Şeytan’la söyleşi

YORUM | VEYSEL AYHAN

Bazen halimize melekler imrenir.
Bazen de halimizden Şeytan bile iğrenir.
Hz. Mevlana

Çok defa ispatlanmıştır ki,
bağlılık görüntüsü ve dindar davranışlarla,
Şeytan’ın üzerine bile bir kat şeker çekmek mümkün…
O kadar oldu mu?
Eh öyleyse Şeytan giysin siyahları; ben bir kürklü elbise yaptıracağım”
Hamlet, Shakespeare

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

– Kimsin?

– Hep arkamdan konuştuğun kişiyim.

– Hiç böyle çirkin bir mahluk görmedim. “Şaşısın. Çenenin altında 7-8 kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözlerin yukarıda. Kafan bedenin kadar. Dudakları manda dudağına benziyor. Yoksa cin misin?” (Şeceretü’l Kevn)

– Hayır, ben senin her bahaneyle Rabbine sığındığın meleğim. İmanın beni çirkin gösteriyor. Beni beğenenler o kadar çok ki!

– Meleğim diyorsun ama Şeytan’sın.

– Evet Şeytan’ım, hiç yalan söylemem.

– Tipik yalancı refleksi. Niye yanıma geldin, ne istiyorsun?

– Sebeb-i ziyaretim nefsimi meşru müdafaa. Arkamdan konuşuyorsunuz, boşuna beni suçlayıp duruyorsunuz,

– Sen de kendini temize çıkarırsan dünyada günahkar kalmaz.

– Nefsini savunmak niye günah olsun. Küçük günahlar zarar vermez.  

– Hemen telkinlere başladın!

YÜZÜME KARŞI “EUZU” ÇEKME

– Beni gözünüzde çok büyütüyorsunuz. Hepinizin aklı var. Kullanmıyorsanız bana ne?

– Sen yöntem öğretiyorsun, zulüm yollarını gösteriyorsun.

– Yanlış. Ben seçenek sunarım. Ötesine icraatım yok.

– Nasıl da kendini kenara çekiyorsun!

– Bana inanmıyorsan Kur’an’a bak!

– Bakayım.

– Oku, ama hiç olmazsa yüzüme karşı “euzu” çekme! Direkt başla lütfen. Besmeleye bir şey demem.

Euzu billahi mineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahîm…

….

Nereye gittin lanet Şeytan! Manda kadar Şeytan kayboldu gitti…

….

– Gördün mü yaptığını, sana “Euzu, deme” dedim. Bak bir parmak kaldım. Beni üzme, minik bir günah işle de eski halime döneyim.

– Ne yapayım?

– Gönlünden ne koparsa…

– Böyle küçük kalsan daha sevimli. Parmak Şeytan!

– Zaten ben aciz bir varlığım, beni rencide ediyorsunuz. Bak oku:

– “Şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa,76)

– Ya işte. Beni gözünüzde çok büyütmeyin. Biraz esnek olun, hayattan kopmayın, melekle melek, şeytanla şeytan olun! Al bunu da oku yine Kur’an’dan.

-“…Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni!” (İbrahim, 22)

– Sana Ahiret’te de güven olmaz!

– İflah olmaz bir önyargı! İnsanlar yoldan çıkmış. Bana ihtiyaçları yok. ‘Uyuyanlara niye ninni söyleyeyim?’ Kim ne halt etse suçu bana atıyor.

MAHPUSLARIN YANINA YAKLAŞAMIYORUM BİLE!

– Sen de elini çek artık bu ülkeden.

– Çektim zaten. Mahpusların, içeridekilerin yanına yaklaşamıyorum bile! Bi ara verip sussalar aralarına dalacağım ama ne mümkün! Arı kovanı gibi. Dışardakilerin ise zaten bana ihtiyacı yok.

– Doğru, seni fazla abartıyoruz. Yaptığın sadece fitne atmak.

– Fitne ve kibir iyidir. Hayat renklenir.

– Bugünlerde çok mutlu olmalısın. Ne istersen oluyor. Yeryüzüne hâkimsin. Yöneticiler senin emrinde. İnsanlar birbirini yiyor. Ortalık kan gölü. Masumların kanı akıyor. Açlık, sefalet hep senin yüzünden. Keyfin yerinde.

– Bu yanlış. Tamam ben Şeytan’ım ama insanlar beni geçti. “Âdem’den üstünüm” dedim ama sizden bu kadar maharet beklemiyordum. Benim mola verdiğim olur ama Âdemoğlu gece gündüz zulüm tasarlıyor. Önderlerinize secde edebilirim.

– Hayransın yani?

– Yaptıklarına değil çalışkanlıklarına hayranım. Âdemoğullarının çıldırmışçasına cehenneme koşmalarını hayret ediyorum. Âdem değil ama oğulları gerçekten benden üstünmüş.

– Gururun incinmiş gibi?

BEN ALLAH’A DEĞİL VERDİĞİ EMRE İSYAN ETTİM

– Yapılan işlerden utanıyorum. Bu zulümlerden Allah’a sığınırım.

– Sen Allah’a sığınır mısın?

– Tabii ki. Şeytan’ım ama Allah’ın Rahmetinden ümidimi kesmedim. Ben Allah’ın kendisine isyan etmedim, emrine itiraz ettim. Bunlar Allah’ın bizzat kendisine isyan ediyor. Masumlara, Allah dostlarına savaş açmak Allah’a savaş açmaktır.

– O zaman kurtulma şansın olabileceğini düşünüyorsun?

– Niye olmasın? Bak şu hadisi oku!

– Sen “hadis oku” derken bile korkuyorum

– Niye ki!

– Neden olacak, “Şeytan’la yemeğe oturanın uzun saplı bir kaşığı olmalı” derler. Ürküyorum. Sağdan gelirsin, soldan gelirsin…

– Dur, sana bir sır vereyim. Beni gördüğünüzde veya düşündüğünüzde değil, görmediğinizde ve aklınıza gelmediğimde korkun.

– Ne dediğini çok anlamadım ama hadisi okuyayım: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, kıyamet günü Allah’ın rahmeti geniş olacak ve İblis bu rahmetin ona da isabet edeceğini ümit edecektir.”

– Ya… işte böyle. Fakat sizden bazılarının böyle bir ümidi olmayacak. Hiç düşünemediğim günahlar icat ettiniz.

– Hangileri?

– En basitini söyleyeyim. Bir anneyi süt emen bebeğinden ayırmak. Bebek çılgınlar gibi ağlıyor. Anne gözyaşıyla hıçkırarak sabahı ediyor. Sütünü lavaboya sağıyor. Ben Şeytan olarak bu günahtan Allah’a sığınırım. Ötesini zaten aklım almıyor. Bebeklerin denizde boğulmasına sebep olmak, hastaları göz göre göre zindanlarda öldürmek…

– Yani senin vicdanın bile kabul etmiyor.

– Yalanım yok bu dediklerimde. Bir yandan cehenneme gönderdiklerimin sayısıyla gururlanıyorum ama teminat verebilirim bunların Cehennemdeki derecelerine inmem mümkün değil. Yapılanlardan gurur duymam. Tüm Şeytan’lığımla bunların amellerinden hicap ediyorum.

HELE O KÖR KADILAR, HELE O KÖR KADILAR…

– Senin bile Allah’ın Rahmet’inden ümidin oluyor ama bunların olmaz diyorsun?

– Bak, insanoğlu! Sana gerçeği söylüyorum! Günahın bile bir mantığı vardır. Nefsin hoşuna gider, kendini büyük görürsün, kibirlenirsin, tepeden bakarsın. Canın sıkılır içersin, acılarını unutursun. Bu amellerin kime ne zararı var?

– Sen propagandaya başladın!

– Dur dinle biraz! Tatlı bir isyan daima iyidir. Düşmanım dersin, intikam alırsın. Hepsi güzel. Kâbil gibi öldürürsün, rahatlarsın. Fakat bunların yaptıkları benim kitabımda yok. Bazı sevaplar vardır, melekler karşılığını takdir edemez. Allah, o amellerin karşılığını bizzat Kendisi verir. Bu cins amelin menfisi de olacak. Hele o kör kadılar, hele o kör kadılar…

– Yargıçları kastediyorsun?

– Evet, onlara hususi bir azabı olacağından kuşkum yok.

– Seni bile korkutmuş!

– Sen kıdemli cehennemlikleri bilir misin?

– Anlamadım, nasıl?

– Yani senin zannına göre Cehennemin en dibinde kimler var?

– İlk aklıma gelen Ebu Cehil.

– Evet doğru. Hadis de var. “Ebu Cehil bu ümmetin Firavunu” diye. Siz Ebu Cehil diyorsunuz ama adı Ebu’l Hakem. Seni temin ederim o, sizin firavunlardan daha merhametliydi. Kadınlara, çocuklara dokunmazdı. Ebu’l Hakem’e “Kadınlara niye dokunmuyorsun dediklerinde “Durun! ben, kendime kadınlara ve bebeklere ilişti dedirtmem” dedi. Şimdi sen söyle, bu mahlukatı Ebu’l Hakem’le aynı Cehenneme koyabilir misin?

– Koyamazsın, doğru.

ZULÜM KAPIDAN GİRİNCE İMAN PENCEREDEN ÇIKAR

– Siz bilmezsiniz, Kureyş boykot yıllarında yılın dört ayı boykotu kaldırırdı. Muhasara biterdi. Herkes hiç olmazsa bir süre nefes alırdı. Sonra bak, Muhammed, Medine’ye gittiğinde eşi Ayşe geride kaldı. Kimde dokunmadı. Kızı Fatıma da Medine’ye gitmemişti. O da iki yıl daha Mekke’de bekledi. Senadid-i Kureyş’in aklına onlara dokunmak gelmedi. Ebû Bekir, Medine’ye gittiğinde karısı Ümmü Rûmân geride kalmıştı. Ona dokunmak kimsenin aklına gelmedi. Düşmanlığın bir usulü vardı. Herkes mübarezede rakibini hedef alırdı. Düşmanın yakınları ve akrabaları ile uğraşan olmazdı.

– Evet düşmanın yakınlarına saldırmak Müslümanlıkla bağdaşmaz?

– Müslümanlık mı? Gerçekten çok cahilsiniz. Bu amellerle Müslüman kalınabilir mi? İmanlı kalmak kâbil mi? Unutma zulüm kapıdan girince iman pencereden çıkar.

– Evet dediklerin makul.

– Bak bu mevzuda Firavun misali de var. Musa’nın Firavunu böyleydi. Ona çok kızgındı. Musa ne Mısır’dayken ne de Medyen’e kaçtığında onun kız kardeşine ve annesine dokunmadı. Peşine düştü ama ailesine ellemedi.

– Niye böyle şeyler anlatıyorsun?

– Şundan anlatıyorum. Bana haksızca buğzetmeyin artık! Vazgeçin. Kızacaksanız kaderinize kızın. İsyan edin, “dehrin ez azgınlarına nasıl denk geldik” deyin!’

– Biz kaderimize kızmayız. Allah’tan gelen her şey kabulümüz.

– Neyse iyice bunaldım. Ben gidiyorum. Ama lütfen “Euzu”yu benim adımdan önce okumayın.

– Ne zaman okuyalım?

– Şu insafsız zulümleri yapanların adından önce okuyun. Görüyorsun bana iş düşmüyor. Mahşerde “Allah’ım beni affet, ben bu insanlara uydum” diyeceğim.

– Senden beklenir. Cerbezenin mucidi sensin.

– Gidiyorum. Ne haliniz varsa görün.

– Bizden uzak ol.

– Beni de fazla dert etmeyin, tatildeyim.

– Şeytan tatil yapmaz, beni kandırma!

– Doğru diyorsun ben tatil yapmam. “İnsanların kan damarlarında gezerim. Ruhlarına siner, etlerine karışırım. Ama onlar benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaratan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah’a yemin ederim ki, onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve âlimlerini, ümmîlerini ve okumuşlarını… Fâcirlerini ve âbidlerini… Hasılı, bunların hiç biri elimden kurtulamaz. Fakat… Allah’ın (c.c.) hâlis kullarını… Evet, bunları azdıramam.” (Şeceretü’l Kevn)

– Seni de hiç ikna edemiyorum. Çok basiretlisin.

– Tabii ki beni kandıramazsın. Senin oyunlarına asla gelmem… Eeee ben bu sözü deyince sen niye tekrar irileştin? Parmak Şeytan, yine manda Şeytan’a döndü!

Geldikten sonra parmak kadar küçülen Şeytan geldiğinden daha gürbüz bir şekilde pis kahkahalar atarak uzaklaşıyordu. Sesi uzaktan hala duyuluyordu:

– Her akşam böyle tıka basa yiyerek yat! Güneşi görmeden kalkma ki sana bazen misafir olayım.

3 YORUMLAR

  1. Haklı olduğumuz, kazandığımızı zannettiğimiz anlarda bile kaybedebiliriz yani, hafizanAllah
    Euzu billahi mineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahîm

  2. Arandizör vicdanlar ve önyargısız gerçeyin ışığı ile sorunlar bitecek insallah.

    Şeytana güzel bir dünya hayatı resim yaptırsan ,o resmin negatifini çizer,eskilerin tabiriyle siyah beyaz fotagraların olduğu dönemde dendiği gibi arabını ,yani negatifini yapar. O karaya -beyaz, iyiye -kötü,güzele-çirkin ,aydınlığa -karanlık,temize-kirli,faydalıya- zararlı ,olumluya ise olumsuz der ,çünkü onun içini tamamen doldurmuş olan haset ,çekememezlik,kin,nefre ve düşmanlık onun normal kişilik ve karekteri olmuştur. Şimdi bir İNSİ ŞEYTAN(şErdogan) ve İnsi şeytanlaşmış avaneleri( Bahçeli,Perinçek,Ergenekoncular ve bazı Akp, Mhp,Chp, iyi Parti,Hdp,Bbp,Fp,Vatan Partisi yönetici ve bazı taraftarları , bazı cemaatlerin bazı müntesipleri , ülkemizdeki olayları korku,menfaat ve haset duygusuyla resmediyorlar, ortaya bir nekatif resim koyuyorlar iktidarın etkisi ve propagandası ile. Ama bir gün gelecek Allah in izni ile devir deyişecek o zaman vicdanlarını (ölmemiş ise hala) bir agrandizör gibi kulanacaklar ; bir de dogru , gercek ,önyargılardan arınmış,tarafsız bilgi ve belgelerin olusturdugu hakikat ışığı vicdan aradizörüne yansıyınca ,arab resim zıddına yani nekatıfin pozitif resme dönuşmesi ile gercek resim mahseri vicdana yansıyacak, o hakikat ışığı ile pozitif karaların aslinda en ak olduğu delilleriyle karşılarına kondugu zaman ,nasılda aldatıldıklarını anlayıp ve ögrenmiş olacaklar. Bu şer sebekesinin göslerdigi esas fotografın “arab” yani negatifi alduğunu, onunla önce ki propaganda ile gösterdikleri kara yerler ne kadar koyu siyahsa ve kirli ise aslında tam tersi o kadar beyaz ,ak ve temiz olduğu ortaya çikacak , o karadelik diye gosterdiklernin aslında ışıl ışıl bir güneş olduğu ,aksine kendilerinin ne kadar ak olmadikları ve kara ,çirkin ,kötü ,gunahkar ve suçlu oldukları ortaya çıkacaktır. “Fetö ” diye bir şeyin olmadığını ama kendilerinin milletin kannı emen ETÖ ‘nün( Erdogan Teror Örgütü, Ergenekon Teror Örgütü) ta kendisi oldukları gün gibi ortaya çıkacaktır insallah. Şupeiz olmasın Güneş dogacak aydınlık gelecek karanlı boğacak.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin