Ahlaksızlıkta yok birbirlerinden farkları

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Yaşları müsait olup, seksenli ve doksanlı yılların gazete ve televizyonlarındaki haberleri hatırlayanlar vardır muhakkak, medyanın dönemsel irtica hortlamaları olurdu. Bir düğmeye basılır gibi ülkeye irtica geliverir, Hürriyet’inden, Milliyet’ine, Cumhuriyet’inden Güneş’ine ne kadar gazete ve televizyon varsa bir anda irtica haberleriyle dolar taşardı. Bu konuya özel sayfalar hazırlayan gazeteler olurdu. Solcu, sağcı, ortacı fark etmeden, neredeyse tamamı yalan üzerine kurulmuş ve aynı yerden servis edilmiş haberler okurduk.

Birbirine karşıtmış gibi görünen Yeni Şafak, Akşam, NTV, Birgün, Sputnik Türkiye, Cumhuriyet ve havuzun diğer yayın organlarının Abdulhamit Bilici’yle ilgili haberi, aynı alçak üslupla yayınladıklarını görünce 90’lı yıllar geldi aklıma. Aynı yerin talimatıyla yapılmış irtica haberlerinden hiçbir farkı yoktu. Bu saydığım medya organlarının sadece Abdulhamit Bilici’yle ilgili değil, hizmetle ilgili tüm haberleri de birbiriyle aynı. Yalan haber yapıp çamur atmaları, zalimleri ve politikalarını desteklemeleri birbirinden hiç farklı değil. Seçim öncesi PKK’nın AKP’nin işine yarayacak tarzda ortaya çıkartılması gibi, burada da şebeke kritik zamanda eldeki bütün taşlarını sahaya sürmekten çekinmiyor.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu bu ülkenin bütün tarlalarının derin devlet tarafından sürülmüş olduğunu boş yere söylemedi. Adı Birgün, Aydınlık ya da Yeni Şafak olması ve görünürde birbirine karşıymış gibi durması fark etmiyor. Gerçek olan bir şey var ki derin şebeke, bunların kılcallarına kadar sirayet etmiş durumda.

Bunu, şebekenin operasyonları sırasında çok daha net görebiliyoruz. Bir solcuda, bir Müslümanda daha doğrusu insan olan her gazetecide olması gereken asgari ahlak kurallarını bir kenara bırakıp operasyonun birer parçası haline geliyorlar. Bunu Abdulhamit Bilici hakkında yapılan haberde bir kez daha çok net gördük. Ahlaksızlıkta yok birbirlerinden farkları.

Ama bu haber bir şeyi açık seçik ortaya çıkardık ki Türkiye’nin en büyük haber ajansına yıllarca Genel Müdürlük yapmış, en son Zaman Gazetesi’ne yayın yönetmeni olmuş bir isim dünyalık neredeyse hiçbir şey istiflememiş. Üstelik sabah akşam utanmazca söylendiği gibi CİA’nın desteklediği falan da yokmuş. Yaşamak için hala alın teri dökmeye devam etmesi gerekiyormuş.

Sadece o mu Ekrem Dumanlı da dünyalık hiçbir şey biriktirmemişti. Her gün hazine odalarına girip bir çay kaşığı bile almaya tenezzül etmeden oradan çıkmıştı. Bugün o da gazetenin diğer tepe yöneticileri gibi çocuklarının nafakasını çıkarmak için alın teri dökmeye devam etmesi gerekiyor. Bunun nasıl bir onur, nasıl bir özgürlük olduğunu havuz canlısı haline gelmiş kalemlerin anlayabilmesini beklemiyoruz zaten. Ama kendine solcu, emekçi diyen gazetelerin bu tarz haberleri yapmalarının izah edilir yanını bulamıyorum.

Mesela aynı durum havuz medyasının tepe yöneticilerinin başına gelseydi onlar da çocuklarının nafakası için böyle çalışmak zorunda kalırlar mıydı? Yoksa yedi cetlerine yetecek kadar dünyalık biriktirdiler mi?

Bu sorunun cevabı çok açık, hepsi hak etmedikleri bir zenginliğe ulaştı. Yandaş kavgalarında ortalığa dökülen ‘Rezidansta oturan-yalıda oturan’ ağız dalaşları bunu gösteriyor. Bilici hakkındaki ‘UBER yapan yayın yönetmeni’ haberinin yapıldığı zamanda Türkiye, iki yıl öncesine kadar adı sanı duyulmamış bir aktroll (Tuğrul Selmanoğlu) 700 bin liralık arabasının fotoğrafını konuşuyordu. Valilik ve belediyelerin baş konuklarından olan kerameti kendinden menkul ‘gazeteci-yazar’ın lüks hayatı bugünkü medyanın içler acısı halinin özeti gibiydi.

Yandaş medya 17-25 yolsuzluklarına sadece ideolojik yaklaşımla sahip çıkmıyor. Büyük lokma yiyenlerin artıkları bile bu akbabaları beslemeye fazlasıyla yetiyor. 10 yıl önce kirasını ödemekte zorlananlar şimdi büyük işadamlarına muadil bir yaşam sürüyor. Bedelini de şeref olarak ödüyorlar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin