Cihat Bey’in Marmaris tatili

YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN

Beklenen oldu ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı dün itibariyle istifa etti. 

O artık ‘Cihat Bey’. 

Uzun zamandır kolkola olduğu Ergenekoncu kadroların paylaştığı istifa mektubuna göre apar topar görevden alınmasını, Genelkurmay bünyesinde belirsiz bir konuma atanmasını onuruna yedirememiş. 

Mehmet Metiner’in anlattıklarına göre Cihat Bey’in tepkisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değilmiş ve ‘ömür boyunca ona sadık kalacakmış’. 

Bu ifade istifa mektubunda yok. 

Muhtemelen Mehmet Metiner’in kendisi üretti ama sonuçta Cihat Yaycı’nın istifa ettiği gerçeğini değiştirmiyor. 

Doğal olarak tartışma iyice alevlendi. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Aralarında Ali Türkşenlerin, Nedim Şenerlerin, Güven Şağbanların olduğu ekip canhıraş bir şekilde Yaycı’ya sahip çıkarken Hulusi Akar’a ateş püskürdü.

CHP ve İYİ Partililer ise Erdoğan’ın ‘fetö’ Türküsü’nü söylemeye devam ediyor. Hatta CHP’li Özgür Özel’e göre Yaycı’yı Cemaat görevden aldırmış!

Yaycı’nın istifa sürecine dair ilk iki yazımda  https://www-tr724-com.cdn.ampproject.org/c/www.tr724.com/cihat-yayci-olayi-ya-da-erdoganin-cebri-kesfi/amp şu ana kadar yaşanan süreci https://www-tr724-com.cdn.ampproject.org/c/www.tr724.com/askerden-yargiya-bize-sorusturma-acmayin-talimati/amp anlatmaya çalışmıştım.

Bu bölümde ise tartışmaya iki farklı pencere açmaya çalışacağım.

AKAR TAHMİNLERDEN DAHA MI GÜÇLÜ? 

Ahmet Zeki Üçok ve Nedim Şener’in yazılarından anlaşıldığı kadarıyla Cihat Yaycı ile ilgili bir yolsuzluk soruşturması vardı. 

Savunma Bakanlığı dosyayı ısrarla takip etti. 

Hatta kulislere göre Savunma Bakanlığı bürokratları bizzat Ankara Adliyesi’ne giderek dosyaya ‘göz kulak oldu’lar. 

Ancak Ankara dengelerini az çok bilenler için yolsuzluk iddiasının bir geçerliliği yok.

Çünkü AKP’nin yolsuzluk diye bir hassasiyeti yok. Dahası iddia edilen para 2 milyon liranın altında. 

Söz konusu rakam yeni yetme bir AKP’li trolün çerez parası sayılır. 

Yaycı’nın ipini çeken sürecin Hulusi Akar tarafından yönetildiği iddiası var. Ergenekoncu çevrelerin doğrudan Hulusi Akar’a yüklenmeleri de bu iddiayı destekliyor. 

Nitekim Ali Türkşen de Akar’a işaret etti.

Bu durum beraberinde şu soruyu da getiriyor; Akar tahminlerden daha mı güçlü?

Çünkü Cihat Yaycı herhangi birisi değil. 15 Temmuz akşamı kimin kim olduğunun bilinmediği bir dönemde Marmaris’te Erdoğan’ın yanındaydı. 

Hatta Facetime görüşmesi sırasında sufle verecek kadar yakındı. 

Yani Erdoğan için değerli bir yol arkadaşı. Ancak Erdoğan, Akar’ın bastırmasıyla Cihat Yaycı’nın alnına ‘sakıncalı Amiral’ damgasını bastı ve kesip attı. 

Pelikan Çetesi mensupları bile -Erdoğan’a bir şey demeden- kararı eleştirdi. Erdoğan’ın yancıları da tavır belirlemekte zorlandı. 

Fatih Tezcan’lar ise bir adım daha ileri gidip Akar’a olan güvensizliğini açıkça anlattı. 

Eğer Akar bu süreci de hasarsız atlatırsa yani Yaycı’nın defterini tamamen dürerse konumunu daha da güçlendirecek. 

15 Temmuz’un kritik aktörlerinden Zekai Aksakallı ve Metin Temel’den sonra Cihat Yaycı’yı da ‘yemiş’ bir Akar olacak. 

Özellikle RAND’ın ‘yeni bir darbe olabilir’ imalı ve Akar’ı işaret eden raporundan sonra AKP’lilerde Akar’a karşı bir güvensizlik oluşmuştu. 

Yaycı’nın bu şekilde bitirilmesi Akar’la ilgili soru işaretlerini de arttırmış olacak. 

YAYCI 15 TEMMUZ’UN NERESİNDEYDİ?

Erdoğan’ın Ergenekoncuların yoğun kampanyasına rağmen Yaycı’nın ipini çekmesi tartışılmaya devam edecek. 

Biz de önümüzdeki yazılarda bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.

Ancak bu aşamada geriye dönüp 15 Temmuz akşamı yaşananlara ve Cihat Yaycı’nın bu olaylardaki rolüne tekrar bakalım. Çünkü o akşam yaşananlar bugün yaşadıklarımız hakkında ipuçları barındırıyor.

Cihat Yaycı ile ilgili elimizdeki temel veri kendi ifadesi. 

Savcılığa verdiği ifadede 15 Temmuz akşamı neler yaşadığını ana hatlarıyla anlatıyor.

İfadesinden özetle şöyle; 

15 Temmuz öncesi İstanbul Harp Akademileri Komutanlığı’nda Tuğamiral rütbesindeymiş. 8 Temmuz 2016 ile 27 Temmuz 2016 tarihleri arasında yıllık iznini planlamış. 

Önce eşinin Antalya’daki yazlığına gitmişler. 

İki gün sonra tekrar yola çıkıp Marmaris’te bulunan Marmaris Palas oteline yerleşmişler. 

Marmaris Palas oteli Erdoğan’ın 15 Temmuz’da kaldığı yer. Nasıl bir tesadüfse Cihat Yaycı ile aynı tarihlerde aynı otele geliyorlar.

Daha önce bu köşede Erdoğan’la aynı otelde kalan bir İngilizin anlattıklarını yazmıştım. https://www.tr724.com/erdoganin-ingiliz-komsusu-15-temmuzu-anlatiyor/ 

Anlatımlarına göre darbe girişimini eşi ve oğluyla çay içerken Ankara’dan gelen bir telefonla öğreniyor. 15 Temmuz akşamı bütün üst düzey bürokrasi gibi o da darbeden ‘telefonla haberdar oluyor’. 

Arayan kişi ise Emniyet İstihbarat Daireden Koray Öner.  

Koray Öner 21.30 ile 22.00 arasında kendisini aramış, beraberinde Ankara Başsavcısı ve başsavcı vekili varmış. Öner kendisine ‘paşam galiba darbe oluyor’ demiş. 

İfadenin can alıcı tarafı bu aşamada geliyor; Yaycı “daha önce darbe tehlikesi hakkında görüş alışverişinde bulunduğu” kişi olarak tanımlıyor Koray Öner’i. 

Harp Akademileri’nde görevli bir amiral ile istihbarat şubede o dönem kritik bir rolü olmayan emniyet müdürü bir araya gelip darbeye hazırlık yapıyor!

Üstelik https://www.tr724.com/siki-yonetim-direktifindeki-hata-darbecileri-desifre-etti/ yazımda anlattığım gibi bu çalışma grupları Yaycı ve Öner ile sınırlı değil. 

TSK, Yargı ve Emniyet üçgeninde çalışma grupları kurulmuş bu ekipler Cumhurbaşkanlığı ve MİT ile koordineli çalışmışlar. 

Yaycının ifadesine dönelim; 

Yaycı önce darbe oluyor lafını ciddiye almadığını ancak kızkardeşinin Ankara üzerinde uçaklar uçuyor sözü üzerine önemsediğini anlatıyor.

Tabi savcı “Daha hiç bir şey yokken darbe tehlikesi var deyip birlikte çalışma yaptığınız bu kişi arayıp darbe olduğunu söylediğinde inanmıyorsunuz. Bu biraz tuhaf değil mi?” diye sormamış. 

Yaycı anlatmaya devam ediyor; 

Mesleki tecrübesinden hareketle bunun bir darbe girişimi olduğunu, emir komuta içinde olmadığını, ‘Fetöcülerin’ darbeye kalkıştığını anlamış. 

Emniyet Müdürü Koray Öner’e ‘yapılması gerekenleri’ söylemiş. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’yı aramış, Kasırga kendisine ‘Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına ulaşamıyoruz’ deyince “kuvvet komutanlarının derdest edilmiş olabileceğini” söylemiş. 

Oysa ki bu konuşmanın olduğu saatlerde Hava Kuvvetleri Komutanı İstanbul’da düğünde, Deniz Kuvvetleri Komutanı İspark’ın parkında saklanıyor, Hulusi Aka ise makamında gelişmeleri takip ediyordu. 

Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ise bilinmeyen bir yerde eşini teskin etmekle meşguldü.

Nasıl ki Ankara Başsavcısı 15 Temmuz akşamı daha olaylar olmadan olmuş gibi tutanağa geçirmişti, Yaycı’da olayları olmadan bilmiş. 

Yaycı halkın sokağa dökülmesi gerektiğini anlatmış ifadesine göre. Bu da hayli ilginç çünkü o akşam farklı şehirlerdeki farklı kişiler hep aynı refleksi gösteriyor.

Mesela Boğaz Köprüsü’ne çıkan Harbiyelileri engellemek yerine halkı karşılarına çıkarmayı organize ediyorlar. Hatta Ankara Emniyeti’nden mahkemeye sunulan telsiz kayıtlarında “halkı polis otolarına bindirip tankların önüne yığın” talimatı da açıkça görülebiliyor.

Cihat Yaycı’nın 15 Temmuz’a ait ifadesi aşağı yukarı böyle. Ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan birlikteliği ne de diğer detaylar yok. 

İşin ilginci Marmaris’te iki telefonla herşeyi çözmüş, failleri tespit etmiş, komutanların derdest edildiğini-daha olmadan- tahmin etmiş, halkı sokağa çıkarmak gerektiğini anlatmış. 

15 Temmuz sonrasında da Yaycı’nın önü açılıyor, kırmızı halılar seriliyor ve Deniz Kuvvetleri’nde tarihi bir tasfiyeye girişiyor. Bunu yaparken de 15 Temmuz öncesi beraber çalıştığı istihbaratçılardan destek alıyor.

Emniyet istihbaratının arşiv imkanları Yaycı’nın kullanımına açılıyor ve yüzbinlerce insanı kapsayan fişlemelere zemin hazırlanıyor.

‘Fetömetre’ dedikleri şey aslında fişlemelerin kılıfı. Yıllar boyu yapılan fişlemeler ‘Fetömetre’den böyle çıktı’ denilerek kamufle edildi. 

İşte bütün bu trafiğin merkezinde oturan isim; Cihat Yaycı Erdoğan tarafından ‘sakıncalı amiral’ olarak damgalanıp atıldı. 

Tümamiral Cihat Yaycı artık ‘Cihat Bey’. 

Artık sivil ve konuşmasının, yazmasının önünde bir engel yok. Hazır başta Ergenekoncu çevreler olmak üzere popülaritesi hayli yüksek. 

Madem haksızlığa uğradığını düşünüyor çıkıp kendini savunabilir. 

Çıkacak kanal bulamazsa bizim Youtube kanalında kendini seve seve misafir ederiz.

Ancak benim sorularım Marmaris tatilinden başlar. 

Çünkü Cihat Bey’in Marmaris tatilini çözersek 15 Temmuz’un hikayesi de netleşecektir. 

1 YORUM

  1. Adem bey, yazınıza iki küçük yorum ilave etmek istiyorum. Ben emekli denizci bir albayım ve Cihat Yaycı’nın sınıf arkadaşıyım. Onunla 8 yıl askeri okulda, 2 yıl da Amerika’da birlikte okudum. 29 yıl deniz kuvvetlerinde görev yaptıktan sonra da malum tarihte ayrılmak zorunda kaldım.
    Malumunuzdur Marmaris’e 10 km mesafede Aksaz Deniz Üssü var, Cihat Y. da bu üste Tuğamiral iken görev yapmıştı. Bu üste aynı zamanda Yaz kampı var, oldukça da popüler. Orada kalmak, yer bulmak da çok zordur. Denizcilerin popüler tatil yerlerinden biri. Bir amiral hiç bir zaman asla ve asla, Marmaris’e bu kadar yakın bir yerde, denize sıfır mesafede, oldukça konforlu ve lüks, emri altında sayısız personelin olduğu ve kral gibi muamele göreceği Aksaz kampı varken, Marmaris’de bir otelde kalmaz. Böyle bir şeyin normal şartlarda olması mümkün değildir. Elbette daha önceden olacakları biliyor ve orada olmanız da planın bir parçası ise iş değişir.
    İkincisi, Deniz Kuvvetlerinde hiç bir amiral emniyet görevleri irtibat kurup planlar hazırlamaz. Böyle bir görev yok. Deniz Kuvvetlerindeki İstihbarat Başkanlığı’nın bile böyle bir görevi yok. Bu illegal bir araya geliştir. Üstelik tuğamiral rütbesinde ve pasif görevde bir amiralin böyle bir plan içinde emniyet ile işbirliği yapması darbe girişimini kendilerinin planladığının açık bir itirafıdır.
    Yüzlerce delilden hiç biri olmasa bile sadece bu iki husus Cihat Y.’nın bu işin içinde ve bizzat planlayıcılarından biri olduğunu ispata yeter.
    Saygılarımla,

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin