İBB DAVASI | Ekrem İmamoğlu: “Kılıçdaroğlu tanık olarak dinlensin”
İBB davasında savunmasının ikinci gününde konuşan Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamalar nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini istedi. Kılıçdaroğlu’nun satın alma sürecinden haberdar olduğunu ve itiraz etmediğini söyleyen İmamoğlu, “Şu an her konuya yorum yapıyor ancak il binası suçlamasına iki kelam edecek edemiyor. Ayıptır ya!” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 99’uncu duruşması Silivri’de görüldü. Tutukluluğunun 19’uncu ayında ilk kez savunma yapmaya başlayan İmamoğlu, ikinci gününde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamaları gündeme getirdi. İmamoğlu, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun binanın satın alınması sürecinden haberdar olduğunu belirterek mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etti.
İddianamede CHP’yi ele geçirmeye çalıştıklarının öne sürüldüğünü belirten İmamoğlu, “İddianame CHP’yi ele geçirmeye çalıştığımızı yazıyor. CHP’yi kimin ele geçirmeye çalıştığını herkes biliyor, bu salonun dışında. Bu dosyanın muhatabı değil” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamalara değinen İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun süreç hakkında bilgilendirildiğini ve herhangi bir itirazda bulunmadığını söyledi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: “İddianamede CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın satın alınmasına ilişkin suçlama için Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum. Kendisi o dönemki il başkanı ile konuştu. Ona her şey anlatıldı, ben de oradaydım. Tek bir sesi itirazı olmadı. Şu an her konuya yorum yapıyor ancak il binası suçlamasına iki kelam edecek edemiyor. Ayıptır ya.”
“Bunun adı itiraf değil takastır”
Ekrem İmamoğlu, savunmasında etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadeleri de eleştirdi. Soruşturmanın baskı ve tutuklama tehdidi üzerinden yürütüldüğünü öne süren İmamoğlu, sanıklara belirli isimler hakkında beyanda bulunmaları karşılığında tahliye imkânı sunulduğunu iddia etti. İmamoğlu, etkin pişmanlık ifadelerinin alınma sürecine ilişkin şu sözleri kullandı: “Bu dosyada delil yok. Üretilen şey itirafçı. Sistem böyle kuruldu. Dört adımı var. Birinci adım herkes tutuklanır. Şoför özel kalem çaycı kim varsa. Ya bir yıl tutuklu kalan var 13 ay. Özgürlüğe fiyat biçilir. Ne yapıldı? Hiçbir şey. Niye? Dokunulmaz. Ya cinayet bile çıkartılmaya çalışıldı manşetlerden. Üçüncü adım, önüne bir metin konur. O metnin adı şablon. Dördüncü adım kapı açılır. Üç isim ver üç hafta sonra seni çıkarayım. Sadece tutuklu arkadaşlardan değil tutuksuz sanıklardan da bahsediyorum. Tutukla aileyi al şablonu koy kapıyı aç. Bunun adı itiraf değil takastır. Tehditle alınan ifade kanunen delil olmaz. Hür irade yoksa kağıttakinin hiçbir önemi yoktur. Bu zulmün sessiz bir tarafı da var. 20 anne çocuklarından koparıldı. Eşi riskli doğum yaparken yanında olmak isteyen daire başkanına izin bile verilmedi. Suçu yok ki ortada versen ne olur. Zalimlik sınır tanımıyor. Yirmi annenin bir kısmı kmlerce ötelere sürüldü. Kadınlar yerlerde yattı.”
“Bu dava siyasidir”
İmamoğlu, iddianamenin somut deliller yerine siyasi değerlendirmeler üzerine kurulduğunu ileri sürdü. CHP kurultayı, il kongresi ve parti binasının satın alınması gibi konuların dosyaya dahil edilmesine tepki gösterdi. İmamoğlu savunmasını şöyle sürdürdü: “Bu yöntemi bilenler yapar. Ben bu yöntemi bilmiyorum. Kuyunun dibine altın koymak falan… çok merak ediyorum yani. Avrupa’nın ülkelerinde hesap açtırmak ya da. Vallahi ben bilmem. Bu parayı sevenler bu işi nerede yapıyorlarsa demek ki bir yöntem biliyorlar ve buraya yazmışlar. Olmadığı da ortaya çıktı zaten çünkü yok. Duruşmalar tutuklanmamızdan bir yıl sonra başladı ve sekiz aya giriyoruz. Hala insanlar neyle suçlandıklarını öğrenemedi. İddianameyi okuyan herkes bir şeyi hemen fark eder: bu bir hukukçunun değil manşetçinin kalemidir. Peki bu iddianame neye dayanıyor? İddianame kendisi söylüyor. “Belge bizde, dedikodu davada” Bu dört kelime işte özeti. Eylemleri ruhsatı raporu bir tarafa koyalım geriye ne kalıyor? Siyasi bir hikaye. Bu dava siyasidir. İddianame bu hikayeyi saklamıyor da. Bir partiyi ele geçirmek, suç. Kurultay ve il kongresi, parti binası, casusluk, ilçe adayları, en sonunda o partinin kapatılması için yargıtaya bile bildirim yapan bir iftiraname. Tam bir komedi safsata.”
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















