Siz yine de çok şey etmeyin

YORUM | LEVENT KENEZ

Tabii ki bir şeydir, bir anlam ifade etmiyor demiyorum ama abartmaya gerek yok. Kaçırılan KHK’lılar veya Gökhan öğretmen ile ilgili ikiyüzlü popüler isimlerin ya da cibilli cemaat muhaliflerinin paylaşımlarından çok bir şey üretmeye gerek yok.

Ne yani yaşananlar gündeme geliyor bu da mı olmasın? Bir şey yazmasalar yazmadı olur, paylaşsalar neden paylaştı olur! ‘Hasta mısın kardeşim’.

Yok, hayır. Bu da değil.

Cemaatin uğradığı zulmü bunlar tasdiklese n’olur tasdiklemese n’olur?

Fikri belki bunların yazdığını okuyunca değişir dediğin adamın yıllarca bir kez bile bir kötülüğünü görmediği komşusunu, akrabasını, iş arkadaşını, çocuğunun öğretmenini almışlar terörist diye.  Bilmiyorlar mı sanki? Her şeyin farkında değiller mi sanıyorsunuz?

Bunların yazdıklarını bir lütufmuş gibi görmeyi kastediyorum. Kim vicdanı ile bir haksızlığa karşı çıkmış veya bundan rahatsız olmuşsa eyvallah. Küçümsemek yanlış olur. Ama bunlardan bir beklentiye girmek yersiz.

Gökhan Açıkkollu… Zavallı öğretmen bugün mü öldü? Başına gelenleri medya camiasındakiler bugün mü duydu? İlk defa duyan başkaları muhakkak vardır ama medya mahallesindekiler ilk günden beri biliyordu. Bugün ne öğrendilerse aynı mecralar aynı siteler 3 yıl önce de 2 yıl öncede 1 yıl öncede birçok kez dile getirmişlerdi. Merhum öğretmenin eşi kendini paraladı duyurmak için. Ve çok da önemli işler yaptı. Bugün duayen gazeteci, acar muhabir takımından hangisi haber yapabildi. Tamam korku iklimi vardı şuydu, buydu. Bunların bir kısmı zaten yurtdışında. Hiçbir riskleri yok. Korkuysa Erdoğan’a en çok ben giydirdim diye yarış olsa aday olurlar. Gittikleri yerlerde epey de bunun havasını atıyorlar. Mesele salt cesaret meselesi değil mesele ikiyüzlülük.

Ankara’nın göbeğinde devlet insan kaçırdı. Herkes de biliyordu MİT’in kaçırdığını. Bu insanların gizli bir yerde tutulduğunu ve işkence gördüklerini de. Daha önce bunlar başına gelen cemaatten olsun sol örgütten olsun insanlar çıkıp anlattı mahkemede. Soldan sağdan defalarca yazıldı. Bir kaç siyasetçi istisna hangisi dile getirmeye cesaret edebildi.

Bugün artık görüntülerin dehşeti karşısında ki bunun gazeteciliğini yine tukaka yaptıkları insanlar yapıyor. Hem de binlerce kilometre uzaktan. Dün belge geliyordu diyorlardı bugün ne var? Hadi siz oradasınız siz yapın o zaman. Cevabı belli değil mi? Bir kaç şey yazmak zorunda hissedenlere kanaat önderi muamelesi yapmak yanlış. Bugün çok insani bir konudan destek vermiş gibi görünen yarın sırf onu yazdığı için zamansız alakasız ‘fetö fetö’ diye yine havlayacak. Kendi egolarını mağdurlar üzerinden tatmin eden tipler bunlar.

Mağdur yakınlarına kimse bir şey diyemez. Çaresizlik her kapıyı çaldırır. Ciğeri beş para etmez adama da derdini anlattırır. Bunların bak elimize düştüler terbiyesizliğine ve üsluplarına sözüm.

Bu sürecin vicdanlı kişileri zaten kendisini belli etti. Samimiyetleri ile bunu ispatladılar. Bundan sonra uyanmış, fark etmişler çıkabilir mi? Elbette çıkabilir, değerlidir ancak bir ileri iki geri yapana dikkat. Suret-i haktan görünüp vitrin yapana yersiz sevgi gereksiz. Bu süreç acı olduğu kadar da öğretici bir süreç. Geçmiş yıllardaki empati eksikliği bir çoğumuza ders oldu ancak kimsenin şüphesi olmasın asla ve asla bunların iddia ettiği gibi de bir tablo yoktu. Kimse zulmü alkışlamadı kimse bir başkasının acısından mutlu da olmadı. Yalan söylüyorlar. İftira atıyorlar.

“150 bin işinden ekmeğinden olan kişiler arasında ideolojik ayıklama yapanlara çiçek verme. On binlerce insanın haksız yere hapis yattığını bile bile susanların bir tweetine kanma” diyorum acizane.

Bir de fetöcü de olsaymışcılar, biz onların yaptığını yapmayacağızmışçılar var bir de. Hele bunları zerre ciddiye alanlara şaşarım. Ergenekon davaları ile cemaate yapılanları kıyaslayanlar ve buradan “ettiler, buldular” diyenler ikiye ayrılır. Birincisi cahiller. Bu çok net, ne bir tek iddianame okumuştur ne bir tane olay bilir, ne de hadi anlat bakalım desen iki cümle kurabilir. Papağan gibi tekrarlar dururlar. Diğerleri de çok ama çok operasyoneller. Evet mağduriyetin niceliği olmaz. Eyvallah. Ama hakkaniyet diye bir şey var öyle değil mi? Sizin yıllardır anlattıklarınızın yekünü bugün ufak bir ilin bir adliye sarayının bir mahkeme salonunda yaşanıyor. Ve bunu da çoluğuna çocuğuna kadar yapacağız diyen siz yapıyorsunuz. Beraber yargılandığınız adamlar yapıyor. Her gün sövdünüz dincilerle birlikte. Sizinle kavga bitmez. Sizden dolayı. Çünkü sizin gerçek derdinizin ne olduğu gayet aşikar. Yazılsa komplo denir siz de itiraf etmeye cesaret edemezsiniz.

Velhasıl devletin dayağını dün yemiş, bugün yemiş, yarın yiyecek onlar eşit vatandaşlık bağlamında kimsenin kimseye karışmadığı, kimsenin kimseye tahakküm etmediği bir ülkede yaşamak isteyecek bir irade ortaya koyabilecek mi? Bence mesele bu. Bunun cevabı epey zor günlerden ve dönemlerden sonra belli olacak.

1 YORUM

  1. yüreğinize sağlık hissiyatıma tercüman olmuşsunuz ne kadar sözde sağcı solcu islamcı kendine demokrat başkasına faşist kendi mahallesinin artıkları namussuzlar varsa kapak yapmışsınız

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin