Yangını çıkaranlar belli!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Vaktiyle kendisinin de bir mağdur ve mazlum olduğunu bildiğimiz bugünün muktedirlerinden olan AKP milletvekili Özlem Zengin, maske ile yaptığı Meclis konuşmasında çıkarılacak olan yasa tasarısını şu cümlelerle savunup şöyle sormuştu: 

“Siz kimin dışarı çıkmasını istiyorsunuz, teröristlerin mi, darbecilerin mi?”

Zengin’in terörist ve darbeci dediği kişilerin kimler olduğunu herkes biliyor. 

Bir gecede terörist ilan edilen ve adeta düşman hukukuyla tarihin en saçma mahkemelerinde yargılanarak, çoğunun savunması bile alınmayan, büyük çoğunluğu gizli tanık ve ihbar dilekçeleriyle mahkum edilen masum insanlar. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Aralarında kimler yok ki?

Bürokratlar, avukatlar, doktorlar, öğretmenler, memurlar, hukukçular ve daha binlercesi. 

Ev hanımları, gençler, öğrenciler, bebekler…

Bayan Zengin bu insanların hepsinin terörist ve darbeci olduğunu düşünüyor. Çünkü parçası olduğu siyasi otorite öyle tanımlıyor. 

Yarın başka biri gelip AKP ve Zengin gibileri terörist ilan ederse, vatan haini kendileri olabilir yine bir gecede. 

AKP iktidarının MHP ile birlikte hazırlayıp Meclise getirdiği infaz yasası düzenlemesi Mecliste tartışılırken adeta vatan savunması motivasyonu ile canhıraş bir şekilde mücadele eden iktidar vekilleri, yapılan düzenlemeyle değişiklikten adli suçlular büyük oranda yararlandığını ‘devlete karşı suç’ olarak tanımlanan siyasi suçlular kapsam dışında kaldığını çok iyi biliyordu. 

İktidar çevreleri kapsam dışında kalan herkesi teröristler, bölücüler, darbeciler gibi şablon ifadelerle mahkum ederken, hiçbir şiddet eylemine karışmadıkları halde irtibat, iltisak vb. ithamlarla ‘terör örgütlerine mensubiyet’ ile suçlanan on binlerce insanın maruz kaldığı adaletsizliği ise görmezden gelmiş ve bunu insaf ve vicdan ile bağdaştırabilecek kadar pişkin davranmışlardı. 

Yasa ile beraber kimlerin dışarı çıktığını biliyorsunuz.  

Kaçakçılar, karaborsacılar, adi suçlular, tecavüzcüler, katiller, rüşvetçiler, mafya, görevi kötüye kullananlar. 

Zengin ve diğer iktidar vekilleri ısrarla “devlete karşı işlenen suçlara af yok” diye çıkan ucube şeyi savunurken, özellikle bireysel suçları kesinleşmiş adi suçluları hangi sıfatla af ettiklerini açıklayamıyordu. 

Nitekim öyle oldu, içerde ne kadar katil, hırsız, dolandırıcı, çakal varsa hepsini saldılar. 

İktidar ve gizli ortakları kendilerine düşman ve tehlike olarak gördükleri herkesi içerde tutmaya devam etti. 

Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, pırıl pırıl emniyet mensupları, komutanlar. 

Hepsine vurdukları “Hain/darbeci” damgasıyla içerde ölüme mahkum etmekte ısrar etti iktidar. 

Erdoğan yaptığı açıklama ile çıkan yasanın milletin vicdanına uygun olduğunu söyledi. 

Oysa herkes biliyordu ki çıkan yasa tamamen saray vicdanına ve aklına uygundu. 

Nitekim pek çok yerden bireysel itirazlar yükseldi. 

Sosyal medya hesabından kızıyla birlikte çekilmiş fotoğrafını paylaşan Halil Akkaya, “Kızımın katili salıveriliyor. Edeceğim beddua sözlere sığmaz. Sizi Allah’a havale ediyorum. Siz mi doğurdunuz, beşiğini mi salladınız, sabahlara kadar başını mı beklediniz. Yoksa yoğun bakımda kapısının önünde bekleyen siz miydiniz? Nasıl affedersiniz. Siz affetseniz Allah sizi affetmeyecek” dedi.

Aradan birkaç gün bile geçmeden iktidarın bu yasayı niye çıkardığı tamamen belirginleşti. İçerdeki mafya liderleriyle beraber pek çok karanlık suçlu da salıverilmişti. 

Nitekim art arda silahlı saldırı haberleri gelmeye başladı. HDP’li belediye başkanının makam odasını bastı bir takım sabıkalı suçlular. Başkaları ise Salda gölündeki talana karşı çıktığı için belediye başkanı ve eşini ayağından kurşunladı. Kocaeli’nde muhalif yayın yapan bir gazete kurşunlandı sabaha doğru. 

Bir suçlu çıktıktan birkaç gün sonra en samimi arkadaşını başını taşla ezerek öldürdü. 

Bir diğeri Eşini bıçakladığı için cezaevindeydi, yasa ile beraber saldılar. Tahliyesinin ardından 9 yaşındaki kızını döverek öldürdü…

Sadece bu tür cinayetler değil tersi de yaşandı. 

Mesela af ile sokağa salınan bir suçlu, “madem devlet cezasını vermiyor” dercesine çıktıktan sonra düşman olduğu şahıslar tarafından infaz edildi. 

Geçen yıl 8 Kasım’da Doğubayazıt’a alkol ve uyuşturucu bağımlısı Ramazan İnanç, eşi Müjgan İnanç’ı dövdükten sonra naylon poşeti eriterek, yüzü ile ayaklarına damlatmıştı. Annesinin çığlıklarını duyan kızı N. İnanç’ın ise alnını eriyen naylon ile yakan Ramazan İnanç, yakalanarak gözaltına alınmıştı. Özlem Zengin ve arkadaşları yeni yasayla serbest bıraktılar Ramazan İnanç’ı… 

Yaklaşık 5 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Ramazan İnanç, önceki gün dağlık bir arazide ölü olarak bulundu. Göğsüne üç kurşun sıkılmıştı. 

Muktedir, bir yandan suçluları dışarı çıkarıp bir kısmını kendi pis işlerinde kullanırken, diğer yandan muhalifler için yeni alan açmanın mutluluğunu yaşıyor bugünlerde. 

Ancak Hitler’e atfedilen şöyle bir söz var; “Yangını sen çıkarabilirsin ama sen söndüremezsin!”

Bu ateşi yakan Özlem Zengin ve siyasi arkadaşları, çıkardıkları yangını söndüremediklerinde ne yapacaklarını merak ediyorum. 

1 YORUM

  1. Mevcut iktidarin yaptigi zulumlerin ben dunyada bir ceasi olabilecegine inanmiyorum. Bu da demek oluyor ki bu insanlar hayatlari boyunca iktidar olacaklar ve cezalari ahirete kalacak. Her ne kadar icimizi yakan bir ongoru de olsa bu insanlarin burada ceza cekmesini istemem. Her yaptiklari her zerre zulmun hesabini otede versinler. Her bir gram cezayi otede ceksinler. Burda ne cekerlerse ceksinler icimizi sogutmaz…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin