Anja Hazekamp: “Hayvanların canlı taşınmasına son verilmeli”

BASRİ DOĞAN | TR724 STRAZBURG
Avrupa Parlamentosu üyesi Hazekamp, tarım ürünlerinde ithalat standartlarının sıkılaştırılmasını, canlı hayvan ticaretinin sınırlandırılmasını ve insan hakları ihlallerine karşı daha güçlü yaptırımlar uygulanmasını istedi.
TR724’ün sorularını cevaplayan Hollanda Avrupa Parlamentosu üyesi Anja Hazekamp (Hayvanlar için Parti vekili), Avrupa’da üretilen ürünler için geçerli olan çevre, hayvan refahı ve insan hakları standartlarının ithal ürünler için de uygulanması gerektiğini söyledi.
Hazekamp, Avrupa Birliği’nin ticaret politikalarında ekonomik çıkarların temel hakların önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı. Hazekamp, özellikle tarım ürünlerini kapsayan serbest ticaret anlaşmalarına, ithal ürünlerin Avrupa’daki üretim standartlarına uymasını güvence altına alan hükümler bulunmadığı takdirde karşı çıktığını belirtti.
“Hayvanların taşınma süreleri çok kısa olmalı”
Canlı hayvanların uzun mesafeler boyunca taşınmasının ciddi acılara yol açtığını belirten Hazekamp, hayvanların bazen haftalarca gemilerde ve kamyonlarda nakledildiğine dikkat çekti. Hazekamp, hayvanların en fazla iki saat taşınmasını, ardından dinlendirilip beslenmesini savundu. Parlamenter, canlı hayvan taşımacılığının mümkün olduğunca azaltılmasını istedi.
Avrupa Birliği dışındaki ülkelere canlı hayvan ihracatının sona erdirilmesini ve deniz yoluyla canlı hayvan taşımacılığının durdurulmasını da savunan Hazekamp, alternatif olarak hayvanların yetiştirildikleri çiftliklerde tutulmasını ve canlı nakil ihtiyacının azaltılmasını önerdi.
“İthal ürünler de aynı standartlara uymalı”
Hazekamp’a göre Avrupa’da üretilen tarım ürünleri sıkı kurallara tabi tutulurken, ithal ürünlerin daha düşük standartlarla pazara girmesi haksız rekabete yol açıyor. Ancak Hazekamp, bu sorunun çözümünün Avrupa’daki standartları gevşetmek olmadığını belirtti.
Avrupa’da çevre kirliliği ve tehlikeli pestisitlerin kullanımı gibi sorunların zaten mevcut olduğunu belirten Parlamenter, çözümün koruyucu kuralları zayıflatmak değil, daha etkili biçimde uygulamak olduğunu söyledi.
Hazekamp, tüketicilerin sofralarına ulaşan ürünlerin üretim sürecinde hayvan refahına, doğaya ve çevreye gereken önemin verilmesi gerektiğini ifade etti. Ona göre aynı ilkeler, Avrupa Birliği dışından ithal edilen ürünler için de geçerli olmalı.
“İnsan hakları ekonomik çıkarların gerisinde kalmamalı”
Hazekamp’ın açıklamalarında insan hakları da önemli bir yer tuttu. Ekonomik çıkarların korunması adına insan hakları ihlallerinin görmezden gelinmesini eleştiren Hazekamp, Avrupa’da faaliyet gösteren şirketlerin tedarik zincirlerindeki ihlallerden sorumlu tutulabilmesini sağlayacak düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
Bu kapsamda, şirketlerin insan hakları ihlallerini görmezden gelmelerini engellemeyi amaçlayan kuralların etkili biçimde uygulanmasını savundu. Bu yaklaşımın tarım sektörü için de geçerli olması gerektiğini belirten Hazekamp, insan haklarını ihlal eden ülkelerle ticari ilişkiler konusunda Avrupa’nın daha kararlı bir tutum almasını istedi.
Hazekamp, insan haklarının korunmasının ekonomik avantajlardan daha önemli olduğunu vurgulayarak, gerektiğinde ekonomik kazançlardan vazgeçilmesinin göze alınması gerektiğini ifade etti.
İnsan hakları ihlalleri için uluslararası hukuk vurgusu
Hazekamp, insan hakları ihlallerinin Avrupa Parlamentosu’nda tartışılmaya devam etmesi gerektiğini de söyledi. İhlallerin gündeme getirilmesi ve sorumluların hesap vermesi için uluslararası hukuk mekanizmalarının değerlendirilmesini isteyen Hazekamp, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ve Avrupa’daki yargı mekanizmalarına işaret etti.
Hazekamp, hangi durumlarda hangi hukuki yolların kullanılabileceğinin incelenmesi gerektiğini belirterek, insan hakları ihlallerine karşı mevcut uluslararası kurumların etkin biçimde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.
