İstanbul Barosu’ndan TMSF’ye ‘Halk TV’ çağrısı: “Yıkıma ortak olmayın!”
Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına İstanbul Barosu’ndan tepki geldi. Operasyonun anayasal hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini savunan Baro, TMSF’ye “Mülkiyet gaspına alet olmayın” çağrısında bulundu. Baro, el koyma kararının geri çekilmesini istedi.

İstanbul Barosu, 14 Ekim Çarşamba sabahı Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına düzenlenen polis baskını, kanala kayyım atanması ve yayınların durdurulmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Operasyonun hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu belirten Baro, basın özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve çalışma hakkının ihlal edildiğini savundu.
Açıklamada, operasyonun Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasının beklendiği güne denk gelmesine de dikkat çekildi. Baro, TMSF’ye el koyma kararını geri çekme, kamu görevlilerine ise hukuka aykırı emirleri yerine getirmeme çağrısında bulundu. İstanbul Barosu’nun “Halk TV’ye yönelik müdahale, anayasal güvencelerin ihlalidir!” başlıklı açıklamasının tamamı şöyle:
14 Ekim 2026 sabahı, Halk TV’ye yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonu, binasının ablukaya alınması, kanalın yayınının durdurulup kayyum atanması hukuk devleti normuna açıkça aykırıdır. Anayasanın 13. maddesinin hak ve özgürlüklere ilişkin öngördüğü güvenceler hiçe sayılarak düzenlenen şafak operasyonu, hukukun üstünlüğünü ihlalin başlıca aracı olagelmiştir.
Bu müdahale ile Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü, 48. maddesindeki çalışma ve sözleşme özgürlüğü, 49. Maddesindeki çalışma hakkı ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir. Bir medya kuruluşunun faaliyetlerinin durdurulması ve yönetimine el konulması, yalnızca ilgili kuruluşun haklarını değil, toplumun haber alma özgürlüğünü ve demokratik kamusal tartışma ortamını da etkiler. Basın özgürlüğü, yalnızca haberin yayımlanmasını değil, basın kuruluşlarının herhangi bir baskı altında kalmaksızın faaliyet gösterebilmesini de kapsar.
Bağımsız idari otoriteler hukuk devletinin yıkımına giden bu yolun ortağı olmamalıdır. TMSF Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunmasında denetim yükümlülüklerine sahip bir kurumdur ve mülkiyet gaspına alet olmamalıdır. Anayasal bir kurum olan RTÜK devre dışı kalmış ve basın özgürlüğünün güvencesi işlevsizleştirilmiştir.
Zamanlama olarak, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasının beklendiği gün yaşanan bu gelişmeler, zamanlaması ve sonuçları bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Savunmanın sesinin duyulmasının beklendiği bir günde basının polis ablukasına alınması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
Hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumakla yükümlü İstanbul Barosu, Halk TV’ye yönelik bu hukuk dışı operasyonu yakından izlemektedir. İlgili makamları hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden emirler vermekten kaçınmaya; Anayasa’nın 137. maddesi uyarınca, kamu görevlilerini anayasal sorumluluklarına uygun davranarak bu emirleri yerine getirmemeye çağırıyoruz.
Halk TV’ye yönelik hukuka aykırı müdahalelere derhal son verilmeli, yayın yeniden başlatılmalı ve TMSF’nin el koyma kararı geri çekilmelidir.
Her yerde, her zaman, herkes için hukuk.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















