Millilerden rüya gibi bir başlangıç

HABER ANALİZ | HASAN CÜCÜK

Grubun iki favori ekibinin mücadelesi puan sıralaması açısından önemliydi. Her iki ekip de bunun farkında olarak sahaya çıktı. Yol kazası yerine kontrollü oyunu tercih edeceklerini tahmin etmek kehanet olmayacaktı. Son iki maçta Türkiye’nin Hollanda’ya mağlup olmaması özgüven açısından önemliydi. Zira, yıllarca diş geçiremediğimiz bir ekipti. Hollanda cephesinde, ıskalanan 2018 Dünya Kupası’nı telafi etmek isteği öne çıkıyordu.

Moda tabirle ifade edeyim, Hollanda kadro kalitesi olarak Türkiye’den bir tık üstündü. İki ülkenin ortak zaafı, forvet hattıydı. Van Basten, Van Nistelrooy, Makaay, Kluivert gibi forvetler çıkaran Hollanda’nın son yıllarda golcüden yana şansı yaver gitmiyordu. Gol ayağı olarak sahaya Depay’ın sürülmesi Portakalların durumunu izah ediyor. Türkiye’nin gol umudu ise 35 yaşını geride bırakmaya hazırlanan Burak Yılmaz’dı.

ŞENOL HOCA’NIN TAKTİĞİ TUTTU

Şenol Güneş, rakibin ‘bir tık’ kaliteli olmasını iyi analiz etmiş olarak oyuncularını sahaya sürdü. Top hakimiyeti Hollanda’da olacaktı. İyi savunma şarttı. Defans hattında sıkıntı yoktu. Hollanda yarı alanımıza geldiğinde karşısında etten bir duvar buldu. Orta saha oyuncuları da savunma hattında yerini alınca, karşılarında 8-9 kişilik bir defans vardı. Oyun yarı alanımızda neredeyse 30 metreye sıkıştı. İşte bu noktada Güneş’in taktiği devreye girdi: Kazanılan toplarla hızlı hücum. İlk devre bulduğumuz iki gol de aynı taktikle geldi. Kalemizde yaşadığımız pozisyonun devamı golle sonuçlandı. Yerine oturmamış Hollanda orta sahasını geçmek çok kolaydı.

Burak Yılmaz’ın ilk golünde şans bizden yanaydı. Normal şartlarda gol olacak bir vuruş değildi. De Ligt’e çarpan şutun yön değiştirmesi avantajlı konuma getirdi. İkinci gol penaltıdan geldi gelmesine ama öncesinde Ozan Tufan topu Yusuf Yazıcı’ya aktarabilseydi bir dakika öncesinden sevinmiş olacaktık. Son iki Hollanda maçında golünü atan Burak Yılmaz, üçüncü maçı da boş geçmedi. İlk devre top misafir ekipteyken goller bizden geldi. Maçın kırılma anlarından biri Umut Meraş’ın kale çizgisinden çıkardığı tartışmalı pozisyon oldu. Elemelerde VAR uygulaması olmadığı için pozisyon konuşulmaya devam edecek. Görüntüler topun çizgiyi geçmediği yönündeydi.

İKİNCİ YARIYA DA İYİ BAŞLADIK

Soyunma odasında 2-0 gittik ama ikinci devre başında Hollanda’nın bulacağı bir gol maçta sıkıntı demekti. Ama golü bulan taraf A Milliler oldu. 46. dakikada sahneye çıkan Hakan Çalhanoğlu, bir anlamda Hollanda’nın tüm ümitlerini daha devre başında söndürdü.

Skor üstünlüğünü sağlayan Milliler, topu yine Hollanda’ya bırakmaya devam etti. Kazanılan frikik ve köşe vuruşlarında şans bizden yana oldu. İlk devre taktiğini devam ettirdik. Yakaladığımız kontra atakta Ozan Tufan, topu ağlarla buluştursa maç bitmiş olurdu. Ancak futbolda rehavete yer olmadığını iki dakika içinde acı bir şekilde tecrübe ettik. 75’de Klaassen, 76’da Luuk de Jong golleriyle rehavet uykusundan uyandırdı. 81’de Burak Yılmaz’ın serbest vuruşundan gelen golle derin bir oh çektik. Maçın son dakikaları korku filmi tadında oldu. Uğurcan kalesinde devleşirken, 90+4’de Depay’ın penaltısını da kurtarıp maçın skorunu ilan etti: 4-2.

Katar yolculuğumuza rüya gibi başlangıç yaptık. Gruptaki bir numaralı rakibimizi yenip, 3 puandan çok ötesini aldık. Umarım bir futbol hastalığımız tekrar nüksetmez; deryayı geçip derede boğulmayız. Hollanda maçı geride kaldı. Şimdi hedef Norveç. Tebrikler ’Bizim Çocuklar’ ve saha kenarındaki usta Şenol Güneş.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin