Yersiz ve tuhaf bir tartışma!

YORUM | VEYSEL AYHAN

Bazı insanlarla tartışma boşunadır. Her şeyin en doğrusunu onlar bilir.

Ekonomiyi o kadar iyi bilirler ki karşılarına Keynes çıksa dinlemezler.

Dini o kadar iyi bilirler ki İmam-ı Azam gelse kabul etmezler.

Böyle bir insana ne deseniz boşuna. 

Konuşurken sizi dinlediğini sanırsınız ama kendi argümanını hazırlıyordur.

Örnek verirsiniz, o kendi örneğiyle meşguldür. 

Bu tür kendi doğrusuna “iman” etmiş “kesin inançlı” insanlarla tartışmak lüzumsuz. 

Ve zaman kaybı.

Buna bir de okumadan yorum yapanlar eklendi. 

Eskiden insanlar bir metni okurdu. Gerekiyorsa tekrar okur, sonra yorum yapardı. 

Şimdilerde “okuma dönemi” bitti, “bakma dönemi” başladı. 

Hele yazı uzunsa üç-beş paragrafın başlığını okuyorlar, zaten yazar hakkında da peşin bir kanaatleri vardır, basıyorlar hükmü.

Sonra da size şu Farsça dizeyi okumak kalıyor:

“Men çe guyem, tamburem çe zened?” (Ben ne diyorum… tamburam ne diyor?) 

Böylelerini bir kenara bırakarak, “Hizmet, ticaret ve dostluk” yazısına gelen “makul” eleştirilere cevap vereyim:

“ORTAKLIĞA KARŞI ÇIKILIR MI?”

Şöyle diyorlar:

“Bu çağda ortaklığa karşı mı çıkılır? Ticarette çok sığ düşünüyorsunuz.”

Ben ortaklığa karşı çıkmıyorum. Şirket kuracak insanlara “Şarklılıktan dolayı kavga edecekseniz bu işi yapmayın” diyorum. “Sütten ağzımız yandı, yoğurdu bile üfleyerek yiyin”, diyorum.

Bunu derken ortak olup sonra kanlı bıçaklı hale gelen insanları, kardeşleri, akrabaları düşünüyorum.

Bunu derken tüm varlığını satıp yeni bir hayata başlamak için bir başka ülkeye giden ve orada kurduğu bir ortaklık yüzünden her şeyini kaptırıp dımdızlak ortada kalan editör arkadaşımı hatırlıyorum.

Bunu derken en seçkin insanımızı bile acımadan dolandıran, nadir de olsa “ensar” kılıflı “sansar”ları ima ediyorum.

Bunu derken sığındığı ülkede tutunacak dal arayanlara, evin bir köşesinde gizlenmiş yılanları gösteriyorum.

Bunu derken hemen her coğrafyada gariban avına çıkmış, çarpa çarpa yol alan “yerli” piranalardan bahsediyorum.

Şimdi ben üstü kapalı bunları ima ediyorum. Sevdiğim bir arkadaş dünyanın öbür yanından arıyor. “Yazına katılmıyorum. Biz gayet güzel ortaklıklar yapıyoruz.

ORTAKLIK NASIL OLUR?

Ortaklık bir kültür işidir. Profesyonelliktir. İş ahlakıdır. Etik ilkelerdir.

Varsa bu özelliklere sahip insanlarınız, buyursun yapsın. Böyle ortaklığa can kurban.

Kendilerini tanımakla iftihar ettiğim ve otuz yıldır ortaklık yapan iki arkadaşım var. 

Fıtrat ve karakterleri birbirine çok uyumlu değil.

Ama birbirlerine katlanıyorlar.

Her biri gerektiğinde diğerini sırtında taşıyor.

Kuralları var.

Prensiplerle hareket ediyorlar.

“Hizmet”i işlerine karıştırmıyorlar. (Veya istismar etmiyorlar diyeyim.)

İş yerine girdiklerinde duygularını vestiyere bırakıyorlar.

Ve bu “birbirine tahammül” o şirketin “sadakası” oluyor. 

Allah tuttuklarını altın ediyor.

Böyle bir ortaklıkta, böyle bir yolculukta Allah, “üçüncü” ortak oluyor. 

İnayetiyle onları sarıp sarmalıyor.

Ama sizde bu nitelikler yoksa -ki maalesef yüzde doksanımızda yok- üç gün sonra kavga edip ayrılacaksak, ben diyorum ki “Ne olur aman ortak olmayın, ‘10’ kazanacağınıza ‘1’ kazanın. Dostluğunuza zarar gelmesin.”

Ama arkadaş yorum yapıyor. “Eski kafalısın. Hocaefendi 80’lerde bile ortaklığı teşvik ederdi.”

NETWORK MARKETİNG SİSTEMLERİ MESELESİ

Ben şunu yazdım:

“Bir ticaret şekli ve usulü, bulunulan ülkenin kanunlarına uygunsa, bir yasayı bypass etmiyorsa, ‘hile-i şeriye’ içermiyorsa tabii ki herkes bu işi yapabilir.”

Ama dini hassasiyeti olanlar işin fıkhi yönünü ayrıca araştırabilir. İşte bunun örneği, diyerek Yüksel Çayıroğlu’nun Network Marketing Sistemi’nin İslam Fıkhı açısından tahlili yazısını işaret ediyorum. Ve “İşinin uzmanı bir başkası farklı bir şey söylerse onu da yayınlarız.” diyorum. 

Bir başka uzman Yusuf Demirtaş Hoca’nın, Samanyolu Haber’de “Network marketing sisteminin fıkhî ve ahlâkî boyutu nedir?” başlıklı bir yazısı yayınladı.

Daha sonra bir ağabeyimiz bu fıkhi yazılara karşı, cevabi bir yazı gönderdi. 

Bu yazı, işinin ehli bir fıkıh uzmanı tarafından yazıldıysa niye yayınlamayalım?

Ama değil. 

Metnin altında bir tıp profesörü, bir ilahiyatçı ve bir iş adamının imzası var. 

Üçünün de ortak özelliği o işten para kazanıyor oluşları.

Bağımsız fıkhi yazılara “karşı” bağımlı bir “esnaf fâkih” yazısı.

Her medya kuruluşu okuruna karşı sorumludur.

Bir firma çalışanı veya dağıtıcısı objektif olamaz.

Böyle bir metin olsa olsa “reklam” olabilir.

Şimdi siz söyleyin, bunu yayınlamak doğru mu?

Bir müftü sattığı ürün için “caizdir” diye fetva verebilir mi?

Verse geçerliliği olabilir mi?

Sonrasında ne oldu?

“Siz nasıl bizim yazımızı yayınlamazsanız” diye koparılan kıyametler…

Haberi kaldırtmak için baskılar… Hatta tehditler… 

Fakat ben bu lobi gayreti ve performansını görünce asıl şuna üzüldüm.

Bu sevgili ağabeyim ve diğer imza sahipleri, bu iş için gösterdikleri gayret, sosyal medya kullanımı, direniş, azim ve kararlılığı “ila-yı kelimetullah” için kullansa her halde bu zamanın büyük birer velisi olurdu. 

Malum firma bu durumdan çok mutludur herhalde. 

Hasbi, çalışkan ve kaliteli bir lobi kadrosu var!

“NİYE HEP KÖTÜ ÖRNEKLERİ SIRALADIN, GÜZEL ÖRNEKLERİ SAKLADIN!”

Benim uyarım usûle dairdi. İçeriğe değil. Ürünü kötülemedim. Ürünün keyfiyeti, şifası, kullanana hayat üflemesi benim konum değil. Bunun tahlili bağımsız bilim insanlarına düşer. 

Demek istediğim şu: 

“Lütfen bu ‘emsalsiz’ ürünleri cami içinde ve cami bahçesinde satmayın. Ne satacaksanız dışarıda satın. Başımıza ne geldiyse Hizmet’le ticareti birbirine karıştırdığımız için geldi. Hala ibret almayacak mıyız? 

Ve de satış ve tanıtım için cemaat sosyolojisini istismar etmeyin, abiliği ve dostluğu bu işlerle zedelemeyin. İnsanların boğazına çökmeyin.”

Yoksa kim kimin ticaretine karışabilir ki!

TUHAF ZAMANLAR

Maalesef çok tuhaf zamanlardan geçiyoruz.

Bebekler annelerinden ayrılırken, ortalık gözyaşı ve feryatla inlerken, bazılarımızın en önemli gündemi, bir firmanın itibarını kurtarmak ve bu firma için canhıraşane lobi yapmak…

Daha acısı da günün sonunda bu birbirinden değerli arkadaşlarımızın kendilerini ve çevrelerini yıpratmaları…

99 YORUMLAR

  1. Veysel bey, bu gibi insanlar herzaman cikar,
    Cikar, menfaat,para Olan yerde Hizmet, abilik, ablalik yoktur, Bullari feda ederler. Bosverin onlari, cunku acaip para kazaniyorlar vede Hizmet abilik, ablalik kredisini kullanarak, Hermès mi degil, uyanik gecinen bir guruh
    Ne deseniz durup dusunup anlamaya calisma yok, cvp verme, direk savunma var.

    Ama bu ticareti yapanlar, arkadas, dost, kardes lerinin, saf temiz duygularindan faydalanip para menfaat kazanmayi gayet normal goruyor.
    Dogru durust anlatmadan Kafka utme, ikna teknikleriyle, urun satiyorlar.

    Abim dogru durust ol, egriye egri, dogru yah dogru de, menim safligimdan istifade etme, gel canimi al.

    Milyoner milyarder olsunlar, dunyayi yiyin sizin olsun, abilik, ablalik degerlerini yerle bir ettiniz. Guvenim kalmadi.
    Hepsimi boyle, hayir tabi ki Eli ayagi opulesi insanlar cok. Bundan boyle
    Abi var abi var

  2. Birbirinizin sırtından para kazanmaya çalışmayın. Bu sistemlerle siz para kazanmıyorsunuz en alttakilerin emeğini ve duygularını sömürüyorsunuz. Özellikle de yurt dışına yeni gelmiş ne yapacağını bilmeyen garibanların ekmeğini çalmaya tenezzül edecek kadar alçaklaşmayın. Yoksa burnunuz b.ktan kurtulmaz.

    • Yazdiginiz seylerin ne demek oldugunun umarim farkindasinizdir. Mesele sirf maddiyet ise, olayin birbirimizin sirtindan degil beraberce para kazanmak oldugunu anlamak icin az bi caba harcadiginiz gun olayi anlamaya basladiginiz gun olacaktir. Yoksa sirtindan dediginiz para miktari en fazla ilk basta olan 60-70 Eurodur ki bunun icin kimse birbirini kaziklamaya calismiyor. Insaallah bir gun Kur’an-i Kerim in ilk emri OKU yu uygulamaya baslariz hepimiz. Vesselam

  3. 👍👏👏👏👏👏
    Veysel Bey dilinize sağlık.

    Hizmetin vesilesi ile oluşturdukları network’ü kendi marketing networküne bağlamayı beis görmüyor ve buna ticaret diyorlar.
    Bu muhterem zatlar kendilerini çok güçlü görüyorlar ki yazıyı TR724 den kaldırmaya çalışıyorlar ve Bu muhteremler ne kadar güçlü ki Yusuf Demirtaş Bey’in samanyoluhaber.com daki yazının girişinde bahsettiği “yazıyı yazmaya tereddüt” ettiriyorlar.

    Allah tez zamands bu tufeyli meşreplileri ıslah eylesin.

    • Yahu neden anlamakta zorlaniyorsunuz hic kimse size veya totptan hizmet gonullulerine bisey satmiyor, dayatmiyor aslinda sistem olarak. Bikac tane (onlarca da olabilir cunku genis bir aileyiz) kendini bilmez yanlis yapmis, isle hizmeti birbirine karistirmis diye bu isi yapmaya calisan, emeginin karsiligini hic kimseye veya devlete minnet duygusu altina girmeden, kimseye muhtac olmadan yapmaya calisanlari da ayni kefeye koymayin lutfen. Bu isi yapanlari 5 sene sonra degil de keske simdi anlasaydiniz! Mesele is falan degil bakis acisi; Allah hepimize nasip etsin

      • Zorla satma yok doğruda, yanıltarak, abartarak, ikna teknikleriyle vede arada yalan da karışıyor, bu şekilde hizmet çevresinden menfaat elde etme var. Bu etik ve ahlaki değil. Ürüne doğruya doğru, eğriye eğri deme yok. Buda aldatmacaya giriyor.

  4. Veysel Bey sizin yazılarınızı beğenerek okuyordum. Çok istifade de ettim. Fakat bu konuda maalesef taraflı bir yayıncılık yapıyorsunuz. İlk önce dediniz ki bizim fikrimiz bu, karşı fikir varsa yayınlarız. Alanında en az sizler kadar değerli hocalarımız bir cevabi yazı hazırlamış. Niye yayınlayamıyorsunuz? O yazının altındaki ilahiyatçının Profesörün ya da ekonomistin fikri değersiz mi? Bu insanlar da en az sizin kadar değerli ve hassas insanlar. Niye onların fikrine saygı duymuyorsunuz. Onların bu işi yapıyor olaması hiç bir şey değiştirmez. Bir sakınca görmediler ki yapıyorlar zaten. Bu yaklaşımınızla o değerli insanların işe başlamadan işin fıkhi boyutunu araştırmadığını ve para için İnancını feda ettiğini mi iddia ediyorsunuz. Yazık..İslam tarihi fıkhi konularda fikir ayrılıklarıyla dolu. Mezhep ve fırkalar da bu yüzden meydana gelmiş. İmamı Azam’a bile talebesi İmam Yusuf’un katılmadığı farklı içtihatta bulunduğu konular var. Ama o insanlar saygıda birbirine kusur etmediler. Siz ve sitenizin yazarları tek taraflı bir algı çalışmasıyla bu işin doğruluğuna inanan ve doğru yapan insanları zan altında bırakıyorsunuz. Verdiğiniz olumsuz örneklerin sahipleri çıksınlar falancalar beni kandırdı desinler ve hep beraber yüzlerine tükürelim. Ama muğlak ifadeler ve anonim vakalarla yüzlerce insanı töhmet altında bırakmayın.
    Ayrıca siz bir editörsünüz ve sitenizin tarafsızlığını iddia ediyorsunuz. Tarafsızlık farklı görüşlere(size göre doğru olsun ya da olmasın) yer vermekle olur. Bu haliyle siteniz maalesef tarafsızlığını kaybetmiştir haberiniz olsun.

    • Okumadan yazılmış bir yorum daha. Bakın yazıda bunu açıkça ifade ediyor. Bahsedilen kişiler sistemin üyeleri. Bir vaiz, kendi sattığı ürün için caiz dese olur mu? Fıkhi yayınlar bağımsız olmalı. Ayrıca birçok mecra var. Gidin oralarda yayınlayın. Bugün Türkiye’de hala az da olsa bu gibi insanların yüzünden tertemiz insanlara çamur atılıyor. Bu adamlar millete zorla şunu bunu sattı vs. gibi laflar dönüyorsa biraz yüzsüzlükten çıkıp, dini işleri ticarete emel edenler utanıp kenara çekilmeli. Bak hele şu densizlere ki, sizlerin de payınızla garibanlar bebeler içeride yatarken, utanmadan hala mangır peşinde koşturuyor ve hala din ve cemaat gibi kavramlar üzerinden gidiyorsunuz. Düşün şu temiz insanların yakasından utanmaz para simsarları. Nereden gelip gelip Allah rızası için koşturan insanlara yapışıp duruyorsunuz? Para kazanacaksan 8 milyar insan var. Şu 1 milyon insanla ne derdiniz var sizin be?

      • Sayın Kara Yağız Beyefendi,
        Ben yıllarını Türkçe’ye, yazı yazmaya adamış bir akademisyenim. Yazının başlığından tutun da örneklemelere kadar, üslubunun öznel ya da nesnelliğine, taraflı ya da tarafsızlığına kadar ne demek istediğini gayet iyi biliyorum. Yorumumda da ifade ettiğim gibi o insanların bu işi yapıyor olması fikirlerinin “Muasır Pravda” yaklaşımıyla sansürlenmesine gerekçe olamaz. Sizden bu konularda ders alacak değilim. Sizin anlamamakta ısrar ettiğiniz konu şu:
        1- Bu konuda sizin gibi düşünmeyen bir kitle var. Neden bu insanlara “tarafsız” mecranızda söz hakkı tanımıyorsunuz velev ki yanlış da olsa.
        2- Kim aidiyetini kullanarak birilerine zorla bişeyler satmışsa ifşa edin ki biz de bilelim böylece sapla saman birbirinden ayrılsın. Camia kimsenin tapulu malı değil. İsteyen istediğiyle görüşür mal satar alır ortaklık yapar. Bu üçüncü kişileri ilgilendirmez. Eğer sizin için sakıncalıysa fikrinizi söylersiniz hiç bir şey almaz satmaz kimseyi de dinlemezsiniz. Ama kimseye de fikrinizi dayatarak ayar veremezsiniz.
        3. Kullandığınız üslupla cevap vermek istemediğim için hakaret içeren kelimelerinizi size iade ediyorum.
        4. Son sözüm de tekrar bu siteye ve “dümenin başında” oturan taraflı yazıların Sahibi “nezaket” boyalı kibir abidelerine: Bu konuda veya başka konularda hiç kimse sizin gibi düşünmek zorunda değil. Nobran tavırlarınızla bundan sonra kimseye ayar veremeyecek ve kimseyi hizaya çekemeyeceksiniz.

        • Teşekkürler Veysel bey, bizi uyandırdığınız İçin.
          Ürün çok iyiyse neden hizmet arkadaş kardeşlerine satıyorsun, neden dışarı satmıyorsun. Veysel beyin ısrarla dediği, para ticaret hele hele yanlı şekilde eksik bilgilerle muhatabını kandırarak ürün satmak, uhuvvete kardeşliğe zarar veriyor diyor ve doğru söylüyor.
          Hizmetten menfaat elde etmeyin, gidin ticaretinizi başkalarıyla yapın

    • Ben okudum cevap yazısını. Cerbeze yapan bir üslup var. Bu işin içinde olmayan tarafsız bir ilahiyatçı yazar ise bence bu yazı da yayınlanmalı.

      • Sevgili Sait Bey, yani sunu mu iddia ediyorsunuz aslinda bize yoneltilen suclara biz cevap vermeyelim baskasi mi cevap versin? Mesela herkes ulkemizde bize terorist diyor ve biz olmadigimizi anlatmayalim cunku isin icindeyiz diye disardan hakem mi atayalim terorist olmadigimiza dair? Sizce de yazarin sozleri gibi sizin tasdikiniz de cok komik kacmiyor mu?

    • Firmaya ve satış tekniğine gelen eleştirilere bizim abiler cevap hazırlamışlar, bu cevapları da yayınlamıyor diye sitelere kızıyorlar. Abi davulu burdan çalıyoruz ses başka yerden geliyor. Sizin cevabınızı yayınlamak zorunda değil ki? Firmaların kurumsal ilişkileriyle ilgilenen birimleri olur ve bu birimler yanlış anlama vs durumlarında tekzip, cevap hakkı gibi hukuki haklarını kullanırlar. Yani ben burda fanatikliği anlayamadım açıkçası

    • Ben şahidim, beni aldattılar. Eksik, abartı bilgiyle, bana ürün sattılar. Bir de değilim. Para tatlı, ticarettte doğru sözlü olmak nerde? Saf duygumu niye suistimal ediyorsun kardeşim.
      Bu durumda olan bir ben değilim.

        • evet mesele budur, sorunlarımız cenabı hakkın olculeri ile ticaret yapmadıgımız dan kaynaklanıyor, biz daha cok dini ticaret ticareti de huda icin degil nefis icin yaptıgımızdan sorun yasıyoruz. evet ticaret baska hizmet baska ama hizmetin sonucunda ticareti dogru yapmak olmalı. yani allaha cagırdıgmız kisi isini yasantısını allah olculeri ile yapsın allah terbiyesinde yapsın ama genelde kifayetsizlikten tersi oluyor. Bu yuzden yeterli olmadıgımızı kabul edip yeterli olmaya odaklanmalı ve yeterli olmayı basardıkca birlik beraberligimizi bu olculere gore kurmalıyız. Maksat bu olmalı ama yeterli olunca buna girmeli.

  5. Buhari’de geçen bir hadis-i şerif var ya; Peygamber Efendimizin (SAV) tayin ettiği bir zekat memuru bu mallar devletin, bu mallar da bana verilen haediyelerdir deyince Peygamber Efendimiz de (SAV) ona ”Sen annenin evinde otursaydın bu hediyeler sana gelir miydi?” diye sormuş ya.

    Aynen bunun gibi bu Network Marketing işini yapan kişilerin ilk temasa geçtikleri kişiler de hizmet ve cemaat içinden kişiler oluyor. Abiliklerini ya da hocalıklarını kullanarak mal satmaya çalışıyorlar. İşte asıl mide bulandırıcı taraf burası. Hizmet ve cemaat içinde değil de başka yerde ne satıyorlarsa satsınlar. Kimse onlara karışamaz. Ama bizim çarşı bu işler için uygun değil.

    • Tamamen doğru, herkesin aslında demek istediği bu, uyanık geçinen birileri, hizmet abi abla dost kardeş kredisinden, şahsi menfaat sağlıyor.
      Ondan sonra ben o insana abi der miyim?
      Abi var abi adından istifade eden var.
      Teşekkürler Veysel bey, bizi ıyandırdığınız için

  6. Bu gibi olayları gördüğüm, duyduğum zaman irkiliyorum , üzülüyorum ve Allaha sığınıyorum. Dünya malı aramızdakı kardeşliği bozmamalı, deryayı geçerken derede bizi boğmamalı…

  7. Kim ne halt ederse etsin, dediğiniz gibi, buna hizmeti ve argümanlarını karıştırmasın kafi… geri kalanı için de uyarı zaten yapıldı. Artık olay, yapanla Allah arasındadır. Ama hizmeti, abiliği, ablalığı, hizmetteki konumunu ve hatta mağduriyetini kullanıp da helal dahi olsa, maddi kazanç elde edeceği yola başvuranlar, bugün Türkiye’de dinin üzerinde tepinen cumhurbaşkanı sıfatlı sefil ve avaneleriyle aynı yola tevessül ettiğini bilsinler.

  8. Teşekkür ederim katkılarınız için .
    Kırıp dökmeden anlatmaya çalışıyorsunuz.
    Size katılıyorum.
    Sevdiğimiz ağabey ve ablalarımız bize Üstadımızın ve hocamızın sevenleri olarak emanettirler, baştacımız ve bulunmaz bir sermayemizdir.Kırdıklarımızın,incittiklerimizin gönlünü ve helalliğini almalıyız.
    Bir bardak çayı hangi müftü efendi bile olsa tanımadığına ikram etmiş ki!
    Hiç tanımadığımız bu güzel ağb ler ve ablalar
    Bir selamla bize gönül kapılarını açtılar,
    Evlerine aldılar
    Sofralar serdiler
    Maddi ve manevi döküldüler
    Hizmet dendi adeta akan sular durdu
    Coştular.
    Bu güzel duyguları koruma,
    Geliştirme ve emanet bilme
    Sevgilerini kaybetmeme hassasiyetinde olmalıyız.

  9. Rabbimiz, butun ummeti Muhammed’e rahmet ve magfiretiyle muamele buyursun. Bu meselede tarafli tarafsiz butun abi/ablalarimizin vifak ve ittifakini arttirsin, kalplerindeki uhuvvet ve tesanudu ziyadelestirsin.

    Eski bir Oguz Atasozu: “cekismezsen kaynasmazsin” der. Her zaman degil ama bazen biz de tecrube etmisizdir bunu. Insallah bu defa da oylesi yasanir. Bu cekismeler de sonunda, ayrilik degil kaynasma vesilesi olur.

    Agziniza saglik. Son iki yaziniz da -urunler kadar ’emsalsiz’ olup olmadigini bilemiyorum ama- ‘cok guzeldi’…

    Farkli dusundugum tek husus: “bu tip profesoru, ilahiyatci ve is adami imzali” arkadaslarimizin yazisinin yayinlanasindan kacinilmasa -en azindan- : “bu yazdiklarinizi, yayinlamamiz icin uc imza degil, alaninda uzman ama distributor olmayan bir ilahiyatci da yeterli olur” diye “akacak mecra” gosterilse iyi olurdu sanirim.

    • Dualarınız için gönülden amin…
      Yorumunuzu az önce okudum.
      Veysel beyin yazısının yayınlanmasından birkaç saat sonra yazmış ve çıkış yolunu göstermişsiniz:
      Taraf olmayan ya da taraf olarak tanınmayan -mesela her ne sebeple olursa olsun, arkadaşları telefonla arayıp, distribütörlük teklif etmeyen- bir ilahiyatçının yazacağı, konuyu öncekilerden farklı yönlerden ele alan bir yazı yayınlanmalıdır…

    • Bir ilahiyatçının tek imzalı yazısına,
      “Network Marketing Sisteminin İslam Fıkhı Açısından Tahlili” yazısına,
      Bir tıp profesörü, bir ilahiyatçı, bir iş adamının
      “Network Marketing Sisteminin İslam Fıkhı Açısından Tahlili” Başlıklı Yazısı Üzerine Bazı Mülahazalar” başlıklı yazısı…
      Eğer fıkıh yazısıysa, tıp profesörünün ve iş adamının işi ne? Yoksa onlar da mı fıkıh uzmanı?

  10. Yayınlamadığınız o yazı yarın sosyal medyada paylaşılacak.

    Yayınlamadığınız için altına yorum yapılabilecek bir yer de olmayacak.

    Oradaki iddiaları çürütecek bir mecra da olmayacak.

    İnsanımız genelliķle alttan alma-sessiz kalma eğilimindedir. Nasıl ki sevdiğinden gelen “ya satın al; ya satıcı ol” önerisini kolay kolay red edemiyor, aynen öyle de o gelen taraf yazıyı kritize etme, reddetme imkanı çok olmayacak.

    Yayınlamadığınız yazıya reddiyeyi yayınlayabilecek misiniz?

  11. Allah razı olsun.
    Alanında uzman olanlar yazacak (deniz feneri gib ışık verecek)ki bizler önümüzü görebilelim. Herkes herşeyi bilemez, bizlerin alanında uzmanların yönlendirmesine ihtiyacımız var. Yüksel hocamızada sizlere de
    Teşekkürler

  12. Veysel Ayhan’a Cevap.
    Veysel bey 2 husus var: 1.Bugünkü yazınızda yalan ve iftira var bunlar suçtur. Sizi sukunete ve aklı selime davet ediyorum. Eğer kendinizi kontrol edebiliyorsanız etrafa daha fazla zarar vermeyin derim. (Bu hususla ilgili kanuni haklarımı saklı tutuyorum). 2. Network Marketing Sistemi’nin İslam Fıkhı Açısından Tahlili” Başlıklı Yazısı Üzerine Bazı Mülahazalar. yazısını kaleme alan 3 kişiden biriyim. Hani yazınızda küçümsediğiniz ilahiyatçı. Uzmanlıkla ne kastettiniz tam anlaşılamıyor. Eğer akademik kariyerse kastediyorsanız bence bu konuya girmeyin Siz zararlı çıkarsınız. Çünkü yıllardır köşenizde Hizmete ait her konuda üst perdeden insanlara ayar vermeye çalışıyorsunuz ancak sizin akademik kariyerinizle ilgili bir şey bilmiyorum eğer varsa bilmek isterim. Benim Fıkıh bilgimi merak ediyorsanız ve gerçekten Sizin için önemi vardıysa, gönderdiğim yazının altında açık olarak e-mail adresim vardı, meyil atsaydınız malumat verebilirdim. Esasında biz Sizinle tanışıyoruz. Ben H. Efendiden 3 yıl ders okudum. derslerden biri fıkıhtı. Mülteka ve Vehbe Zuhaylinin İslam fıkhı.. İlahiyat fakültesinde okurken Vehbi Yıldız Hocamızdan El- Hidaye kitabını okumuştuk. Ayrıca 15 Yıla yakın İlahiyat talebeleriyle bu tür kitapları okuduk. İsamil Büyükçelebi Hocamızdan Mecelle okudum. vb. Usul kitaplarını saymıyorum. Bunlar fıkıhla ilgili bir hususta çalışma yapabilmek için yeterlidir. İsterseniz emin olmak için platformumuzda yazı yazan hocalarımıza sorabilirsiniz. Ancak bütün bunların sizin üçün öneminin olmadığına inanıyorum. Çünkü Y. Çayıroğlu ve Rasim hocalarımız sizden bizim yazımızı yayınlamanızı istedi. Bu hocalarımız bizi tanır. Biz düşman değiliz. Hasım değiliz, kardeşiz. Bu hafta sonu beraber görüşmemiz var… İpe un sermeyin gönderdiğim yazıyı yayınlayın okuyucular karar versin.

    SAID KOCER

    • Sait Bey, bir başkasının ilmini küçümsemekten Allah’a sığınırım. Öyle anlaşıldıysam özür dilerim. Ben şunu diyorum: Siz dünyanın en önemli fâkihi ve islam alimi bile olsanız bu firmanın malını pazarladığınız için bu konudaki bilirkişiliğiniz düşer. Tüm hukuk sistemlerinde böyledir. Çünkü satışını yaptığınız mal ile ilgili fetva veremezsiniz. Sizin bu konudaki her beyanınız “reklam” kapsamında olur. Saygılarımla.

      • HOCAEFENDİ Cerbeze mi öğretmiş bu muhreteme.
        “Eğer kendinizi kontrol edebiliyorsanız etrafa daha fazla zarar vermeyin derim. (Bu hususla ilgili kanuni haklarımı saklı tutuyorum)” diyerek tehdit etmeyi mi öğretmiş.
        Eğer Cerbeze istiyorsa işte Cerbeze, veya hakikat: ölçü HOCAEFENDİDEN ders almak ise, ders alıp da şu an şerre hizmet eden herkesin bildiği isimleri sayabiliriz biz de.

        Veysel bey tehditkar uslupla cevap yazan bu kişiden neden özür dinlediniz anlamadım.

        Bu yazıdan bir kaç gün önce malum ürünü almam için beni ikna etmek isteyen “Ensar” arkadaşa tereddütlerimi söylediğimde ; referans olarak bu muhteremleri, hatta imzacılardan birinin öz abisi veya kardeşini özellikle vurguluyordu arkadaşımız.

        “hakkın hatırı alidir ve aslidir.” konusundaki dik duruşunuzdan dolayı ve Üstadımızın hesap verilebilirlik mülahazası üzerine süreçte ne yaşandığını ayrıntıları ile anlattığınız için de hem tebrik hem de teşekkür ederim.

      • Özür dilerken bile yalan söylüyorsunuz. Düştüğünüz durum Çok üzücü. Ben bu firmamın pazarlamacısı değilim iftira atıyorsunuz. Bunu yaparken hiç sıkılmıyomusunuz ? Keşke bana sorsaydınız Hayretler içinde okudum.

      • Özür dilerken bile yalan yazabiliyorsunuz ve takipçilerinizi yanıltıyorsunuz. Ben firma temsilcisi değilim. Yazıyı yayımlamayarak amacınızı algı yönetiminizi adım adım yönetiyorsunuz. Ben Yüksel beyin yazısını analiz ettim. Yüksel bey herhangi bir firmadan bahsetmiyor. Bende bahsetmiyorum. Üzerinde çalıştığımız konu Çok Katlı Pazarla ticaretidir herhangi bir firmayı incelemedik. Ama bir trol yazısıyla sanki bir firma etrafında konuşuyormuş imajı oluşturuldu. Velevki ben bir firmanın temsilci olsam bile cevap yazdığım makalede tek kelime ile bir firmadan bahsetmiyoruz. Yazıyı ysyınlamayarak analiz etme yetisi olmayanları yönlendiriyorsunuz. Kuralsız ve etik ilkelerini de çiğniyorsunuz. Haretler içindeyim

        • Muhterem Fatih Özer Abi, -pardon- Sayit Kocer Abi, -pardon- Said Kocer Abi, -pardon- Sayit Kocet Abi, ya da üç imzalı makaleyi hangi isimle imzaladıysanız o Abi, ya da isminiz gerçekte neyse o Abi, Allah sizden de, bu konunun hangi tarafında olursa olsun bütün Abi-Ablalarımızdan da razı olsun…
          Elbette ki, “yorum köşesi” isimlere bakan yönüyle, hiçbir şey ifade etmez. İsteyen, istediği isimle istediği yorumu yapabilir…
          Yoksa, Hocaefendi’den açıkça bahsedildiği yerde, İsmail Büyükçelebi Abinin ve Vehbi Yıldız Abinin isim-soy isimle anıldığı yerde, gerçek isim yerine müstear ismin kullanılması, isim konusunda bir bu kadar karışıklık yaşanması kolay açıklanabilir/anlaşılabilir gibi durmuyor…

          • Hem de nasıl!
            İnşallah Yusufiye’deki bir muhtereme, açık ismi geçti diye ilave bir soru sormazlar…
            Dışardaki bazı arkadaşlar, bu konularda biraz daha hassas olabilirler mi acaba !?

      • Veysel abi lütfen insanları küçük gördüğünüz bu yazıyı tashih edin, zerre miktar hizmetin hakkı var ise üzeriniz de bunu yapın. Lütfen bu konuda da gurur yapmayın. Makamlar mansıplar gelip geçiçi. Meselenin fıkhi hükmünü savunun veya reddedin demiyorum. Baştan sona aşağılayıcı ve insana ayar veren ve hizmetteki insanları sanki üst akıl gibi yönetmeye çalıştığınız bu imalı yazınızdan dolayı lütfen bu özrü yerine getirin. Bu bir erdemdir. Şu ana kadar bu yazınızdaki uslubunuzu savunan aklı başında insan gör medim. Muhittin Akgül hoca gibi ortalığı sakinleştirici bir yazı beklerken çok kışkırtıcı bir yazı ile hakka girdiniz. İnş bir an önce bu yanlıştan dönme erdemini gösterirsiniz

    • Birinci kardeş sen farklı farklı isimlerle yazıyorsun, hangisine inanalım, zaten burdan bir çelişki var. Sen kimseyi küçümseye mezsin. Yok akademik kariyer yok bilmem ne, Peki HE-nin akademik kariyeri var mı? Onada lafınız var mı?
      Acaba HE bu ticaret doğru değil dese kaç kişi bırakır????
      Emin olun çoğu bırakmaz, zaten oturup düşünüp anlamaya çalışma yok, direk savunmaya geçiyorlar.
      Paranın gözü kör olsun!!!! Thanks

    • Hizmeti abiliği ablalığı, ticaretinize, menfaatinize kurban etmeyin. Ürününüz çok iyiyse gidin dışarda satın. Çünkü satamazsınız. Milletin saf temiz duygularından çekin elinizi.
      Çünkü kardeşliğe, güven itimada zarar veriyorsunuz. Ortada menfaat/para varsa orda Hizmet kardeşlik dostluk yok, çıkar var.

    • He yanında ders okumuşsun da, dostların kardeşlerin üzerinden para kazanmanın etik olmadığını, kardeşlik ve uhuvete zarar verdiğini MALESEF ÖĞRENE MEMİŞSİNİZ. SİZ BİR 20 yıl daha ders alın bence.

      • Biraz edep biraz ahlak bekliyorum. Ben bu firmamın temsilcisi değilim iftira atıyorsunuz. Neden kimyanız bozuldu? Veysel benim kariyerimi sorgulayan özel bir yazı yazınca beni tanıyor olmasına rağmen küçümseyince sadece bir hatırlatma yaptım.

    • Vayyyy “ gönderdiğim yazıyı yayınlayın”
      Burda sadece doğrular yayınlanır. Taraflı ve reklam içerikli yazılara yer verilmez.

      HE yanında kalmışsınız, falan filan kitabı okumuşsunuz, falanlarla ders yapmışsınız ama meselenin özünü anlaya ma mış sınız. Siz bir 20 yıl daha ders alın, uhuvvete, kardeşliğe zarar veren, maddi çıkar ve menfaatten uzak durun. Bizim saf temiz duygularımızı suistimal etmeyin.
      Siz zaten abi değilsiniz, abilik konumundan istifade edenlerdensiniz.
      Gerçek abi ben şu kadar HE yanında kaldım, ben şunlarla muhatap oldum, şunları okudum demez.
      Çok mütevazi siniz maşallah
      Sadece gidin ürününüz çok güzel se dışarı satın, hizmeti kullanmayın

      • Omer Bey yazdiklariniz cok agir ifadeler ama bir kardesiniz olarak sadece dusuncemi paylasayim.

        Bir insanin inandigi bir dava varsa disardan mi baslamali yoksa en yakinindan mi? Simdi Peygamberimiz Islami once kimlere anlatmaya calismis? En yakinlarina degil mi? Peki hepsi anlamis mi? Hayir! Desem mesela, vay efendim ayni sey mi diyeceksiniz simdiden duydum bile.

        Isin asli her insan sevdigine yardim etmek ister ama uslubu, yolu yanlis olabilir ve isini yanlis yapabilir bu isin de aslinda yanlis oldugu anlamina gelmez sadece yapanin cok iyi temsil edemedigi, afedersiniz ama beceremedigi, anlamina gelir.

        Siz de haklisiniz aslinda, bu kadar yaygara yaparsaniz bahsi gecen urunler gibi nice guzel seyi paylasmak icin disarda adam aramalar da olabilir. Yeter ki gonuller hos olsun, kimse kirilmasin ama keske bahsi gecen urunleri bi ay kullanip da bu yorumlari yapsaydiniz o zaman anlardiniz ne demek istedigimi. Niyet aslinda kimseyi kullanmak degil yardimci olmak ama size de duzgun anlatilamamis olabilir mesele.

        Hayirli gunler,

    • Baskıyla, herkesi ayağa kaldırarak her istediğinizi yaptırabileceğinizi mi zannediyorsunuz. Ozaman sizin ALO FATİH’ten ne farkınız kalıyor. Bir gazete birşey yazar, beğenen dikkate alır, beğenmeyen almaz. Alttan üstten tacizlerle sizin yaptığınız doğru mu ki, şimdi Veysel Bey’e hak hukuk diyorsunuz. Yayınlamıyorlar diye mağdur edebiyatı da ayrı bir fecaat. Gazeteciler dik durdu, işin garibi hizmetin kurumunu karalamaktan bile korkmadınız. Operasyon dediniz. Değirmenin suyu dediniz. Ki onlar sizin adınızı zikretmezken, siz kendinizi rezil etmekten çekinmediniz. Yeter, siz ne yapıyorsanız yapın, millete baskıyla ayar vermeye çalışmayın. Kendinize göre fetvalar vermeye devam edin. Bakalım mutlu olacak mısınız. Üye yapmaya çalıştığınız insanların size karşı düşüncelerini bir bilseniz. Yazık. Abilik, hocalık bu kadar basit harcanıyor. (Bir şahıs değil, bu satış sisteminde önde gözüken ve şuan canhıraşane savunan abilerin hepsine bu sözlerim) Dikkate alırsanız sevinirim…

  13. Ne zaman hizmet aşkının, adanmışlığın yerini bina yarıştırmak aldı geldiğimiz hal ortada ama hala ibret almadık yada akıllanmadık.

    • Maalesef bir insana sınırsız fikri özgürlük ve yazı yazma platformu sununca işte sonuç bu: kim olursan ol benim gibi düşünmüyorsan hiçliğe mahkumsun.

      Veysel ayhan beyin son yazısı bunun bir örneği oldu maalesef. Demek ki Tayyibe laf atan ama Tayyipcik olma potansiyelinde çok kimse var

      • Veysel Bey gayet güzel yazmış. Teşekkürler, saf temiz insanlar üzerinden menfaat elde edenleri uyarmış. Ticaretin doğruluk dürüstlük, aldatmama üzerine olması gerektiği, herşeyin yazılı ve profesyonel olması gerektiğini,

        İşin içine menfaat/para girince abilik ablalık kardeşliğin zedeleneceğini yazmış. Çok güzel ve doğru yazı.

  14. Kiymetli Veysel bey,

    Böyle bir konu nasıl gündem oldu ve arkadaşlar 2 aylarını harcayıp neden ardı ardına böyle yazılar yazma gayretindeler anlamak gerçekten zor. Birde sizler böyle yazınca hemen böyleleri var gibisinden karalamaya ve haşlamaya hazır yorumcuları anlamak bir o kadar daha zor. İnsanları yıpratmadan ve ötekileştirmeden konuları niye konuşup yazamıyoruz.

    Eğer sorun cemiyetteki dünyalık itibarını kullanıp arkadaşları suistimal edenlerse ve ki bunlar kim biliniyor, mevzu onlarla halledilsin. Ne diye cemiyete şekil vermeye çalışılıyor ki?

    Herkesin aklı fikri inancı ve muhakeme gücü var. Yazılanları okuyup tatmin olurlar yada olmazlar bu onların iradesi ve sorumluluğudur. Zorla birilerinin dediklerini kabul etmek gerekmez. Üstelik dediğiniz gibi bu ticaret yaşanan ülke sistemine uygun ve haram değilse ve yapılabilirliği sözkonusu ise daha buna kim ne diyebilir ki?

    Size ulaşan itirazların içeriğini mademki görüyorsunuz, yazıyı kaleme alan hocamız vicdanen değerlendirmesini yapabilir ve detayları bu haliyle araştırabilir ve bunu da kendi paylaşabilir. Bu işi tırmandırmaya ne gerek var?

    Cemiyet kimsenin mahallesi olamaz ve kimseye git başka mahallede sat kardeşim diye cemiyet adına konuşulamaz. Cemiyet benim sahiplendiğim kadar benimdir. Kimsenin demesiyle yada müdahalesiyle buna girilmez yada çıkılmaz.

    Biraz daha aklı selimi ön planda tutup acaba dinimiz adına bugünün insanına nasıl ulaşabiliriz bunları konuşsak daha faydalı olur kanaatindeyim.

  15. Allah razi olsun. Seytan bizlere sagdan yaklasiyor. Para kazanip hizmet edersiniz der bize seytan. Onun icin bazi seyleri sirin gosterir. Siz Allah icin biriyle ilgilendiginizde seytan hemen sunu der . Bak sunada soyle hem ona faydan olur sagligina dokunursun Allah razi olsun derse kurtulursun. Kazandigin parayida Allah icin harcarsin. Ve senin hic beklemdigin yerden vurur. Eger para zaafi varsa seni yoldan cikarir ve donusu olmayan bir denize yelken actirir. Bir arkadasim anlatiyor. Ben yabanci birine Allahin ismimlerinden hergun Birinci anlatiyordum. O sirada seytan araya girip bak bunun hastaligi var ona teklif et , belki ona faydali olur. Ve Allahin dusmani seytan Allah icin yaptigin seye kendi mayasini karistirir ve o isi bulandirir. Herkes kendinden sorumlu lutfen yorum yapan arkadaslar , bu isi yapan arkadaslari tenkit etmesinler ellerinden geliyorsa dua etsinler onlara. Hickimsenin garantisi yok. Ne o isi yapanlar bu islerini abartmasinlar. Yapmayanlar da o isin haram oldugunu soylemesinler. Ama ortaklik konusunda veysel abi farkli soyluyor arkadaslar farkli anliyor. Yillardir ulke abiligi yapmis bir abimiz bu surecte farkli zamanlarda yaklasik 7 kisi ile ticari iliakilere girdi ve hepsi ile nerdeyse dusman oldu. Onun yaninda calisanlarla bile dusman gibi oldular. Degermi 3 kurusluk dunyaya.Allahin davasinin bizim paramiza ihtiyaci yok. Ihlasimizla o dava icinde kalabiliriz. Onun icin Buyugumuz gunde 1000 defa Allahumme el ihlasa verridaka ve halisel ask vel istiyak desek azdir. Allah ayaklarmi kaydirmasin.

    • Çok güzel tesbitler. Evet maalesef birileri kendini paraya kaptırmış, kötüsü de i, dostluk arkadaşlık duygularından bile istifade ediliyor. Buda kardeşliğe, güvene zarar veriyor. Herkes mi böyle, değil tabiki. Bundan böyle abi var, abi adını kullanan var.
      Herkes dikkatli olsun.

  16. Guzel bi yazi olmuş . suan boyle zorla birilerinin kendinin kardeşinin bu isin basinda oldugu birsuru yalqn katilarak abone yapiliyor sonuc olduktan sonra is bitiyor ben hakkımı helal etmiyorum

    • 1. Abone diye bi olay yok bahsi gecen iste! Size abone diye anlatmislarsa yanlis anlamissiniz ya da zaten bilmiyorsunuz mevzuyu bilgi sahibi olmadan fikriniz var. Ne alma, ne satma, ne stok, ne uyelik, ne kayit etme…vb gibi seyler var.

      2. Yalan katanin kendi mesuliyeti; kananin ds cahilligi, safligi diyelim. Ayrintili bilgi icin science.k_____.com a girebilirseniz orada neyin ne oldugu yaziyor. Kendi sitesinde ve bilimum sitelerde ne ise yaradigi da ama abuk subuk kimin yazdigi belli olmayan yerlere bakarsaniz yanlis bilgi alirsiniz. Veysel Bey in dedigi de cok komik mesela. Islam i gidip Yahudiler e sorun gibi isi yapmayanlardan daha saglikli bilgi alinir diyor ki anlamakta zorlaniyor insan. Yasayana, isi bilene de sormak daha mantikli kanimca.

      3. Hakkini helal etmiyorsun cunku saglam bir is ortakligin olmamis; tamamen is ortaginin sucu. Simdi kalkip atedin yaratilmasi kotu olmus diyebilir misin? HAYIR! Yangin cikmis cikarilmissa, tabii ki bi sebebi var ve bu atesin sucu degil.
      Anlayana…

  17. Bedbaht:
    Dunyanin hali boyle, para tatli, isimize karismayin kardesim, isteyen istedigini yapsin.

    Bedbaht: 2 yil sonra,
    Lanet olsun, guven muven kalmadi kimseye, ya arkadas hic mi biriniz cikip uyarmadiniz, hadi biz bilmiyorduk, siz niye cikip uyarmadiniz. Bu kadar hoca, yazar niye sustu ki.

    Hudaperest:
    Arkadas yazdilar, soylediler, cizdiler, yazik yapmayin etmeyin dediler.

    Bedbaht:
    Kim dedi, nerde dedi, hadi goster, inanmam, hepiniz boylesiniz iste.yaziklar olsun, 3 kurus paramiza kondunuz.

  18. Değerli Veysel bey.

    Yazılarınızı ilgiyle takip eden birisi olarak söyleyeyim. Şoka girdim.

    1. Yazınızı kendiniz baştan sona sakin bir şekilde okuyun. Açıkça insanları küçümseme havası seziliyor. Esnaf Fakih ifadesi son derece çirkin.

    2. Meselenin fıkhi hükmü ne olursa olsun cevabi yazıyı yayınlamamak ve onun yerine zatı alinizin bu şekilde ikinci bir yazı kaleme almanız, çoğu insan tarafından şöyle okundu: bu kurum benim şahsi malım. İstediğim gibi yazarım çizerim. Şunu unutmayın yaptığınız bu tutum, konu hakkında yapılan tartışmalardan çok daha öte bir sorundur. Düşünce özgürlüğüne bir müdahaledir. Bu davaya gönül vermiş insanları bu şekilde aşağılamak kimsenin haddine düşmez.

    3. Bu işle meşgul oldukları kadar ilayı kelimetullah yapsalardı ifadesi nasıl bir yaklaşımdır. Süreci sadece siz mi yaşıyor sunuz. Özellikle Said Koçer abi gibi Yıllarını hiz ete vermiş, hocamızdan ders okumuş bu abimizi de zan altında bırakacak böyle bir ifade insafa uygun mudur? Siz insanlar hakkında böyle bir hüküm verme hakkını kimden aldınız? Yukarı da ki yorum da kimseyi küçük görmedim demişsiniz tekrar bir okuyun lütfen yazınızı. Siizn bu insanlara had bildiren ayar veren bu yazınız mevcut tartışmanın çok ötesinde bir sorundur, eski düşünce kodlarının patlamasıdır. Bir insan ticaret yapıyor diye onun hizmet duygu ve düşüncesini küçük görmek hangi insafa akla sığar.
    4. Bu tutumunuz şunu da ortaya koydu ki tıpkı eski zamanlarda olduğu gibi sizden farklı düşünenleirn hayat hakkı yok. Demek bizde değişen bir şey olmamış. Eski düzen tekrar geri dönse yine herkes bir başkası üstünde hüküm sürmeye devam edecek.

    Ben ticaret falan yapmıyorum. Fakat bu yazınızdan ötürü sizlere de hakkımı helal etmiyorum. Gece boyu uyuyamadım. Allah size fikirlerinizi ifade etme hakkı vermiş. Siz ise çay içme kolaylığında hizmete gönül vermiş hocamız başta olmak üzere insanlar hakkında ayar veriyor ahkam kesiyorsunuz. O bulunduğunuz makam hizmete ait ise lütfen dikkat edin. Değilse lütfen bunu da açıkça yazın.

  19. Fıkıhta ihtilaf vardır. Ama fikir özgürlüğünde ve insanları küçük görmenin haramlığında ihtilaf yoktur Veysel Bey. Bence helallik almanız lazım

  20. İnsanlara üstten bakıp had bildiren kimseyi Allah öyle bir ezer ki elindeki imkanları da alır. Üç kişi yazı yazmış onlara ulaşıp bilgi de verebilir ve daha yumuşak yazı da yazabilirdiniz. Şayet haddini aşan bu yazınjzla alakalı düzetlme yapıp özür dilemez iseniz bu haber sitesinin babanızın malı olduğu netleşmiş olacak. Gazete de köşe yazarlığı yapıp başkalarına sırf başka türlü düşünüyorlar diye had bildirmek ayar vermek kibirli bir uslup la konuşmak kimsenin haddi değildir

    • Biraz edep biraz ahlak bekliyorum. Ben bu firmamın temsilcisi değilim iftira atıyorsunuz. Neden kimyanız bozuldu? Veysel benim kariyerimi sorgulayan özel bir yazı yazınca beni tanıyor olmasına rağmen küçümseyince sadece bir hatırlatma yaptım.

  21. Benim fıkıh dışında endişelerim vardı. Hâlâ buna tatminkar cevap gelmedi. 1)-Birçok insanın geliri bu ürünleri almak için yeterli değil. Her insanın ihtiyacı gibi sunulan ürünleri aile fertleri sayısınca alınca aylık 500-600 Euro fatura karşımıza çıkıyor. İnsanlar aylık bu para ile ev sahibi oluyor. Zaten gereksiz ise neden bu ürünleri alayım veya satayım. Bu ürünleri kullanmayan Almanlar 90-100 yıl yaşıyor. 80 yaşında ölen için erken öldü diyorlar. Demek ki bu ürünleri kullanmadan sağlıklı ve uzun yaşayabiliyor. Aylık net 3000 Euro kazanan bir aile için bile bu ürünleri almak sürdürülebilir değil. Aylık 10.000 Euro geliri olan bile hatır için birkaç defa alır. Zorunlu bir durum yoksa sürekli almaz. Yani sürdürülebilirlik sorunu var. 2)-Her şehirde zengin insanlar çok para kazandığı bilinen işler yapıyor. Hiçbir şehrin ilk 100 zengini içinde bu çok katmanlı ticaret yapanlar yok. Bu işte çok para kazanma vaadi var ama fiiliyatta bu yok. Çoğu kişi söylediği kadar kazanmıyor. Banka hesabını gösterip ispat etmiyor. 7 yıldır bu işi yapan kişi hala kirada oturuyor. Para kazanan kişinin hayatında bu kazanç gözükür. Bazı uyanık kişiler altına ekleyecek kişi bulamıyor. Eşini, babasını ekliyor. Parasını cebinden ödüyor. Sonra kendisine gelen parayı gösteriyor. Ama toplam cebinden çıkanı söylemiyor.

    Kimse şöyle söylese bu ürünü satamaz.

    “Bu ürün zorunlu bir ürün değil. Bunları alınca başka masraflarının azalacağı garantisi yok. Bu ürünün emsalleri daha ucuz. Ben bile bu ürünleri tüm ailem için alamıyorum. Param olsa bile almam. Sadece para kazanmak için bu ürünü sana satmak istiyorum. ”

    Fıkhi olarak şüpheli olduğu doğrudur.

    Sosyolojik olarak sosyal ilişkileri yıpratıcı etkisi vardır.
    Bu satış ağının içine girmiş insanlar objektif değerlendirme yapamıyor. Ne kadar delil getirseniz ikna olmuyor. Ben gerçekten hata yaptım. Bu hatadan döneyim demiyor, diyemiyor. Allah kurtarsın…

    • Demek ki hala bahse konu olan urunlerin ne oldugunu dogru durust incelemediniz ve tabii ki kullanmadiniz. Ustteki iddialariniz hepsinin cevabi ve sosyal kanitlari mevcut ama onyargiyla olaya bakarsaniz cevaba ulasmaniz cok zor tabii ki. Kim iddia ediyor ki 3000 Euro luk urunleri herkes karsilayamiyor diye? Bu is bi ticaret ve kendi kurallari var, isi duzgun yapamayan degil 3000, 3 Euro bile kazanamadan cikar bu isten ki sermayesi en fazla 700 Euro civaridir. Kazananlar ise ilk 6 ayda 10,000 Euro kazanan cok insan var arkadaslar arasindan. Demissiniz ki
      “Bu ürün zorunlu bir ürün değil. Bunları alınca başka masraflarının azalacağı garantisi yok. Bu ürünün emsalleri daha ucuz. Ben bile bu ürünleri tüm ailem için alamıyorum. Param olsa bile almam. Sadece para kazanmak için bu ürünü sana satmak istiyorum. ”

      1. Bu urun ve ilerde cikacak olan muadilleri (su anda YOK) insanlarin saglikli yasamasi ve yaslanmasi icin sart; tipki egitimin sart oldugu gibi. Isterseniz bi koruyucu hekimlik yapan birisine de sorabilirsiniz.
      2. Duzgun bir ticari gelire kavusunca baska masraflariniz artsa bile kazancinizin giderinizden fazla olacagi acik her ticarette oldugu gibi. Kaldi ki ne en basta ne de bu ticari iste her ay 10,000ler falan yatirmaniza gerek yok ki. Baktiniz olmadi en gec 6 ay sonra birakirsiniz ve beceremedim deme erdemini gosterebilirsiniz.
      3. Param olsa 100% ALIRIM ama bunu anlamaniz icin inceleyip KULLANMANIZ sart ki bu ufuk sizde pek gozukmuyor malesef.
      4. Bu bir ticari istir, hatadan donme yoktur sadece basari sizin azminize ve sabriniza baglidir her iste oldugu gibi. Ama yeteri kadar zaman ve emek harcadiktan sonra olmuyorsa zorlamanin da bi manasi yoktur. Basarili olanlara sormak lazim nasil basardilar; basarisizlarin da basarisizlik sebeplerini irdelemek lazim.

      Allah hepimizi kurtarsin insaallah.

      • hic tatmin olmadim , kullanici olmak icin satici da olmaliyim.. oyle olunca ucuza gelir mi diyor sunuz ?
        hizmetten hangi tanidiginiz aylik 2 kisi icin 250 euro civarinda EK Gidaya para verebilir boyle bir zamanda, muavenet derken acaba kendinize mi muavenet?
        sadece kullanici, musteri ise.. sasirmamak elde degil.
        muavenet is kuracak olanlara destek olmaktir da ama bu nedir kardesim!?

  22. Teşekkürler Veysel Bey. Kim ne derse desin dik durduğunuz için. Her yazıyı yayınlamak zorunda değilsiniz. Ki sosyal medyanın veya daha farklı platformların nimetlerinden yararlanabilir herkes. Bu işi dava gibi savunanlar ne hikmetse ben bu işi yapmıyorum, ya da sadece satış yapıyorum üye bulmuyorum diyerek kimseyi kandırmaya çalışmasın. Çevresindeki herkesi bu işten nemalandırıp, sonra ben çok içinde değilim demek hiç de şık değil. Ayrıca dinden imandan bahsedenler, bir fıkıhçı araştırma yapıp yazı yazdı diye Allah katında hiç hoş olmayan sözler sarfettiler. Onlara fetva vermeyen hocaları ya da bu sistemi doğru bulmayan akademisyenleri bir trol gibi karalamaya çalıştılar. Yada Allah görüyor da tüm denilenleri, yapılanları birde HE bu konuda ne derdi hiç düşündüler mi. Ev almayın, araba almayın dedi yıllarca. Bir kısmımız hala bu süreçte bile lüks peşinde. Kendi rahatımızdan taviz veremediğimizden şüpheli şeyleri tercih edebilirmiyiz yani, bu bukadar basit mi. Bi taraftan HE taş kırarım, takke örerim minnet etmem derken. Minnet etmenin ötesinde insanlara bıkkınlık getirmişler ısrarcı tavırlarıyla, hala farkında değiller. Allah bir an evvel gözlerini açsın. Hiç bir kardeşimizin, abimizin dünyalık bir şeyi bu kadar savunması, savcısı gibi davranması normal değil. Rabbim yardımcıları olsun. Üzülüyorum gerçekten.

    • Meseleye sadece o açıda n bakmayın. O kısmı bir tercihtir yumuşakça uyarılır.

      Ama hocamızın talebesi abiye hizmeitn bir haber sitesinden bu şekilde ayar vermek ve onun gönderdiği cevabi yazıyı yayınlamamak fikir özgürlüğüne çok büyük bir saygısızlıktır.

      Konuya bu açıdan bakmamız lazım. Yoksa bu kafa yarın kendi görüşü dışında hiç bir görüşü kabul etmez

      • Bu sistemler TİTAN sisteminin araya ürün konularak perdelenmiş halidir. Çok net bir şekilde dolandırıcılıktır. Katılımcılarından para kazananlar dolandırıcı, para kazanamayanlar ise dolandırılanlardır.

        Kaldı ki hiçbir hukuk bilgisi olmayan insanlar bu sistemleri hararetle savunur, en yakın arkadaşlarına bile acımasızca hakaret edip suçlayabilirler.

        Dost meclislerinde bile sisteme adam kazandırmaya çalışıp sizi bıktırırlar. Bunların sohbet-i cananları sohbet-i Kyani vb olur. Gerçekten insanı bunaltan bir şey. Kurtulun şu saçmalıktan arkadaşlar..

      • Biraz edep biraz ahlak bekliyorum. Ben bu firmamın temsilcisi değilim iftira atıyorsunuz. Neden kimyanız bozuldu? Veysel benim kariyerimi sorgulayan özel bir yazı yazınca beni tanıyor olmasına rağmen küçümseyince sadece bir hatırlatma yaptım.

    • Sumeyra hanim dogru tesbitler. Para tatli geliyor. Durup dusunup anlamaya calisma yok malesef. Direk savunmaya geciyorlar. Acaba HE uygun deil dese merak ediyorum kac kisi birakir….

  23. Bir de dün yazdığınız bu yazı ile Prof. DR. muhittin akgül beyin yazdığı yazıyı da okuyarak bir konrlden geçirin.

    Belki az da olsa insafa gelirsiniz.

    Kur’ân ve onun birinci derecede açıklayıcısı olan Sünnet, her dönemdeki Müslümanın ana kaynakları olmuştur. Mü’minler, bu iki temel kaynak ışığında dünya ve âhiret hayatlarını şekillendirmiş ve önlerine çıkan problemleri de yine onların ışığında çözmeye çalışmışlardır.

    Allah Teâla insanların tek tip ve tek düşüncede olmasını murat buyurmamış, dil, renk ve düşünce bakımından onları farklı yarattığı gibi, gönderdiği kitap ve peygamberler açısından da farklı kılmıştır.

    İnanç ve ahlak prensipleri değişmemekle beraber, fıkıh ve insan hayatının değişik yönlerine müteveccih konularda, bir peygamberin getirdiği ilkeler diğerinden farklı olmuş, hatta aynı ibadet cinsinde bile, nitelik ve nicelik bakımından birbirinden farklı uygulamalar yaşanmıştır. Mesela namaz ve zekât gibi her peygamber döneminde câri olan ibadetlerde bile, birebir bir benzerlik söz konusu değildir.

    Yukarıdaki özelliğin farklı bir yansıması, aynı zamanda Kur’ân ve Sünnet’in kendi içinde de mevcuttur. Açık ve belirgin olan muhkem âyetlerin yanında, birden fazla anlama ihtimali olan müteşâbih âyetler de vardır. Yine Hz. Peygamber’den (s.a.s.) bize ulaşan nebevî uygulamalarda, birden fazla rivayetin mevcudiyeti ve bazen bir rivayetin farklı anlamlara gelme ihtimali de, açıkça bilinen gerçeklerdendir.

    Şu gerçek açıkça söylenebilir ki, inanç ve ahlak konularının dışında, özellikle de ibadet ve muamelatla ilgili naslar, her zaman için ahkâm açısından farklılık ve renklilik gösterebilmiştir. Nitekim İslam dünyasındaki ilk dönemden itibaren hem inanç ve hem de muâmelât açısından birbirinden farklı mezheplerin/ekollerin ortaya çıkması da, bunun açık bir göstergesidir.

    Bu açıdan bakıldığında, aynı âyet ya da Sünnet rivayetinden bir âlim bir hüküm çıkarmasına karşın, aynı nastan başka âlimler, daha farklı hükümler çıkarabilmişlerdir. Ve bu gerçek, hiçbir zaman da yadırganmamıştır. Zaten aslında böyle bir durumun yadırganması yadırganmalıdır. Hatta aynı mezhep içerisinde bile birbirinden farklı üç hatta bazen daha fazla görüşün varlığı da, yine inkârı mümkün olmayan gerçeklerdendir.

    Mesela Hanefi mezhebinde aynı konuda bazen İmam A’zam ayrı, İmam Muhammed ayrı, İmam Ebû Yûsuf ayrı ve İmam Züfer de ayrı bir hüküm çıkarmıştır. Bunda yadırganacak bir durum söz konusu değildir, zaten olamaz da.

    Zamanla, yeni yeni ortaya çıkan bir takım konular hakkında da İslam âlimleri, ya yukarıda işaret edilen Kur’ân ve Sünnet’in naslarını kullanmış, şayet bu iki kaynakta nas yoksa, bu defa icma’, kıyas, istihsan gibi yollarla meseleye açıklık getirerek, Müslümanların bu alandaki ihtiyaçlarını gidermişlerdir.

    Müslümanlar da yaşadıkları bölge ve şartlara göre, gerek inanç ve gerekse fıkhî açıdan, farklı olan herhangi bir mezhebi/ekolü seçmiş ve dini hayatını buna göre yaşamaya çalışmışlardır.

    Buradan güncel bir konunun tartışılmasına gelmek istiyorum. Zaman zaman karşımıza hayatımızda daha önce olmayan konular girebilmektedir. Bu yeni durumların bazen naslarda hükümleri açıkça olmayabilir. Bazen açık gibi görülse de, bu naslardaki kelimelerin ve cümlelerin anlamları, birden fazla anlama gelerek, farklı hükümleri netice verebilir. Bazılarına göre farz, vacip, müstehap gibi hükümler alabilir. İşin mütehassısı olan bilginler de, işte bu naslardan bunlardan kendi bilgi, beceri ve düşünceleriyle içtihad ederek farklı hükümler çıkarabilirler. Böylesine bir sonuç da gayet normaldir ve asla yadırganmamalıdır. Nitekim benzeri farklılıkları geçmişte inanç bakımından Eş’arilik-Maturidilik, amel bakımından da, meşhur olanları itibariyle Hanefilik, Şafiilik, Hanbelilik ve Mâlikilik olarak bilinmektedir.

    Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus, işaret edilen bu farklılıklar, hiçbir zaman ayrılıklara, kırgınlıklara, darılmalara ve dalgalanmalara sebep olmamalı ve birbirimizi kırıcı üsluplara taşmamalıdır.

    Ne hükmü veren kimse, ne de hükme uyan kimseler, birbirlerine karşı itham edici, ağır sayılabilecek sözleri ve cümleleri sarfetmemelidirler. Netice itibariyle bu hükümler olsa olsa bir içtihad olabilir. İçtihadlar da her zaman birden fazla ve farklı olabilir. Nitekim ne İmam A’zam, talebeleri olduğu halde İmam Muhammed, İmam Ebû Yûsuf ve İmam Züfer’i, bu farklı içtihadlardan dolayı engellemiş ve darılmış, ne de onlar farklı düşündükleri için hocalarına karşı nezâket sınırlarını aşmışlardır. Nitekim biz de günümüzde onların bu şekliye verdikleri farklı fetvaların esnekliğinden, çoğu kez istifade etmiş oluruz.

    Yine bizim temel kaynaklarımızdan olan hadis ve fıkıh eserlerine bakıldığında, birbirine zıt rivayet ve görüşlerin, hiç çekinilmeden aksine bir zenginlik olarak arka arkaya zikredildiği görülür. Benzeri bu güzel örnek, pekala günümüzde de uygulanabilmelidir. Dolayısıyla farklı iki görüş seslendirilebilmeli, herkes rahatlıkla ve çekinmeden ulaştığı neticeyi ortaya koyabilmeli, gerisi de insanlara bırakılmalıdır.

    Yukarıdaki durum, herhangi bir konuda içtihad edip hüküm ortaya koyanlar açısından geçerli olduğu gibi, onların bu içtihadlarına uyanlar için de söz konusudur. Yani bu kimseler, farklı mezhep ve görüş sahibi oldukları halde, bir arada kardeşçe yaşamış, cehalet ve bağnazlığın yaşandığı istisnai zamanlar dışında, bu farklılıklar hiçbir zaman aralarında bir ayırım ve üstünlük konusu edinilmemiştir.

    Oldukça sıkıntılı bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde insanlar, NETWORK MARKETİNG diye ifade edilen ve farklı içtihadların olabileceği, olmasının da gâyet normal kabul edilmesi gereken bir konuda, medyada yazılıp kanaat belirtilmesinden dolayı, aslında olmaması gereken bir takım aşırı tepkiler ve itham sayılabilecek sözler ortaya çıkmıştır. Hatta bazen bu tepkiler, değerlerimizi bile yıpratacak doza ulaşabilmiştir.

    Halbuki yukarıda da temas edildiği üzere, içtihad alanına giren konularda, daha temkinli olunmalı, örneğin yazımızın konusu olan NETWORK MARKETİNG hakkında ne cevaz verenler ile ona göre amel edenler göklere çıkartılmalı, ne de onu caiz görmeyip amel etmeyenler yere batırılmalıdır. Bu türden meseleler karşısında daha dikkatli olmalı, saygı ve sevgi sınırını aşarak birbirimizi asla hırpalamamalıyız. Her iki görüşün de doğru olma ihtimaline karşı, görüş sahipleri birbirini ithamdan kaçınmalı, kim hangi görüşü benimserse benimsesin, neticede bunun içtihadi bir fark olduğu gerçeği asla unutulmamalıdır. Ayrıca içtihad ve fetva dinin özü, esası olmadığı gibi mukaddes de değildir. Ruhsat bulunan hususlarda insanın ruhsat veya azîmete göre amel etmesi serbesttir.

    Prof. Dr. Muhittin AKGÜL
    [email protected]

    • Offff Ali bey amma yazmışsınız. Siz Kyäni den iyi para kazanıyorsunuz herhalde. Veysel beyin dedikleri doğru, kaldıki Kyäni yi savunan yazı çıkarması reklam olur.
      Teşekkürler Veysel bey

      • Ömer bey,, vallahi billahi tallahi bu işten para pul kazanmadı m ticaret ile de meşgul değilim. daha nasıl yemin etmem gerekiyorsa onu da söyleyeyim yapayım. buradan Veysel Ayhan apaçık karşı tarafın görüşlerini hiçe sayıp kendi kafasına göre bir mecra oluşturmaktadır sorun budur arıza budur Yarın bu kafa seni de susturur aklını başına al bilmediğin konularda konuşma

      • Sizden baska K…. ile baslayan firma ismi veren oldu mu? Mesele para kazanma vwya belli bir firma degil; mesele hak, hukuk, adalet, adam karalama, fikir ozgurlugune darbe…vb.

        Kim ne kazanirsa kazansin bize ne? Ama su fikri begenmedim hemen elestireyim ve sinirlari da olmasin elestirimin seviyesi de diye baslayip saga sola ayar vermeye kalkarsaniz ve bi de dedikleriniz yanlis ise, olqyi bilmiyorsaniz cok buyuk vebal altina girmis sayilirsiniz diye dusunuyorum. Yani iki degil on dusunup bi soylemek, 100 dusunup bi yazmak lazim ozellikle Veysel Ayhan Bey gibi yazarlarimizin.

  24. Insanlarin fikirlerini sevmeyebilirsiniz ama hickimsenin birbirini yalan yanlsi beyanlarla karalamaya, daha da ileri gidip asagidaki gibi bir cumleyi bilerek ve inanarak kurmasi cok yazik!

    Bu sevgili ağabeyim ve diğer imza sahipleri, bu iş için gösterdikleri gayret, sosyal medya kullanımı, direniş, azim ve kararlılığı “ila-yı kelimetullah” için kullansa her halde bu zamanın büyük birer velisi olurdu.

    Bir seye vesile olan yapan gibidir dusturuyla bir an once hatanizin farkina varmaniz ve tum arkadaslardan hellalik alip obur tarafa borclu gitmemenizi rica ediyoruz. Sizin yazinizdan gaz alip saga sola orantisiz ve yanlis beyanda bulunan arkadaslardan da sorumlusunuz hatirlatalim nacizane. Simdi bize de karsi yaziyi yazmis ama haktan baska bir dusuncesi olmayan arkadaslara yaptiginiz muameleyi yapabilirsiniz ama ne diyelim Allah affetsin hepimizi!

  25. Yaziyi yazanin bu isi yapiyor olmasi tarafsizligina, yazinin sihhatine golge dusurur net.
    Birinin hocamizin talebesi olmasi ona burda oncelik tanitmaz, varsa yakinligi kurbiyeti o Allah ile onun arasinda.

    Bu site hizmete mal olmus bir site diye birilerine yakin olan birisinin yazisini yayinlamayabilir. Yayinlamamali da zaten, bir okuyucu olarak gormek istedigim tarafsizlik esasina golge dusurulmemesi, hakililigini duyurmak isteyen sosyal media yi kullansin tutan yok.
    Arkadaslar bu fitne zamaninda hizmete zarar vermeyelim lutfen, nedir bu canhirasane sekilde urunu savunma, bu markayi savunma, nedendir bu gayret, tamam gecim derdi herkesi sarmis ama gecinirken bu hizmeti bu hale dusurmesek olmaz mi? Nerde hz Huseyinin torunlari? Bi durun sakin dusunun, bu bize ne fayda getiriyor acaba? Anlasilan bu da bir fitne, bizi daha da sarsacak, guven cemaatine bir darbe daha mi atilsin, kirilan insanlarin guvenleri birkac dunyalik icin daha da mi kirilsin. Isteklerinizi bi gozden gecirseniz?
    Insanlarin guvenini kaybedecegime parami kaybederim batili dusuncesi yerine biz de insanlarin parasini(%yuzde 50 belki 70 den fazlasi bizim cevremiz) kazanalim da gerisi teferruata donusmesin. Yazsam olmuyor yazmasam olmuyor diyorum, neden 3 5 kurus dunya menfaati icin bu kadar kavga gurultu. Bizi biz yapan digergamlik, hasbilik, beklentisizligin yerini neler aldi, neler aliyor hey gidi gunler.
    Kafan da hic o turlu dusunceler yoktu, dinleseler de dinlemeseler de alinmiyordunun yerini dinlemeliler, almalilar aldi, ah yikilasi para sevgisi.
    Yaptim,ettim,okudum,ogrendim,biliyorum,doktoram,ihtisasim, Ben de bu is icin konusmayacaksam kim (kendi nefsime yaziyorum bu kismi) demeyelim, sadece ve sadece vicdanen dusunelim bu bize zarar veriyor verebilir verecek Allah muhafaza.

    • Tamamen dogru. 3 yil HE nine yani da kalmis ama malesef para ticerat icin dostluk kardesligi degisilmeyecegini, menfaat para olan yerde uhuveti zedeleyecegini ogrenenememis. Benim icin hicbir anlami yok. Abi var, abi Yama hizmet makamlarini menfaat icin kullananlar var. Yani gercek eli opulesi abiler, ablalar var, birdie o makami isgal edenler var.

    • Allah razi olsun. Dogru ifadeler. Fitnenin oldugu yerde keske yerimizde dursak hicbirseye karismasak. Ben tarafasiz bir amerikali aile dostum ile yazismam Turk:I have a question.
      In The Turkey. Some doctors recommended this products.
      Amerikan: I’ll take a look on the morning
      Turk: Thank you so much
      Amerika lo:I took a look, and it looks like a pretty typical Multi Level Marketing situation (see link below). And while some of these types of businesses can be legitimate, others can take advantage of people. And either way, the number of people who actually end up turning a profit doing things like this is very very low, so just take that into consideration and be careful.
      Sonra su linki gonderd:https://en.m.wikipedia.org/wiki/Multi-level_marketing

  26. Ben ürün ve satis sekli ile ilgili bilgim yok ve yorum yapmayacagim. Biz kendi aramizda alisveris yaptigimizda buyuk oranda biribirimizi incitiyoruz. Basta kar edecegim diye bu islere giren arkadaslar daha sonra biribirlerini nifakla suclayabiliyor veya hizmete suc atabiliyor. Ticaret yapmak isteyen insanlarimiz keske hizmet dairesinin disinda bu isi yapsalar. Bu ve benzeri yazilari cok yerinde görüyorum. Dumani yavas yavas gokyuzunde belirmis bu hadiseden dolayi zarar görecek bir kisim arkadaslara yarin en azindan, kardesim bak dün bu konuda insanlar uyarilmisti, neden o zaman bu isten vazgecmedin denilebilir.
    Son sözüm; eger isimleri hizmetle bütünlesmis bir kisim Agabeylerimiz bu tip ticaretlerin icinde varlarsa. Allah icin onlar bu isten vazgecseler. Yarin eger bu islerle ilgili skandal olumsuzluklar olursa onlarin isimleriyle birlikte hizmette cok yipranmis olur.

  27. Vay be öyle yada böyle tr 724te altina bu kadar yorum yazılan hareretle tartışılan dertlenilen çözüm aranılan böyle bı yazı olmamıştı.O kadar problemimiz varki konuşulacak ama fakat lakin…
    SEN NELERE KADIRSIN PARA…
    PARA..
    PARA

    • olan şudur….. hizmet abileri ablaları ve bilumum şakirtleri, onlarca yıldır hizmetin kendi ekosistemi içinde, gerçek hayatı , kazancı bilmeden, hizmet kurumlarinda ortamlarinda ‘koşturuyordu’. hadi reel hayatta karşılığı olan öğretmenlik, okul idareciligi vs yi parantez dışında birakalim…. ama gerçek hayatta abilik, ablalık, esnafcilik vs vs gibi maaşlı işler yok… ne yazikki hem ciddiyetle hemde gönüllü yapılması gereken bir cok işi hizmet gemisini idare eden şahıslar maaşlı rütbeli işlere çevirdiler…. şimdi bu arkadaşlar gerçek hayatı öğreniyor… ama zorlanıyor… eh, ne yapsınlar….gerçek hayatin gerisinden gelince dunyada 70-80 lerde, turkiyede 90 larda patlayan network pazarlama olayına biz yeni 2020 de mal bulmuş magribi gibi saldırdık ne yazikki. çevre hep sen, ben, bizim oğlan olunca, kendi aramızda top döndürüyoruz.. olay caizmi değilmi olayı değil… koskoca hizmeti network marketing pazarına çevirdiler… zavallı bir hal. kyani midir nedir, elin adamı kazandığı paraya bakar… sen koştur sat…. bi 3-5 sene sonra kim kac para kazandı, attiklari taş urkuttukleri kuşa degdimi görürler…. ama yakında, “haaa feto culermi? onlar kyani cemaati olmuş, zaten koftiden bi cemaatti, şimdi asıl yerlerini bulmuşlar” diyecekler ve gulecekler bu hale….. yazık…. feto cu demelerinde bile seni bir rakip olarak gördüklerini ciddiye aldıklarını gösteren bi taraf var….feto cu olmayi kyani ci olmaya tercih ederim ben

  28. Seyyah
    Veysel bey selam ve hürmetler;
    Yazınızla ilgili birkaç kelime arz etmek istiyorum…
    1-Herşeyden önce usul fasıldan önce gelir,yazıdaki uslubunuz fefkalade incitici ve tahkir edici,temsil ettiğiniz maddi ve manevî makama hiç yakışmadı…
    2-Fikirlerin objektif olarak ortaya konması vazifenizken siz tek taraflı yargılama yapmışsınız ve algı oluşurmuşsunuz…bizi yargılayan hâkimler gibi…
    3-Hem uzmanı olmayan yazamaz diyorsunuz hemde kendiniz yargıda bulunuyorsunuz,bu hem adaletsizlik hemde hakaret içeriyor…
    4-Elbette bizim arkadaşlarımız ,mefkuremiz,davamız alet edilmemeli son derece haklı bir gerekçe ancak arkadaşlarımızın bakıp görüp dinleyip hayır kardeşim ben almayayım deme iradesi yokmu,böyle düşünmek arkadaşlara saygısızlık..
    Meselâ bir arkadaş bir zaman bu ürünü bana teklif etti hayır dedim vesselam..
    5-Tanıdıkların referans kabulu elli senedir var,mümkünse kendi abilerimizden alış veris yapmaya gayret ederiz..bir arkadaş hapis sonrası tanıdık listesi yapmış yirmi çeşit ürün pazarlamış kapı kapı dolaşarak,süt,yumurta..vs..bizim akrabalarda gelmiş..ben bilâkis takdir ve teşvik ettim..bizi kullanmış demek aklıma bile gelmedi..
    6-Tc de HDP merkez medya ya çıkamıyor,herkes ekranlarda aleyhlerine algı oluşturuyor..bu sizce ne kadar dogru..bence aynısını yapmayın güven kaybı oluyor ve komplikasyonları var..
    7-Kur-an;Tevhid,Risalet,ADALET ve Ahiretten bahseder,Adil olmak çok önemli,değilse algı oluşturmak suretiyle zulmetmiş oluruz ki şu an bizlere uygulanan yöntem bu malesef…
    Bu yazı uzaya bilirdi,sözün kısası makbuldür..hürmet ve saygılarımla..Rahmetli Babanız Sakıp amcayı rahmet ve hürmetle yad ediyorum..Mekanı cennet olsun…

    Düşünce hürriyetinden dolayı gemileri yakıp sürüne sürüne ülkesini terk eden muhacir adayı …SEYYAH

    • Allah sizden razı olsun. Aslında bunun üzerinde durmak lazım. Mesele bu. Bazıları halen ürün para diyorlar. Sorun hayat hakkı tanımadan görüşlere değer vermeden başkasının sesini kısma sorunu var. Asıl mesele budur. Buna karşı çıkmalıyız. Ticaret herkesin kendi bileceği bir şey

    • Dogru soze de yorum yapilmaz ama duygularima tercuman olmussunuz! ARO! Bana da 2 defa denediler ama hayir dedim. Azicik irademizin hakkini verelim lutfen! Sonra vay efendim soyle boyle diye aglamayalim; isteyen yapar isteyen yapmaz Allah kac kere yazmis Kur an’da “Hic dusunmez misiniz? Ilk emir de “OKU”.

    • Mesele yumurta süt satmak değil.
      1-çok Pahalı satılması
      2-Ticaretinini yapacaklara, içeriğin doğru düzgün anlatılmaması, işin içine girince dediklerinin eksik, yanlı, kafa ütüleme den ibaret olduğunu götüyorsunuz, anlayorsunuz ama kendinizi aptal yerine konduğunuzu, güvendiğimiz insanların, para menfaat olunca neler neler dediği nasıl değiştiğine şahit oluyorsunuz. Abi dediğiniz insanların senin saf duygularından istifade etmeleri sizi çok üzüyor
      3-Hizmet kredisini abilik ablalık kredisini malesef şahsi çıkar İçin kullanma var
      4-Dedikleri imkanları, işin içine girince öğreniyorsunuz ki, belli miktarda satış yaparsanız, ücretsiz tatil, ücretsiz araba alınıyor

      TÜM BUNLARI ÖĞRENİNCE VAY BE DİYORSUNUZ, BENİ APTAL YERİNE KOYAN, ABİ DEDİĞİM İNSANA BİR DAHA NASIL GÜVENEYİM, benim zor zamanımda benden otlanıyor diyordu

    • Bu ürünleri arkadaşlarımıza satmak mahzurlu ise dışarıdaki vatandaşlara satmakta mahzurludur. Maalesef arkadaşlarımızı doğru yönlendirmiyoruz. Gücü ve yetkiyi elinde bulunduranlar kendi menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor.

  29. Dün ne diyorduk: “İnsan inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar”, yorumlara bakıp test ettik, doğruymuş. Dün ne diyorduk: “Tarafsızlık karşı tarafa hak vermektir” , el hak bu da doğru çıktı. Yorumculardan birisi demiş ki, “HE den 3 yıl ders okudum”, ben de diyorum ki fıkıhta ve fıkıh usulünde HE den ders okumak diye bir bahis yok. Hatta molla abilere hakaret gibi algılanmayacak olsa adil öküzde ders okumuş derdim

  30. Sayın yazar, değerlendirme yaparken çok masummuş gibi gösteriyorsunuz ama ara yerlerde iğneleyici veya esas maksadınız anlatıcı cümleleri sokuşturuyorsunuz gördüğüm kadarıyla. Kalem oynatmada sizin kadar mahir olamayabilirim o sizin işiniz. Ama yaklaşımlarınızda çok etik ve tarafsız olmadığınız aşikar. Yazının altında kimin imzası olursa olsun, bir fizikçi tıp alanında konuşması doğru olmadığı için sizin ve ilahiyatçı bir arkadaşın da hele incelemediği bir sistem hakkında yazı yazması doğru değil. İşin içinde olan ve işi yaşayan ve sistemi bilen bir insanın yazısını reklam vs deyip geçiştirmeniz de doğru değil. En başta ekmeğini bu yolda kazanmaya çalışan yüzlerce (belki binlerce) insanı şüpheli bir iş yapma, dostluğu, davayı menfaat için kullanma, kandırma, vs gibi bir şeyle itham edip ondan sonra o insanların işin doğrusunu anlatma niyetiyle kaleme aldıkları yazıyı reklam diye yayınlamamak ne kadar etik? Bunu laf oyunlarıyla geçiştirme de ayrı bir cüret. Yazdığınız bu yazıların sahadaki etkisini bilerek yazmanız gerekir. İnsanları hedef gösterici bu tarz yazılar neye hizmet ediyor, neyi temin ediyor bilemem ama bildiğim onlarca örnek var şu şekilde:Bu yazıları referans göstererek sistemi bile bilmeyen onlarca insan birilerini dolandırıcılıkla vs itham ediyor. Buna sebebiyet veren sizsiniz. Ayrıca kimsenin bir firmayı savunma gibi bir derdi olduğunu zannetmiyorum, ama müslümanın derdi olması gereken iftira atmama, yanlış beyanda bulunmama, bilmediğin konularda yönlendirici beyanlarda bulunmama, düşünceye saygı ve ifade hakkına saygı vs gibi şeyler var. Hüsnüzanların, kahtı ricalin, konjektürel bazı zaruretlerin getirip önüne koyduğu imkanlar ve makamlar doğru değerlendirilmeli. Bulunduğunuz yerlerin hesabı vardır, Allahtan korkun… Ayrıca kalem marifetiyle yazının sonunda insanları davayı hizmet etme konusunda gayretsizlikle itham etme ayrı bir cüret. Din adına, mazlumlar adına yapılacak şeyler sadece yazı yazmaktan mı ibaret ki böyle bir ifade kullandınız acaba? İnsanların yaptıkları veya yapmadıklarını nereden biliyor ve bu konuda bir değerlendirmeye cüret ediyorsunuz? “Edipler edepli olmalı, Edeb-i kuraniye ile müteeddip olmalı.” vesselam.

  31. Veysel Bey
    Yazınızı kırparak okumadım. Zamanımı harcadım. Ancak yazınız çok tutarsız ve sathi bilgilerle dolu, araştırma yapılmadan önyargılarla genelleme yapıp bir şeylere benzeterek yazılmış yarım yamalak bir yazıydı. Böyle, yok ben ne diyorum tanburum ne diyor diyerek bundan kurtulamazsınız. HE’nin eserlerinde, Prizma, ortaklıklara ve holdingleşmeye teşvik varken, ortaklık yapmayın tavsiyesi. Kusura bakma, bu cemaat Fethullah Hoca Efendiyi dinliyor, hoca efendicikleri değil. Kyani hakkındaki yazınıza gelince; neden sadece 600$’lık ya da Türkiye fiyatı ile 3200 TL’den bahsettiniz? Halbuki distribütör olmak için 200$lık, 400$lık paketler de var. Bu hakikati neden gizlediniz? Ürünlerin fiyatları 40-50$ arası, neden çok yüksekmiş gibi lanse ettiniz? Sistemi adam-akıllı incelemediğiniz için en çok para sanki distribütör kaydından geliyormuş gibi ifade ettiniz. Halbuki incelemiş olsaydınız payegate sistemini, asıl paranın müşterilere sattığınız paradan geldiğini görürdünüz. Ama, nedense ezbercilik, daha kolay gelmiş. Veysel Bey, bırakın insanları şekillendirmeye çalışmayı, herkes de en az sizin kadar hizmet hususunda hassas. Kimse dünyalık menfaatler için hizmetteki kredisini bitirmek istemez. Siz ise hizmette olup Kyani işini de yapan insanlara çamur ve töhmet attığınız için vebal alıyorsunuz.

  32. VEYSEL BEY in Allah rızası dışında hiçbir menfaat gözetmeden bu yazıları yazdığına eminim. Herkesin aklı var. Ürünleride
    uyarılarıda
    herkes akıl sözgecinden geçirip alsın.
    Satan satmaktan vazgeçmeyeceği gibi, Veysel bey sizde herhalde uyarılardan
    vazgeçmeyeceksiniz –
    vazgeçemezsiniz-
    vazgeçmezsiniz
    vesselam.

  33. Bir meseleyi ele alırken şunun bunun değil Kur’an, hadis, icma ve kıyas kriterlerini ele almak lazım. O yüzden ayrıntılı bir araştırmayla yazan Yüksel bey ve adını unuttum Demirtaş beye çok teşekkür ediyorum. Bulunduğum yerde de farklı farklı yerlerde birçok tokatçılık örneklerini duydum ve Network pazarlama da aynı şekilde hizmet bağlarını kullanarak başlıyor bu işler. Bu network pazarlama işine bir ucundan birileri kattı ama iyiki cemaatten birine satmamışım satamamışım diyorum. Güveni oluşturmak yıllar alıyor ama hemen harcanabiliyor. Allah böyle duruma düşürmesin. Teşekkürler Veysel Bey.

  34. Öncelikle bahsi geçen cevap yazısı yayınlanmalı, yazının başına yazıyı yazan kişilerin bu işten kazanç sağlayan kişiler oldukları not düşülmeli idi diye düşünüyorum.

    Asıl konuya gelecek olursak bu satış şekli vicdanen bana doğru gelmiyor. Açıklayayım…

    Bir seferde 400-500 dolar vererek ne alırsınız bir düşünün? Bir bilgisayar, bir telefon, bir bisiklet… Onu da alırken kullanıcı yorumlarını okur, satan yerin kredibilitesine bakar, benzer ürünlerle fiyat karşılaştırması yaparsınız.

    Böyle bir ön değerlendirme yapmadan o büyüklükte bir para harcadınız mı hiç? Bir düşünün…

    Evet bazı arkadaşlar bahsettiğim ticari süreçleri geçirmeden o meblağları harcamışlar anlaşılan. Tanıdıkları, güvendikleri, emin oldukları birinin telkini veya ısrarı ile. Peki o insanlar neden bu teklifi kabul etmişler? Ürünün o değerde olduğuna ikna mı olmuşlar? Bir ay ücretsiz deneyerek mi karar vermişler? Kendi satmayan, sade kullanıcı olan başkalarının tavsiyesiyle mi almışlar? Ya da o satıcıdan başka şeyler de almışlar da zamanla o satıcıya karşı ticari bir güven mi oluşmuş?

    Eğer bu tür evrensel ticari süreçler geçirmeden yüksek meblağda bir alış satış gerçekleşiyorsa o ticarette başka bir menfaat olmak zorunda. Ürünün kendisi dışında temin edilen ek bir menfaat yoksa, o ticaret akrabalık bağı, komşuluk bağı, cemaat bağı, ya da başka bir sosyal bağ üzerine inşa ediliyorsa o ticaret sorunludur. O bağı ticarete alet etmek de o bağı zedelemeyi göze almayı gerektirir.

    Kriter olarak şunu kullanabilirsiniz:

    Bu ürünü ürünün kendi kredisi ile ya da şahsi ticari kredim ile satabilir miyim? Yani diğer bir deyişle bu ürünü ticaret dışında hiçbir tanışıklığım olmayan birine satabilir miyim? Satamıyorsam o halde bu ürünü eşe dosta satarak sadece ürünü değil yanında başka değerleri de satıyorumdur. Kardeşime satıyorsam abiliğimi satıyorum, komşuma satıyorsam komşuluğumu satıyorum, hizmetten tanışıklığımı kullanıyorsam hizmeti satıyorum demektir.

    Bunları düşünebilmek için ne ciltlerce kitap okumaya, ne alimlerden ders okumaya, ne de fetva sormaya gerek var. Biraz vicdanın sesine kulak vermek yeterli.

    Bu satış şeklinin uygunluğuyla ilgili ihtilaf olması bile bunu şüpheli kategorisine sokmaya yeter. Şüphe barındırmayan bir alternatifi varken bu yollara girmeye ne gerek var? Mimberden muska satan, ayakkabı satan, ceylan derisi bilmem ne satan zatın yaptığı ticaret bundan daha temiz. En azından adam tek tek konuşup iknaya çalışmıyor, mimberden söylüyor, alan alıyor.

  35. Veysel Bey
    Benim yorumlarım hoşunuza gitmedi herhalde ki yayınlamamışsınız. Yakışır…
    Rahatsız etti değil mi? Eder Veysel Bey eder, hakikatler yalan yanlış ifadeleri her zaman rahatsız eder.

  36. Veysel Bey
    Benim yorumlarım hoşunuza gitmedi herhalde ki yayınlamamışsınız. Yakışır…
    Rahatsız etti değil mi? Eder Veysel Bey eder, hakikatler yalan yanlış ifadeleri her zaman rahatsız eder.

    • Veysel Bey bir daha yazıyorum. Ben ticaretle falan uğraşmıyorum. Bu bahsettiğiniz firma ile de bir bağım yok. Lütfen şunu anlayın. Fikir özğürlüğüne vurgu yapıyoruz. Siz daha önce hizmetin çoğu meselesinde fikir beyan ettiniz, ama bu mesele de karşı fikri küçük görüp onları aşağıladınız. Bunu sadece ben demiyorum koca koca insanlar da söylüyor. Şimdi yarın başka bir işin uzmanı Prof çıksa bu mesele hakkında görüş beyan etse bu ne yapacaksınız.

      1. Her iki tarafın da yazısını yayınlayın ve daha sonra kenara çekilin. Millet versin kararını. Kimse sizinle aynı fikirde olmak zprunda değil.

      2. İnsanlar kendilerince ticaretle meşgul oldular diye onları hizmetin içindeki gündemlerden habersiz gibi onları yazıya konu etmek onlara da şu soruyu sorma hakkını doğurabilir: Acaba Veysel Ayhan bey yazı yazmanız dışında türkiyedeki mağduriyetler için ne yapıyor diyerek sizi sorgular ve haddi aşar.

      3. Bu yazıyı yazarken muhatabınız sadece küçümsediğiniz üç kişi yok. Belki tr de bir yardım eli uzanmamışta mecburen usulune uygun bir şekilde ticaret yapıp da ağaç kabuğu kemirmek yerine rızkını temin eden insanlar var. Hiç mi bunlar gözünüzün önüne gelmedi. Bu insanlar öyle veya böyle bu işe girmişler rızık kazanıyorlar. Siz bilmez misiniz fıkıh ilminde yüzde yüz bir meseleye haram demek oldukça zordur. Ama uzman olmadığınız halde naısl bu kadar ahkam kesiyorsunuz.

      Lütfen özür dileyin. Şayet biraz okuyucularınıza karşı sorumluluk sahibi iseniz

      Not: vallahi billahi tallahi bu firma ile ticari bir münasebetim yoktur. Ailemden de kimsenin bu işle bir alakası yoktur. Bunu neden söylüyorum. Etki altında kalmayın diye. Lütfen yazılarınız da hizmet gönüllerini yönlendirmeye çalışmayın. Dinleyecek olsa geçmişi daha farklı güzelliklerle dolu, hoca efendi den habersiz adım atmayan, bu davanın çilesini çekmiş çok daha farklı abiler var. Gerekirse onu dinler hizmet erbabı.

      İnşaallah bu yanlıştan döner ve bir daha kimseyi aşağılamaz ve tek doğru bu diye de dayatmalar da bulunmazsınız

  37. Her halde cevap yazısı denen bahse konu o cevap yazısı buraya yorumlara bırakıla bilir. Netice hasıl olur. İsteyen buradan, yorum kısmından da o yazısı okuya bilir. Ama ortada, gogl-da o yazıyı bulamadım..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin