi çevrelerin öne çıktığını gösteriyor.  

Temmuz 2013’te Pensilvanya’da Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yaşadığı evin önünde düzenlenen bir protestoda “Feto” ifadesinin slogan olarak kullanılması, araştırmada öne çıkarılan dönüm noktalarından biri. Ulusalcı yayın organlarının aynı sloganı kısa aralıklarla paylaşması, kelimenin internet ortamından siyasi eylemlere ve medya dolaşımına taşındığını gösteren örnekler arasında.  

2014-2015: Kelimenin anlamı değişirken  

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kelimenin kullanımındaki siyasi değişim. İncelenen verilere göre, Temmuz-Ekim 2015 döneminde siyasi aidiyeti belirlenebilen 23 paylaşımın 22’si iktidar yanlısı hesaplardan geldi. Birkaç yıl önce ağırlıklı olarak muhalif çevrelerde görülen ifade, bu kez iktidara yakın medya ve hesaplar tarafından yaygınlaştırılıyordu.  

Bu dönüşümü yalnızca kelimenin daha sık kullanılmaya başlanmasıyla açıklamak yeterli değil. İfade, alaycı bir lakap olmaktan çıkarak bir cemaati hedef gösteren, ardından kişileri ve kurumları suçlayıcı biçimde niteleyen siyasi bir yaftalamaya dönüştü.  

Araştırmaya göre, 2015’in temmuz-ekim döneminde incelenen 5 bin 799 paylaşımın yüzde 59’unda kelimenin “ö”lü biçimi kullanıldı. Aynı dönemde paylaşımların en az yüzde 38’inde ifade bir damgalama aracı olarak yer aldı. Araştırmacı, bu verileri kavramın anlamındaki değişimin göstergeleri olarak değerlendiriyor.  

Burada medya kuruluşlarının rolü de öne çıkıyor. Araştırmada, farklı hesapların aynı cümleleri saniyeler arayla yayımladığı örnekler sıralanıyor. Mayıs 2015’te yedi hesabın, dört medya grubuna yayılan biçimde aynı metni paylaşması; başka tarihlerde dokuz veya 11 hesabın benzer ifadeleri kullanması, haber ve siyasi mesajların dolaşıma sokulma biçimine ilişkin soru işaretleri doğuruyor.  

Darbe girişiminden önce ‘resmî’ tanım  

Araştırmada 20 Şubat 2015, kavramın resmîleşmesi bakımından kritik tarih olarak gösteriliyor. O gün İstanbul Emniyet Müdürlüğünün bir soruşturmaya ilişkin fezlekesi haberleştirilirken “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” ifadesi kullanıldı. Aynı gece farklı siyasi çizgilerdeki gazetelerin de bu tanımı haberlerine taşıdığı belirtiliyor.  

Nisan 2015’te Sabah gazetesinin “FETÖ silahlı terör örgütü” manşeti, ifadenin medya dilinde yerleşmesini gösteren örneklerden biri. Anadolu Ajansı ve TRT Haber’in Temmuz 2015’te “FETÖ/PDY” tanımını kullanmasıyla kavram devlet medyası aracılığıyla da yaygınlaştırıldı.

Böylece 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden yaklaşık 17 ay önce, ifade resmî söylemde yerini almıştı. Bu kronoloji, kavramın darbe girişiminin ardından ortaya çıkmadığını gösteriyor.   

Bir kavramın toplumsal sonuçları  

15 Temmuz darbe girişiminin ardından “FETÖ” ifadesi soruşturmaların, yargılamaların ve kamu görevinden ihraçların merkezindeki tanım olarak ısrarla kullanıldı. Araştırmada aktarılan Adalet Bakanlığı verilerine göre, Temmuz 2026 itibarıyla 720 bin 338 kişi hakkında adli işlem yapılmıştı. Bunlardan 127 bin 102 kişi mahkûm edilmiş, 124 bin 743 kişi beraat etmişti. Ayrıca 83 bin 404 kişinin dosyasının sürdüğü belirtiliyordu. Bu rakamlar, rejimin seçtiği bu diskurun Türkiye’deki hukuki ve toplumsal etkisinin boyutunu gösteriyor.   

Uluslararası değerlendirmeler de tartışmanın başka bir boyutunu oluşturuyor. Araştırmada, İngiltere Avam Kamarası Dışişleri Komitesinin 2017 tarihli raporunda, Hizmet Hareketi’nin terör örgütü olarak tanımlanmasını haklı çıkaracak yeterli delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye yer veriliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise 2023’teki Yüksel Yalçınkaya kararında, ByLock kullanımına dayanan mahkûmiyetle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çeşitli hükümlerinin ihlal edildiğine hükmetti.   

Asıl mesele: Kelimeyi kim yaygınlaştırdı?  

Araştırmanın temel tezi, “FETÖ” ifadesinin tek bir kişi veya siyasi çevre tarafından ortaya çıkarılmadığı, ancak farklı dönemlerde farklı aktörler tarafından sahiplenilerek bugünkü anlamına kavuştuğu yönünde.  

2003’te bir lakap olarak ortaya atılan kelime, 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları sonrasında Erdoğan ve medyasının ‘ötekileştirme’ aracına dönüştü. Mayıs 2016’da Hizmet Hareketi, MGK kararıyla ‘terör örgütü’ gösterilmesiyle ‘FETÖ’ kelimesi nefret ve soykırım anahtarı oldu. 15 Temmuz sonrasında ise soykırımın kullanışlı aparatı oldu. Erdoğan sadece Hizmet Hareketi gönüllüleri için değil, muhalif gördüğü herkesi ‘FETÖ’ sepetinin içine attı. 

Araştırmanın tamamını bu linkten izleyebilirsiniz

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

GÜNÜN MANŞETLERİ

Yorum Yap