Utanmazlık

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Fırtınada karaya vurmuş ve batmakta olan bir gemi düşünün. İçinde çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek binlerce yolcu var. Ağır yara almış ve her an su dolan gemide bulunanlar, feryat figan içinde ne yapacağını bilemeden panik içinde oradan oraya koşturuyor.  

Bir yandan da telsizden sürekli SOS sinyali gönderip, işaret fişeği atıyorlar. Çıkarabildikleri kadar gürültü çıkarıp kazanın fark edilmesini sağlamaya çalışıyorlar. Sular her geçen gün gemiyi esir alırken, bütün yolcular çaresiz bir şekilde dışarıdan gelecek yardımı bekliyor. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Gemidekiler bir an önce yardım ekibinin gelmesini beklerken, en yakın kurtarma ekibinin başındaki adam, kazadan haberdar olmasına, sinyalleri almasına rağmen bir müddet sonra bütün ekibi eve yolluyor ve kendisi de tek bir uğraş vermeden ‘Azrail kazandı’ yapacak bir şey yok deyip gidip uyuyor. Karanlık gecede gemi batıyor ve bütün yolcular sulara gömülüyor. 

Normal bir ülkede o kurtarma ekibinin ve başındakilerinin en azından ‘utançtan’ bir daha gün yüzü görmemesi gerekirdi. Hatta utançtan çocuklarının, akrabalarının bile yüzüne bakamamaları gerekirdi. 

Ama bırakın utanmayı, hiçbir şey olmamış gibi arsız bir ruh haliyle ortalarda gezip avazı çıktığı kadar kendisini yeniden o göreve getirmeleri gerektiğini savunuyor.  

Tıpkı bunun gibi Muharrem İnce de, 24 Haziran 2018 gecesi sandıklar kapanır kapanmaz nereye kaybolduğunu anlatmamış, açıklamamış, milyonlarca insanın canhıraş feryatlarına kulak tıkayıp uyumaya gitmiş olmanın hesabını vermeden, muhtemel bir seçimde Recep T. Erdoğan’ın karşısına yine kendisinin çıkartılmasını istiyor. 

24 Haziran gecesinin hesabını vermeyen sadece Muharrem İnce değil tabiki. Meral Akşener denen sarayın yeni (muhtemel) partneri de, nereye kaybolduğunun hesabını vermemiştir. En az bunlar kadar hesap vermesi gereken başka bir yer de ‘oy ve ötesi’ oluşumudur. Seçim öncesi Muharrem İnce gibi öylesine iddialı, öylesine kararlı bir tavır göstermişlerdi ki güya tek bir oyun bile heba olmasına, müsaade etmeyecekler, bir oy bile çaldırmayacaklardı. Ancak seçim sonuçları kafa kafaya giderken oyların sayıldığı site (oyveotesi.com) birden ulaşılmaz hale gelmiş, saatler sonra ulaşılır hale geldiğinde AA’nın verilerine uyumlu hale getirilmişti. Daha sonra da hık mık teknik sorunlar gibi mazeretleri geveleyerek Cumhurbaşkanlığını Recep T. Erdoğan’a altın tepside ikram edenler arasına karışmışlardı.

Fırtına günü milyonlarca insanın ümidini çöpe atıp ortadan kaybolan ‘utanmaz’ adam Muharrem İnce bugün çıkmış diyor ki ‘bana o gece neredeydin diye soranlardan özür diliyorum, krizi kötü yönetmiş olabilirim’ 

İşte bu kadar basit! Milyonlarca insanın figanı duymayışının, canhıraş feryatlarına kulak tıkayışının, umutlarını kasten çöpe döküşünün bedeli iki yıl sonra söylenen bir kuru özür. Adamdaki yüzsüzlüğe bakar mısınız! Bu özrün kabul edileceğinden öylesine emin ki büyük bir faciaya neden olduğu görevi yeniden isteyecek kadar da utanmaz. 

Bugünkü itiraflardan ve yapılan konuşmalardan da anlıyoruz ki hem CHP, hem Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığının mutlak surette Recep T. Erdoğan’a gideceğini kulağına fısıldamışlar gibi biliyor. O da bari bu arada Muharrem’den kurtulayım hesapları yapıyor ve başarısız olacağı önceden belli seçimde aday gösterip ‘yenilmiş’ damgası yer hesabı yapıyor. Sonra da seçim Muharrem’in seçimi havası vererek ne kendini ve ne partisini hiç ama hiç kasmıyor. 

Yani, mış gibi yapıyorlar. Muhalefet ‘miş’ gibi, umut ‘muş’ gibi, kurtaracak ‘mış’ gibi. 

Ne yaparsın işte, adam ‘mış’ gibi yapanların ülkesi.

3 YORUMLAR

  1. Ağzınıza sağlık Alper Ender Bey güzel özetlemişsiniz…
    Bu insanlara ne oluyor ki, koskoca devlet aygıtını elinde tutanların, kanun yapıcı ve icra edici mekanizmanın ana unsurlarından biri olan siyasi partilerin yönetimlerinin “bağımsız” olduğunu sanıyorlar.
    Sadece Muharrem İnce mi?
    CHP’nin içinde de, HDP, MHP’nin AKP’nin ve diğer partilerin içinde de kaç İnce olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?
    Kolaysa, kendilerine verilen rolun dışına çıksınlar bakalım…

  2. Ne zaman objektif bakacaksınız olaylara bilemiyorum. Gerçi sizin gibi zihin dünyasını bir yerlere yamamışlar için objektif bakmak zor olsa gerek.
    Asıl Erdoğan sizin gibi karşı cephesi olduğu için çok şanslı.o kadar renk değiştiriyorsunuz ki sizden daha az renk değiştiren Erdoğan bile millette kabul görüyor. Dün chp yi diyazna kalktınız yemedi. İyi parti garabet yemedi.Babacan’ı parlatalım dediniz oda olmuyor. Bir “imam”oğlu kaldı ince’de ona rakip olunca ödünüz koptu. Bu ülkeyi akp ye mahkum eden siz ve kemalist düşünce oldu.şimdi.diye iki tarafta üzgün üstelik çaresiz.zoraki bir evlilik yapacak gibisiniz.sorun damat kim gelin kim?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin