Yaşam hakkı

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Kendisi saklanıyor sarayında. Uzunca bir görmemişin oğlu masası koymuş ufak, dar bir mekâna. Bildiğin, körfez Arap ülkelerinin uyduruk sultanlarının, çakma Emirlerinin tarzında… En uzuna o kurulmuş. Araya tıpçıların öngördüğünden iki katı mesafe koymayı da ihmal etmeden, masanın yan taraflarına İbrahim Kalın bilmem ne, birkaç tayfasını dizmiş. Masanın tam karşısına bir televizyon ekranı koydurmuş. O ekranda, bir başka masaya bazı bakanları, bürokratları falan dizmiş. Oradan konuşuyor. Bunu yapan, Türkiye’de kendi atadığı bilim kurulunun öz izolasyon tavsiyesine uymayıp boykot eden reisin ta kendisi! Belli ki o kararı almasa da, kararın doğruluğunu bal gibi biliyor. Karantinaya aldırmış kendisini. Toplantıları bile artık sarayında yaptırmıyor. O beğenmedikleri Çankaya Köşkü’ne aldırmış! Öyle ortalıkta falan göremezsiniz artık ha! Toz! Belli ki karanlıkta uyumaktan korktuğu kadar Kovid19’lu günlerde insan içine çıkmaktan da korkuyor. İşte Türkiye’de dünyanın en kötü Kovid19 mücadelesini yaptıran adam, kendisini virüsten böyle önlemlerle koruyor.

Oysa benim bulunduğum ülkede başbakan, üstelik eşi virüsü kapmış olmasına karşın, ve üstüne üstlük kendisini gayet bilinçli olarak öz izolasyona almış olmasına rağmen, her gün aynı saatte eksi bilmem kaç derece soğukta güleç yüzle basın mensuplarının karşısına geçiyor, gayet şeffaf olarak son yirmi dört saatte olan bitenleri en detaylı ve en sevecen biçimde halkıyla paylaşıyor. Bazen üşüdüğünde üzerine paltosunu giymek için kendisini dinleyenlerden izin istiyor, yürüyerek konutuna girip paltosunu alıyor. Öyle yüzlerce koruma ordusu falan yok. İsteyen kendisine istediği soruyu soruyor. Bu uygulama aynı zamanda bölgesel yönetimler tarafından da her eyalette aynı şekilde gerçekleştiriliyor.

Daha bir kez çıkıp da insanına konuşmaya tenezzül etmeyen reis lakaplı cumhurbaşkanı, kendisine layık gördüğü koruma önlemlerini vatandaşlarından esirgiyor. Aynı gemide olmadığımızı herkes zaten biliyor da, en azından formalite olarak verilen mesajlar babında ortaya daha halka yakın bir tutum konabilir miydi? Olmuyor! Sanırım onun bunun fıtratını herkeslerden iyi bilen (!) bu çakma halifenin fıtratı bu. Sarayının ulaşılması mümkün olmayan köşelerinde, binlerce korumanın, kalın duvarların, yüksek elektronik güvenlik tedbirlerinin, retina tarayıcıların, vücut ısısına duyarlı sensorların ve daha bilimum önlemin koruması altında öyle gizleniyor. Uzaktan tele konferans yaparak bakanlarıyla görüşüyor. Kovid19, adeta bir kişilik testi; dahası siyasi sistemleri ve siyasi karar alıcıları da gayet nesnel olarak görmenizi sağlıyor!

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Oysa aynı şahsın yönettiği ülkede insanlar ne yapacağını şaşırmış durumda. Zavallı çalışan kesim, işçisinden memuruna, hizmet sektöründen sanayisine, sabahları erkenden uyanıp ağzına kadar dolu toplu taşıma araçlarında işlerine gidiyor. Akşam eve geldiklerinde, evden çıkması yasak olan 65 yaş üstü anne babalarına topladıkları KOVID19’u getiriyorlar. Tedbir olarak Erdoğan rejiminin kendilerine layık gördüğü 80 derecelik limon kolonyalarını bolca ellerine ve boyunlarına sürüp, kokluyorlar. Sokaklarda yerlere yığılıp kalan ya da hastane köşelerinde öldükten sonra sessizce, Cenaze namazları bile apar topar kılınarak kireç kuyularına gömülen vatandaşlar, sarayda köşesine sığınmış tele konferansla bakanlarına talimat veren “dünya lideriyle” (!) gurur duyuyorlar mıydı? Bilmiyorum! Artık öğrenemeyiz de zaten.

Sağlık personeli, virüse yakalanan insanların sayısını beyan etmeyi geçtik çoktan da, artık tahmin de ettiklerinde başlarının derde gireceğini gayet iyi biliyorlar; dolayısıyla susuyorlar. Herkes susuyor. Derlerdi ya hani ilkokulda: söz gümüşse sükût altınmış! Bildiniz mi? Hah! İşte onu neden öğrettiler bize görün! Doktor da olsanız bir şey değişmiyor. Elleri önden kavuştur. Başını hafiften öne-yana doğru eğ. Karşındaki “devlet büyüğüne” (devlet de büyük de lafın gelişi!) saygıda kusur etmediğini, onun alfa olduğunu vücut dilinle belli et. Kurt sürülerinde de aynı jest ve mimikler var zaten. Yok, kızmayın, bozkurt demeyeceğim. Konu bu değil zaten. Konu, doktorların sözünün dinlenmesi ve kararlarının uygulanması gerek ortamda neler olduğunu görmek. Şimdi bu ahval ve şerait içinde hangi sağlık çalışanı bir siyasiye veya bürokrata “Efendim, acaba solunum cihazı tedarik etsek!” diyebilir? Bunu demeyi bırakın, kendisini koruyucu şeffaf maske talep edebilir? Efendim? Yok canım, biliyorum. Eczanelerde satılan uyduruktan bez maskeyi bulduklarına şükretsinler zaten, öyle mi? Yuh!

Bir tıp doktoru, altı yıl üniversite okuyor. İki-üç yıl da tıpta uzmanlaşma için uğraşıyor. Dünyanın gecesi-gündüzüne girmiş en sorumluluk isteyen ve en kutsal mesleklerinden birinden bahsediyoruz! Bu insanların hayatını korumak size kutsal değilse bile, azıcık kafanızı çalıştırın! Bu işin ucu sizin ve sevdiklerinizin hayatına dokunacak bir yerlerinden, farkında mısınız? Enfekte hasta sayılarının ihtimamla gizlendiği bu mafyatik İslamofaşist rejimde, dünyanın ve insanlığın başına gelen en ölümcül tehlikeyle mücadele etmeye gayret ediyor, bir avuç idealist insan. Ve bazı alçaklar, hala gereken basit önlemleri siyasi gelecekleri kaygısıyla almayarak, bilerek ve isteyerek insanların ölümüne neden oluyor.

Sarayda in cin top atıyor! C vitamini bol smoothy içinde ejder meyvesi var. Ve bin dokuz yüz seksenlerde Ertürk Yöndem denen faşistin, yılda sekiz ay dış dünya ile bağlantısı kar yüzünden kesilen bir Kürt köyüne askeri helikopterle inip file içinde getirdiği çekirdekli ufak portakallardan birini oradaki yaşlı bir amcaya verip, utanmadan “amca bu ne?” diye sorduğunu, sonra da adamcağızın “bu herhalde – helikopteri kast ederek – kopter yumurtasıdır oğul!” dediğini hatırlıyorum. Acaba ejder meyvesini bırakın yemeği de, hayatında bir ekranda gören kaç kişi vardır Türkiye’de? İşte o meyvenin fiyakalı içeceğini içip, boş duvarlarda yankılanan sesiyle etrafa buyruklar veren reis, eminim Kovid19’dan korunmak için aldığı tedbirlerin faydasını görecek! Belli ki halkına tavsiye ettiği “kendi olağanüstü halinizi ilan edin!” tavsiyesine kendi uymuş! Öyle görülüyor! Saray olağanüstü hal ilan etmiş, Ortadoğu ve Balkanların, bilemedin tüm dünyanın cihanşümul reisini koruyor.

Türkiye’de hastalık dünyadaki ortalama yayılım seyrinden çok daha hızlı, uluslararası bağımsız – ve apolitik – kuruluşların dikkatini çeker şekilde tırmanırken, ülkede insanların haftalarca eve kapanmalarını destekleyecek bir ekonomik paket falan da yok! Boşalan lokantalar, kafe ve pastaneler, iş yapamayan reel sektör, hayatın durduğu hatta eksiye gittiği bir iç pazar, tüketimin sıfırlandığı ve liranın dibe vurduğu bir ortam var! Bu ortamda tüm gelişmiş gelişmemiş ülkeler tüm olanaklarını vatandaşlarını korumaya, küçük ve orta ölçekteki işverenlere destek olmaya, kiraların durdurulmasına, fiilen insanlara devletin aylık para vermesine varana kadar önlemler alıyor. Ve Türkiye insanı, “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!” diyen bir rejimle karşı karşıya! Bu kararların alındığı saray boş ama!

Heyhat, nasıl bir eşitsizlikler diyarı – bir de insanlar bunun bilincinde olsa! Ve evet, temel mesele de bu zaten: bilinç! Sokakta insanların hala büyük bir bölümü Türklere ve Müslümanlara bu hastalığın bulaşmayacağından emin, sırıtarak demeç veriyor! Bir dindar görünümlü (ne demekse!) varlık da çıkmış, ecelden, ölümden kaçmanın mümkün olmadığından, ömre hakkın karar vereceğinden falan bahsediyor. Sorsan reis sarayda ne iş diye, eminim ona da bir kulp bulur! Bu eşitsizlikler diyarında insanlar, alınmış olan kararlara teslim olmuş vaziyette hayatlarına devam ediyorlar. Duyarlılık değil bu mesele. Bilinçli olmamak! Erdoğan bu halkın nabzını kanımca en iyi tutan siyasetçi!

İyi de bir de sayıca çok az olmakla beraber, bu berbatlıklar rejimini hak etmeyen, güneşli güzel günlerin hayalini kuran, özgürlüklere ve eşitliklere yelken açmak isteyen iyi insanlar yok mu? Var! Bu yazıyı da onlar için yazdım zaten. Direnin. Yaşama tutunun. Ailenizi korumaya, kendinizi korumaya çalışın. Anayasa ve demokrasi, eşitlikler ve insan hakları, şeffaflık ve azınlık hakları taleplerimizin yanına bir de bunu yaşam hakkını ekleyin!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin