Bekçiler Saray’ı koruyabilir mi? (2)

YORUM | LEVENT KENEZ

Dünden devam ederek bugün bekçilere doğru geliyoruz. Erdoğan neden Soylu’yu görevden alamadı ya da gidersen git diyemedi?

Dünkü yazıda AKP’nin dayandığı tabanı anlatmaya çalıştım. Bir de Cumhur İttifakı’nı dahil edersek sağcı Türk-İslam propagandası üzerine kurulu olan kitlenin AKP büyük ortağı ama tamamına sahip değil. Önceki seçimlerde görüldü ki pek sola sapmayan bu kitle iktidara olan tepkilerini MHP’ye oy vererek gösteriyor. Ancak cumhurbaşkanlığı gibi kişilerin seçildiği bir yarışta genel seçimde MHP’ye kaymalarına rağmen aynı oranda Erdoğan yanlısı değiller. 

Erdoğan için seçimlerin yapılageldiği bir düzenin devam ettiğini öngördüğümüzde sonun başlangıcı MHP’yi kaybetmek olur ki bunun olmaması için verdiği tavizler yanında MHP’nin kendisinin de epey semirdiği bu mutualizmden vazgeçmeye niyeti yok. İktidarın bütün pisliklerine ortak olmasın rağmen sandık tercihlerinde tabanın MHP ile AKP’yi ayırdığını görebiliyoruz. 

Soylu gibi insani ve hukuki kriterlere göre iğrenç ve yargılanması gereken bir kriminalin tabanda başarılı bulunmasının sebebi sadece kendi yetenekleri değil, üzerinde yükseldiği iklim ki bu iklimi oluşturan Erdoğan’ın kendisi. Örneğin son derece kanlı ve şiddetle bastırılan Hendek sürecinde bakan Soylu değildi. Erdoğan’ın kayyım atamak için de Soylu gibi birine ihtiyacı yok.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Soylu eğer AKP’nin ilk dönemlerindeki AB yanlısı, Kürt sorununa siyasi çözüm arayan günlerinde içişleri bakanı olsaydı ağzından barışı düşürmeyen, Diyarbakır’a gidip Kürtçe konuşmaya çalışan, CHP ve MHP’yi kanla beslenen partiler olarak damgalayan biri olacaktı. Referandum süreci ve Ergenekon dönemindeki siyasetini hatırlayın.

Soylu’yu beğenen ve ülkeyi yaşanmaz kılan kitle onu neden başarılı buluyor? Bir kere Kürt düşmanı ve HDP’nin şeytanlaştırılmasında büyük paya sahip. İnsanların görmek istedikleri güçlü devlet imajını iyi dolduruyor. Devletin çıkarınaysa kanun-hukuk tanımamanın bu topraklarda bir karşılığı var. Şehitler üzerinden şov yapmayı Erdoğan’dan daha iyi beceriyor. Çalışkan ve iyi bir pazarlamacı. Sadece kendi partisine değil Cumhur ittifakının geneline hitap ediyor. Diğer bakanlar son kertede hükümetin bakanıyken, Soylu ittifakın bakanı olmayı başardı. Son mülteci krizinde o kadar büyük yalan söylerken bile meseleyi hamasete ve ırkçılığa getirebilmesi dayandığı kitlenin ne istediğini çok iyi bildiğinden. 

Erdoğan için emrindeki adamın bu kadar reyting kazanması kabul edilir bir şey mi? Elbette hayır. Çalışma bakanıyken 15 Temmuz’dan sonra içişleri bakanı olması, ilk saray kabinesinde yer almayacağı iddia edilirken tekrar içişleri bakanlığına getirilmesi Erdoğan’ın neden Soylu’yla çalıştığının cevabını veriyor.

Erdoğan, bürokrasiden gelen bakanların (İdris Naim Şahin, Muammer Güler, Efkan Ala) güvenlik bürokrasisine hakim olamadığını; kemiksiz, dikensiz, tak-şak bir teşkilat haline getiremediğini gördü. 

17-25’te kendisini ipten alanlardan biri olarak gösterilen Ala’yı 15 Temmuz’dan sonra kameraların karşısında açık açık “performans düşüklüğü” gerekçesiyle rezil ederek görevden almasından sonra polis ve jandarmadaki hedeflerini gerçekleştirmek için bir süredir işbirliği yaptığı ekibi başa getirmek istedi. 

17-25’ten sonra Cemaatle iltisaklı olduğu söylenen polislerden kurtulmak için teşkilatı yeniden Ağar ekibine devretmişti. Ağar’ın yapmış olduğu listelere göre atamalar yapılıyordu ama Ala bazen el freniydi. Ne kadar sicili bozuk, illegal işlere bulaşmış emniyetçi varsa piyango vurmuşçasına kritik görevlere getirildiler. Cemaat’ten pek hazzetmeyen Ülkücü polisler de tasfiyelerden sonra ilk aranan isimlerden olmuştu. Bu ekiplerin başına devletten bihaber bir İslamcıyı da getiremezdi.

Erdoğan için toplumsal hareketlilik en büyük fobilerinden. Gerekirse muhalif kitlenin karşısına kendi kitlesini çıkarmaktan, Sadat usulü eli silahlı ekipler oluşturmaktan asla çekinmez. Ülkede sokaklara hakim olmak için polis ve jandarma hayati bir rol oynuyor. 15 temmuz kumpasına rağmen ordu konusunda içinin tamamen rahat etmesi mümkün değil. Ergenekoncu kesimin ordudaki tasfiyelerle desteğini alırken, Susurlukçu olarak tanımlayabileceğiz emniyet kökenli derin yapıya da emniyette yol verdi.

Eğer Ağar destekli Soylu mağdur olarak görevden ayrılsaydı bundan kendisine vazife çıkaracak emniyet bürokrasisini yabana atamazdı. Soylu’nun ayrılmasında sonra yine bu derin yapının “Soylu gitti böyle oldu” dedirtmek için göz yumacağı ya da bizzat kurgulayacağı olayları da göze alamazdı. Korona sürecinde ekonominin ciddi krize girmesinin tahmin edildiği günlerde bir isyan ya da nümayiş ile karşı karşıya kalırsa bunu Muhterem İnceler’le falan aşması mümkün değil. 

Erdoğan’ın bugün Emniyet’te biraz güvenebileceği kim var derseniz son dönem parti teşkilatlardan toplanmış birkaç yüz bekçiyi geçmez. 

17-25 Aralık sürecini hatırlamak da fayda var. 25 Aralık’ta aralarında Bilal’in de olduğu gözaltı talimatını polis yerine getirmemişti. Polisin emre itaatsiz yaptığı durumda kendisine yetki doğan Jandarma da (asker) gözaltıları yapmayacağını iletmişti.  

Toparlarsak Erdoğan için Soylu vazgeçilmez değil ama Soylu’nun sırtını dayadığı adamlarla kötü olmak istemez. Ha Ağar ve ekibi, Soylu için Erdoğan’la kötü olmak ister mi? Elbette onlar da istemez. Bu sebeple Soylu’nun kahraman olarak ayrılmadığı bir kabine revizyonunda biletinin kesilme ihtimali yüksek. 

Cemaat’i devletten çektiğinde geride kalan kirli yapıların elinde rehin kalan Erdoğan’ın kaderi zahiren Berat’ın ekonomiyi batırmamasında.  Yoksa her yastığa başını koyduğunda aklına gelenler başına geleceklerin mini bir fragmanı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin