Siz Moskova’dan hiç ‘FETÖ’ lafını duydunuz mu?

YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN

Erdoğan rejiminin 15 Temmuz çakma darbesi sonrası AKP ve MHP teşkilatlarından toplayıp hakim-savcı yaptığı kişilerin hukuk bilmediğini biliyorduk.

Bol sayfalı iddianameleri okurken hukuk yanında Türkçe bilmediklerini de görmüştük.

Şimdilerde ise Saray’ın direktifleri doğrultusunda verilen mahkeme kararlarının gerekçelerini okuyoruz ve gördük ki bu hakimler asgari mantıktan bile habersizler.

Mesela benim de tuhaf bir şekilde sanık yapıldığım Hrant Dink davasındaki mantık hatalarını sıralayınca ortaya mizahi bir tablo çıkmıştı. https://www.tr724.com/derin-devlet-imami-veli-kucuk-hurriyet-imami-ertugrul-ozkok-ile-birlikte-adem-yavuz-arslan/

Benzer durumlar 15 Temmuz yargılamalarında da sıklıkla karşımıza çıktı.

Sözgelimi rejimin en temel iddiası “15 Temmuz’un bir Cemaat darbesi olduğu” şeklinde. Ancak 15 Temmuz bahanesiyle darbeye iştirak edenlerin 10 katından fazla subay-astsubay ihraç edilip tutuklandı.

Doğal olarak, “Madem TSK’da bu kadar Cemaatçi var; iki generalden birisi, kurmay subayların yüzde 90’ı Cemaatçi, 15 Temmuz’a neden katılmadılar, neden silahsız askeri okul öğrencilerini sokağa sürdüler. Her şey neden başarısızlığa göre planlanmıştı?” sorusu akıllara geliyor.

Rejim savcılarına göre “Cemaat, TSK’daki gücünün büyük bir kısmını sakladı, asıl ikinci darbe için yedekte tuttu”.

Dediğim gibi bu dönemin iddianamelerinde delil yok ama asgari mantık da yok. “Kim başarısız olmak için darbeye kalkışır?” diye sormuyor savcılar. Nasıl olsa medya ya da mahkemenin göstermelik hakimleri de sormuyor.

Peki ben bu konuya neden döndüm.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Ankara’da öldürülen Rus Büyükelçi Andrey Karlov kararının gerekçesini açıkladı.

Açıkçası merakla beklediğim bir ‘gerekçeli karar’dı.

Zira Karlov Suikasti’ni ‘FETÖ’ye bağlamak tekeden süt çıkarmaktan daha zordu.

Mahkeme yanıltmadı.

Bu dönemin ruhuna uygun olarak ‘yazıp geçmiş’ler. Çünkü diğer davalarda olduğu gibi burada da delili filan geçtim asgari mantık bile yok.

Malum olduğu üzere Erdoğan rejimi siyaseten işine gelmeyecek tüm dosyaları ‘FETÖ’ çuvalının içine atıyor.

Karlov suikastı da böyle oldu.

Mahkeme 4.5 yıl süren yargılama sonucunda 9 Mart’ta karar verdi.

Rusya yargılama boyunca sabırla bekledi. Süreci yakından izlediler ama Türkiye’nin ‘FETÖ’cü kripto polis’ söylemine de hep mesafeli durdular.

Hatta yaptıkları açıklamalardan birinde “Andrey Karlov’a yönelik suikastın arifesinde Rusya’nın Suriye’deki eylemleri ile ilgili medyada ve sosyal ağlarda suni bir şekilde olumsuz hava yaratan belli başlı çevrelerin bu suçta önemli bir sorumluluk payına sahip olduğuna inanıyoruz,” dediler.

Antalya’da tatil yaparken havuzda boğulan bir Rus çocuğu için Türkiye’ye çıkarma yapan Ruslar’ın Karlov suikastını Türk yargısına ve Erdoğan’ın insafına bırakacağını sanmak fazlaca iyimserlik olur.

Yazının konusu Ruslar’ın Karlov suikastına yaklaşımları ve olası oyun planları olmadığı bu konuya virgül koyup biz yargılamadaki mantıksızlıklara geri dönelim.

Dediğim gibi yazıda Karlov suikastının çelişkilerine dalmayacağım. Nordic Monitör onu gayet güzel yaptı, yapmaya da devam ediyor.

Ancak ben gerekçeli kararı okurken şuna takıldım:

Gerekçeli kararda suikastın asıl hedefinin “15 Temmuz sonrası örgütte meydana gelen çözülmeyi engellemek ve yeni darbeye zemin hazırlamak” olduğu yazıyor.

Oysa ki rejim savcılarının iddiasına göre suikast kararı Ocak 2016’da alındı. Şubat 2016’da suikast hazırlıklarına başlandı, büyükelçiye dair istihbarat toplanmaya başlandı.

Suikast 19 Aralık 2016’da işlendi.

Dallandırıp budaklandırmadan, hatta ‘filancaya anlatır gibi’ anlatayım;

Rejimin savcı ve hakimlerin mantığına göre “ Cemaatçi askerler 15 Temmuz’da tuhaf bir darbe girişimine kalkışacak, darbe başarısız olacak, akabinde ‘örgüt’te çözülmeler olacak, bunu engellemek ve yapılacak ‘yeni darbe’ye zemin hazırlamak için Rus büyükelçisine suikast planlamasına darbe girişiminden 6 ay önce başlayacak….”

Dediğim gibi dallandırıp budaklandırmaya gerek yok.

Buradaki mantık örgüsüne bakıp en fazla “pudra şekerini çok mu çektiniz” diye sormak lazım.

Bu Cemaat öyle tehlikeli (!) 6 ay sonra yapılacak ama başarısız olacak darbe girişimi sonrası Cemaatte yaşanacak moral bozukluğu ve çözülmeleri önlemek için Rus büyükelçiyi öldürme planlarını 1 yıl önceden başlatıyor!

Maalesef rejimin hakim ve savcıları hukuk bilmedikleri gibi asgari mantığa dahi sahip değiller.

Benim asıl merak ettiğim konu ise başka: Siz sürecin başından bu yana Moskova’dan hiç ‘FETÖ’ açıklaması duydunuz mu?

1 YORUM

  1. “Antalya’da tatil yaparken havuzda boğulan bir Rus çocuğu için Türkiye’ye çıkarma yapan Ruslar’ın Karlov suikastını Türk yargısına ve Erdoğan’ın insafına bırakacağını sanmak fazlaca iyimserlik olur.”

    Eğer Putin bu suikasta bilerek izin verdiyse ve farklı planı varsa işler de farklı seyredebilir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin