Doğu’da üst düzey, Batı’da vasıfsız!

ÖZEL HABER | HASAN CÜCÜK 

Gece saatler 02.30 gösterirken, gazete balyaları kaldırımın üzerinde duruyor. Jyllands Posten, Politiken, Berlingske Tidende ve İnformation’dan oluşan gazeteleri ‘şehir uykudayken’ dağıtan kişi ise Letonyalı Madars Kleinbergs. Ülkesinde üst düzey polislik görevini bırakıp, Danimarka’da gazete dağıtmasının tek sebebi; daha fazla para kazanmak.

1960’lı yılların sonunda hayallerini bir bavula doldurup gurbete yelken açan Türklerin gelişi ekonomik sebeplerdi. Daha iyi bir hayat için yurdunu, yuvasını terk edip ‘gurbetçi’ olan Türklerin yaşadığı benzer durumu son yıllarda Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri vatandaşları yaşıyor. Ülkeleri Avrupa Birliği (AB) üyesi olunca, diğer zengin ülkelerin kapısı açılmış oldu. Yıllarca komünizmin demir paletleri altında ezilen Doğu Avrupa ülkeleri, 1990’lı yıllarda her ne kadar demokrasiye kavuşmuş olsa da, ekonomik olarak batının çok gerisindeydi. Vize engelinin kalkmasıyla doğudan batıya önemli göç oldu. Türkiye’den gelen göçmenlerin bariz özelliği ‘eğitim seviyesinin düşük olmasıydı. Oysa Doğu Avrupa’dan gelenlerin büyük çoğunluğu yüksek eğitimliydi. Prestijli mesleklerine elveda diyenler, batıda temizlikçilik yapıyor, çiftliklerde çalışıyordu ama kendi ülkesinde kazandıklarının 3-4 katı fazla paraya çalışıyorlardı. Tıpkı Komiser Madars Kleinbergs gibi.

Letonya’nın üçüncü büyük şehri Liepaja’da emrinde 38 polis memurunun çalıştığı Madars Kleinbergs, gelecek vaat eden bir isimdi. İNTERPOL’un Letonya’daki başkan yardımcılığı görevini de yapan Kleinbergs, daha iyi bir yaşam için eşi ve 2 çocuğunu yanına alarak Danimarka’ya geldi. İyi bir kariyere elveda demesine tanıdıklarının anlam veremediğini söyleyen Kleinbergs, ‘İnsanların gıpta ile baktığı bir mesleğim vardı ama karnım açtı. Rahat bir hayat yaşayamadıktan sonra üst düzey polis olsam ne olacak sanki’ diyerek, gurbete yelken açmanın sebebini açıklıyor. Letonya’da emniyet müdürüyken 5 bin kron (650 Euro) alan Madars Kleinbergs, Danimarka’da gazete dağıtarak ve çiftliklerde çalışarak vergi sonrası aylık 18 bin kron (2400 Euro) kazanıyor. Letonya’da tek işte çalışarak geçinmenin çok zor olduğunu söyleyen Madars Kleinbergs, bir çok arkadaşının en az 2-3 işte çalıştığını söylüyor.

Madars Kleinbergs, prestijli işini bırakıpta Danimarka’da sıradan bir işte çalışan tek örnek değil. Kopenhag Üniversitesi İş Piyasası Araştırma Merkezi’nin (FAOS) Polonyalılar üzerinde yaptığı araştırmaya göre, Kopenhag’daki Polonyalıların yüzde 95’i lise veya yüksek okul mezunu. Ancak bu kişilerin yüzde 50’den fazlası temizlik işinde çalışıyor. FAOS’tan Sören Kaj Andersen, Doğu Avrupa’dan batıya yönelen beyin göçüne dikkat çekerek, ‘Özellikle Baltık ülkelerinde son yıllarda öğretmen açığı yaşanıyor. Sebebi ise, çok sayıda öğretmenin daha fazla kazanmak için İngiltere’ye gitmesidir. Bunların çoğunluğu depolarda çalışarak, öğretmenlikten daha fazla kazanıyor. Ama öğretmenlik, inşaat işçiliği değil ki yeri başkalarıyla doldurulsun.’ diyerek yaşanmakta olan sıkıntıları dile getiriyor.

Yapılan en iyimser tahminlere göre, doğunun batıyı ekonomik seviye olarak yakalaması için en az 30 yıl gerekiyor. Özellikle Baltık ülkeleri yurtdışına göç vermekten dolayı oldukça etkilenmiş bulunuyor. Polonya, kısmen fazla nüfusundan dolayı bu etkiyi bugün az yaşamasına karşılık, az nüfuslu Baltık ülkeleri için aynı şeyleri söylemek çok zor. Letonya, beyin göçünü tersine çevirmek için yeni bir eylem planı üzerinde çalışırken, Litvanya özellikle İrlanda’ya giden vatandaşlarını geri döndürmeye çalışıyor. Litvanyalıların yoğun olarak yaşadıkları bölgelere giden devlet yetkileri, ülkelerindeki ekonomik gelişme ve iş imkanlarını anlatıp, geri dönüşün yolunu açmaya çalışıyorlar.

‘Gurbeti vatan’ yapan Türklerle, Doğu Avrupalılar arasında ki en büyük fark eğitim olmasına karşılık, geliş sebebi iki grubunda ekonomi noktasında birleşiyor. Diğer bir ortak özellikte, tıpkı Türkler nasıl ilk geldiklerinde en zor işlerde çalışmışsa, Doğu Avrupalılarda aynı kaderi yaşıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin