Uydurulmuş gerçeklik!

YORUM | M. NEDİM HAZAR

Uzmanlar “gerçeklik”i; “var olan her şey” diyerek epey geniş anlamda tanımlıyorlar. Oysa bilim, inanç, felsefe gibi pek çok alanda pek çok anlamı var gerçekliğin. Hadi klişe bir tarif de biz yapalım ve “Zaman ve mekanda yer kaplayan her şey gerçektir” diyelim. Niyetimiz şüphesiz malumatfuruşluk değil, hatta meselenin ağdalı anlam tarlasına dalıp zihin yormak hiç değil. Şurası lügatlerden: Herhangi bir şeyin gerçekliği insan zihnine bağlı olmaksızın var olmasıdır.

Türlü türlü gerçeklik var.

En temelleri ise şunlar: Alternatif gerçeklik, karışık gerçeklik, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve üst gerçeklik.

Erdoğan iktidarı ve ekibi tüm bu gerçekliklere bir yenisini ekleyerek belki de tarihe geçiyor. AKP ve Saray iktidarının gerçekliğinin ismi ise Uydurulmuş Gerçeklik.

Uydurmayı kelimenin doğası gereği iki anlamda da kullanabilirsiniz.

İlki var olmayan bir şeyi uydurmak..

İkincisi ise gerçeğin ağzını gözünü yamultarak arzu ettikleri şeyi uydurmak.

Mevcut iktidar uydurma konusunda inanılmaz bir mesafe almış ve uzmanlaşmış durumda.

Rakamları kullanarak bir uydurma gerçeklik üretiyorlar ki evlere şenlik.

Örneğin son dönemde epey moda olan virüs vaka sayısında uydurdukları gerçeklik.

Vaka ile hasta sayısının aynı şey olmadığını, açıkladığı rakamların gerçek rakamların onda birine tekabül ettiğini kendileri itiraf ediyorlar.

Şöyle diyelim ülkede bir günlük koronavirüse yakalanmış yeni vaka sayısı 15 bin iken AKP’nin uydurulmuş gerçekliğine göre bu rakam bin 500 oluyor.

Mesela 300 yeni fabrika, 45 bin yeni istihdam diye törenlerle duyurdukları gerçekliğin de uydurma olduğu birkaç saat içinde ortaya çıkmıştı. Yeni ve fabrika denilen şeylerin eski ve fabrika olamayacak kadar küçük sanayi dükkânı olduğu bir gerçeklik olarak kısa sürede ortaya çıktı.

Açıklanan enflasyonun AKP işi bir uydurulmuş gerçeklik olduğunu bizzat eski istatistik kurum başkanı söyledi geçen gün.

Uydurulmuş gerçeklik enflasyonu ile gerçek enflasyon arasında 10 puandan daha büyük fark vardı neredeyse.

Ve ülke, iktidarın uydurduğu gerçeklik ile gerçek zamanlı gerçeklik arasındaki makasın her geçen gün açılmasından dolayı muazzam bir savrulma yaşıyor.

Aslında bu yeni bir durum değil.

Her otoriter rejim kendi uydurulmuş gerçekliğini üretiyor bir şekilde.

Sözgelimi Kuzey Kore yıllardan beri kendi uydurulmuş gerçekliğiyle yaşıyor.

Öyle ki halk Kuzey Kore milli takımının futbolda Dünya Kupası finalini Brezilya ile oynayıp 2-1 kaybettiğini zannediyor.

İktidar yanlıları Erdoğan’ın “ümmetin umudu” olduğu şeklindeki bir uydurulmuş gerçekliğe iman derecesinde inanıyor mesela.

Başta Almanya olmak üzere tüm dünyanın Türkiye’yi kıskandığı ise başka bir AKP uydurulmuş gerçekliği.

İktidar gerçek uydurmakta ya da gerçekliğin ağzını burnunu dağıtarak arzu ettikleri tabloyu oluşturmakta o kadar maharetli duruma gelmiş ki neredeyse her alanda bir kendi gerçeklikleri var.

Hatırlayın onlarca yıl önce açılmış üniversite için “Biz yaptık” diye kürsüden böbürlenen Erdoğan’ı. Muhtemelen ekibinin uydurduğu o gerçekliğe kendisi de inanmayı seçmişti.

Uydurulmuş gerçekliğin çok büyük bir defosu var sevgili okur.

Sonsuz ömürlü değil. Hatta uzun ömürlü bile değil.

Bazısı birkaç saatlik bir etkiye sahip uydurulmuş gerçekliğin. Bazıları ise coğrafik etkiye sahip. Sadece havuz medyası hedef kitlesini etkileyebiliyor mesela.

Ancak bugüne kadar iktidar kayığını batırmadan yürütebildi Erdoğan rejimi.

Bu ülke uydurulan gerçekliğe daha ne kadar tahammül eder, yalan ve uydurmasyon ile kurulu bir düzen ne kadar ayakta kalır bilemiyorum.

Bildiğim şu: Gelecek nesiller Erdoğan ve gizli-açık ortaklarının uydurulmuş gerçeklik konusundaki başarısını hayretle hatırlayacaktır…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin