Özgür Özel: “Karakter zaafiyeti olanlar AKP’ye gidiyor”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, belediye başkanı transferlerinden sandık güvenliğine, fon krizinden Mekke Anlaşması’na kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. İktidarın muhalif seçmeni sandıktan soğutmaya çalıştığını söyleyen Özel, “Bu ülkede sandığın olmaması mümkün değil!” dedi. Özgür Özel’in hedefinde CHP’nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu da vardı: “Kemal Bey gerçek dışı bir şekilde ‘YENİ Parti’ye gelenler AKP’ye gidiyor’ diyor. Korkunç bir yalan ve iftira furyasıyla karşı karşıyayız. İzmir, Aydın, Afyon gibi belediye başkanları gibi karakter zaafiyeti olanlar böyle dönemlerde kendilerinin yaptığı usulsüzlükler önlerine konunca AKP’ye gidiyor. Kendi içlerindeki en sağlamları da AKP’ye ilk kaçanlar oldu. Saray’ın tercih ettiği muhalefet yapısı işi gücü bırakmış; muhalif seçmenin moralini bozmaya çalışıyor. ”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Belediye başkanı transferleriyle ilgili eleştirilere karşılık veren Özel, asıl sorumluluğun belediyeler üzerinde baskı kuran siyasi hatta olduğunu söyledi. Son dönemde artan operasyonların muhalefet içi tartışma gibi gösterilmek istendiğini belirten Özel, muhalif seçmenin sandıktan umudunu kesmemesi gerektiğini vurguladı. Sandık güvenliği, parti içi seçimler, fon krizi ve Meclis’ten geçmeyen Mekke Anlaşması da açıklamaların öne çıkan başlıkları oldu. Cumhuriyet’e konuşan Özel’in açıklamasından önemli bölümler:
Belediye başkanları cezaeviyle tehdit ediliyor
“Yapmaya yapalım. Ben geçmiş dönemde Kemal Bey’in (Kemal Kılıçdaroğlu) yaptığı hatalar için de özür dilemiş birisiyim. Ama şöyle bir durum var. Ben de çok üzülüyorum, ‘kafam kırılsaydı’ diyorum. Ama geçmişte olmamış bir iş yapılıyor. Hapis tehditleri yapılıyor. Yakın arkadaşlar, aileler tehdit ediliyor. Belediye meclisinde 12 fark oluyor, 6 transfer yapıyorlar. Mesela bazen soruyorlar ‘Bu belediye meclis üyelerini kim yazdı?’ diye.
Çoğu ön seçimden çıktı. 6 transfer olmuş mesela, yarısı ön seçimden çıkma. Kişiden delile gitme gibi yöntemler kullanıyorlar. Biz 4-5 Kasım kurultayıyla göreve gelmişiz, 31 Mart akşamı uyguladığımız yöntemle tarihin en büyük başarısını elde etmişiz. Şimdi bana diyorlar ki ‘Özeleştiri yapacak mısınız?’
Bunu ben kendime değil, tarihe haksızlık sayıyorum. Geçmişte hiç belediye başkanı transferi olmamış. Aday belirlerken karakter analizi, korku-stres testi diye bir yöntem yok. Belediyeler üzerine böyle haysiyetsiz, alçakça bir saldırı geleceği tarihte olmamış bir şey. Şimdi ‘Bunu niye öngörmedin?’ diyorlar. Kim öngördü de ben görmedim?
Biz belediye başkanlarını belirlerken önce şehirlere heyetler yolladık. Sonra bu heyetler aday adaylarına baktı, ciddi adayları belli sayılara indirdi. Sonra anketle kazanacak adaylara baktık. Bu adaylara ‘Kim bizi desteklemiş, kim desteklememiş’ diye bakmadık.
Kemal Bey geçen televizyona çıkmış, ‘Yolsuzluk yapanlar YENİ Parti’ye, AKP’ye gidiyor’ diyor. YENİ Parti’ye gelen arkadaşlardan daha AKP’ye giden yok. Ama CHP’de kalanlardan var. Hatta YENİ Parti’ye gelenlere daha soruşturma da açılmadı. Bu ‘CHP’de kalanlar suçludur’ demek değil. Ama Kemal Bey gerçek dışı bir şekilde ‘YENİ Parti’ye gelenler AKP’ye gidiyor’ diyor. O yüzden korkunç bir yalan ve iftira furyasıyla karşı karşıyayız.
Biz bütün arkadaşlara ‘Siyasi operasyonlara kimse teslim edilemez’ diye bakıyoruz. Ama örneğin Kemal Bey tek bir dosyası olan, onda da kamu zararı olmayan Hüseyin Can Güner’e sırf değişimci diye ‘Şüphelerim var’ diyor. Ama diğer tarafta 50’den fazla dosyası olan, CHP’de kalmış bir yere, Etimesgut’a ziyarete gidiyor.
‘Arının’ diyorlar ama ‘Bizden olanlar masumdur, değişimden yana olanlar suçludur’ diyorlar. Bunu ilk olarak Ekrem İmamoğlu’na yaptılar. O yüzden AKP’nin maşası haline gelmiş butlancıların ‘Özür dile Özgür Özel’ sözleri… Benim partide hiç değiştirmediğim aday, Kemal Bey ilan etmişti, Aydın’dı. AKP’ye gitti. Kemal Bey’in prensesi Afyon Belediye Başkanı AKP’ye gitti.”
“Kendi içlerindekiler AKP’ye kaçtı”
“Biz şu an ilçe başkanları seçerken bile İzmirlilere soruyoruz. İzmir’le helalleşme konusunda problemimiz yok. Ama kendi kadroları AKP’ye giden, AKP ile işbirliği yapan bir ekibin dönüp ‘Bizden özür dileyin’ demesine sessiz kalamam. Diğer taraftan hepsinin adaylarda oyu var. Bugün butlanın sözcüsünün de yönetiminde yer alanların da…
Örneğin; butlan yönetimindeki Bursa Milletvekili, Bursa Masası’nda yer aldı. Bütün adayları birlikte belirlediler. Konuşmasına Bursa Masası’na teşekkür ederek başladı. Bütün Parti Meclisi’nden çıkan başkanlara butlancılar oy verdi. Birine muhalefet şerhi yazmamışlar, şimdi sorumluluğu bize atıyorlar. Bir sorumluluk varsa; AKP ile işbirliği yapıp partiyi bölme, belediye meclislerinde ayrışma yaratma ve belediye başkanlarını paniğe sevketme suçunu işleyenlerdedir.
İzmir, Aydın, Afyon gibi belediye başkanları gibi karakter zaafiyeti olanlar böyle dönemlerde kendilerinin yaptığı usulsüzlükler önlerine konunca AKP’ye gidiyor. AKP’ye gitmeyenin hapse atıldığı, gidenin kürsüye çağırıldığı bir dönemdeyiz. Hırsıza değil, mağdura gelip hesap soran bir anlayışa teslim olacak değilim. Her bir İzmirlinin bize hesap sorma, bizim de onlara özür borcumuz olabilir. Ama onlar adayların her birine oy verdi. Kendi içlerindeki en sağlamları da AKP’ye ilk kaçanlar oldu.
Operasyonlar ve muhalefet içi tartışma
Git gide sertleşiyorlar. Bütün mesele bu işi muhalefet içi bir tartışmaya dönüştürmek. Ben YENİ Parti’yi ilk kurduğumuzda ‘Gerekirse belediye başkanlarının hepsi orada kalsın, yeter ki belediye meclislerinde çoğunluk tartışması olmasın’ demiştim. İktidar ‘gücünü’ göstererek muhalif seçmeni yıldırmaya, küstürmeye; sandıktan umudunu kesmeye çalışıyor. Buna karşı topyekûn mücadele etmek gerekiyor.
Muhalefet taklidi yapanlarla canını dişine takanları ayırmak lazım. Kendini meşrulaştırmaya çalışan, Saray’ın tercih ettiği muhalefet yapısı işi gücü bırakmış; muhalif seçmenin moralini bozmaya çalışıyor. Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz.
“Millet sandığı kaptırmaz”
Amaçları bu hissi yaratmak. Bu ülkede sandığın olmaması mümkün değil. Sandığa uzanan eli; demokrasinin ve cumhuriyetin kıymetini bilen millet kırar. Burada maksat sandığı kaçırmaktan ziyade sandığa olan inancı kırmak. Bu oyuna gelmemek lazım. Korkut Boratav ‘Bu topraklarda sosyal patlama sandıkta olur’ diyordu. Bugün bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük sandıktan umudu kesmektir. Günün birinde sandığı kaçırırlarsa, millet kaçıranı kaçtığı yere kadar kovalar. Sandığı elinden alır, getirir, onları da tarihin çöplüğüne gönderir. Bu millet sandığı öyle kolay kolay bırakmaz.
Fon krizi: “Lekelenmeme hakkı bir tek AKP’lilere mi ait?”
“Yalan ve iftiranın önünü açan, bu isimlerin gizlenmesi. Ve AKP içindeki taht kavgalarına alet edilmesi. Yoksa bir sürü liste dolaşıyor. Siyasetçiler bu isimleri doğrulatmaya çalışıyor. Biz doğrulatmaksızın isimleri açıklamadık. Bir tek Bakan Mahinur Göktaş’ın babasının adıyla aynı birisi oldu. Ondan özür dileriz ama lekelenmeme hakkı bir tek AKP’li siyasetçilere mi ait? Lekelenmeme hakkının ilacı şeffaflıktır. Bir CHP’li belediye meclis üyesi, başkan ya da bürokrat; gizlilik kaydı olan bir soruşturmada ifade veriyor, avukat savcının yanından çıkmadan ifade yandaş basında dolaşmaya başlıyor.
Soruşturmayla ilgili olmayan kişinin cep telefondan çıkan bütün fotoğraflar servis ediliyor. Muhalif olduğunuzda durum böyleyken, AKP olunca ‘Arkadaşlarımız lekelenmesin’ diyorlar. Bir tövbe hesabı açmışlar, ‘Günahı buraya bırakın’ diyorlar. Böyle bir şey olmaz.
Kendilerinin sızdırdığı isimler oluyor. Adalet Bakanlığı’nda takma isimle çalışan birileri parti içi operasyonları yöneterek böyle işler yapıyor. Mahinur Hanım belki şimdi diğer evlat ve babaları anlamıştır. 1,5 yıldır Hasan İmamoğlu’na bunu yapıyorlar. Köydeki evinin bahçesini kazdılar. Emekli maaşında haciz var, hesabı dondurulmuş. Biz Mahinur Hanım’ı Aile Dayanışma Ağı’na davet ediyoruz. Babasının 10 dakika yaşadığı mağduriyeti aylardır yaşayanları görsün.
“AKP’den önemli isimler var”
AKP’den önemli isimler var. Bu isimlerin doğrulatılması önemli. Bilerek yanlış isimlerin servis edilmesi söz konusu. Biz doğrulattığımızı açıklıyoruz. İktidarın sorumluluğu, bütün listeyi açıklamak. Bu işin içinde Adalet Bakanlığı bürokrasisinin de üst düzeyde var olduğuna yönelik iddialar, bu konudaki kaygıları artırıyor.
Biri kendi içlerindeki parti çekişmesinden. İkincisi dikkati başka yere çekmek için. ‘Başkası tartışılsın, biz tartışılmayalım’ diye. Bu işi kendi adına yapanlar var, bir de çantacılar var. Hatta çantacıların çantacıları var ki iyice bağ kopsun.
TR724 Patreon
Bağımsız haberciliğe destek olun
TR724, okurlarının katkısıyla yayın yapıyor. Patron olarak bu haberi ve yenilerini mümkün kılın.















