Adalet kalmadı, karpuz verelim?

YORUM | NEVİN ERDEM

Ben yazdığım yazılarda attığım twitlerde yargının eski dönemini kutsallaştırmıyorum. Zira eskiden de mükemmel bir yargımız yoktu. Yargı her zaman, içinde birçok sorunu barındıran, hantal bir kurum oldu Türkiye’de.

Ancak, 15 Temmuz sonrası yargıya bakıldığında, 15 Temmuz öncesinin yargısı kutsallaştırılmayı o kadar çok hak ediyor ki!

Özellikle, 2014 yılı HSYK seçimleriyle hükümetin yargıyı tamamen kontrolüne almasının öncesinde, Türkiye’de insan haklarının güvencesi olma yolunda kendisini geliştirmeye devam eden, Avrupa yargı kurumlarıyla sıkı iş birliği içinde olan kurumsal bir yargı mekanizması ve insan hakları alanındaki gelişmeleri takip eden, AHİM içtihatlarına uygun kararlar verme gayreti içinde olan yargı mensupları vardı.

Nitekim endeksler ve istatistikler de bunu göstermektedir.

2013 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 99 ülke arasında, Türkiye 59. sıradaydı.

Aynı endeksin 2020’ye ait verileri ise utanç verici: Hukukun üstünlüğü genel sıralamasında, Türkiye, 128 ülke arasında 107’nci sırada. Temel haklar sıralamasında, 123’ncü sırada. Hükümetin yargı dahil herhangi bir kontrol, denetim ve sınırlamaya tabi olup olmadığını ölçen Hükümet üzerinde denetim sıralamasında ise, 124’ncü yani sondan 5’nci sırada.

Bu endekslerdeki sonuçların gerçekliğini test etmek oldukça kolay Türkiye’de! Birkaç gün medyayı takip etmek yeterli, fotoğrafı çekmek için.

Hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan hukuk kurallarının üstünlüğüdür. Bunun da teminatı, bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığıdır.

Yukarıdaki endeks, “Böyle bir teminat Türkiye’de yok” diyor.

“Türkiye’de hukuk üstün değil” diyor.

“Türkiye’de hükümeti denetleyebilecek bir mekanizma yok” diyor.

“Bireylerin temel hak ve özgürlükleri hükümetin keyfine bağlı” diyor.

Yüksek yargı mensupları dahil, yaklaşık 5 bin hakim ve savcının hukuksuzca ihraç edildiği, tutuklandığı, yüzlercesinin hala hücrelerde olduğu bir yargı, kime, ne sunabilir?

Adalet sunamayacağı kesin!

Karpuz, kayısı, zeytin, bal!

Şaka gibi, ama değil!

Yıllarca topluma adalet sunmaya çalışan hakim ve savcılar, kürsülerden uzaklaştırılınca, adalet terazisi pazar terazisine dönüştü:

Bir savcı, terazisini kaldırımın kenarına koymuş, yeni mahsul yeşil zeytin,

Bir hakim, sebze halinde karpuz

Bir savcı, arabasının arkasına doldurduğu Malatya kayısılarını,

Bir hakim, tarlada yetiştirdiği bamyaları,

Bir hakim, kendi ürettiği zeytinyağını, nar ekşisini, biber salçasını, sabunları satıyor.

İhraç edilen 5 bin hakim ve savcının birer aileleri var, çocukları var; tıpkı ihraç edilmeyen 10 bin hakim ve savcı gibi!

Avukatlık dahi yapmalarına izin verilmeyen, hukuksuzluk kurbanı bu adalet kahramanları elbette kendilerini ve ailelerini geçindirebilmek için bir şeyler yapmak zorundalar ve yapıyorlar da!

Toplumun, bu 5 bin adalet kahramanından alabileceği, şimdilik, sadece karpuzdur, kayısıdır, zeytindir, hakiki çiçek balıdır.

Toplumun, ihraç edilmeyip koltuklarını muhafaza eden hakim ve savcılardan alabileceği ise, hiçbir şeydir. Zira bu hakim ve savcılar, ihraç edilen, tutuklanan, hücrelerde tutulan hakim ve savcıların akıbetlerini görüyorlar.

Bu yargı mensuplarının bir kısmı, yargıyı ele geçirme projesinde iktidarın işbirlikçisi zaten. Bunlar için artık iktidarın kaderi ile kendi kaderleri ortaktır. Düşerlerse, hep birlikte düşecekler; işledikleri suçlardan hep birlikte yargılanacaklar.

Diğer kısmı ise, iktidarın dikkatini çekme potansiyeline sahip en küçük bir kararı verirken, öncelikle kayısı ve karpuz satarak ailelerini geçindirecek parayı kazanıp kazanamayacaklarını hesap etmek zorundadırlar. Hücrelerde ölme ihtimaline dair hesaplamalara girmiyorum bile!    

Her iki grup için de öncelik hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisi değil; kendi menfaatlerinin korunmasıdır.

Böyle bir manzara karşısında, toplum mevcut yargıdan adalet bekliyorsa, yanılıyor!

Bu tabloyu çok iyi analiz ettiği halde, iktidara yönelik soruşturma yapmak için “Yürekli savcı yok mu?” çağrısı yapan siyasilerin samimiyetsizliği ise ibretlik!

Acımasız, vicdansız ve insafsız tiyatro gösterilerinin sergilendiği sahnelere dönüşen bugünkü mahkeme salonlarında adalet bulmanız mümkün değil, ancak adliyeden dışarıya çıktığınızda hemen sağınızdaki kaldırımda adalet kahramanlarının hakiki çiçek ballarını bulmanız mümkün.

1 YORUM

  1. Ben yazdığım yazılarda attığım twitlerde yargının eski dönemini kutsallaştırmıyorum.
    —Ben yazdığım yazılarda, attığım twitlerde yargının eski dönemini kutsallaştırmıyorum.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin