Türkşen’in fişleme listeleri yanında bu yazı da burada ‘bulunsun’

YORUM | RAMAZAN FARUK GÜZEL

Fişlemeler, andıçlamalar bu ülkenin bir realitesi haline geldi. Hukuk ve demokrasinin yerleşmediği ülkelerde böyle hadiseler kanıksanırken, hukukun rafa kalktığı, hukuksuzlukları yapanların yaptığı yanına kar kaldığı ülkemizde iş ayyuka çıktı.

Fişleme, derin devletin yıllardır rutini haline gelmişti. Balyoz, Ergenekon davalarında ortaya saçılan arşivlerden de anlıyoruz ki devlet içinde ayrı bir devlet gibi hareket eden bazı yapılar, ileride tasfiye maksatlı olarak insanları inançlarına, etnik kimliklerine göre tasnif ediyorlarmış…

Ergenekon- Balyoz davaları ile birlikte bu faaliyetler dizginlemişken, 17/25’den sonra iktidar ile anlaşmaya giden bu yapı, serbest kalıp eskisinden bile güçlü gelince, fişleme, andıçlama hadiselerini açıktan ve pervasız yapmaya başladı.

ETÖ davalarında geçmiş olan Oda TV, bazı sosyal medya hesaplarını listeler halinde yayınladı ve özellikle eski asker kökenli olduğu iddia edilen bu hesapları hedefe koydu. Bunu yaparken de o sihirli kelimeyi nazara veriyordu: “FETÖ”.

Bununla paralel olarak da eski asker Ali Türkşen’in sosyal medya hesabından listeler yayınlandı. Malumunuz, Türkşen’in adı özellikle 15 Temmuz kurgu darbesinde insanlara karşı ağır işkence iddiaları ile gündeme gelmişti. Hatta isminin uluslararası mahkemelere verildiği bilgisi de kamuoyuna yansımış durumda.

Yüksek egosu ile böyle bir fişlemeye balıklama atlamış olan Ali Türkşen’e, suç teşkil eden belgeleri kimler verdiyse onu harcamak ve hukuksuzlukları ona fatura etmek istiyor olabilir. Türkşen başına geleceklerin fark etmiş olacak ki, mesajlarını sildi ve listeleri kendisinin hazırlamadığını öne sürdü. Her ne olursa olsun ortada bazı hukuksuzluklar ve suç teşkil eden fiiller var. Bunları irdeleyelim.

CEZA KANUNU’NDA…

Açıktan fişleme yapan Ali Türkşen ve türevleri alenen suç işliyorlar. Listeler halinde yayınladıkları insanları öncelikle icat ettikleri ve adına “FETÖ” dedikleri ama uluslararası hukukta karşılığı olmayan bir örgüte mensup olmakla itham ediyorlar.

“Burada bulunsun” başlığı ile paylaştığı 4 listede her kesimden insanlar vardı. Eski bir asker olan ve işkencelerle anılan Türkşen gibi sıradan olmadan birisi tarafından hedef gösterilen bu isimlerin başına bir iş gelirse sorumlusu bizzat kendisidir. (Danıştay saldırısı öncesi Akit’in o dönem o Danıştay dairesi üyelerinin fotoğraflarını yayınlayıp hedef göstermesi gibi.)

Listelerde adı geçenler savcılığa başvurarak, kendilerini hedef gösteren şahıs hakkında suç duyurusunda bulunmalı ve koruma tedbirleri istemeliler.

Burada insanları belli siyasi, dini gruplara göre ayırıp yayınlamakla Türkşen ve türevleri, TCK 135 ve devam maddeleri gereğince “Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu”nu, daha bilindik tabiri ile “fişleme” suçunu işlemektedirler.

Bu suç ise TCK’nın ilgili maddeleri gereğince 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirmekte olup, bu suçun “kamu görevlisinin ya da mesleği gereği işlemesi halinde” 4,5 yıla kadar artırılması söz konusudur. Bu kişiler, sosyal medyada yazan ve 15 Temmuz’u sorgulayan kimselerin politik kişisel verilerini belli tasnifler halinde ifşa etmekteler… Toplum içinde yaşayan kişilerin siyasi tercihlerinin toplum katmanları arasında bilinmesi halinde ayırımcılığa maruz kalma ihtimali bulunduğundan bu bilgiler kişisel veridir ve yayınlanmaları suçtur. (Bu konuda bakınız: Yargıtay 12CD – Karar: 2012/12126).

ŞİKAYET SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, özel hayata karşı suçlardan olmasına rağmen takibi şikâyete bağlı değildir. Ve suçun işlendiği öğrenildiğinde savcılık tarafından kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır.

Fakat Türkşenler, gücü elinde bulundurduklarını düşündüklerinden böyle bir ihtimali de öngörmüyorlar sanırım. Kaldı ki onlar böyle listeler yayınlamakla bir bakıma da Sulh Ceza Hakimliklerine adeta “kapatılması gereken sosyal medya hesapları” konusunda adeta talimat göndermiş oluyorlar…

Fakat hukuk bir şekilde işleyecektir, Türkşen ve ekibine de… Kaldı ki kişisel verilerin kaydedilmesi suçu açısından herhangi bir şikâyet süresi yoktur. Dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır ve suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla da olayın mağdurları bu süreleri akılda bulundurmalıdırlar. AİHM içtihatlarında da bu konuda birçok yerleşik içtihat ve uygulamalar bulunmaktadır.)

Fişleme listesinde adı geçen eski askerlerden Mehmet Alkan, bu fişlemelere karşı çok sert tepki gösterdi. Listelemeleri yapanları “şerefsiz alçaklar” olarak tanımlayan Alkan “Bu listeyi yapan ve yayanlar hesap verecek…” diyordu. Diğer özel ve tüzel kişilerin de bu suçun takipçisi olacağı anlaşılıyor.

Evet, gerçek suçlular hesap verecek. Ortada da suçlar var. Ama bu konuda resen hareket etmesi gereken savcılar nerede acaba? Saray’ın adli yıl açılışı için sıraya girmişlerdi bir kısmı. Umarım içinde cesaretini toplayan birileri çıkar. Çıkmazsa da Türk hukuk tarihine ibretlik bir çentik daha atılmış olunur.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin