Biraz dün, biraz hüzün!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Ona de ki;

Şakaklarından tutuyoruz güneşi.

Zehir soluyan bir yaprak gibi çırpınıyor rüzgâr.

Bir iz düşümü kalmış gözlerimizde.

Yıldızları saymak kaderidir bekleyenin.

Ya sonra?

Girift bir bilinmeze açılıyor tüm taraçalar.

Sonrası serili serin ve uzun bir karanlık.

Ona de ki;

Boşlukta birikir gözyaşları.

Sonrası boşluk işte.

Soğukta titriyor menekşeler

Bir çiğ damlası gibi hasret yaza.

Rüzgârda sesi kalır gidenin.

Ya sonra?

Bir beste umuda dair, gelmezse bile beklemek güzel sonrasında.

Ona söyle;

Gece mavi bir yelkovan telaşesiyle çöker efkârın üzerine.

Demiştim ya hani;

Ne çok zehir varmış saatin akrebinde!

Payımıza düşen buharlı bir camın arkası

Ellerimiz nefesimizin buğusunda.

Hayaller çizeriz hep, sonrasında.

De ki ona;

Hüzünlü bir peri fısıldar melodisini ayrılığın.

Uzaklar sevmez melekleri,

Sevdiğine bir urgan, kan kurusu renkte bir yorgan.

Boynumuzda asılı yenilgi madalyaları.

Her bitişte gözlerimiz dikili aya.

Sonra..

Ya…

**

Bir gölge kadar değeri oluyor karanlığın..

Yalnız bir kelebek çığlığı bölüyor geceleri.

Gamzeler sığınak evsiz meleklere, biz ki her rüyada kirlenmiş sevdalar devşiriyoruz.

Ona de ki;

Gülümsemek vicdansızcadır acının kardıklarına.

Mutluluk ise acımasızlık gelir gidenlere.

Söyle ona;

Omuz ortamızda yirmilik kanat ağrısı.

Kollarımızı açsak çakılacağız bulutlardan çivileme.

Ruhu hassas olanın kar taneleri bile yakar tenini.

Bir tüy, hançer etkisi yapar da kelimeler sürgün olur hançeresinden.

Teselli bile bazen ihanet gibi gelir.

Gereksizdir…

Ne yani, bu hüznü bile yaşayamayacaksam.

Ne anlamı var ki gözyaşlarının?

Dün hüzünle olduğu için güzeldir…

Lezzet bugünündür, elem dünün..

Tebessümler, kahkahalar şen şakrak şuh ruhlar çepeçevre sarar da..

Yatıya kalır hüzün aslında…

Herkes başını yastığa koyduğunda,

Usulca kıvrılır elbiselerin arasından.

şairin dediği gibi; belki bir genç kızın solgun dudak boyasından emanet alınmış hatıralarla dopdolu mendilden usulca zemine süzülür…

Dün yürür yarına, yürürken beden sabaha dörtnala.

Ruh düne dönerek uyur, öyle olmazsa tutmaz uyku…

Uykunun tutamadığını kim tutabilir Allah aşkına!

Üstüne bir şey alır beden..

üşütmeye gelmez..

Hüzün, atarak üstünden tüm sıkletleri…

Dün soyunur birer birer kabuklarından…

Üryan bir acı didikler göğüs kafesini..

İşte; orada durup, bize bakmakta…

Yanında yorgun ve ürkek; biraz hüzün…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin