Devlet aklı mı, sıcak savaşa götüren intikam saldırısı mı?

YORUM | ERHAN BAŞTURT

ABD, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani’ye saldırı düzenleyerek Bağdat’ta öldürdü.

Saldırı İran ve Şii dünyasında şok etkisi yaptı.

Süleymani, doğrudan İran Dini Lideri Hamaney’e bağlı çalışan ve İran’ın dış askeri operasyonlarının beyni konumundaydı.

Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Lübnan… İran’ın tüm bu bölgelerdeki ‘beşinci kol’ faaliyetlerini organize ve idare eden isimdi. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⬇️

İran, devrim sonrası Şii nüfusun yoğun olduğu ülkelerde, silahlı gruplara eğitim ve teçhizat desteği, zaman zaman da doğrudan ‘gönüllü’ desteği vererek, nüfuz ağını genişletme politikası güdüyor.

Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da bunu başardı. Yemen’de, Körfez ülkelerinde ise denemelere devam ediyordu.

Süleymani, Irak’ta Haşti Şabi silahlı milis grubunun kurulmasını, öncesinde de Bedir Tugayları’nın oluşturulmasını sağlayan, destekleyen ve yönlendiren isimdi…

Suriye’de, Esed rejimine doğrudan destek verdi. ‘Gönüllü’ Kudüs Gücü askerlerini, Hizbullah ve diğer Şii örgütlerden ‘gönüllü’ milis desteğini yönlendirdi.

Kendisi de, Esed güçleri ile birlikte sahada çatışmaları yönetti.

Suriye’de cepheden fotoğraflar vermekten çekinmedi.

Lübnan’da Hizbullah’ı önemli bir güç haline getirdi.

***

İran, yüzyıllar sonra ‘Şii Hilali’, ‘Şii Yayı’ ya da ‘Şii Ekseni’ olarak adlandırılan coğrafyada ilk kez bu kadar etkin söz sahibi haline geldi.

İran, Irak, Suriye ve Lübnan hattı, büyük oranda İran’ın ve dolayısıyla Süleymani’nin etkisindeydi.

İran, İsrail merkezli bir saldırı halinde, Hizbullah ve Suriye’de oluşturduğu üsler, Hamas ve İslami Cihad örgütleri üzerinden doğrudan cevap verebilecek, Akdeniz’e doğrudan ulaşabilecek bir hat inşa etmeyi önemli oranda başardı. 

Irak’ta ve Suriye’de, Şii karşıtlığı öne çıkan IŞİD ve El Kaide uzantısı örgütler ana hedef konumundaydı.

Nüfusunun yarısı Zeydi/Şii olan Yemen’de Husiler’e destek verdikleri ve Suudi Arabistan’ı hedef haline getiren saldırıları organize ettikleri de biliniyor.

Yüzde 70’i Şii olan Bahreyn, yüzde 46’sı Şii olan Umman ve yüzde 40’ı Şii olan Kuveyt de Körfez’deki operasyonların temel hedefi konumunda…

İran’ın, Afganistan’ın yüzde 15’ine tekabül eden Herat merkezli Şiiler’e destek verdiği ve Taliban rejiminin devrilmesi için ABD ile işbirliği yaptığı da biliniyor.

Hatta, Taliban ve El Kaide üslerinin konumlarını bizatihi Kasım Süleymani’nin 11 Eylül saldırının ardından Cenevre’de bir araya geldiği ABD’li yetkilere verdiği ortaya çıktı. 

2007’de Kudüs Gücü’nü ‘terör örgütlerini desteklemek’ suçlamasıyla ‘terör örgütleri listesi’ne alan ABD’nin, Irak’ta çok sonrasında da Süleymani ile bir araya geldiği ve hatta seyahat yasağına rağmen kendisine Irak’a kendisi tarafından giriş izni verildiğini Zalmay Halilzad açıkladı. 

***

Süleymani, İran Devrimi’nden bu yana yükselen bir isimdi…

İran-Irak Savaşı sırasında cephede yer almış, sonrasında da askeri operasyonları ile İran’da ’efsane’ haline gelmiş bir isimdi.

Kimilerine göre İran Devrimi’nin Che’si, kimilerine göre de bir çok terör örgütünün ve kanlı eylemin arkasındaki isimdi…

İran’da Kürtler’e yönelik devrim sonrası yapılan silahlı müdahaleyi yönettiği, bir çok sivili kurşuna dizdiği/dizdirdiği, Yemen’den Suriye’ye, Afganistan’dan Irak’a akan bir çok sivilin kanında eli olduğu iddia ediliyor.

ABD’li uzmanlara göre de, 600’e yakın Amerikalı asker, diplomat ve sivilin hayatlarına mal olan saldırıların arkasında o var…

Süleymani, buna karşılık İran’ın Dini Lideri Hamaney’in ‘sağ kolu’ydu… 

Devrim Muhafızları’na bağlı olmakla birlikte, Devrim Muhafızları komutanı ile aynı rütbeye sahip ve Hamaney’e doğrudan bağlı bir isimdi…

Erdoğan’ın ‘şehit’ dediği Süleymani’nin Türkiye’ye geldiği ve Hamas ile pazarlıklar yaptığı da biliniyor…

Devrim Muhafızları’na yakın Javan gazetesi Ekim 2019’da Barış Pınarı operasyonu öncesinde İran ile yaşanan gerilimin ardından, “Erdoğan, 15 Temmuz’da Batı ve Arap devletleri onu devirmek isterken askeri darbeden İran istihbaratının sayesinde kurtulduğunu unutmuş gözüküyor…” diye sitemde bulunmuştu.

***

İran, şok saldırının ardından ABD’ye çok sert tepki verileceğine dair açıklamalarda bulundu.

Hatta tarihi boyunca ilk kez Kum’da ‘kırmızı bayrak’ çekilerek, Kerbela’da olduğu gibi intikam yemini edildi…

Süleymani’nin öldürülmesi, şüphesiz barut fıçısı Ortadoğu’da yeni bir patlamanın fitilini ateşleyebilir.

Peki, ABD böyle bir saldırıyı neden gerçekleştirdi? 12 yıldır arandığı halde ABD’liler ile de görüşen Süleymani için ne değişti? İran, gerginliği sıcak savaşa dönüştürür mü?

ABD açısından ‘bardağı taşıran son damla’, ABD’nin Bağdat’ta yüksek güvenlikli ‘Yeşil Bölge’ içerisindeki elçilik binasına Haşti Şabi güçlerince yapılan baskın oldu.

Haşti Şabi, Süleymani’nin kurdurduğu IŞİD’e karşı savaşan ve ardından Irak’taki Şii rejim muhaliflerini bastırmak için ‘tedhiş gücü’ne dönüşen 50 bin milisli bir örgüt…

Süleymani’ye yönelik IHA saldırısında öldürülen 4 Haşti Şabi komutanı da var. Haşti Şabi komutanlarının Süleymani’yi karşılamak için Bağdat Havaalanı’na geldikleri kaydediliyor.

ABD, Haşti Şabi liderleri ve mevzilerine eş zamanlı başka saldırılar da gerçekleştirdi.

Elçilik binasına girip, ateşe verip geri çekilen milis güçleri ve arkasındakileri, ABD affetmemiş görünüyor. 

Libya’da ABD’li diplomatların El Kaide tarafından öldürülmesi, dönemin Dışişleri Bakanı olarak Hilary Clinton’ın başkanlık yarışında en çok zorlayan konuydu.

ABD Başkanı Trump, seçim yılına girerken benzer bir olayın kendisini de zora sokmasını istemediğini bu şok saldırıyı yaparak gösterdi.

Saldırının zamanlamasının ABD iç politikasına bakan başka yönleri de olabilir.

Trump, Seneto’da ‘dokunulmazlığının kaldırılması oylaması’ öncesi İsrail yanlısı lobilerin desteğini, bu saldırı ile garantilemek istemiş olabilir. 

Nitekim saldırıya en ateşli desteği İsrail yönetimi verdi… İsrail yönetimi, İran’a askeri müdahalede bulunulması için için uzun süredir yoğun çaba sarf ediyordu.

Iraklı IŞİD liderinin Suriye’de, İranlı Süleymani’nin de Irak’ta öldürülmesi seçim döneminde Trump yönetiminin elini güçlendireceği düşünülmüş ve Mesih’in yeryüzüne inmesi için Ortadoğu’da büyük bir savaşın yaşanması gerektiğine inanan ve ABD toplumunun üçte birinden fazlasına hitap eden Hristiyan Evangeliklerin desteği de hedeflenmiş olabilir. 

***

ABD, İran’ın Şii Yayı’nı hayata geçirme girişimlerinden İsrail gibi rahatsızlık duymaya başladığını ilk kez bu kadar açık etti. 

Bush yönetiminde etkin neoconlar, Saddam ve Sünni Baas rejimini devirirken Necef ve Kerbela’nın Şiiler’in dini merkezi olduğunu, yüzde 60’tan fazlası Şii olan Irak’ta kontrollü bir Şii yönetiminin, Kum mollalarının etkisini kıracağını düşünüyordu.

Lübnan Hizbullahı’nın da Arap oldukları için Necef ve Kerbela’nın kontrolüne gireceği ve İran etkisinin azalacağı hesaplanıyordu.

Hesaplar tutmadı. Süleymani’nin organize ettiği askeri faaliyetler, Irak’ta da Suriye’de beklenen dönüşümleri engelledi ve Hizbullah’a ilişkin öngörüleri de boşa çıkardı. 

ABD, Irak’ta Saddam’ı devirdi, Suriye’de Şii/Nusayri Esed yönetimi karşıtlarını destekledi ancak kazanan her iki ülkede de sonuç itibarıyla İran oldu…

İran, 40 yıldır ABD ile yüksek gerilim yaşıyor ancak Rusya ve Çin’in desteğinde, ‘beşinci kol’ faaliyetlerle ayakta kalmayı başarıyor.

İran’ın, bir buçuk ay kadar önce uranyum zenginleştirmeye başlayacağını açıklaması da, ABD ile gerilimi yeniden tetikleyen unsurlardan birisi… 

ABD, İran’a ne kadar el yükseltebileceğinin dolaylı mesajını verdi…

Şam’dan Bağdat’a uçan Süleymani’nin takip edilmesi, Katar ya da Kuveyt’ten füze yüklü İHA’lar kaldırılması ve ABD’deki merkezden Trump’ın talimatıyla vurulması, saldırının kapsamlı şekilde planlandığını ve son derece bilinçli yapıldığını gösteriyor. 

ABD yönetimi şimdi de, bir ‘intikam saldırısı’ halinde 52 İran hedefini vuracaklarını açıklıyor. Askeri, nükleer ve petrol tesislerinin ana hedefler arasında olduğu öngörülüyor. 

ABD, Afganistan, Pakistan, Türkiye, Irak, Kuveyt, Katar, Umman’daki askeri üsleri, uçak gemileri ve nükleer denizaltılara gerek kalmadan adeta İran’ı kuşatmış durumda.

Kürecik Radar Üssü ile İran’ın tüm hava hareketlerini izleyebiliyor. 

İran’ın intikam saldırısının sıcak bir çatışmaya dönüşmesi halinde, ABD’nin bir kara operasyonu yapmak yerine füzeler ve hava saldırılarıyla İran’ı mefluç etmeye çalışacağı ihtimali üzerinde duruluyor.

***

İran’ın da askeri güç dengesizliğinin bilincinde olduğu için sıcak savaşa dönüşecek bir karşı hamle yapması beklenmiyor. 

İran’ın ekonomik durumunun da böyle bir sıcak çatışmayı kaldıramayacağı, halk desteğinin de rejime eskisi gibi yüksek olmadığı kaydediliyor.

İran’ın bu nedenle ‘asimetrik’ bir saldırı ile intikam alması ihtimali üzerinde duruluyor. 

Yani, İran’ın bombalanmasına ve yıkılmasına neden olabilecek doğrudan bir askeri saldırı değil de, ‘beşinci kol’ faaliyetler kapsamında desteklenen silahlı örgütler üzerinden, direkt İran’ın devlet olarak suçlanamayacağı dolaylı ancak güçlü bir mesaj verebileceği tahmin ediliyor. 

İran’ın bir yandan intikam niteliğinde bir ‘asimetrik saldırı’ organize edip, diğer yandan resmi olarak da ABD ile tansiyonu düşürmeye çalışması bile böyle bir süreçte sürpriz olmaz…

İran, bilinen en köklü devlet geleneğine ve stratejiye sahip ülkelerden birisi… Batılı ülkelerle sıcak çatışmaya girmemeye özen gösteren bir ülke…

Öfke kontrolüne yönelik intikam beyanlarına bakmayın, öfke ile ayağa kalkıp ABD’ye savaş açmayacak kadar ciddi bir devlet aklına sahipler…

Stratejik hamleleri fazlasıyla şaşırtıcı olabilir.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin