Asimetrik ikiyüzlülük

YÜKSEL DURGUT | YORUM

Asimetrik savaş, güçlü olanın güçsüzü ezeceğini umduğu ama ezemediği bir oyundur. Ve bu oyunun acı tarafı şudur: Kaybeden, kazandığını zannederek mağlup olur!

Şimdilerde iki ayrı cephede aynı tablo yaşanıyor. Birinde Amerika, İran’ı vurup duruyor; ne ilerleyebiliyor, ne gemiler geçebiliyor, ne de savaşı bitirebiliyor. Diğeri ise yakın zamanda Gazze’de yaşanan soykırımı kulak ardı eden Batı, antisemitizmden şikayet ediyor.

ABD Başkanları Nixon ve Ford dönemlerinde dış politikaya yön veren Alman asıllı Amerikalı diplomat Henry Kissinger, Soğuk Savaş’ın en kurnaz isimlerindendi. 2012’de, Washington’da yaptığı bir konuşmada, Amerika’nın, II. Dünya Savaşı’ndan beri, çıkış stratejisi olmayan savaşlara girdiğini ve çoğu zaman, savaşların daha başlarken nasıl biteceğini bilmediğini söylemişti.

Afganistan’ı da örnek vermişti Kissinger ve “Uzayıp giden, kazanılamayan bir savaş!” demişti. O konuşmanın üzerinden 10 yıl geçmişti ki Amerika Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Daha önce Vietnam’da, Irak’ta da aynı şey olmuştu. Şimdi ise sırada İran var.

DRONE İLE SAVAŞ

Amerika, İran’a “Nükleer silah programı var!” diyerek saldırdı. Haftalarca süren bombalamalar İran’ın direncini kırmadı. Trump, “İran’ı, dünyadan sileceğim!” diyerek tehdit etti.

İran, ucuz drone’larıyla Amerikan savaş makinelerini durdurdu. Her biri 35 bin dolarlık insansız hava araçları, milyar dolarlık füzeleri havada yakaladı. Pentagon’un raporuna göre, ABD’nin gelişmiş füze stokları tükenmek üzere. Savaşın maliyeti şimdiden 25 milyar doları buldu.

Ve Hürmüz Boğazı’ndan tankerler hala geçemiyor. Dünya ekonomisi nefes alamıyor. İşte size asimetrik savaşın cilvesi. En güçlü ordu, en ucuz oyuncaklarla durduruluyor.

GOLDERS GREEN’DEN GAZZE’YE

Londra’nın kalabalık bir Yahudi mahallesi olan Golders Green’de son zamanlarda saldırılar arttı. Antisemitizm yükseliyor. Avustralya’da da öyle. Fransa’da, Almanya’da. Batı başkentlerinde panik havası yaşanıyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, yaşanan gelişmeler üzerine hemen bir antisemitizm zirvesi topladı. Daha sıkı polis tedbirleri, daha sert yasalar gündeme geldi. “Filistin yanlısı yürüyüşler yasaklanabilir.” dedi.

Bir avukat olan Başbakan Keir Starmer, yaşananları birikmiş etki (cumulative effect) olarak dile getiriyor. Yani Filistin yanlısı gösterilerin Yahudi cemaatleri üzerinde yarattığı baskı ve tedirginlik hali olduğunu düşünüyor.

Peki bu antisemitizm nereden kaynaklanıyor? Gazze’deki soykırım bu tür zirvelerde gerçekten gündeme gelmiyor mu? 

Kendisi de bir Yahudi olan, soykırım alanında otorite kabul edilen Brown Üniversitesi Holokost ve Soykırım Çalışmaları Bölümü Dekanı Prof. Omer Bartov, genç bir akademisyenken, dönemin savunma bakanı Yitzhak Rabin’e (Barış sürecinde öldürüldü) bir mektup yazdığını aktarıyor.

Profesör Bartov, Rabin’in Birinci İntifada sırasında, Filistinli gençlerin taş atmasını önlemek için IDF askerlerine “ellerini ve ayaklarını kırma” talimatı verdiğini duyunca dehşete kapılıyor. Bunun üzerine, o dönemde üzerinde çalıştığı Nazi ordusunun (Wehrmacht) Doğu Cephesi’ndeki savaş suçları ve askerlerine nasıl ideolojik eğitim verdiğine dair araştırmasına atıfla Rabin’e bu mektubu yazıyor.

Mektubunda, Rabin’in politikalarını ve ordunun bu talimatlarla gerçekleştirdiği zulmü, Wehrmacht’ın izlediği tehlikeli yola benzetiyor. Birkaç gün sonra, doğrudan Rabin’den, kısa ve öfkeli bir yanıt geliyor.

Rabin, Bartov’un karşılaştırmasını o kadar ağır buluyor ki, “IDF’i nasıl Nazi ordusuna benzetmeye cüret edersiniz?!” diyerek tepkisini gösteriyor. Yani kemik kırmak sorun değil de, Nazilere benzemek sorun. Bugün aynı çelişkiyi yaşıyoruz. İsrail, Gazze’de okulları, hastaneleri bombalıyor. On binlerce çocuk ölüyor. Ama Batı’daki liderler “Antisemitizm yükseliyor” diyor. Sebebe değil, sonuca bakıyorlar.

Yani yangını çıkaran belli, itfaiyeyi arayan da…

NEMALANANLAR

Savaş felakettir ama bazıları için de büyük bir kazanç kapısı. Amerikan petrol şirketleri şu an yangından nemalanıyor. Hürmüz ablukaya alınınca petrol fiyatları varil başına 70 dolardan 110 doların üzerine fırladı. Tahminlere göre, Amerikan üreticilerinin cebine 60 milyar dolar fazladan para girecek. Silah şirketleri de öyle. Ortadoğu’ya 8.5 milyar dolarlık silah satışı onaylandı.

Yani savaşı büyük abiler kazanamasa da ne gam? Şirketler kazanıyor…

Benzeri Batı başkentlerinde de yaşanıyor. Yürüyüşler yasaklanıyor, İspanya ve İrlanda gibi az sayıda ülke, soykırıma karşı net bir tavır sergiliyor. Ve bu ülkelerde antisemitizm, İngiltere’dekinden daha düşük.

Bir tarafta Amerikan savaş gemileri, pırıl pırıl füzeler, haftalık basın toplantıları. Diğer tarafta Batı başkentlerinde “antisemitizmle mücadele” toplantıları, polis önlemleri, gösteri yasakları. Neden kimse çıkıp, “İsrail’in soykırımı durmazsa nefret de durmaz!” demiyor? Neden kimse “İran’ın limanlarını bombalayarak Hürmüz’ü açamazsınız!” diyemiyor?

Savaş, bazıları için iş modeli. Antisemitizm, bazıları için siyasi malzeme. Bombalarla zafer kazanılmıyor. Hüzünlenin. Ama içinizden bir yerlerde gülümseyin. Çünkü bu kadar ikiyüzlülüğü ancak alayla sindirebiliriz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin