New Jersey’de bir bayram manzarası

AHMET KURUCAN | YORUM 

New Jersey’de, Northeast Islamic Community, Turkish Cultural Center, New Jersey Young Professionals ve Sky Academy öncülüğünde organize edilen Kurban Bayramı Festivali’ndeydim bayramın birinci günü. Hafta içi, Çarşamba günü olmasına rağmen öğleden sonra başlayıp akşama kadar devam eden programa insan rağbeti umulanın da üstündeydi. Bin yüz araçlık otopark tamamen doldu. Gün boyunca yaklaşık beş bin kişinin festivale katıldığını söylediler yetkililer.

Ne gördüm orada?

Çocuklar vardı her yerde. Koşan, gülen, oynayan, zıplayan, yüzleri boyanan, pamuk şeker peşinde koşan çocuklar… Anne babalar vardı; yorgun ama huzurlu ve neşeli. Satış reyonlarının önünde birbirleriyle muhabbet eden, şakalaşan, eğlenen kızlarıyla erkekleriyle geleceğimizi teslim edeceğimiz gençler vardı. Ve benim gibi yaşlılar vardı; memleketten kopmuş olmanın hüznünü, bayramın sıcaklığıyla biraz olsun yumuşatan yaşlılar…

Başka ne vardı? Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Doğu Anadolu, Güneydoğu, Akdeniz bütün bölgeleri vardı. Türküsüyle, şarkısıyla, yemeğiyle, şivesiyle, giyim kuşamıyla adeta buraya taşınmıştı.

Süvari Öztürk vardı sahnede. Çok güzel bir konser verdi. Hani derler ya bam telime dokundu: bam telimize dokundu hepimizin. Yeri geldi güfte şarkının güftesi ile hüzünlendik, yeri geldi şarkının bestesi ile neşelendik. Barış Manço ve  Ahmet Kaya diyeyim, gerisini siz tahayyül edin. Sonuna kadar dinledim ve izledim o konseri. Kendi adıma söyleyeyim; içimden hiç çıkmayan ağırlığın hafiflediğini hissettim.

Sonuç diyeceksiniz…

Benim sonuç adına gördüğüm şu: Bu ve benzeri programlar kimlik inşasına, aidiyet duygusunun oluşmasına vesile oluyor. Çocuklarımız anı biriktiriyor. Gördükleri, duydukları, yedikleri, içtikleri şeyler hafızalarına kazınıyor. Bu açıdan bakıldığında diaspora topluluklarında kültürel etkinlikleri ve hele bayram festivali gibi programları sıradan organizasyonlar olarak okumamak lazım. Bana göre bunlar sosyolojik anlamda kimlik inşa etme ve koruma mekanizmalarıdır.

Bir başka sonucu da şu: Zor ve tuhaf zamanlar yaşıyoruz herkesin bildiği gibi. Duyulan acıların, ıstırapların hadd ü hesabı yok. Normal şartlar altında bir topluluğu dağıtması gereken bu acı ve ıstıraplar, işte bu ve benzeri programlar vesilesiyle insanları birbirine daha fazla yaklaştırıyor. Ortak acılar, ortak mahrumiyetler, ortak gurbetler insanları görünmeyen bağlarla birbirine bağlıyor.

Ben biraz da bu gözle baktım çevremdeki insanlara. Yirmi altı yıldır bu bölgede yaşıyorum. Festivale katılan insanlar arasında tanıdıklarım bir hayli fazla. Yorulmuş, kırılmış, ülkesinden dışlanmış insanlar bunlar. Ama dimdik ayaktalar. Çocuklarına bayramı unutturmamaya kararlılar. Onun için gelmişler hafta içi olmasına rağmen bu festivale.

Yıllarca böylesi organizasyonların içinde bulunmuş birisi olarak şunu söyleyeyim; zordur, hem de çok zordur bu tür festivalleri organize etmek. Haftalarca geceli gündüzlü üstün gayret sarf etmeyi gerektirir. Dolayısıyla şahsım adına, diyâr-ı gurbette hem bize hem de çocuk ve torunlarımıza memleket tadında bir bayram yaşatan, bayramlarımızı bayram yapan bayramlara ve herkese teşekkür ediyorum.

Programın hiçbir yerinde ismi cismi görünmemesine rağmen perde arkasında bunun erkânı olanlara…

Nebevi ve İsmailî soluklularla bir ve beraber olup bu işe destek veren Bahadır’lara, Veysel Karani misali her türlü olumsuzluğu bağrınta eritecek genişliğe sahip olan arkadaşlarımıza.

Fetih ruhunu sadece geçmişin hatırası olarak bırakmayıp bugün gönüller arasında yeniden köprüler kuran Fatih’lere…

Sessizce çalışan, yükün en ağır kısmını omuzlayan, ismi öne çıkmadan işin yürümesi için koşturan Hakkın Mustafa yaptığı safi yani seçilmiş kullarına.

Ve onların şahsında kadınıyla-erkeğiyle isimsiz nice kahramanların hepsine teşekkür ediyorum.

Evet, bazen bayram kutlaması sadece bayram kutlaması değildir: Aksine o, “Biz hâlâ ayaktayız ve buradayız.” demenin bir başka biçimidir. Eğer bir topluluk zor zamanlarda hâlâ büyük organizasyonlar yapabiliyor, hâlâ çocuklarına bayram yaşatabiliyor, hâlâ ortak heyecan üretebiliyorsa bu, o topluluğun sosyal sermayesinin güçlü olduğunu gösterir.

Allah bozmasın. Bu festival bende tam da böyle bir iz bıraktı…

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin