Tuncer Bakırhan’dan ‘fon vurgunu’ tepkisi: “Neyi kimden saklıyorsunuz?”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis'te görüşülecek fon vurgununa ilişkin yasa düzenlemesine tepki göstererek iktidara, "Neyi kimden saklıyorsunuz?" diye sordu. 

Tuncer Bakırhan’dan ‘fon vurgunu’ tepkisi: “Neyi kimden saklıyorsunuz?”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, fon vurgunu iddiaları, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç, İstanbul’daki sel felaketi ve basına yönelik uygulamalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Fon vurgununa ilişkin Meclis’te görüşülecek yasa düzenlemesini eleştiren Bakırhan, dolandırıcılık mağdurlarının haklarının korunması gerektiğini belirterek, iddiaların araştırılması için verilen önergelerin neden kabul edilmediğini sordu.

Fon vurgununa ilişkin yasal düzenlemenin failleri koruyacağını savunan Bakırhan, iktidarı eleştirerek şu ifadeleri kullandı: 

  • “Bu hafta Meclis Genel Kurulu’nda fon vurgunuyla ilgili yasa görüşülecek. Bu yasa, insanları dolandıranları cezalandırmak yerine ‘Çaldığın parayı getir, helalleşelim’ diyen bir yasa. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. AKP iktidarı sorunu çözmek değil, yönetmek istiyor. 
  • Biz ise vurgunda mağdur olanlar adına, 86 milyon insan adına diyoruz ki: Bu sorunu çözmek zorundasınız. Aç karnını doyurmak için baklava çalan çocuğa 9 yıl ceza veren bu sistem, eski parayla halkın katrilyonlarını çalanları korumaya devam ediyor. Böyle adalet olur mu? 
  • Öyle bir vurgun ki açıklayamıyorsunuz. İlk günden bu yana başta bizim arkadaşlarımız olmak üzere tüm partiler Meclis araştırsın diye önerge veriyor. Neden kabul etmiyorsunuz? Neyi kimden saklıyorsunuz?”

“İktidar artık karar alma aşamasına geçmelidir”

İktidarla yürütülen süreçte somut adımlar atılması gerektiğini belirten Bakırhan, örgütün fesih ve silahsızlanma kararlarını hatırlatarak şöyle konuştu: “Fesih yapıldı. Silahlar yakıldı. Çekilme kararı açıklandı. Kamplar boşaltılıyor. Toplum bu sürece umutla bağlandı. Bu kadar açık bir tablo karşısında beklemenin bir gerekçesi kalmadı. Biz de bu toplumun sesiyle açık yüreklilikle soruyoruz: Artık neyi bekliyorsunuz? Bu soruya sessizlikle cevap verilemez. İktidar artık niyet anlatmayı bırakıp karar alma aşamasına geçmelidir.”

Bakırhan, toplumda Abdullah Öcalan’ın iletişim koşulları, cezaevindeki ve yurt dışındaki kişilerin durumu, kayyım uygulamaları ve sürecin hukuki güvencelerine ilişkin sorular bulunduğunu söyledi. Bu kapsamda Öcalan’ın doğrudan kamuoyuna seslenebilmesi ve görevden alınan belediye başkanlarının görevlerine dönmesi konularında adım atılmasını istedi.

“Öcalan ile barış mesaisinde olunmalı”

Tuncer Bakırhan, Öcalan’ın koordinatörlüğünde bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu oluşturulması çağrısını yineledi: “Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Silahsızlanma bir irade beyanıyla tamamlanamaz; onu sonuca götürecek bir mekanizma gerekir. O mekanizma bu kuruldur. Bu kurula verilecek isimler, Sayın Öcalan ile gerekirse yedi gün yirmi dört saat barış mesaisinde olmalıdır. Sürecin baş müzakerecisiyle haftalar süren aralıklarla görüşülerek bu iş yürümez. Her geçen gün, barış için kaybedilmiş bir gündür. Bu kurul beklemeye alınamaz. Hemen kurulmalı, hemen çalışmaya başlamalıdır.”

“Değiştirilmesi gereken belediye başkanları değil”

Belediyelere yönelik operasyonlara da tepki gösteren Bakırhan, iktidarın İstanbul’un altyapı sorunlarına odaklanması gerektiğini söyledi: “İki yıldır İstanbul’un belediyeleriyle uğraşıyorsunuz. Bu konuda da çok mahirler, üzerlerine yok. Fakat 14 Ekim’de İstanbul size dedi ki: ‘Biraz da benim gerçeklerimle uğraşın.’ Belediyeleri nasıl transfer edeceğinizi her gün konuşacağınıza su basınca o suyu nereye transfer edeceğinizi de bir konuşsanız? Bakın, İstanbul’da değiştirilmesi gereken belediye başkanları değil; dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayıştır.”

“Bir elinizle barış deyip öteki elinizle basını susturamazsınız”

Konuşmasında medya kuruluşlarına yönelik kayyım uygulamaları, gazetecilerin gözaltına alınması ve erişim engellerini de eleştiren Bakırhan, iktidarın basın politikalarını hedef aldı: “Eğer barış siyasetin konuşması ise neden konuşan herkes bir şekilde cezalandırılıyor, sansüre uğruyor? Bir elinizle ‘barış’ deyip öteki elinizle toplumu ve basını susturamazsınız. Halk TV’ye kayyım atıyorsunuz. Bir şirket sahibine yönelik iddiaları yüzlerce gazetecinin emeğine, milyonlarca insanın haber alma hakkına müdahalenin gerekçesi yapıyorsunuz. Ama fon ile ilgili konuşan gazetecileri gözaltına alıyorsunuz. Dipnot Yayınları’nın Mahir Çayan kitabını toplatıyor, yayıncısını yargılıyorsunuz. Mezopotamya Ajansı’na, JINNEWS’e, Yeni Yaşam’a dönük sansür ve erişim engelleri durmadan sürüyor. 21’inci yüzyıldayız. Hâlâ hangi kitabın okunacağına, hangi haberin görüleceğine, hangi belediyeyi kimin yöneteceğine iktidar mı karar verecek? Bunun adı korku siyasetidir.”

TR724 Patreon

Bağımsız haberciliğe destek olun

TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.

Patron ol

GÜNÜN MANŞETLERİ

Yorum Yap