IŞİD’ciler asker mi olacak polis mi?

HABER-YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON Tr724

Geçtiğimiz nisan başında Sri Lanka’da yaşanan ve 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği terör saldırılarının Türkiye’yi ilgilendiren boyutu patlamalarda hayatını kaybeden iki Türk mühendisten ibaret değildi. Sri Lanka güvenlik birimleri saldırganlardan birinin Türkiye’de bomba eğitim gördüğünü tespit etti. İstihbaratçılar için bu detay sürpriz olmadı çünkü hem Belçika ve Fransa saldırılarında benzer bir durumla karşılaşılmıştı hem de Türkiye uzunca bir zamandır IŞİD militanlarının ‘transit ülkesi’ sayılıyor.

Konu başta ABD olmak üzere AB ülkelerinin uzun zamandır gündeminde.

Sayısız rapor ve analiz yayınlandı. Ülkelerin resmi istihbarat raporları ‘IŞİD militanlarının Suriye’den çıktıklarında neden olacakları güvenlik risklerine’ dair uyarılarla dolu. İlgili ülkeler söz konusu raporlar doğrultusunda politikalar belirlediler bile. Hatta başta İngiltere olmak üzere birçok AB ülkesi -kendi vatandaşları olsa bile- IŞİD saflarında savaşanları ülkeye geri kabul etmeyeceğini ilan etti.

İngiltere bir adım daha atıp kamuoyunda ‘Cihatçı Jack’ olarak bilinen Jack Letts’in pasaportunu iptal etti. Benzer bir uygulamayı bir başka İngiliz vatandaşı Şemima Begüm için yaptılar. Almanya benzer kararlar alıyor. Az sayıdaki ABD vatandaşını da benzer bir akıbet bekliyor.

TÜRKİYE EN RİSKLİ ÜLKE 

IŞİD’in uzun vadede oluşturacağı tehditler bakımından Türkiye ‘en riskli ülke’ olarak görülüyor.  BM’nin radikal cihatçılara ilişkin raporlarına göre sağ kalan binlerce IŞİD’li Türkiye’ye kaçabilir. ABD merkezli düşünce kuruluşu Soufan Center’in ‘yabancı savaşçılar ve geri dönenlerin yarattığı tehdit’ adlı rapora göre IŞİD’e katılım sağlayan 33 ülke vatandaşları arasında Türkiye 7.sırada.

Yine aynı rapora göre geçtiğimiz yılın sonuna kadar yaklaşık 900 Türk vatandaşı IŞİD militanı Türkiye’ye döndü. İstihbarat verilerine göre 2014 ile 2017 arasında yaklaşık bin 500 Türk vatandaşı Türkiye’den Suriye’ye gitmişti. Yani bir kısmı hayatını kaybetmişse bile yüzlerce Türk vatandaşı halen Suriye’de.

Dünyanın başka bölgelerinden gelmiş savaşçılar da Türkiye’ye yöneldi. Yaklaşık 3 milyon sivilin yaşadığı İdlib’ten harekete geçen sivillerin ne kadarı ‘sivil’ henüz bilinmiyor. Erdoğan rejiminin Suriye’de uyguladığı hatalı politikalar nedeniyle Rusya destekli Esad yönetiminin eli güçlendi.

TÜRKİYE BU CİHATÇILARI NE YAPACAK?

Bu noktada herkesin hemfikir olduğu bir konu var.

Söz konusu cihatçıların hatırı sayılır bir kısmı Türkiye’de kalacak. Geldikleri ülkeler onları geri almayacak. Bir kısmı da ülkesine döndüğü zaman uzun yıllar cezaevinde kalacağı için Türkiye’de kalmayı tercih edecek. Ayrıca tüm uluslararası raporlara da yansıdığı haliyle, Türk istihbaratı ve Erdoğan rejiminin Cihatçı-Selefi gruplarla teması var. Söz konusu gruplar doğrudan ya da dolaylı olarak lojistik destek aldılar. Yüzlerce IŞİD’linin SDG’nin elinde ve Irak hapishanelerinde olduğunu, söz konusu isimlerin ifadelerinde Türkiye ile olan ilişkilere  dair çarpıcı detayların yer aldığı da sır değil. Bu yazının konusu olmadığı için detaylara girmeyeceğim ama yarın bir gün konjonktür değişirse bu ifadeler yüzünden Erdoğan rejiminin başı fena ağrıyabilir.

YURTTA TERÖR DÜNYADA TERÖR 

Türkiye’ye zaten gelmiş veya yakında gelecek olan IŞİD militanları Türkiye için çok büyük güvenlik riski oluşturacak.

Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle siyasi irade ile örgütün tepe kadroları arasında dirsek teması var. Erdoğan rejimi IŞİD ve El Kaide türevi örgütleri tehdit olarak görmüyor. Hatta Suriye’de iç karışıklıklar başladığında bu savaşçılar Türkiye tarafından açıktan desteklendi. AKP yönetimi bu politikasını “Suriye’de Esad rejiminin değişmesini istiyoruz. Peki bunu kim yapacak? ABD ya da başka bir ülke gelip değiştirmeyecek, TSK’nın girip savaşması da mümkün değil. Bu durumda yapılabilecek en mantıklı şey muhalifleri desteklemek. Biz de onu yapıyoruz” şeklinde savundu. Bu politikanın risklerine dair uyarılar ise dikkate bile alınmadı. IŞİD Türkiye topraklarında o kadar rahat hareket etti ki, Ankara’da ‘medrese’ açtı, İstanbul’da yardım kampanyaları düzenledi. Detayları uzatmak  mümkün. IŞİD Erdoğan rejimi tarafından tehdit olarak görülmediği için bürokraside buna uydu. Hatay ve Antep’te adeta cirit attılar.

Daha önce Türkiye’de bu kadar rahat hareket eden IŞİD yeniden AKP rejiminden açık destek görmese bile -ki örtülü destek almayacakları anlamına gelmiyor- kolaylıkla Türkiye topraklarında yerleşip örgütlenebilir. Malum olduğu üzere, 17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu sonrası başlayan ve 15 Temmuz kontrollü darbe kumpası ile tamamen bitirilen emniyet teşkilatının artık istihbari yeteneği yok. Özellikle İŞİD ve türevi radikal örgütleri takipte uzmanlaşmış istihbaratçılar ya tutuklandı ya da meslekten atıldı. Mevcut polis teşkilatı da bütün enerjisini Cemaat operasyonlarına ayırıyor. Erdoğan’ın ABD ziyareti ya da Trump ile telefon görüşmesi öncesi yapılan IŞİD operasyonlarında gözaltına alınanlar ise bir kaç gün sonra serbest bırakılıyorlar. Nitekim cezaevlerindeki IŞİD militanı sayısı Cemaat davalarından tutuklu sayısı ile kıyaslandığında yok denecek kadar az.

IŞİD’in uzun vadede oluşturacağı bir diğer risk ise ‘Pakistanlaşma sendromu’olarak bilinen durum.

Dünyanın dört bir tarafından gelip Afganistan’da Ruslara karşı savaşan mücahitler Pakistan’ı eğitim ve lojistik merkezi olarak kullandı. Dönemin Pakistan yönetimi ise siyasi ve dini gerekçelerle bu savaşçılara yakın davrandı. Ancak Pakistan hem bombaların hedefi oldu hem de dünyaya ‘terör ihraç eden ülke’ haline geldi. Bu risk Türkiye için hayli yüksek. Birçok güvenlik analistine göre Türkiye çoktan ‘Pakistanlaştı’. Türkiye’nin uzun vadede ‘terör ihraç eden’ bir ülke haline gelecek. Silah kullanmayı, bomba imal etmeyi bilen, savaşma tecrübesi edinmiş, gözünü kırpmadan kafa kesebilen insanlar aramızda olacak. Hatta bir kısmını 15 Temmuz’da sokaklarda gördük. Gözlerini kırpmadan askeri öğrencilerin boğazını kestiler.

ERDOĞAN ‘IŞİD GÜCÜ’ MÜ KURACAK?

Sayıları net olarak bilinmese de binlerce IŞİD militanının önümüzdeki dönemde Türkiye’de olacağı net. Erdoğan rejimi onların sınırdan içeri sokulmayacağını iddia etse de pratikte bu çok kolay değil. Ayrıca sınırın öte tarafının Suriye toprağı olduğunu ve Rusya destekli Esad rejiminin bu militanları kendi topraklarında barındırmayacağı açık. Daha önce Türk istihbaratı ile yakın teması olan IŞİD militanlarının yeni dönemde ‘istihdam edilmesi’ de beklenen bir durum.

15 Temmuz kumpası ile felç edilen TSK’ya monte edilmeleri sürpriz olmaz. SADAT’ın bu konudaki rolü herkesin malumu. Erdoğan’ın bu kadroları Kürtlere karşı kullanma isteği de sır değil. Değişik isimler altında örgütlendirilecek bu kadroların Erdoğan rejiminin özel ordusu olması, değişik operasyonlarda kullanılması bekleniyor. Polise eklemlenmeleri de ihtimal dahilinde.

Öte yandan, Erdoğan rejimi radikal bir değişiklik yapsa ve IŞİD ile bağlarını kesip etkin mücadele uygulasa bile ‘savaştan dönen IŞİD’liler’ sorunu yıllar boyu sürecek. Çünkü şekilde değiştirip sivil hayata karışsalar bile aldıkları ideolojik eğitim nedeniyle her an patlamaya hazır bomba gibi olacaklar. Mesela 2003 İstanbul patlamaları bu konuda somut örnektir.

Sonuç itibariyle Erdoğan rejminin Suriye’deki yanlış politikaları ve yabancı savaşçılara dair tutumu çok ciddi bir güvenlik sorunu olarak Türkiye’nin önünde duruyor.

1 YORUM

  1. Bu konu cok onemli…TSK.nin milli ordu ozelliginin devam etmesi hayati bir konu…hukuk duzeni Geri geldiginde dahi basa Bela olabilir…cokca islenmeli ve anlatilmali.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin