Müslüman ise alışveriş yapmıyorum!

YORUM | AHMET KURUCAN

5 yılı aşkın süredir Türkiye ile sık dokulu bir münasebetim yok.

Zamanın ruhuna aykırı hareket edip benimle arasına mesafe koymayan dostlarımla yaptığım telefon konuşmaları ve online dünyadan zaman zaman okuduğum haberler ve izlediğim bazı programlar hariç. Yakın bir arkadaşımın akrabası geldi geçenlerde Türkiye’den. Bir vesile ile beraber olduk. Hayatın içinden diyebileceğiniz türden gerçek bilgiler aldık. Anlattığı şeyler ve kendisinin almış olduğu pozisyon beni…

Cümlemi tamamlayamadım. Neden mi? Çünkü bir türlü karar veremedim şaşırttı mı desem şaşırtmadı mı desem diye. Önce söylediği bir sözü aktarayım. Belki o zaman daha net bir manzara oluşur zihninizde aşağıda yapacağım yorumlarla alakalı.

Şöyle dedi: “Alışveriş yapacağım yerleri seçiyorum. İktidarı kayıtsız-şartsız destekliyor ve ardından Müslümanım diyorsa ondan alışveriş yapmıyorum. Nerede kendisini solcu, Alevi, Kürt, muhalif diye tanımlayan kişiler var, oralara gidiyor, onlardan alışveriş yapıyor, onlarla dostluk kuruyor ve muhabbet ediyorum. Benim şu an en yakın dostlarım onlar, diğerleri değil.” “Neden?” diye sorduğumda aldığım cevap ise şu oldu: “Onlar Müslümansa ben değilim.”

Evet, işte bu cümle. Önce beni şaşırtmadı, çünkü eski bir yazımı hatırladım. “Siz Müslüman’sanız ben değilim noktasına evriliyoruz!” başlıklı bir yazım. Yayın tarihine baktım: 20 Haziran 2014.17/25 Aralık hadiselerinin üzerinden 6 ay gibi kısa bir zaman geçmiş. Devletin kuruluşundan bu yana devam ettirdiği Kürtler, Aleviler ve benzeri “makbul vatandaş” kategorisine girmeyen kesimlere yönelik zulümlerine Cemaat’in de eklendiği günler bu günler. Hizmet mensupları ve kurumlarına yönelik mevcut hukuki sistemi hiçe sayan zulümlerinin başladığı ve hızla ivme kazanmaya durduğu zamanlar. Bunları masaya yatırmıştım o yazıda. İslamcı kimliği ile övünen, kendini “Müslüman muhafazakâr” diye tanımlayan iktidarın böyle devam etmesi durumunda o günlerde “Böyle Müslümanlık olmaz” sözlerinin “Siz Müslümansanız ben değilim” noktasına evrileceğini söylemiştim. Ülkenin bu noktaya geleceği çok önceden belliydi. İşte bu açıdan şaşırmamıştım.

Ama yine de bir miktar şaşırmama gelince… Bunu söyleyen kişinin din hizmetlerinde ömrünü tüketmiş birisi olması. Müslümanlığı kültürel bir kimlik olarak benimseyen, İslam’a inandığı halde inancın gereklerini hayatına taşımayan ya da sadece ibadetlerini yerine getiren sıradan bir Müslüman değildi karşımda duran. Böyle birisi olsaydı belki şaşırmazdım. İslam’ın inanç ve ahlaka yönelik değerleri ile Müslümanların eylemlerini birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini en iyi bilenlerden birisi oturuyordu karşımda. Daha farklı bir cümle ile de ifade edebilirdi meramını ve düşüncesini. Bu açıdan “Onlar Müslümansa ben değilim” beyanı çok radikal ve çok keskin bir söylem gibi geldi bana.

Akşam eve geldiğimde hala bu sözün etkisi altındaydım ve sürekli düşünüyordum. Birden yaklaşık bir yıl önce Yunanistan’da cereyan etmiş bir vakıayı hatırladım. Yakın bir dostum anlatmıştı. Meriç’i geçerek Yunanistan’a sığınmış birisi, daha önceden aynı kaderi yaşamış bir arkadaşı ile bakkala alışveriş için gitmiş. Kasada hesabı ödeme esnasında yeni gelen kişi, kendisine rehberlik eden arkadaşına bakkalı kastederek “Türk’üz ya da yabancıyız diye bakkal bizi aldatmaz değil mi?” demiş. Bakkal da bu cümleyi anlayacak ve cevap verecek kadar Türkçe biliyormuş. Ne demiş biliyor musunuz? “Ben Müslüman değilim!”

İzaha gerek var mı bilmiyorum. “Ben Müslüman değilim!” sözü “Hangi dine mensupsunuz?” sorusunun cevabı değil. Aksine insanın kanını donduran bu söz müşteriyi aldatmanın, kandırmanın, fazla para almanın, daha net ifadesiyle hırsızlığın söz konusu olduğu yerde söyleniyor. “Ben aldatmam, ben kandırmam, ben hırsız değilim” cümlesinin karşılığı “Ben Müslüman değilim” olmuş Yunanlı bakkalın dilinde.

İhtimal genelleme yapmıyordur o bakkal. Her Müslümanın müşterisini aldatan ve kandıran hırsız vasfını almaya hak kazanmış bir kişiliğe sahip olduğunu düşünmüyordur. Ama bu cümleyi söylediğine göre bunu ona söyletecek ve böyle düşündürtecek bilgi veya tecrübeye sahiptir.

Türkiye ve emsali Müslüman ülkelere baktığımız zaman İslam adına, Müslümanlık adına çok zor zamanlardan geçtiğimiz muhakkak. İman mı ahlak mı usul mü düşünce mi bilgi mi ekonomi mi teknoloji mi ne dersiniz ne ad koyarsınız bilmiyorum ama bir kriz yaşadığımız muhakkak. Hem de asırlardır devam edegelen bir kriz. Tuncer Akkoç’un bu bağlamda yaptığı tespit önemli: “Müslümanlar adeta Müslüman olma ile olmama veya olduğunu İslam sanma arasında bir teolojik kriz yaşamaktadırlar.” Katılmamak mümkün mü?

Aşabilecek miyiz bu sorunu? Ali Şeriati’ye referansla sorayım, Müslümanlar tarih, toplum, coğrafya ve ene zindanından çıkabilecekler mi? Kendi elleriyle inşa edip kendilerini hapsettikleri kalenin surlarını yıkabilecekler ve dünde değil bugünde yaşayabilecekler mi?

Bu gidişle zor diyorum ben. Ümitsiz değilim elbet ama bu ümidi oluşturacak, destekleyecek, besleyecek, büyütecek bilgi ve tecrübe merkezli somut adımlara ve atılımlara da ihtiyaç olduğu inkâr edilemez bir gerçek. En basitinden toplumsal planda “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” zihniyetinden “Zalim kim olursa olsun zulme hep birlikte karşı durmalıyız” zihniyetine geçmemiz lazım. Bizim cahiliye insanı deyip geçtiğimiz, burun kıvırdığımız, dudak büktüğümüz o bedevi insanlar bile yapmış bunu. Aradan geçen 14 asırlık zamanda elde ettiğimiz kazanımları da hesaba katarsak onlardan çok daha medeni olduğumuz muhakkak. Öyleyse o bedevi dediğimiz insanlar kadar yapamaz mıyız önce zihniyet ardından fiiliyat planında bu devrimi?

Hilfü’l fudûl denilen faziletliler ittifakından bahsediyorum. Malum o ittifak Efendimizin gençliğinde imza koyduğu ve “Kanun benim iki dudağımın arasından çıkan şeydir” diyen Mekke’nin şımarık oligarşik zenginlerine karşı mazlumun hakkını çiğnetmemek üzere kurulu bir ittifaktı. Şöyle diyordu anlaşmada: “Allah’a and olsun ki Mekke şehrinde birine zulüm ve haksızlık yapıldığı zaman hepimiz, o kimse ister iyi ister kötü ister bizden ister yabancı olsun, kendisine hakkı verilinceye kadar tek bir el gibi hareket edeceğiz. Denizlerin bir tek kıl parçasını ıslatacak suları kalmayınca, Sebir ve Hira dağları yerlerinden silinip gidinceye ve Kabe’ye istilam (tavafa baslarken Hacerü’l Esved’e yapılan selamlama) ortadan kalkıncaya kadar bu ahdimizde sebat edecek, bu yemine aykırı davranmayıp birbirimize malî yardımda bulunacağız.” Peygamber Efendimizin ilerleyen zamanlarda bu günleri yâd ederken bu anlaşma için “kırmızı tüylü deve sürüsüne sahip olmaktan daha sevimlidir” dediğini de unutmamak lazım.

Allah akıbet ü encamımızı hayreylesin. İnsani ve İslami değerlerin hayat sahnesine insanlık ve Müslümanlık olarak döküleceği günlerin gecikmemesi niyaz ve temennisiyle.

10 YORUMLAR

  1. Sayin Kurucan,

    Hollanda ´da hükümetin istifa etmesine neden olan cocuk yardimi olayında, hirsizlik yapanların büyük bir kesimi %80 civarında tahmin ediliyor, müslüman yabancılar. Onlar müslümansa be degilim.
    Utaniyorum.

  2. Bedevi denilen o dönemin insanları yaptıkları antlaşmaya ihanet etmemişlerdi. Kendi yazdığı antlaşmaya ihanet edenler ‘münafiklar’ dı. Onlara da hükmünüzü neye göre verelim denilmişti. Adamlar Allah a inandığını ifade ediyor ancak O yokmuş gibi yaşıyorlar. Bu kişiye müslüman mı denir yoksa başka bir şey mi.

  3. Kaleminize saglik Ahmet bey. Eskiden yasadigim Almanya’da ve suan yasadigim Isvicre’de gördügüm en bariz olay; Müslümanlarda olmasi gereken sifatlar müslüman olmayanlarda mevcut. Bunlar bize belki ‘basit’ gibi görünen seyler olabilir, en ‘basit’ adab-i muaseret unsurlarini bile hayata gecirmekte zorlanir olduk. Onunla birlikte, tabiri caizse tuzumuz kuru iken mazlumun yaninda duran cok olmadi, ne zaman bize de vurdu o zaman bir uyanma yasadik. Keske bunun farkina varmak icin bu kadar agir tokada gerek olmasaydi. Gelecek icin cok büyük isler düsüyor bizlere. Rabbim hepimizin yardimcisi olsun.

  4. Yazının özeti: Kur’an ve Sünnet’ten ibaret olan Islamî değerlerle günümüzde olduğu gibi tarihin her döneminde müslümanların yaşadığı tecrübeleri birbirinden ayırmak lazım. Bir insanın müslüman kimliğiyle yaptığı herşey İSLAMÎ değildir. HİZMET dediğimiz bu “Hareket” de M. Akif’in ” Asrın idrakine söyletmeliyiz Ku’an’ı” ifadesinin pratik açılımıdır. Bu vesileyle şu soruyu sorabiliriz:
    “Hizmet Hareketindeki insanlar acaba Hizmete ait değerleri; yani İSLAM’I ne kadar içselleştirmişlerdir. Efendimiz yaşayan Kur’an olduğu gibi biz İSLAM’I ne kadar temsil ediyoruz. Önemli olan bu; yoksa kişinin müslüman olması veya ‘Hizmet İnsanı’ olması bir şey ifade etmiyor.
    Allah, bütün müslümanları, hususan Hizmet erlerini İslam’ı ihlasla amel eden kullarından eylesin, ihsan şuuruna ulaştırsın! Amin!

  5. Aslında hocaefendi nin 2014 de dedigi bir sey vardı bu ortada vurgulanan muslumanluk degildir din allaha cagrıdır onu kalben sezis duyus bilis dir. bir takım sekkli hareketler degildir dedi ve tamamladı kendini dindar addedelnlere yonelik polemige girmeden muslumanlıgın ne oldugunu obur tarafta gorecegiz dedi.

  6. Ahmet hocam daha fazla yazını zi bugün e çok okumadım buyaziniz dikkatimi çekti okudum okumuş olduğum yazılarınız var dikkatimi çeken bende esnaf olmam ve aynı zanlara maruz kalmaktan korkmam ve kalmıştırimda gönlüm ün istediği(ve beni kurcalayan ve birçok bilgi sahibi alım akademisyen vb. İlim sahibleri esnaf lik hakkında birçok söylem ve fetvalar i var ) inşeallah belki bu süreç bunada sebeb olur Ebu Hanife hazretleri gibi i işin bilgi sahibi insanlar esnaf lik yaparak ona göre yol haritasını cizseler öteleme den bizler birbirimizi anlasak (not;yaya olarak karşıdan karşıya geçerken sürücü ye niye beklemiyor diye kızmıştım yanımda trafik polisi imiş dedi sen sürücü iken yaya kızıyorsun yaya iken sürücüye kızıyorsun) nekadar derdimi anlatta bildiysem demem o ki Ahmet kurucan hocamız olarak esnaflık yapın her iki tarafı tahlil ederek bir yazı yazın tecrübe sahibi olacak kadar esnaflık yapın özür dileyerek sahsiniz isminizi zikrederken burda sizin gibi bütün alım veya ilim sahibi akademik insanlara diyorum yazımda kusur ve hatalar vardır yazınız yanlı yazılmış demiyorum beni anlamanızı beklerim inşeallah RABBİM e emanet olun

  7. Kendi muslumanligindan emin olan birisinin “Onlar Müslümansa ben değilim” ifadesini hem de genelleme yaparak(onlar) kullanmasi bir tekfir midir?
    “Akşam eve geldiğimde hala bu sözün etkisi altındaydım ve sürekli düşünüyordum.” Bu dusuncelerinizi gercekten merak ettim. Bunlari da bir yazi ile paylasirsaniz memnun olurum.
    Cunku bu tur ifadeler bende de sok etkisi yapiyor.

  8. Daha onceki bir-iki yazinizda vardi. Birkac yetim cocuk bakar kurtulurlar, neden bu kadar buyutuyorsunuz hadiseyi. Bill gates gibi veya iraktan yetim cocuk getiren gayrimuslimleri cennete sokan sen, eksik musluman gorunce kaplan kesiliyorsun. Yaziklar olsun.

  9. Bir gerçek hikaye de ben anlatayım.Hadisenin bizzat tanığıyım.Ankara’da Eryamanda bir market sahibi ile görüşüyoruz.Marketten biraz uzaktayız.Benim yüzüm markete dönük sahibinin ise arkası dönük marketi göremiyor.O esnada markete oldukça dekolte giyinmiş bir kadın girdi.Ben market sahibine müşteri geldi deyince arkasına baktı ve o esnada markette kimseyi göremeyince kapıya çıkan kadını gördü.Kadına bakınca ‘MERAK ETME ALLAHSIZDAN ZARAR GRLMEZ’dedi.Ben o anda donup kaldım.Bendeki şoku gören adam ‘kapalı ve sakallılardan korkacaksın bunlardan değil’ dedi.İşte din diyanet adına yola çıkıp geldiğimiz nokta burası.Dindar ve güzel ahlak sahibi insanlar değil dinci cahill ve ahlaksız nesiller peydah olmuş.

    Ben hep laik kesim niçin bu kadar din düşmanı der düşünürdüm.Onlar din düşmanı değil dini kendi menfaati için kullanan ancak asla dindar olmayan cahil, kaba, ahlaksız ve insana saygısız tiplerden nefret ediyormuş.
    Günün sonunda onlar haklı çıktı.

  10. Önce yazara önemli bir konuyu gündeme getirdiği içim sonra tuncay isimli yorumcuya işin mihengini yakaladığı için sonrada meseleyi dert edinen tüm okuyucu ve yorumculara buradan teşekkür ederim. Bende şunu demek istiyorum. Kişi kendine bakmalı kendiyle meşgul olmalı ve kendini bir hiç, bir eksik, bir sorun vs olarak nazara almalı. Aksi halde bir cürme şahit olduğunda onu kendinden uzak kendini de ondan beri görüyor. Sonra kendini ele veriyor diyor ki o müslümansa ben müslüman değilim. Enaniyete bakar mısın?. Sen kimsinde..islamın ölçeği mi oldun be adam. belki o beğenmedin adam o gece tevbe edecek sabahada şehit olacak. Sense o gece sapıtıp sabaha hain olarak uyanacaksın. Hizmet mensuplarının kendilerini islamın kusursuz temsilcisi görmesinin bir sonucu mu bu acaba. Öyle olmaktan Allaha sığınırız. Allah haddini bilmeyenlerimizi ıslah eylesin başta beni. Ama demek istediğim şu siz sanıyor musunuz ki akp lilerin hepsi cehennemlik, hizmet mensuplarının hepsi cennetlik var mı garanti. Böyle birşey mi istiyoruz sanki. Tüm akp liler hırsız ve hayırsız olarak görmeyi bırakın akp li bile olsa adam gibi olanların elini öpün. Ve tüm ümmet için Allahtan merhamet dileyin. Ayrıca kimse Seni beğenmek zorunda değil. Adam hizmetten değil sen ona itici geliyor olabilirsin. Ayrıca memleketteki zülümlerin sorumlusuda tüm millet değil. Yok esnaf akp li ise alışveriş yapmıyormuş da bırak kardeşim bu boş muhabbeti. Cin malıda kullanma ozaman doğu türkistan meselesinden dolayı. Ben mesela akp liden alışveriş yapıyor çin malı kullanmamaya dikkat ediyorum. Akp lide olsa Allaha inanıyor. cumada bir arada namaz kılarken bir farkımız yok. Sadece gerçekleri görememiş birgün anlayacak inancındayım. Ne ise önce kendimize bakacağız. Kendi müslümanlığımıza sonra bir bakmışsın Allah işleri düzeltmiş.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin