Umutları boşa çıkarmada usta isim: Jürgen Klinsmann

HABER-PORTRE | HASAN CÜCÜK 

’22 oyuncunun bir topun peşinde koştuğu sonunda Almanların kazandığı oyun’ olarak tanımlanan futbola, Almanlar sayısız yıldızlar kazandırdı. Dünya futbolunun ‘panzer’ lakaplı ülkesi sadece oyuncu düzeyinde değil, yetiştirdiği teknik adamlarla da dikkatleri üzerine çekti. Son yıllarda yıldız oyuncu sıkıntısına giren bir Almanya var karşımızda. Benzer sıkıntıyı teknik adam yetiştirmede de görüyoruz. Son örnek Jürgen Klinsmann oldu.

1990’lı yıllara damgasını vuran Alman yıldızlar listesi yapılırken; ilk sıralarda Rudi Völler, Lothar Matthaus, Jürgen Klinsmann, Andreas Möller isimleri yer alır. Yeşil sahalarda resital sunan bu isimler, kramponlarını çıkardıktan sonra eşofmanlarını giyip teknik adamlık yaptılar. Sonuç pek başarılı olmadı. Hatta hiç başarılı olmadılar. Bayern Münih’i sırtlaması beklenen efsane kaptan Lothar Matthaus tam bir hayal kırıklığı oldu. Keza Rudi Völler, milli takım sonrası kulüp deneyimi oldukça başarısız olunca kariyerini noktaladı. Andreas Möller, önündeki örneklere bakıp teknik adamlık elbisesini hiç giymedi. En ilginç deneyimi ise Jürgen Klinsmann yaşadı.

Almanların Euro 2004’de daha grup maçlarında veda etmesi, Rudi Völler’in sonunu hazırlamıştı. Alman Futbol Federasyonu, ilk kez yeni teknik patronu tespit etmek için bir komisyon kurdu. Teknik direktörlük koltuğunun en büyük adayı B. Münih’le yollarını sezon sonunda ayıran Ottmar Hitzfeld gözüküyordu. Hitzfeld’in en büyük dezavantajı kendisine kapıyı gösteren ‘imparator’ Franz Beckenbauer’in komisyonda bulunmasıydı. Nitekim Hitzfeld milli görevi kabul etmeyeceğini deklare ederek adının yıpratılmasını önledi. Yunanistan’ı Euro 2004’de zirveye çıkaran Otto Rehhagel’inde ‘hayır’ cevabından sonra, Beckenbauer yeni teknik patronun ‘yabancı’ kökenli olacağını açıkladı. Adı geçen isimler Arsenal’in Fransız teknik patronu Arsene Wenger, Danimarka milli takım patronu Morten Olsen ve Hollandalı Guus Hiddink’ti. Beckenbauer’e ‘yabancı olacak’ açıklamasını yaptıran sebep; adayı Lothar Matthaus’un kabul görmemesiydi. İmparator’un karşısında güçlü bir Stuttgart lobisi vardı. Federasyon başkanı Gerhard Mayer – Vorfelder yıllarca Stuttgart kulübünün başkanlığını yapmıştı. Matthaus’u milli takımın başına getiremeyen Beckenbauer, ‘Bir daha böyle bir komisyonda asla bulunmayacağım’ diyerek yenilgiyi hazmedemediğini ortaya koydu.

Mayer – Vorfelder, milli takım patronluğu için uygun gördüğü adayın adı Jürgen Klinsmann’dı. İlk defa oluşturulan milli takım menejerliğine Oliver Bierhoff getirilirken, Klinsmann’ın yardımcılığı için adı geçen isim Türk seyircisinin Fenerbahçe’den tanıdığı Holger Osieck’ti. Osieck’in seçilmesinde ki en önemli etken, tecrübesiz Klinsmann’a yardımcı olmasıydı. Ancak Osieck, ‘Ben antrönerim, yönetici değilim’ diyerek görevi reddetti. Bu kez kapısı çalınan isim eski bir Stuttgart ve Fenerbahçeli olan Joachim Löw oldu. Artık milli takım 10 milyon Euro karşılığında Klinsmann – Bierhoff ve Löw 3’lüsüne 2006 yılına kadar emanetti.

Teknik patronluk koltuğuna Klinsmann’ın getirilmesi huzur arayan Alman milli takımına ‘huzursuzluk’ getirdi. Lothar Matthaus isyan bayrağını açan ilk isim oldu. Teknik patronluk tecrübesi olmayan Klinsmann’ın sadece Stuttgart lobisinin gücüyle milli takıma geldiğini söyleyen Matthaus’a göre, federasyon başkanı milli takımı düşünmek yerine kendi pozisyonu sağlama almaya çalışıyordu. Klinsmann karşıtı cephede sadece Matthaus bulunmuyordu. Werder Bremen spor direktörü Klaus Allofs, Schalke menejeri Rudi Assauer, Schalke teknik direktörü Jupp Heynckes ve Hamburg teknik direktörü Klaus Topmöller, Klinsmann’ın milli takımın altından kalkamayacağını savundu.

Futbola veda ettikten sonra ABD’ye yerleşen Klinsmann, meşin yuvarlakla alakasını kesip kendini golfe vermişti. Beklenmedik bir anda milli takımın başına geçen Klinsmann’la Almanya ev sahipliği 2006 Dünya Kupası’nda hüsran yaşadı. İtalya’nın şampiyon olduğu kupada Almanların tesellisi üçüncülük oldu ama bu sonuç Klinsmann’ın istifasını getirdi. Milli takımdan ayrıldıktan sonra yeniden ABD’ye yerleşen Klinsmann, Temmuz 2008’de yeniden ülkesine dönüp Bayern Münih’i çalıştırmaya başladı. Alman futbolunun lider kulübünde sezonun sonunu görmesi nasip olmadı. Alınan başarısız sonuçlardan dolayı Nisan 2009’da istifa edip, yeniden ABD yolunu tuttu. Almanya ile irtibatını koparan Klinsmann, Temmuz 2011’de ABD Milli Takımı’nı çalıştırmaya başladı. Kasım 2016’ya kadar görevde kalan Klinsmann yönetiminde ABD 98 maça çıktı.

Anavatanı Almanya’da adını unutturan Jürgen Klinsmann, Kasım ayı sonunda yeniden gündem oldu. Bu kez Hertha Berlin’le Alman futboluna döndü. Bundesliga’da zor günler geçiren başkent ekibi, kurtarıcı olarak gördüğü Klinsmann’a koltuğu teslim etti. 27 Kasım’da Hertha Berlin’de göreve başlayan Klinsmann sadece 9 maçta sahaya takımın başında çıktı. Bundesliga’da 23 puanla 14. sırada yer alan Hertha Berlin, Klinsmann ile çıktığı 9 maçta 12 puan topladı. Teknik direktör olarak güvene ihtiyaç duyduğunu ifade eden Klinsmann, kümede kalma mücadelesinde birlik, uyum ve odaklanmanın önemli olduğunu, bunlar olmadığında teknik direktör olarak potansiyelini kullanmayacağını ve sorumluluğunu yerine getirmeyeceğini kaydetti. Ara transfer döneminde yaptığı 78 milyon Euro’luk transferle dev kulüpleri geride bırakan Hertha Berlin, harcağı paranın karşılığını sahada alamadı. Klinsmann bir kez daha anavatanında teknik adamlık serüveninde başarısız oldu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin