NECİP F. BAHADIR | YORUM
Ankara ilk kez bir zirveye ‘ev sahipliği’ yapmıyor. Başkente ayak basan ilk ABD Başkanı da Trump değil. NATO başka ülkelerde de ‘zirve’ yaptı. Ama böylesi yaşanmadı. Öyle söylendiği gibi zirve tarihi ve dönüm noktası falan da değil. Liderlerin katıldığı zirvelerden bir zirve işte…
‘Evet’ bazı kararlar alınacak. Saray ‘ikili özel görüşmelere’ sahne olacak. Bir ülke, bir başkent veya bir şehir hiç bu kadar olağanüstü biçimde zirve hazırlığı yapmadı. Erdoğan yönetiminin ‘temizlik ve güvenlik’ önlemleri zirvenin önüne geçti. Ve kolay kolay da unutulmayacak.
Gözaltına alınan ve tutuklananların sayısı belli değil. Yüzlerce… Gösteri ve yürüyüş potansiyeli taşıyanların kapısına polis dayandı ve aldı götürdü. Aralarında yaşlı başlı akademisyenler de var, gazeteciler de… ‘Protesto yapma ihtimali’ suç sayıldı. AKP yargısının geldiği nokta bu…
Ortada ne suç var ne de eylem… Ama ‘olasılığı mevcut’… İhtimali cezalandırmak da ne demek? ‘Seyyar giyotin’ diye itham edilen Akın Gürlek’in ‘Adalet Bakanı’ olduğu bir ülkede ne beklenebilir ki…
Sırf Trump’ın uçağı inebilsin diye havaalanı inşa edildi. Daha doğrusu eski havaalanı yenilendi. Pist uzatıldı, Trump’ı ağırlamak için özel salonlar yapıldı. Maliyeti 1 milyar doları geçti. Var mı dünyada başka örneği?
Ben ne okudum, ne de duydum. Nedir bu Trump aşkı? Trump, Erdoğan’dan pek memnun… “Bir dediğimi iki etmiyor.” dedi. Bağımsız bir ülke lideri için övgü değil bu… Bir zillet hali… Uluslararası ilişkiler ‘çıkar üzerine’ kurulur. Trump’ı Erdoğan kadar mutlu eden lider yok.
Yıllardır ‘dış güçler’ masalı anlatan AKperest ve AKtroller bu işe ne diyecek acaba? Dış güçler Ankara’da… Erdoğan her birini bağrına bastı. Yollarına gül döktü. Başkenti bir ‘hayalet şehir’ haline getirdi. Hayır, ‘güvenlik önlemi’ değil bu… Asayiş tedbirlerinin de bir sınırı olur. Liderlerin göz zevki bozulmasın diye yol güzergâhındaki binaları boyattı. Kimine renkli brandalar çektirdi. Hep ‘hoş görünmek’ adına… Başkentin olduğu gibi görünmesini istemedi. Makyaj, cila ne bulduysa süsledi.
Bu görüntüleri hangi izzet sahibi insan sindirebilir?
Türkiye ergen bir ülke mi? Ankara yeni yetme bir başkent mi? Bir ülke görücüye mi çıktı? ‘Dış güçler’ veya Trump karşısında ‘ezik bir iktidarın’ ülkeyi ve toplumu bu duruma düşürmeye ne hakkı var? Hangi izzet sahibi bu tabloyu içine sindirebilir? Bu manzaraya üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlanmaz. Ankara’da olağanüstü hal… ‘Ana caddeler bomboş’ diye fotoğraflar paylaşılıyor sosyal medyada… Kovid günleri gibi… Yollar, meydanlar hem trafiğe hem vatandaşlara kapalı… Memurlar izine gönderildi. Devlet bir haftalığına kapandı. Tarihte örneği yok.

Boğazı birbirine bağlayan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Amerikan renkleriyle ışıklandırıldı. Köprüye Amerikan bayrağı asmaktan farkı var mı? Erdoğan’dan yakın dostu Trump’a jest… Hayır, basit bir jest değil bu… Bir teslimiyetin köprüye yansıyan yüzü… Ve rahatsız edici. Nerede AKP tabanı? Siyasal İslamcı kitle? Nerede slogan nesli? ‘Dış güçleri’ arıyorlardı ya hani… Bak köprüde göründü. Peki siz neredesiniz? Amerikan renklerine boyanmış Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü içinize sindirebildiniz mi?
X’te bir mesaj gördüm, ‘Siyasal İslam nedir’ diye soruyor ve şu çarpıcı cevabı veriyordu: “Galata Köprüsü’nde İsrail’i protesto edip, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde ABD emperyalizmini selamlamaktır.”
AKP’nin gerçek yüzü bu kadar veciz anlatılabilir. Aslında AKP ‘siyasal İslamcı’ falan değil. O sadece bir slogan ve iktidarı için ‘sermayeden’ ibaret. Yoksa ne siyaset derdi var ne de İslamcılık… AKP ve Erdoğan’ın tek kutsalı iktidar ve koltuk… Bunun için her şeyden geçilir. Son 10 yılda yaşananlar bunun ispatı… Başka kanıta ne hacet…
Perinçek ve avanesi nerede?
Doğu Perinçek’in de kulakları çınlasın… Bak NATO Ankara’da… Amerikan bayrağı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde… Perinçek ve avenesinin sesini duyan oldu mu? Cılız bir iki gösteri ve yarım ağız ‘kem küm…’ Söyledikleri sağır odalarında yankılandı durdu. Kendileri söyledi, kendileri dinledi. Ne Saray’a ulaştı sesleri ne de topluma… NATO ve ABD karşıtlığı Perinçekgillerin varlık sebebiydi aslında. Gün onlarındı. AKP tabanı ve siyasal İslamcılar gibi onlar da araziye uydu. Ülkenin göğünde yankılanan bir gür sada duymak isterdim. Herkesin iddiasıyla sınandığı günler…
AKP medyasının hali içler acısı… NATO değil, Ankara zirvesiymiş. Yalanlayan kendi yazarı: “NATO 3.0 ile birlikte NATO’yu bizim şekillendireceğimiz şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu bir masaldır. Büyük bir ayartı ve yanılsamadır…”
Yeni Şafak’tan söz ediyorum. Masalı anlatan gazetenin başyazarı İbrahim Karagül… Vaktiyle Erdoğan bile grubuna “Okumayın onu.” demişti. İtiraz eden ise Yusuf Kaplan…

Mahallenin abilerinden Abdurrahman Dilipak’a baktım, ne yazmış diye… ‘Bir şeyler’ söylemeye çalışıyor ama net değil cümleleri, flu… “Bilirseniz Trump, Biden size dost olmadığı gibi Bush, Clinton, Obama da dost değildi. Onlarla aynı yöne doğru aynı yolda yürümemelisiniz. Bunlar Firavunların, Nemrutların, Belamların, Şeddatların, Karunların, Ebu Leheblerin, Ebu Cehillerin davasını güdüyorlar. Bunların dostu olan VİP ve CİP’ler de aynı günahın ortaklarıdır…”
Kim bu VİP ve CİP’ler? Neden adını koyamıyorsun? Neden AKP ve Erdoğan diyemiyorsun?
Projenin dışına atılmamızın sorumlusu kimdi?
Trump’ın Erdoğan’a jest ve hediyesi ne olacak? F-35 projesine tekrar dönmek mi? Projenin dışında kalmak kimin hatasıydı? S-400’ler gündeme gelecek mi? Sahi milyarlarca dolar ödenen S-400’ler nerede? Yerini gören, bilen var mı? NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye Hollandalı gazeteci komedyen Deniz Göktaş sordu, “Demokrasi seçimden fazlasıdır.” dedi.
Peki içeride demokrasi, insan hakları konuşulacak mı? Erdoğan’ın demokrasi karnesi gündeme gelecek mi?
Bırakın fazlasını, Erdoğan demokrasisinde ‘seçimler’ bile anlamını yitirdi. Eşit ve adil seçim mümkün değil. Siyasette ve medyada muhalefete hayat hakkı yok. Hapishaneler siyasi tutuklularla dolu…
Tamam, NATO güvenlik örgütü… Demokrasi güvenliğin bir parçası değil mi? Liderler acaba demokrasiden uzaklaşan bir ülkeye geldiklerinin farkında mı? Ve bu bir sorun değil mi?
Evet, olup biteni uzaklardan izliyorum. Toplumun bir ferdi olarak Erdoğan’ın NATO zirvesi için yaptıkları onuruma dokundu. NATO toplantısına karşı değilim, kimsenin ülkemi böyle zillete düşürmeye de hakkı yok. Bir ülkenin izzeti ve şerefi söz konusu… Erdoğan ve AK troller bu tabloyu içine sindirebilir, ben kabul edemem, itirazım var. Hele Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Amerikan renklerine boyanmasından aşırı rahatsız oldum…
