Yasadışı fişleme merkezi!

YORUM | ERHAN BAŞYURT 

Son dönemde kamuoyuna iki fişleme listesi düştü.

Birincisi, SETA tarafından hazırlanan ve yabancı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilere ilişkin.

SETA, AKP (Adalet ve Kalkınma Patisi) iktidarı tarafından desteklenen bir düşünce kuruluşu. Direktörleri, uzmanları Saray ve bakanlıklara danışmanlık yapıyor.

SETA’nın bir çok raporu ‘istihbarat bilgileri’ destekli. Gizli olanı deşifre edip ‘resmiyet’ kazandırıyorlar.

SETA’nın yurt dışındaki Cemaat mensuplarına ilişkin benzer içerikli çok sayıda raporu var.

BBC çalışanlarının özel yazışmalarını bile suç unsuru olmasına rağmen raporlarına koyabiliyorlar.

İktidar tarafından devlet koruması altındalar.

Son olarak, yabancı medya kuruluşlarında çalışan Türk gazetecilere ilişkin raporu hazırlayanlar da terfi ettirildi.

Raporu hazırlayan gazeteci Basın İlan Kurumu’na atandı.

***

İkinci fişleme listesi, Emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen tarafından kendi tweet hesabında yayınladı.

124 ayrı hesabı ‘terör örgütü destekçisi’ olarak yayınladı.

Listede T24, diken, tr724, artıgerçek, aktifhaber, nordicmonitor gibi haber siteleri de var. 

Ece Sevim Öztürk, Ahmet Dönmez, Tuncay Opçin gibi gazeteciler listede.

Şehit kardeşi emekli Albay Mehmet Alkan ve köprüde kardeşinin başı kesilerek atılan ‘’Murat’ın Ablası’’ fişleme listesinde.

Türkşen, 15 Temmuz’da ‘darbe karşıtı’ harekete geçen, darbe öncesi apar topar yıllık izinden dönen, sonra da Deniz Kuvvetleri’ndeki subaylara ‘domuz bağı’ ile işkence yaptığı mahkeme tutanaklarına geçen bir isim…

***

Türkşen tepkiler üzerine, listeyi kendisinin hazırlamadığını, kendisine iletildiğini, kontrol etmeden yayınladığını açıkladı.

Yerinde bir itiraf (!)

Peki listeyi kim hazırladı?

Karanlıkta kalan mahfil kim?

Akıllara iki alternatif geliyor.

Birincisi, iktidara suç içeren fişlemeleri devletin istihbarat kurumları, psikolojik harp için veriyor.

Bazen sağ elini iktidar destekli medya ve kurumlarını, bazen de sol elini ‘karanlık oda’, ‘karanlık gazete’ ve işkenceci ulusalcıları kullanıyor.

İkincisi, devlet şu an iki suç örgütünün gizli koalisyonu ile yönetiliyor. Suçüstü yapılan AKP ve suçüstü yakalanan derin yapılar, el ele verip birbirlerini akladılar.

İktidar kanadı, istihbarat kurumlarının desteği ile kendi desteğinde çalışan Pelikan’ı ve düşünce kuruluşlarını, yalan haber haber medyasını psikolojik harp ve algı operasyonları için kullanıyor.

Derin yapılar da, kendisiyle irtibatlı medya kurumları ve çalışanlarını, TSK’dan tasfiye edilen eski üyelerini psikolojik harp ve algı operasyonları için kullanıyor.

AKP iktidarı, derin yapılar için sütre görevi görüyor. Derin yapılar, gerçekte dümende ancak iktidarın omuzundan ateş ederek tüm faturayı ve tepkileri ona yıkıyor. 

İktidar ve uzantılarının yetersiz kaldığı durumlarda, derin yapılar ve karanlık kalemleri devreye girmek ve risk almak zorunda kalıyor. 

***

Yandaş yazar Abdurrahman Dilipak’ın, ‘’İktidar Cemaat’i bitirmek için sırtını ‘BÇG’ye dayadı’’ itirafı önemli.

BÇG, 28 Şubat’ta yasa dışı fişlemeleri yapan ve derin devletin gizli operasyon merkezi olarak çalışan bir yasadışı bir yapıydı.

Bugün de benzer bir ya da iki merkez olduğu net.

İktidarın muhaliflerini temizlik operasyonunu yöneten ve derin devletin intikam operasyonlarını yöneten bir merkez ya da irtibatlı merkezler olduğu anlaşılıyor. 

Bu ister istihbarat kurumları içinde yapılandırılmış ister BÇG benzeri ‘derin kuvvetler’ tarafından yapılandırılmış isterse de tamamen bağımsız bir yasadışı yapılanma olsun….

Şurası net, hakim ve savcıları, KHK ile atılanları, asker ve polisleri 15 Temmuz öncesi fişleyen ve ‘karşı darbe’yi gerçekleştiren bir merkez ya da merkezler var. 

Hukuk kılıfında tasfiyeler, işkenceler, adam kaçırmalar, operasyonları takip eden, dosyalayan, raporlaştıran bir merkez. 

***

Tıpkı 28 Şubat’ı deşifre eden BÇG gibi bu yasadışı yapı ve yapılar ortaya çıkarılmadan, faaliyetleri durdurulup, kumpasları aydınlatılmadan Türkiye’nin hukuka ve ileri demokrasiye dönmesi bir hayal.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin