SPK’da 600 bin dolarlık rüşvet iddiası: “Verdiğinizi helal edin!”

Bursa Saati yazarı Yüksel Baysal’ın, Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın anlatımına dayandırdığı dikkat çekici rüşvet iddialarını içeren yazısı, yayımlandıktan kısa süre sonra yayından kaldırıldı. “Bir rüşvet hikayesi” başlıklı yazının bağlantısı artık 404 hatası veriyor.
Yüksel Baysal’ın aktardığına göre, Borsa’ya açılmak isteyen Bursalı bir sanayiciden önce 1,5 milyon dolar talep edildiği, daha sonra ise 600 bin dolar verilmesinin ardından şirketin halka arz sürecinin tamamlandığı iddia edildi. Atmaca’nın anlatımında, şirket sahibinin rüşvet vermek istemediği için sürecin uzun süre ilerlemediği, konunun SPK Başkanı Ömer Gönül, AKP Bursa Milletvekili Refik Özen ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kadar ulaştığı öne sürüldü.
İddiaya göre şirket sahibi, kendisini ziyaret eden ve iktidar ortağı bir partinin milletvekiliyle bağlantılı olduğu belirtilen kişi tarafından, “Bu işin kuralı budur. Vereceksin!” sözleriyle ödeme yapmaya zorlandı.

Baysal’ın yazısında en dikkat çekici iddia ise, 600 bin dolarlık ödemenin ardından SPK Başkanı Ömer Gönül’ün şirket sahibine “Verdiğinizi helal edin!” dediği yönündeki anlatım oldu. Yazıda ayrıca şirketin halka açılmasının ardından TERA fonuyla bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerden yeni bir teklif geldiği de iddia edildi.
İşte o yazının tamamı:
BİR RÜŞVET HİKAYESİ!
Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın bizzat tanık olduğu rüşvet hikâyesine…
Demokrasi Grubu’nda herkesin önünde anlattı yaşadıklarını Mehmet Atmaca…
“Ben 2023 yılının mayıs ayında vekil oldum. Vekil olduktan sonra bir sanayici ağabeyim beni çağırdı, ‘Bir sıkıntım var. Bana yardımcı olur musun?’ dedi. Abi, ‘Hayırdır, nedir?’ dedim. ‘Ben Borsa’ya açılmak istiyorum. SPK’ya başvuru yaptıktan sonra birileri gelip bana, para vermeden bu iş olmaz diyorlar. Ben de rüşvet vermek istemiyorum. Eğer bu işe layıksam bana verilsin, değilse reddedilsin. Ama ne zaman başvursam gelip beni buluyorlar.’
Allah Allah, dedim, böyle şey olur mu? Konuyu araştırdım, SPK Başkanı Ömer Gönül’ü aradım. ‘Ömer, böyle böyle bir firma var Bursa’da’ dedim. ‘İki yıldan beri başvuruda bulunuyor ama bir türlü yol alamıyor. Nedir sıkıntısı? Neden Kurul’a havale edilmiyor?’ diye sordum. Ömer Gönül bana dedi ki: ‘O firmanın hiçbir eksiği yok, iyi tanıyorum. Başvuru evraklarında bir iki eksik var, onları giderirse Kurul’a havale ederiz.’
Ben de yeni vekil olduğumuz için hevesli bir şekilde Bursa’daki firmayı aradım. ‘Senin iş tamam’ dedim. Sanayici bana, ‘Mehmet abi, bunlar sana yalan söylüyor. Benim hiçbir eksiğim yok.’ Öyle şey olur mu, dedim. İki üç hafta bekledik. Bir daha aradım Ömer Gönül’ü… ‘Bu adam diyor ki başvurduktan birkaç gün sonra gelip benden rüşvet istiyorlar. Eğer bu dosya Kurul’a alınmazsa siz de bu işin içindesiniz iddiasıyla TBMM’ye önerge vereceğim’ dedim.

Her hafta salı günü toplanan SPK, o hafta cuma günü toplanıyor. O dosya Kurul’a iniyor. Kurul’daki iki üye, firmanın FETÖ ile ilişkisi var diye ret cevabı veriyor. Oysa firma sahibi, ‘Bizim başvuru evraklarımızda ilk istenen belgeler FETÖ ile ilişkisi var mı yok mu belgeleridir’ demişti. Dosyada bütün bilgiler var. Bunun üzerine ben AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen’e gittim. ‘Ya’ dedim, ‘Refik Bey, bu sizin ayıbınız. Bu adam imtiyaz istemiyor, hakkını istiyor. Bu adam talep edilen 1,5 milyon dolar rüşveti vermekten aciz değil ama vermek istemiyor.’ O da üzüldü. Bu işe Mehmet Şimşek bakıyor.
Aradan bir iki hafta geçti, AK Parti’nin Kızılcahamam kampından Refik Özen aradı beni: ‘Bakan Bey yanımda, bana o firmanın bilgilerini atar mısın?’ Attım. Aradan 15 dakika geçti, aradı. ‘Sayın Bakanımız SPK Başkanı ile görüştü. FETÖ iddiası bir kez daha gündeme geldi. Belgeleri gönderir misin?’ dedi. O belgeleri attım Refik vekile… Konu kapandı. O sırada TBMM de kapandı.
Ben de şehir dışına çıktım. Basındaki haberlere baktım ki firma borsaya açılmış. Havalara girdim. Başardım diye. Aradan üç beş gün geçmedi, Refik Bey beni aradı: ‘Hayırlı olsun, firma borsaya açıldı. Bir teşekkür telefonu beklerdim’ dedi. Ben de ona, ‘Ben de beklerdim ama aranmadım’ dedim. Bunun üzerine ben firma sahibini aradım. ‘Abi, hayırlı olsun, borsaya açılmışsınız. Aramanızı beklerdim’ dedim. Firma sahibi, ‘Abi, Bursa’ya geldiğinde konuşalım’ dedi.
Bursa’ya döndüğümde Refik Bey’i de aldım, firmaya gittik. Firma sahibi dedi ki: ‘Siz Bakan’la görüştükten sonra SPK Başkanı aradı, sen dosyalarını toparla, senin işini göreceğiz dedi. Hemen apar topar dosyayı güncelledim, içeri verdim. Bir gün sonra telefon geldi. Biri aradı, ‘Yarın şu saatte orada olun, geleceğim.’ Randevu almıyor, talimat veriyordu.
‘Kimsiniz?’ (Burada iktidar ortağı partinin bir milletvekilinin ismini verdi Mehmet Atmaca.) Adam geldi. ‘Bu işin kuralı budur. Vereceksin.’ Ben de gelen kişiye, ‘Kardeşim, ben borsaya girmekten vazgeçtim’ dedim ama adam, ‘Hayır, girmek zorundasın’ dedi.
Sonuç olarak firma sahibi korkusundan 600 bin dolar rüşvet vererek borsaya girdi. Ömer Gönül ertesi gün firma sahibini çağırdı, ‘Sayın Bakan bana bu işi halledin demedi, sadece bilgi aldı’ dediği bilgisini verdi.”
Bir de isteği oldu Ömer Gönül’ün?
Ne mi?
“Verdiğinizi helal edin” demiş Bursalı firmaya…
Peki, iş burada bitti mi?
Hayır, ne yazık ki!
Borsaya girdikten sonra şimdi cezaevinde olan TERA fonunun sahipleri gelmiş, bir teklifte bulunmuş firma sahibine:
“Sen 1 milyon 100 milyon para kazandın. Bunun 500 milyonunu bize vereceksin. Ben senin 24 lira olan kâğıdını 200 liraya çıkaracağım. Sonra ben paramı çekeceğim, senin kâğıdın 120 lirada kalacak. Bizimki bu teklifi kabul etmedi. Hâlen kâğıdı borsada sürünenler arasında…”
İşte Mehmet Atmaca’nın anlattığı, rüşvetin fotoğrafının çekildiği, belgesinin somut olduğu hikâye budur.
Bu, aynı zamanda AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesinin sonudur.“
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















