Türkiye’nin riskleri devam ediyor

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Hukuk ve demokrasi krizi, iktisadî krizle birleşti ve Türkiye büyük bir buhranla karşı karşıya geldi. Açıklanan her bir veri bugünün dünden daha beter hale geldiğini, istikbalin de bugünden daha karanlık geçeceğini teyit ediyor.

Eylül ayında işsizlik geçen senenin aynı dönemine göre arttı ve işsiz sayısı 3,8 milyona yükseldi. Buna “manşet işsizlik” diyoruz. Teferruatına inildiğinde işsiz sayısı da artıyor.

ÜMİDİNİ KAYBETMİŞ 491 BİN KİŞİ NE OLACAK?

İşsiz olduğu halde bulma ümidini kaybetmiş 491 bin kişi istatistik harici tutuluyor. Bu kalemde geriye dönük 6 aylık müddet dikkate alınıyordu. Artık son 1-2 ay kâfi geliyor! Böyle olunca da iş bulma ümidini kaybedenlerin sayısı olduğundan az gösteriliyor.

Yine 11 milyon kadının ev işleri ile iştigal ediyor olması hepsi “istihdam” kategorisindeymiş gibi kabul ediliyor. Oysa ne sosyal sigortaları var ne de düzenli gelirleri.

Avrupa Birliği’nin esasları ile işsizlik anketi yapılsa sayı 6,5 milyonu geçecek. İşsizlik oranı da yüzde 16’yı bulacak.

ARA MALI İMALATINDA DARALMA YÜZDE 10’A YAKLAŞTI

İflas dalgası ve talepteki daralma devam ederken işsizlikte kısa vadede bir düzelme beklemek ham hayal olur.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işsizlikle aynı gün imalat sanayiinden bir veri açıkladı. Sanayi üretimi ekimde yüzde 5,7 azaldı.

Ara malları imalatında düşüş yüzde 10’a yaklaştı. Ara malı imalatında çift hane düşüş iktisadî faaliyette daralmanın tahmin edilenden fazla olduğunu gösteriyor.

Sanayiden bir başka endişe verici rakam: Beyaz eşya satışları kasım ayında 2017’ye kıyasla yüzde 21 düşüş kaydetti. Ocak-ekim döneminde iç satışlar yüzde 17 düşüşle 6 milyon 730 bin adet seviyesine indi.

Beyaz eşya sanayicileri ihracatla ayakta kaldı. Mamafih dış talebin daralması ise 2018 senesinde kur artışının verdiği muvakkat coşku ile koşan ihracatçıların 2019’da zorlanacağına işaret ediyor.

DÜNYA EKONOMİSİ DE YAVAŞLIYOR

Dünya ekonomisinde bütün tahminler aşağı çekiliyor. Dünya Bankası’ndan Uluslararası Para Fonu’na (IMF) kadar bütün yol gösterici teşkilatlar “araba yavaşlıyor, dikkat!” ikazında bulunuyor.

12 ayda 174 milyar dolar dış borç ödeme mükellefiyetine karşılık bütçe, cari denge ve sosyal güvenlik gibi üç kalemde devasa açıklar veren Türkiye harici şartlardaki kırılganlıktan ziyadesiyle zarar görecek.

KUR VE FAİZ RİSKİ ŞİŞEDEN ÇIKMAYA BAŞLADI

Ağustosta en şiddetli hali ile kendini gösteren kur ve faiz riski birkaç aylık arayı müteakip şişeden çıkmaya başladı. Hazine’nin borçlanma maliyeti mütemadiyen artıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak kürsüde hakikatte karşılığı olmayan “dengelenme” ezberini tekrar etse de Hazine bürokratları yurt dışında yana yakıla borç temin etmeye çalışıyor.

Hazine’nin Washington D.C.’de nasıl bol kepçe faiz vaat ettğini piyasada işitmeyen kalmadı. Varlık Fonu’na PTT’nin bütün hisseleri 1 milyar dolar sıcak para bulabilmek üzere aktarıldı.

Vatandaşına euro, dolar tahvili satan bir Hazine var artık. Kur riski bu kadar zirvede iken içeriden döviz borcu almak ve afakî faizler (dolar tahviline senelik yüzde 7) ödemek kamikazelik değilse nedir?

Para ikamesine kılıf bulmak için ekonomi bu kadar da uçurumun kenarına getirilmez

“OYNAKLIĞA HAZIR OLUNMALI”

Birleşik İsviçre Bankası’nın (UBS) İngiltere Yatırım Ofisi Direktörü Geoffrey Yu, “Gelecek sene Euro Bölgesi ekonomisi açısından endişeler var.” diyor.

Yu’nun şu ikazını herkes not etmeli: “Hisseler şu an cazip görünüyor ancak yatırımcılar oynaklığa hazırlıklı olmalı.” Oynaklığın öncelikli adresi şirketlerin hisse senetlerinin işlem gördüğü borsalar olacak. Umumî tablo da bulutlar kararıyor.

Harici faktörlerde bozulmanın ekonomiye vereceği hasarı azaltmak kıtlık mevsimine hazırlık yapmakla mümkün olabilirdi.

Böyle bir hassasiyet müşahade edilmediği gibi har vurup harman savuran bir iktidarın öncelikleri bambaşka. Havada-karada saray lüksünden taviz verilmiyor.

2019’DA 114 MİLYAR TL FAİZE GİDECEK

Bütçe 11 ayda 54 milyar TL açık verdi. Bir evvelki seneye nazaranh yüzde 105 büyüdü açık. Sadece faize 2019 senesinde 114 milyar TL ödenecek. 2020’de bütçede faize tahsis edilecek tutar 144 milyar TL’ye çıkacak. Söze gelince faiz lobisine karşıyız, o kadar.

Türkiye’nin nev-i şahsına münhasır hastalıklarına kalıcı tedavi tatbik edilemedi. Aymazlığa dikkat çeken kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye için risklerin devam ettiğini kaydetti.

Fitch, Türkiye’de iklimi, “büyümenin yavaşladığı, borçlanma maliyetinin arttığı, işsizliğin tırmandığı bir ortam” şeklinde hülâsa etti.

Fitch’e göre Türkiye’de faaliyet gösteren bankaları için dış konjonktür daha da meşakkatli hale gelecek.

Bunun içindir ki bankalar dış strese maruz kalıyor: “Finansman temininde zorluklar devam edecek. Dışarıda giderek ağırlaşan şartlar ve zayıf iç talep bankaların kârlılığını düşürecek.”

Şartların şakası yok… Aman dikkat!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin