Avrupa’da hüsranın gösterdiği gerçek

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

Türk futbolu son yıllarda Edirne dışında fazla bir varlık gösteremiyor. İki sezon önce Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’nde grubu lider tamamlayıp tarihi başarıya imza atmasının devamı gelmedi. Son 16 turunda Bayern Münih’e elenen Beşiktaş sonraki sezon UEFA Avrupa Ligi’nde hüsran yaşattı. Avrupa kupalarında sezonun startı verilirken, 4 temsilcimiz çıktıkları maçlarda hüsran sonuçlara imza attı. Sadece Galatasaray rakibiyle berabere kalırken, Trabzonspor, Beşiktaş ve Başakşehirspor mağlubiyetle haftayı kapattı.

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi grup maçlarına Club Brugge deplasmanıyla merhaba derken, Terim’in sahaya sürdüğü 11’in tamamının yabancı oyunculardan kurulu olması eleştirildi. Daha doğru ifadeyle klasik ‘yerli – yabancı’ muhabbetini başlattı. Ne zaman milli takım veya kulüplerimiz başarısız bir sonuç alsa yabancı oyuncu sayısı ısıtılıp gündem oluyor. Temsilcimizle aynı grupta yer alan PGS – Real Madrid maçında ilginç bir manzara vardı. PSG’nin ilk 11’inde sahaya çıkan İspanyol oyuncusu iki olurken, Real Madrid’de sadece bir idi. Yine Real Madrid’in ilk 11’inde 3 Fransız oyuncu sahaya çıkarken, PSG’de Fransız oyuncusu sayısı bir kişiydi. Maçtan sonra İspanyollar, yerli – yabancı mazeretine sığınmadı. Keza rakibini 3-0’lık net skorla sahadan silen PSG’ye ‘neden sadece bir Fransız oyuncu var?’ sorusu yönetilmedi. Mesele ne yerli ne de yabancı oyuncu. Mesele kalite. Maalesef futbolumuzda kalite gittikçe düşüyor.

Galatasaray, Club Brugge deplasmanından bir puanla döndüyse bunu kesinlikle Muslera’ya borçlu. Tecrübeli eldiven tek başına maçı kurtaran oyuncu oldu. Tek net pozisyonumuzu rakip defansın hatasında Babel’le bulduk. Muslera tek başına rakibe set olmasaydı, tüm takımlarımız ilk maçlarda sahadan mağlup ayrılmış olacaktı. Muslera’nın sihirli elleri sayesinden Galatasaray 17 yıl sonra Şampiyonlar Ligi deplasmanından gol yemeden döndü. Bu istatistik aslında futbolumuzun durumunu ortaya koymaya yetiyor. 26 maç yapacaksın ve hepsinde kalende gol göreceksin. 18 Eylül 2002’de deplasmanda Lokomotif Moskova’yı 2-0 yenen Galatasaray, o tarihten sonra oynadığı tüm Şampiyonlar Ligi deplasman maçlarında kalesinde gol gördü.

Real Madrid ve PSG gibi iki devin yer aldığı grupta Galatasaray için başarı grupta 3. olmaktı. Gerçi Real Madrid’in içinde bulunduğu durum sarı-kırmızıların iştahını kabarttı ama kendi durumu da öyle muhteşem değil. Club Brugge kolay lokma olmadığını gösterdi. Geçen yılda Galatasaray, grup maçlarına 3-0’lık Lokomotif Moskova maçıyla başlamıştı ama sonunu getirememişti. Geçen yılki grubun daha kolay olduğunu söylemeye gerek yok.

UEFA Avrupa Ligi’nde ilk haftayı hüsranla kapattık

Trabzonspor Getafe, Beşiktaş Slovan Bratislava, Başakşehir ise Roma deplasmanında sıfır çekti. Avrupa kupalarında aldığı sıradışı galibiyetler ve dev kulüplere kök söktürmesiyle ünlenen Trabzonspor Getafe deplasmanından sadece 1-0 mağlup döndüyse bunu genç kalecisi Uğurcan’a borçlu. Genç eldiven devleştiği maçta skorun açılmasını önleyen isim oldu.

İki yıl önce Şampiyonlar Ligi’nde destan yazan Beşiktaş, Abdullah Avcı ile çıktığı Avrupa mecarasında adına yakışmayan bir skor oldu. Kaleci Karius’un amatörlere taş çıkartan hatalarının bir yenisini Slovan Bratislava karşısında sahneye koydu. Asıl üzerinde durulması gereken ise; Beşiktaş’ın uzatma dakikalarında kalesinde 2 gol görmesidir. Türk futbolunun klasik hastalığı duran toplardan gol yeme çözümsüz olmaya devam ediyor. Şu kısa notu buraya düşelim; Abdullah Avcı lig ve Avrupa’da istikrarlı sonuçlar alamazsa siyah-beyazlı günleri fazla uzun olmaz. Şenol Güneş’in kredisinin yarısı bile Avcı’ya tanınmaz.

Şampiyonlar Ligi gruplarına elemeleri geçemediği için bir türlü katılamayan Başakşehir’in UEFA Avrupa Ligi karnesi zayıflarla dolu olmaya devam ediyor. Roma’nın gücü belli. Başakşehir’den kat be kat güçlü. 4-0’lık skor bunu ortaya koydu. Başakşehir’in işi sadece Avrupa’da değil, ligde de zor. Son yılların yükselen takımı için düşüşte resmen bu sezon başladı.

Lig şampiyonumuz şimdilik Şampiyonlar Ligi’ne direk katılıyor. Eleme turlarını geçipte adını Şampiyonlar Ligi gruplarına yazdıran takımımız uzun yıllardır yok. Türkiye, Şampiyonlar Ligi’nde son olarak 2007-08 sezonunda iki takımla gruplarda yer aldı. Söz konusu sezonda şampiyon Fenerbahçe ile lig ikincisi Beşiktaş ön eleme turlarını geçerek grup aşamasına dahil oldu. Daha sonra bu başarı tekrarlanamadı ve Türkiye gruplarda hep tek takımla temsil edildi.Daha önce 1997- 98, 2000-01, 2003-04’te Galatasaray ve Beşiktaş birlikte UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına kaldı. Galatasaray ve Fenerbahçe 2001-02, Fenerbahçe ile Beşiktaş ise 2007-08’de “Kupa 1″de birlikte Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Takımlarımız bu performansla devam ederse şampiyonumuzda ön eleme turlarında mücadele etmek zorunda kalacak. Devler Ligi artık bir hayal olacak. Teselli kaynağımız yine Edirne sınırları içinde olmaya devam edecek!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin