Kartelin son ampulü!
Yüz yıl önce dünyanın en büyük ampul üreticileri, ampullerin ömrünü 2500 saatten 1000 saate düşürmek için anlaştı. ‘Phoebus Karteli’ adıyla bilinen bu yapı, planlı eskitmenin temelini attı. Bugün ise bir ampulün ömrünün kısalması için değil, uzaması için bir araya gelen çıkar grupları var: Mafya babaları, fon vurguncuları, kirli bürokratlar, satılmış siyasetçiler... Ama tarih gösteriyor ki hiçbir mafya sonsuza kadar ayakta kalamaz. Satın alınan sadakat, çıkarlar değiştiğinde sona erer.

LEVENT KENEZ | YORUM
Gerçek hikâye. 100 yıl önce, dünyanın en büyük ampul üreticileri ortak bir karar alır. Neredeyse 2500 saat ömrü olan akkor ampullerin satışları düşürdüğü ve yeni ampul satmakta zorlandıkları bahanesiyle, ampullerin ömrünü 1000 saate düşürmek için kendi aralarında anlaşırlar.
Mühendislere talimat verirler, rekabet ettiği sanılan firmalar el altından birbirleriyle teknik bilgileri paylaşır.
“Phoebus Karteli” olarak bilinen Cenevre’de buluşan bu yapıda, dönemin bugün dahi ampul denince akla ilk gelen en büyük üreticileri yer alıyordu; Amerika’dan, Avrupa’dan hatta Japonya’dan firmalar vardı. Bu durum, daha sonra kapitalizm eleştirisine konu olacak birçok tezin ve “planlı eskitme” olarak tanımlanacak terimlerin temelini oluşturdu.
100 yıl sonra baskıcı bir rejimin ülkesinde bu kez bir ampulün ömrünün kısalması için değil uzaması için bir araya gelen çıkar gruplarını görüyoruz. Mafya babalarından fon vurguncularına, kirli bürokratlardan satılmış siyasetçilere, yalancı gazetecilerden dilsiz şeytanlara kirli bir ittifak var. Toplumda pisliğe bulaşmış, ar ve namus fakiri kim varsa ampul sönsün istemiyor. Bir de saf destekçilerinin görmediği dış ayağı var ki içeridekilerden daha güçlü.
Phoebus Karteli’nin mağduru nasıl sıradan vatandaş olduysa mağdur yine aynı. O ülkedeki en son rezalet gösterdi ki çok zengin olmuşlar ve gitmemek için satın alınabilecek herkesi almak onlar için zor değil. Yargı eliyle susturamayacakları ya da hapse atmayacakları kimse yok.
Ancak tarihin gösterdiği bir gerçek var; hiçbir mafya sonsuza kadar ayakta kalamıyor.
Phoebus Karteli de kendi kurduğu düzenin kalıcı olacağına inanıyordu. Dünyanın en büyük üreticilerini aynı masada buluşturmuş, pazarları paylaşmış, rekabeti kontrol altına almıştı. Ama işler planlandığı gibi gitmedi. Önce ekonomi bozuldu. İnsanların alım gücü düştükçe daha az ampul satın almaya başladılar. Kartel üyeleri arasında da çıkar çatışmaları büyüdü. Herkes düzenin sürmesini istiyordu ama bu maliyeti başkasının üstlenmesini bekliyordu. Sonra savaş geldi. Aynı masadaki adamlar birbirine düşman oldu.
Kartelin kurduğu düzen, yalnızca baskıyla ayakta durmuyor. Para ve iş dağıtıyor, sadakat satın alıyor, yandaşları zenginleştiriyor, servet transferini sağlayarak eski aktörleri ringin dışına itiyor. Herkesin kendisine borçlu olduğunu, herkesin çıkarını kendi iktidarının devamında bulduğunu düşünüyor.
Oysa satın alınan sadakat, çıkarlar değiştiğinde sona erer. Bugün rant sofrasına oturanlar, yarın paylaşacak bir şey kalmadığında birbirlerini suçlamaya başlar. Yolsuzlukları örtmek için kurulan ittifak, bir skandalın ardından birbirini ele veren ortaklara dönüşür.
Kaynaklar daraldıkça, borçlar büyüdükçe ve vatandaşın sabrı tükendikçe sadakat satın almanın maliyeti artar. İktidar, muhaliflerin ödediği vergilerle kendisine bağlı kesimleri beslemeye ve çıkar ortaklığını sürdürmeye çalışır. Değirmene dışarıdan su girmedikçe bunu sürdürmek kolay değildir.
Rakiplerini bastırır, hoşnutsuzluğu kontrol altında tutar ve kendi içindeki çatlakları kapatmaya çalışır. Fakat her yeni baskı, sistemi ayakta tutmanın maliyetini artırır. Her skandal, sadakat ilişkilerini aşındırır. Her kriz, iktidarın çevresinde biriken çıkar gruplarını kendi geleceklerini düşünmeye zorlar.
Bu durumda sorunları örtmek için içeride olduğu gibi dışarıda da düşmanlar icat edilir. Ancak ‘vatan-millet-Sakarya’ faturaları ödemez. Propaganda gerçeğin yerini tutamaz hale gelir.
Yine de düzen devam edebilir. Zira suç ortaklığı en zor dağılan ittifaktır. Kartelin başındakine sadakat biraz daha zaman kazandırabilir.
Ancak kartelin kendisi için tehlike başladığında neler olacağını kimse tahmin edemez. Hele hele kimin devam ettirebileceği konusunda masada gizli kavga varsa…
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.
