Arif’in Manchester’e attığı gol!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Arama motorlarının bu kadar gelişmiş olmadığı, ve sosyal medyanın hayatımızı bunca ele geçirmediği dönemlerden kalma bir deyim vardır internet aleminde: Arif’in Manchester’e attığı golü aramak!

Malum vakti zamanında Avrupa’yı kasıp kavuran bir takımdı Manchester United. Sanki özellikle Türk takımlarına karşı gıcıklıkları vardı İngilizlerin. Mustafa Denizli gibi modern Türk futbol anlayışını ülkeye yerleştirmiş bir teknik adamın bile karizmasını yerle bir etmişlerdi. Milli maçlarda yediğimiz 8-0’lık fark  hiç de yabana atılacak gibi değildi açıkçası.

G.Saray’ın UEFA şampiyonluğuna giden yoldaki ilk kırılma eşiğiydi belki de ManU maçları. İlk maç deplasmandaydı ve İngilizlerin her zaman yaptığı gibi ilk dakikalardaki şok baskınlarla 2-0 mağlup duruma düşmüştük bile. Sonra Kubilay Türkyılmaz ve özellikle de Arif Erdem sahneye çıktı. Uzak mesafeden bir vuruş vurdu ki, maçın spikeri Ümit Aktan “Öyle bir yere vurdu ki değil Schmechiel dünyanın bütün maykılları gelse bu topu çıkaramaz” demişti.

Avrupa kupalarındaki ezikliğimizin kırılma noktasıydı her iki M. United maçları.

Bu sebeple internette çok aranan videolardan olmuştu. Ancak bulmak kolay değildi ve bu golü arayanlar saçma sapan başka videolara bir şekilde ulaşıyorlardı ve “Her şey Arif’in Manchester’a attığı golü aramakla başladı” diye postmodern bir darb-ı mesel olmuştu.

Gel zaman git zaman Youtube’un hayatımızı neredeyse işgal ettiği dönemlerde yer gök Arif’in attığı bu gol ile dolunca bu sefer süreç tersine döndü. Bu kez başka video ararken bir şekilde Arif’in Manchester’e attığı gole geliyorduk bir şekilde.

Bu kadar uzun ve ayrıntılı girizgahın sebebi, özellikle son süreçte yaşanan tartışma ne olursa olsun bir şekilde Arif’in attığı gol gibi meselenin “Cemaat, hata ve özeleştiri” noktasına gelmesi beni hayrete gark ediyor.

Geçtiğimiz gün sosyal medyada içişleri bakanı Süleyman Soylu ile ilgili bir tespit yaptım. Hay yapmaz olaydım. Kısa sürede paylaşımımın altı şöyle bir klasik gelişime sebep oldu.

“Böyle diyorsunuz ama bu adamı ekrana siz çıkardınız, STV bu adamın reklamını yapıyordu vaktiyle…”

Şimdi bu eleştiriyi normal kabul edip şahsımın STV ile alakasının olmadığını filan yazacak oldum ki çoktan geç kalmıştım bile.

Hemen altında bilinen trafik yaşanmaya başlanmıştı bile.

“Sadece STV değil, cemaatin bütün medyası bu adamları destekleyip bu hale getirdi..”

Hadi buna bari bir cevap yazayım derken yine geç kalmıştım.

Hemen altında şu vardı:

“Esasen AKP vaktiyle cemaat sayesinde semirdi. Cemaat bürokraside başarı göstererek AKP’yi başarılı kıldı… Erdoğan sonra cemaati harcadı. Cemaat bu konuda öz eleştiri yapmadan bu konularda hiç konuşmamalı…”

Evet Arif’in Manchester’e attığı gole gelmiştik yine!

Yıllar önce rahmetli babamla otururken çok uzaktan ama babama çok saygı duyan bir akrabası ziyaretine gelmişti babamın.

İsmini şimdi hatırlayamıyorum, ben 20 yaşımda idim adam da muhtemelen 40 filandı.

O güne kadar konuyla ilgili çok bilgim yoktu ama adam bir şekilde Şia mezhebine geçmiş, Kum kentinde filan Caferi eğitimi almış, kendine göre bilgi ve birikim olan biriydi.

Ben de böyle din iman namaz niyaz işlerine yeni yeni heves etmiş biriyim.

Adam bu durumu anladığı anda beni dumur eden bir şekilde, “Siz” dedi, “İmam Hüseyin efendimizi katlettiniz!”

Kerbela hadisesinden bahsediyordu. Yalnız işin garip tarafı öfkesi ve hıncı sanki olay dün yaşanmış gibi tazeydi.

“1400 sene önceki olayı mı kastediyorsunuz?” dedim.

“elbette” dedi ve başladı ayrıntıyla anlatıp Sünniler şöyle böyle filan demeye.

O bilgisiz halimle bile şaşırmama rağmen “bir dakika” dedim.

“Sanki olayı dün yaşanmış ve bugün bu mesele tartışılıyormuş gibi ya da bu tartışmanın bugüne bir faydası varmış gibi anlatıyorsunuz” deyince sustu.

Sanırım benim de klasik bir Sünni Müslüman olarak onunla tartışmaya girmemi istiyordu.

Öyle yapmayıp şöyle dedim:

“İmam Hüseyin ve orada şehid edilen diğerleri şu anda neredeler?”

Şaşırdı, nasıl yani filan diyecek oldu…

Allah’ın huzurunda değiller mi?

Başıyla olumladı.

“Onu katledenler de orada değil mi şimdi?”

Yine “evet” anlamında başını salladı.

“Peki Allah en mutlak adil olan karar verici değil mi?” diye sordum.

Sadece başını sallıyordu.

“Müsaade edin de biz değil onları artık Allah yargılasın, biz başka şeyler konuşalım” deyince sinirlenip gitti adam.

Bugün güncel bir meselede fikir beyan ederken birilerinin hemen atlayıp “Ama şu zamanda şöyle böyle olmuştu da siz şöyle yapmıştınız” filan diyerek her şeyi bir çuvala doldurması artık komik kaçıyor.

Ben Soylu’yu hayatımda görmedim. Konuşmadım, övmedim. Ama o kanallarda o dönem yaptığı konuşmaları bugün yapsa yine över ve haber yaparım.

O zaman doğruyu yapmak, doğru söyleyen adam yanlış tarafa geçip yanlış şeyler yaptığında hata olarak görülemez.

Vazgeçelim artık her meseleye Arif’in Manchester’a attığı gol muamelesi yapmamaktan.

Teşekkürler.

Bu arada Arif’in o şahane golü şurada. Benzer bir golü de F. Bahçe’den Boliç atmıştı yanlış hatırlamıyorsam.


Bu da Soylu’nun STV tarafından yayınlanan konuşması:

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin