GATA’da Abdullah Gül’ün başına gelenler

HABER YORUM | MEHMET TAHSİN

28 Şubat’ın en civcivli günleri…

Askerin baskısıyla istifa etmek zorunda kalan Refah-Yol hükümetinin Devlet Bakanı Abdullah Gül, kulaklarından rahatsızdır. Doktorların kendisine tavsiye ettiği basınç odası tedavisi, o günlerde Ankara’da sadece iki hastanede bulunmaktadır. Birisi Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA), diğeri de Özel Çağ Hastanesi.

Eski Devlet Bakanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Hanım’la beraber GATA’ya giderler. İlk sorun kapıda çıkmıştır. GATA nizamiyesindeki subaylar Hayrünnisa Hanım’ın baş örtüsüyle içeri girmesine izin vermez. O günlerde askerlerin “Tavşan Kulağı” diye tabir ettikleri, başörtüsünü çene altından düğümleyecek şekilde bağlamasını isterler. Bu duruma çok içerleyen ama çaresiz kabullenen Hayrünnisa Hanım içeriye girdiğinde ateş püskürmektedir. Abdullah Gül de onu teskin etmeye çalışmaktadır.

Kendilerini karşılayan tabip binbaşı, bu gerginlik içinde Abdullah Gül’ü basınç odasına alır ve tedaviyi başlatır. Bir yandan da eski devlet bakanı olması hasebiyle durumu dönemin GATA Komutanı Orgeneral Ömer Keçecigil’e bildirir.

Başörtülü birinin GATA’ya girmesi, üstelik bu kişinin askerlerin hiç sevmediği bir partinin eski bakanı olması nedeniyle komutan paniğe kapılır. Başına bir iş gelmemesi için telefona sarılır ve durumu Çevik Bir’e anlatır.

O günlerde Genelkurmay ikinci başkanı olan Çevik Bir, dönemin Genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı’dan daha popüler ve GATA da Çevik Bir’e bağlıdır.

Hayrünnisa Gül’ün başörtüsü ile askeri hastaneye alındığını duyan Çevik Bir küplere biner, ağıza alınmayacak kadar galiz küfürler eder ve hastaneden kovulmasını emreder. Bir tarafta Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet Bakanı, diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti ordusunun en kudretli generali. İki ateş arasında kalan GATA komutanı kıvranıyor. Çünkü Çevik Bir, Abdullah Gül ve eşinin hastaneden derhal kovulmasını emretmiştir.

Tedavinin yarım kalmasına gönlü razı olmayan Tabip Binbaşı, o günkü seansı bitirir ve Gül ailesini yolcu eder. Ama tedavinin devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle Ankara’da bu tedavinin yapıldığı Özel Çağ Hastanesi’ni arar ve tedavinin orada tamamlanmasını sağlar.

Bu olayı, gittiğim dil kursunda tanıştığım, Abdullah Gül’ü o gün tedavi eden Tabip Binbaşı’dan bizzat dinledim. O olaydan yıllar sonra emekli olmuş ve bir üniversitede Profesör olarak çalışırken, o lanetli Çakma Darbe, onu da rahat bırakmamış, ailesinden koparıp buralara kadar savurmuştu.

O gün yapılanlardan Abdullah Gül’ün haberi olmuş mudur bilemiyorum. Tedavisinin GATA’da devam etmemesi yüzünden durumdan haberdar olduğunu zannediyorum.

Yıllar sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı olduğu zaman bir yurtdışı gezisinden dönüşte, protokol gereği kendisini karşılamaya gelen Ankara Garnizon Komutanı Aslan Güner’in eşi Hayrünnisa Gül’ün elini sıkmamak için kırmızı halı üzerinde oradan oraya zıplayarak akrobasi hareketleri sergilediği gündem olmuştu. Sadece bu hareketi yüzünden olduğuna ihtimal vermemekle birlikte bu hareketinin Aslan Güner’in Genelkurmay Başkanlığına mal olduğu konuşuldu.

Aradan yıllar geçti, o gün Refah-Yol hükümetine insan muamelesi yapmayan ve istifa etmek zorunda bırakan 28 Şubat’çılar hakkında dava açıldığı zaman, başörtüsü yüzünden okula gidemeyenler bile davaya müdahil oldu ama ne Abdullah Gül ne de Recep Tayyip Erdoğan müdahil olmadılar. Hatta Erdoğan “bu dalgalar ülkeyi boğar” diyerek soruşturmayı engellemek bile istedi.

Dava 2018 yılında karara bağlandı ve Çevik Bir, Çetin Doğan gibi isimlerin de aralarında olduğu 21 kişi o dönemdeki icraatları yüzünden müebbet hapis cezası aldı. Nedense hiçbiri tutuklanmadı. Hiçbir hakkı zayi olmadı. Yargılama sonunda ceza alanların rütbelerinin sökülmesi kararı sadece kağıt üstünde kaldı.

28 Şubat’ta tankları yürüten General Hikmet Köksal, üç gün önce eceliyle öldüğünde devlet töreniyle gömüldü. Törene Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Kuvvet komutanları tam kadro katıldı!

Soruşturmayı yapan ve davayı açan Savcı Mustafa Bilgili, silahlı örgütü üyeliğinden 17 yıl 1 ay hapis cezası aldı ve halen tutuklu.

O gün Gül’ün tedavisi için kariyerini riske atan Tabip Binbaşı, vatanından koparılıp atılmış, yurtdışında ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Bu yaşananlar bunca vefasızlığa değer miydi, bilemiyorum.

Değer miydi Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül?

Siz ne dersiniz Hayrünnisa Hanım?

Önceki yazı: 28 ŞUBATÇILARIN HAYALİ ERDOĞAN’LA GERÇEK OLDU

1 YORUM

  1. Bu olaylar Gul, Erdogan ve derin askerlerin ayni tencerenin icinde oldugunu gosteriyor. Gul ve Erdogan milletin muslumanligin kullanarak kendi niyetlerini basariyla gizleyebilmistir, ortam musait oluncada kendilerine dusen vazifelerini yapmislardir…..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin