Sosyal demokrat muhalefet

YORUM | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

Muhalefet önemlidir. Hatta iktidardan daha önemlidir. Çünkü iktidar her rejimde bulunur da, muhalefetin bulunup bulunmaması önemli bir demokrasi kıstasıdır. Bu bakımdan, bir siyasal sistemde muhalefetin işlevi ya da işlevsizliği, önem atfedilen bir konudur siyasal sistemler hakkında fikir edinmek bağlamında.

Belediye’nin duvarlarına TC yazılması veya öğlen yemeği menüsünün herkese standart hale getirilmesi gibi “icraatlar” üzerinden muhalefet yapmak da bir yöntemdir elbette! Öyle ya, CHP hapishanedeki milletvekilleriyle veya belediye başkanlarıyla, bin günü aşkın süredir hukuksuzca içeride olan Nazlı Ilıcak başta olmak üzere, yüzlerce gazeteciyle falan ilgilenecek değil ya! Ya da kamudan KHK ile ihraç edilen, anayasa ve kanunlara aykırı olarak savunma bile yapamayan yüz binlerce memurun haklarını mı gündeme getirecek!

Cumhuriyet Halk Partisi, bilindiği üzere, Türkiye’deki en köklü, en eski parti. Ülkenin kurucu partisi olarak, haliyle kuruluş döneminden itibaren yapılan cumhuriyet reformlarına veya devrimlerine sahip çıkmakla övünür, Atatürk’ün mirasının takipçisi olmak gibi bir misyonu olduğu öz algısına sahiptir. Biz sorgulamaksızın CHP’nin bu rolünü kabulleniriz. Nedir bu misyon, nedir bu miras falan, pek sormayız! Destekçisi bu slogan vari misyon ve mirası 23 Nisanda şiir okuyan bir çocuk gibi ezberden sayar. Düşmanı yine bu misyon ve miras üzerinden ona yüklenir, örneğin laiklik üzerinden İslamcı okumayla sözüm ona CHP eleştirisi yapar.

Esasında tabelaya TC yazmak ve yemek menüsünü eşitlemek, CHP hakkında bize ciddi fikirler verebilir. CHP’nin devletlû ve solcu eğilimleri nasıl bir potada erittiğini göstermesi bakımından az ilginç değildir bu iki müthiş hamle! Daha önce kaybedilen mevzi olarak algılanan TC ibaresi, artık yeniden baş tacı edilmiş, “devletin çıkan çivisi” yerine sağlamca çakılmıştır işte! Ayrıca eşitlik bekleyen emekçi kitlelere menü üzerinden sosyal demokrat bir mesaj da verilmiştir. Böylece artık Türkiye Cumhuriyeti’nin olduğu vurgulanan  belediyede, antrikot yerine musakka yenilecek, böylece AKP’li dincilerin devlete verdiği zarar giderilmiş olacaktır. Bu mesajlar verilirken kameraların kayıtta olması bir iki kez kontrol edilmelidir tabi! Yoksa bu sosyal demokrat ve vatansever mesajlar nasıl verilecek ki?

Meriç’i geçenlerle 23 Nisan’da röportaj yapılan minik kızın gelecekte Alman vatandaşı olma hedefi gibi şeyler, hep bu dincilerin işleri karıştırmasından olmuştur zaten. Oysa cumhuriyet değerlerinden sapılmasaydı, hem bu çocukcağız “Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam…” diye devam ederken ağlayacak, mukayesesiz, net ve kesin bir kararla, en yüce değerin Türk olmak olduğunu görecek, “ne mutlu Türküm diyene!” diyerek, Köln’de tıp okumaktan da, hâşâ Alman vatandaşı olma sevdasından da vazgeçecekti. Zaten Meriç üzerinden kaçanlar “Fetö’cülerdi”, değil mi ya! Aynı kamudan ihraç edilenler gibi! Ha, tabi diğerleri başka canım! Mesela “solcu” olduğundan şüphe duyulmayacak olanlar falan varsa, onların durumuna iktidara gelince nasıl olsa bakarız! Mesela aile yapıları, anası “sıkmabaş” mı değil mi, imam hatipli veya cemaat dershanesi geçmişi falan var mı, çek eder, ona göre tutumumuzu belirleriz. Bu arada belediye yemekhanesine gider bir güzel de patlıcan oturtma pilav ter, sonra tulumba tatlısı yerken de fotoğraf çektiririz!

Memleketin NATO’daki üyeliği sorgulanır olmuş, ana dış politika yönelimi falan değişmiş, bunlar tali meselelerdir, doğru mu? Ya da işkence kurumsallaşmış, Kürtlerin yaşadığı kentler, mahalleler ve köyler falan ağır silahlarla bombalanmış, kardeşim bizim Kürtlerle bir sorunumuz var mı? Bak Türkçe konuştukları sürece, herkes ne gibi haklara sahipse onlar da o haklara sahip zaten! Ben neden Kürde ayrıca ek hak vereyim ki? Zaten böyle bir şey elzem olmuş olsa, bunu ulu önder yapmaz mıydı cumhuriyeti kurarken? Ne? Dersim katliamı mı? Başımıza Dersimli Alevi bir genel başkan geçmiş, siz hala orada mısınız? Bunlar geçmişte yapılan ufak tefek yok kazalarıdır hem! Ki bak Aleviler de zaten o dönemde Atatürk hasta yatağındaydı falan diye gayet cumhuriyetçi bir tutum içinde! Yani bugün önemli olan nedir? Devletin fabrika ayarlarına dönmesini sağlamaktır! Sakın sormayın bu iş nasıl solculuktur falan diye! Bizim her şeyimiz böyledir. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak ne anlama gelirse, Türkiye’de Kürtlere azınlık hakkı talep etmek de odur! Bu arada bir kontrol ediverin arkadaşlar bir zahmet, TC ibaresi olmayan belediyemiz kalmış mı? Bu tabela merasimlerini – pardon törenlerini! – size zahmet şöyle kallavi, İzmir’in kurtuluşu sonrası indirilen Yunan bayrağı kıvamında güzel pozlarla ölümsüzleştirirseniz çok makbule geçer. Bunları icraat programımıza kor, yaptıklarımızı görselleştirmiş oluruz. Ha, bir de bizim komşunun kızı piyano çalarken yan yana birkaç fotoğrafımız vardı, onları da kolaj yaparak, siyah-beyaz cumhuriyet balosu fotoğraflarıyla beraber şey ederseniz, herkes ne kadar ilerici olduğumuzu bir defa daha görmüş olur.

Anayasanın fiilen rafa kaldırılması, hapishanedeki askerler, hatta genç askeri okul öğrencileri, Boğaz Köprüsü’nde kafası kesilenler, orasından burasından bıçaklanıp sonra çuval gibi köprüden atılanlar, silahla vurulanlar falan – bakın burada Yenikapı ruhunu devreye sokuyorsun! Sonra durum anlaşılıyor! Tabi varsa bir sıkıntı falan, sonra ilgileniriz. Şu an belediyeleri aldık! Ne yapmamızı bekliyorsunuz, değil mi ama yahu, el insaf!

Hapishanelerde işkence varmış, ağır hasta, hatta kanserli olanların tedavisine bile izin verilmiyormuş, şüpheli ölümler bilmem ne, öyle HDP ağzı ile konuşmayın – bak parti içi dengelerimize zarar veriyorsunuz! Zaten ittifak-mittifak diye suyu bulandırıyorlar mütemadiyen. Yok öyle ittifak falan. Bu yerel seçimler sosyal demokratların zaferidir. Canım, sosyal demokrat dediysem anlayın işte – vatansever yerli bir sol harekettir kast ettiğimiz! Ne? Enternasyonal sol mu? Marksist kökenler mi? Avrupa solu mu? Kardeşim biz Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda, Dumlupınar ve Sakarya’da emperyalizmi (!) yenmiş (!) bir ekolden geliyoruz, tamam mı? Nerede mi okudum? Bunları hepimiz nerede okuduysak orada, İnkılâp Tarihi kitabında! Ha. Başında Atatürk İlkeleri de var. İşte bizim yerel sol değerlerimiz falan, hep bu antiemperyalist damardır! Dolayısıyla, bizim solculuğumuz ulusaldır, oldu mu? Yani o ulus var ya o ulus. Ona 1980’lere kadar millet diyorduk zaten da. Bu “da” da olsun artık, Karadeniz uşağıyuz. Kızım koy oradan bir horon müziği, videocu dost, gel bakalım, çek bir horon tepiş sahnesi, üzerine arka sokaktaki okulun basketbol sahasında bir iki şut atayım ben! Koyun bunları internete. Spor acıktırır. Derken ver elini belediye yemekhanesi. Bu kez nohutlu pilav ve turşu, yanında muhallebi! Çek orada da fotoğrafları! Oh! İşte sana yerli-milli (pardon ulusal) sosyal demokrasi!

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin