‘Kök maaş’ hariç her şey konuşuluyor; emekliye ‘şartlı destek’ modeli
İktidar, düşük emekli aylıklarını üreten kök maaş sistemini değiştirmek yerine ek ödemeleri yaş, çalışma durumu, ev sahipliği ve hane gelirine bağlamaya hazırlanıyor. Böylece yıllarca prim ödenerek kazanılan emeklilik hakkı, giderek gelir testine bağlı sosyal yardım sistemiyle iç içe geçiyor. Kök aylığın neden bu kadar düşük hesaplandığı sorusu ise hâlâ yanıtsız.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklilerin yaşadığı zorlukların farkında olduklarını söyleyerek yıl sonuna kadar yeni bir yasal düzenleme yapılacağını açıklamasının ardından, iktidarın üzerinde çalıştığı modelin ayrıntıları giderek belirginleşiyor. Önce refah payı ve seyyanen zam seçenekleri gündeme geldi. Ardından çalışan ve çalışmayan emeklilerin farklı değerlendirilebileceği, 65 yaşın üzerindekilere daha yüksek destek verilebileceği, kirada yaşayanlara kira, soğuk bölgelerde yaşayanlara enerji desteği sağlanabileceği konuşulmaya başlandı.
Son kulis bilgileri ise sistemi daha da netleştirdi. AKP kaynaklarına göre emekliye verilecek ilave destek belirlenirken şu soruların yanıtları dikkate alınabilir: Emekli 65 yaşın altında mı, üstünde mi? Çalışıyor mu? Ev sahibi mi? Emekli aylığının dışında başka geliri bulunuyor mu? Haneye toplam ne kadar para giriyor?
Yaş sınırının 65 yerine 60 olarak uygulanması seçeneği dahi masada.
Bütün bunlar henüz kesinleşmiş kararlar değil. Ancak ortaya çıkan tablo, iktidarın emeklilere ayrılan ek kaynağı bütün aylıkları aynı yöntemle yükseltmek yerine farklı ekonomik ve sosyal kriterlere göre dağıtmayı değerlendirdiğini gösteriyor.
Ve tam da burada asıl soru ortaya çıkıyor: Kök emekli aylıkları neden bu kadar düşük?
Her şey konuşuluyor, kök maaş hariç
Şu ana kadar açıklanan veya kulislere yansıyan seçenekler oldukça geniş. Refah payı var. Seyyanen artış var. 65 yaş kriteri var. Çalışan-çalışmayan ayrımı var. Ev sahipliği var. Hane geliri var. Kira desteği var. Enerji ve gıda desteği var. Ancak milyonlarca emeklinin aylığını daha ilk bağlandığı gün düşük seviyede oluşturan kök maaş hesaplama sisteminin nasıl değiştirileceğine ilişkin henüz somut bir formül açıklanmış değil.
Aylık bağlama oranlarının ne olacağı bilinmiyor. Güncelleme katsayısının değişip değişmeyeceği bilinmiyor. Fazladan ödenen primin aylığa katkısının nasıl artırılacağı açıklanmış değil. Kök aylığın neden 15-16 bin liraya kadar düşebildiği sorusuna yönelik somut bir düzenleme ortada yok. İşte yeni modelin en kritik noktası burada.
Sorun 15-16 bin liranın nasıl tamamlanacağı değil!
Basit bir örnekle anlatalım. Bir emeklinin kök aylığı 18 bin lira olsun. Bugün bu kişiye 18 bin lira ödenmiyor. En düşük aylık 23 bin 552 lira olduğu için devlet aradaki farkı Hazine desteğiyle tamamlıyor. Ancak emeklinin kök aylığı yine 18 bin lira.
Yeni modelde bu kişiye ayrıca kira yardımı yapılabilir. 65 yaşın üzerindeyse daha yüksek refah payı verilebilir. Başka geliri yoksa ek destek sağlanabilir. Soğuk bir şehirde yaşıyorsa enerji yardımı da yapılabilir. Fakat bütün bunların sonunda cevapsız kalan soru aynı: Bu insanın 25-30 yıl prim ödedikten sonra kök aylığı neden 18 bin lira?
Asıl emeklilik reformunun cevap vermesi gereken soru bu.
Kök maaş sorunu 2008’e uzanıyor
Bugünkü düşük kök aylıkların ortaya çıkmasında en önemli kırılma noktalarından biri 2008’de yapılan sosyal güvenlik reformu. 5510 sayılı Kanun’la emekli aylığı hesaplama sistemi değiştirildi. 2008 sonrası çalışma döneminde aylık bağlama oranı düşürülürken, geçmiş kazançların bugüne taşınmasında kullanılan güncelleme sisteminde de değişikliğe gidildi. Sonuçta daha uzun süre çalışmanın ve daha fazla prim ödemenin gelecekte bağlanacak aylığa katkısı önceki dönemlere kıyasla zayıfladı. Bu nedenle emeklinin sorunu yalnızca ocakta veya temmuzda düşük zam almak değil.
Sorun daha başta başlıyor: Zammın uygulanacağı kök aylık düşük hesaplanıyor. 18 bin liraya yüzde 20 zam yaptığınızda 21 bin 600 liraya ulaşırsınız. Yüzde 30 zam yaptığınızda bile 23 bin 400 lira olur. Yani yüksek görünen zam oranları, başlangıç noktası çok düşükse emekliyi yüksek bir gelir seviyesine taşımıyor.
2019’da çözüm yerine “tamamlama” başladı
Sistemin ürettiği düşük aylıklar 2019 yılında öyle bir noktaya geldi ki yeni bir yöntem devreye sokuldu. En düşük emekli aylığı 1.000 liraya tamamlanmaya başlandı. Ancak kök aylık sisteminde yapısal bir değişikliğe gidilmedi. Kök maaş düşük kalmaya devam etti; devlet yalnızca emeklinin cebine giren parayı belirli bir seviyeye tamamladı.
Sonraki yıllarda bu taban sürekli artırıldı. Bugün en düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira. Bu seviyeye tamamlananların sayısı ise yaklaşık 5,1 milyona kadar çıktı. Yani başlangıçta yüz binlerle ifade edilen bir sorunu yönetmek için getirilen yöntem, yıllar içinde milyonlarca emeklinin bağlı olduğu kalıcı bir sisteme dönüştü.
Sistem emeklileri aşağıda eşitliyor
Taban aylık sisteminin en önemli yan etkisi prim farklılıklarının fiili ödemelere giderek daha az yansıması. Kök aylığı 18 bin lira olan kişi de 21 bin lira olan kişi de 23 bin 552 lira alabiliyor. Biri daha uzun çalışmış, daha fazla prim günü doldurmuş veya daha yüksek kazanç üzerinden prim ödemiş olsa bile, cebine giren para aynı olabiliyor.
Taban aylık kök aylıklardan daha hızlı artırıldıkça bu gruba yeni emekliler katılıyor. Sonuçta sistem yukarı doğru değil, tabanda eşitliyor. Bugün yaklaşık 5 milyon kişinin aynı taban aylık çevresinde toplanmasının arkasındaki temel sorunlardan biri de bu.
Şimdi aynı yöntemin üzerine yeni destekler eklenebilir
Yeni modelde tartışılan sistem hayata geçirilirse 2019’da başlayan yapı daha karmaşık bir hale gelebilir. Önce kök aylık hesaplanacak. Düşükse taban aylığa tamamlanacak. Ardından emeklinin yaşı kontrol edilecek. Çalışıp çalışmadığına bakılacak. Ev sahibi olup olmadığına bakılacak. Başka geliri bulunup bulunmadığı sorgulanacak. Haneye giren toplam gelir hesaplanacak. Buna göre ayrıca refah payı, kira, enerji veya başka bir destek verilebilecek.
Böylece emeklilik sistemindeki temel soru olan “Ödediğim prim karşılığında kaç lira aylık hak ettim?” sorusunun üzerine giderek daha fazla sosyal yardım kriteri binecek.
Refah payı da geçici kalır
İktidarın üzerinde çalıştığı refah payı emeklinin gelirini kısa vadede artırabilir. Seyyanen zam da aynı şekilde rahatlama sağlayabilir. Ancak bunlar düşük kök aylığın üzerine eklenirse sistemdeki temel sorun varlığını sürdürür. Bir sonraki enflasyon döneminde aynı tartışma yeniden başlar.
Taban aylık yeniden yükseltilir. Yeni emekliler tabana düşer. Yeni bir refah payı tartışılır. Yeni sosyal destek kriterleri eklenir. Bu döngü ancak aylığı ilk üreten sistem değiştirildiğinde kırılabilir.
2027 için hazırlanan düzenleme, Türkiye’nin emeklilik sisteminde hangi yöne gideceğini gösterecek.
Birinci yol, sorunu kaynağında çözmek: Kök aylığı belirleyen hesaplama sistemini değiştirmek, primin karşılığını güçlendirmek, insanca yaşamı sağlayacak bir taban oluşturmak ve milyonlarca emeklinin Hazine desteğine bağımlı hale gelmesini azaltmak.
İkinci yol ise düşük kök aylığı büyük ölçüde yerinde bırakmak; ardından emeklinin yaşına, çalışıp çalışmadığına, ev sahibi olup olmadığına, başka gelirine ve hane gelirine göre ek ödeme yapmak.
Asıl mesele emekliye kaç yaşında, hangi şehirde veya hangi gelir seviyesinde olduğu için ne kadar yardım yapılacağı değil. Asıl mesele, yıllarca ödediği prim karşılığında hak ettiği kök aylığın neden daha başlangıçta bu kadar düşük hesaplandığı. Bu soru çözülmeden yapılacak her ek ödeme emeklinin gelirini artırabilir; ancak emeklilik sisteminin temel sorununu çözmez.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















